Helal Siyaset

Aydın BENLİ

05-10-2026 17:29

HELAL SİYASET!

Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri ve Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Altınöz, son dönemde yaptığı açıklamalarla “Helal Siyaset” kavramını siyasi tartışmaların gündemine taşıdı.

Bana göre bu kavram, sadece bir siyasi slogan değildir. Aksine, Türkiye siyasetinin uzun zamandır ihtiyaç duyduğu ahlak, adalet, dürüstlük ve emanet bilincinin yeniden hatırlatılmasıdır.

Helal siyaset; devlet yönetiminin, iktidarın ve siyasi eylemlerin yalnızca kanunlara değil, aynı zamanda ahlaki ölçülere, adalete, kul hakkına ve helal-haram hassasiyetine göre yürütülmesi gerektiğini ifade eder.

Çünkü her yasal olan, helal değildir.

Merhum Alev Alatlı'nın çok önemli bir sözü vardır:

“Her yasal hak, helal değildir.”

İşte meselenin özü budur. Bir insan mahkemede hukuken haklı çıkabilir. Fakat aldığı hak, başkasının hakkını çiğniyorsa vicdanen ve ahlaken sorgulanmalıdır. Çünkü hukuk ile ahlak aynı şey değildir. Asıl olan hakkın eda edilmesidir. Asıl olan helalleşmektir.

 

SİYASETTE HELAL OY MESELESİ

Sayın Mehmet Altınöz'ün bir televizyon programında dile getirdiği siyasi etik tartışması da bu noktada son derece önemlidir.

Bana göre bir siyasi partiye vatandaşlar “helal oylarıyla” destek veriyor. O parti bir belediye başkanı, belediye meclis üyesi veya milletvekili çıkarıyor. Peki o kişi, seçildiği siyasi kimliği bir kenara bırakıp çeşitli baskılar, kişisel çıkarlar, makam hesapları veya siyasi menfaatler nedeniyle başka bir partiye geçerse ne olacaktır?

Milletin verdiği oy ne olacaktır?

Teşkilatın gece-gündüz saha çalışmaları ne olacak?

Seçmenin iradesi ne olacaktır?

Siyasi ahlak nerede başlayacak, nerede bitecektir?

Sayın Altınöz'ün işaret ettiği gibi Türkiye'nin artık ciddi anlamda bir Siyasi Etik Kanunu'na ihtiyacı vardır.

Bir kişi bir partinin kurumsal kimliğiyle seçiliyorsa ve daha sonra partisinden ayrılarak başka bir siyasi partiye geçiyorsa, bunun siyasi ve hukuki sonuçlarının tartışılması gerekir.

Parti değişikliğinin seçilmiş görevle olan ilişkisi mutlaka yeniden düzenlenmelidir.

Çünkü milletvekili, belediye başkanı veya belediye meclis üyesi sadece kendisini temsil etmek için seçilmemiştir.

O makam, milletin emanetidir.

 

“BİZDEN GİDEN BELEDİYELERDEN HİÇBİR İSTEĞİMİZ OLMADI”

Sayın Mehmet Altınöz'ün bir başka açıklaması da dikkat çekicidir.

“Bizden giden belediyelerden hiçbir isteğimiz olmadı. Ne para istedik ne de liste verip şu kişileri işe sokun dedik. Dediysek çıksınlar, açıklasınlar.”

İşte siyaset tam da burada sınanır.

Siyasetçinin makamı, kişisel menfaat kapısı değil, millete hizmet kapısıdır. Eğer bir siyasi parti belediye başkanından para, makam, ihale veya kadro talep etmiyorsa ve bunu açıkça ortaya koyuyorsa, bunun kamuoyu tarafından da sorgulanması gerekir.

Çünkü siyasetin en büyük hastalıklarından biri çıkar ilişkileridir!

Siyaset, menfaatten arındırılmadıkça ahlaklı siyaset mümkün değildir.

Bu nedenle bugün Türkiye'nin sadece ekonomik bir programa değil, aynı zamanda ahlaki bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır.

 

DEVLET ŞİRKET DEĞİLDİR!

Devlet yönetmek, şirket yönetmeye benzemez. Bir şirketi yönetirsiniz; patrona, müşteriye, çalışanlara ve ortaklara karşı sorumluluğunuz vardır.

Ama devleti yönetirken sorumluluğunuz çok daha büyüktür.

Çünkü devletin kasasındaki para, milletin parasıdır.

O paranın içinde; emeklinin alın teri, işçinin vergisi, çiftçinin kazancı, esnafın ödediği vergi, gencin geleceği, annenin çocuğu için ayırdığı para vardır daha da önemlisi, tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır.

Devlet yönetiminde yapılan her yanlışın sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluğu vardır.

İşte helal siyaset tam olarak burada devreye girer.

 

FON KRİZİ EKONOMİK GÜVENE DARBE

Türkiye bir taraftan ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken diğer taraftan kamuoyuna yansıyan fon krizi iddiaları hepimizi düşündürmelidir.

Ben bunu sadece ekonomik bir mesele olarak görmüyorum.

Benim şahsi değerlendirmeme göre, eğer kamu kaynaklarının ve vatandaşın güveninin istismar edildiği iddiaları, bu durum ekonomik sistemin güvenilirliğine ağır bir darbe vurur.

Hatta siyasi açıdan bakıldığında, bunun Cumhurbaşkanına ve iktidarın ekonomik yönetimine karşı postmodern bir ekonomik darbe niteliği taşıdığı dahi düşünülebilir.

Çünkü devlet ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken, en yakın çevrelerde yaşanabilecek büyük ölçekli finansal suiistimaller yalnızca devlet hazinesine değil, toplumun devlete olan güvenine de zarar verir.

Bugün otoyolların, köprülerin ve kamu varlıklarının ekonomik kaynak oluşturmak amacıyla gündeme geldiği; bütçe imkanlarının zorlandığı yedek akçelerin tartışıldığı bir ortamda, kamuoyuna yansıyan büyük finansal skandalların ekonomik etkisi çok daha ağırdır.

 

DEVALÜASYON TEHLİKESİ

Benim şahsi kanaatim, mevcut ekonomik baskılar doğru politikalarla yönetilemezse önümüzdeki süreçte devalüasyon baskısının daha da artabileceği yönündedir.

Devalüasyon, sabit veya kontrollü kur rejimlerinde devlet ya da merkez bankası kararıyla ulusal para biriminin yabancı paralar karşısındaki değerinin resmî olarak düşürülmesidir.

Ancak mesele yalnızca döviz kuru değildir.

Döviz yükseldiğinde; üretim maliyetleri artar, ithalat pahalanır, akaryakıt ve enerji maliyetleri yükselir, gıda fiyatları baskılanır, vatandaşın alım gücü düşer.

Yani faturayı yine millet öder.

Peki çözüm nedir?

ÇÖZÜM; DENK BÜTÇE VE HAVUZ SİSTEMİ

Bana göre Türkiye'nin temel ekonomik çıkış yollarından biri denk bütçe anlayışıdır. Devlet gelirleri ile devlet giderleri arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalıdır.

Kaynaklar belirli kesimlerin zenginleşmesine değil, milletin refahına hizmet etmelidir.

Havuz sistemi anlayışıyla kamu kaynakları daha şeffaf ve merkezi bir disiplin içinde yönetilmeli; halkın ürettiği değer yine halka maaş, sosyal destek, yatırım, eğitim, sağlık ve refah olarak dönmelidir.

Devletin asli görevi, belli çevreleri zenginleştirmek değil, milletin refahını artırmaktır.

28 ŞUBAT'IN EKONOMİK DERSİ

Burada merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'yı da hatırlamak gerekir. 28 Şubat süreci yalnızca siyasi bir müdahale olarak değerlendirilmemelidir. Türkiye ekonomisi açısından da son derece ağır sonuçlar doğurmuştur.

Çeşitli resmi ve akademik çalışmalarda 28 Şubat sürecinin Türkiye ekonomisine maliyetine ilişkin 250 milyar dolar ile 390 milyar dolar arasında değişen hesaplamalar yapılmıştır.

Yüksek faiz, ekonomik istikrarsızlık, kamu bankalarındaki sorunlar ve siyasi belirsizlikler Türkiye'yi 2001 ekonomik krizine taşıyan şartları ağırlaştırmıştır.

Erbakan Hoca'nın savunduğu denk bütçe, kaynakların etkin kullanılması, üretim ve adil paylaşım anlayışı bugün yeniden tartışılmalıdır.

Çünkü ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık da tam anlamıyla mümkün değildir.

 

HELAL SİYASET BİR İHTİYAÇTIR

Bugün Türkiye'nin sadece yeni ekonomik programlara değil, yeni bir siyasi ahlak anlayışına ihtiyacı vardır.

Siyaset; makam için değil millet için, servet için değil hizmet için, kişisel çıkar için değil kamu yararı için, güç için değil adalet için yapılmalıdır.

Helal siyaset, işte bu anlayışın adıdır.

Yeniden Refah Partisi'nin “önce ahlak ve maneviyat” anlayışıyla birlikte düşündüğümüzde, “Helal Siyaset” kavramının Türk siyasi hayatında önemli bir tartışma başlatabileceğine inanıyorum.

Çünkü millet artık sadece “Kim yönetecek?” diye sormamalıdır.

Şunu da sormalıdır: Nasıl yönetecek? Kimin hakkını koruyacak?

Milletin emanetine nasıl sahip çıkacak?

En önemlisi: Yaptığı siyasetin hesabını sadece millete değil, Allah'a karşı da vereceğini hatırlayacak mı? İşte helal siyaset tam da budur.

Siyasetin içine yeniden ahlakı, adaleti, kul hakkını ve emaneti koymaktır.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, sadece güçlü siyasetçi değildir.

Ahlaklı siyasetçidir.

Sadece güçlü devlet değildir.

Adil devlettir.

Sadece büyüyen ekonomi değildir.

Milletin refahını artıran ekonomidir.

Sadece yasal olan değildir.

Helal olanın peşinden giden bir siyaset anlayışıdır.

Bence Sayın Mehmet Altınöz'ün Türk siyaset gündemine taşıdığı “HELAL SİYASET” kavramını tam da bu nedenle önemlidir.

Çünkü artık Türkiye’de siyasetin yeniden şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:

“Yaptığımız şey yasal mı?”dan önce, “Yaptığımız şey HELAL mi?”

Allah’a ısmarladık…

 

Aydın Benli

Siyaset Bilimci-Yazar

DİĞER YAZILARI Hükümet samimiyse anayasanın şu iki maddesini değiştirsin! 01-01-1970 03:00 Siyasette renklendirme: görünmeyen ağlar, ihanet şebekesi ve çözülmeyi bekleyen sorular! 01-01-1970 03:00 Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye 01-01-1970 03:00 ANTİMADDE 01-01-1970 03:00 Çok Gerginiz Çok! 01-01-1970 03:00 Analık Sadece Doğurmak Değil 01-01-1970 03:00 Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehdidi Ve Büyüyen Risk 01-01-1970 03:00 İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır! 01-01-1970 03:00 İçi Boşaltılmaya Çalışılan İslam 01-01-1970 03:00 Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk 01-01-1970 03:00 6284 Sayılı Kanun: Koruma Mı, Yeni Bir Zulüm Biçimi Mi? 01-01-1970 03:00 MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR? 01-01-1970 03:00 Namazla Alay Eden Akımlar, Kaybolan Nesiller 01-01-1970 03:00 Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart! 01-01-1970 03:00 Edebiyata Değer Katanlar Avukat Fatma Saçak Akbulut 01-01-1970 03:00 Sen Kimsin? 01-01-1970 03:00 İslamofobi! Yüce din üzerinde yürütülen kara propaganda 01-01-1970 03:00 Haymana Şerefligökgözü Yığma Tepe 01-01-1970 03:00 Ulusal Güvenlik Tehlikesi Ve Uluslararası Dijital Casusluk 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk İstihbaratının Küresel Yükselişi Ve Gücü 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Ahlak Yoksa İnsanlıkta Yoktur 01-01-1970 03:00 UFO İstilaları Başladı 01-01-1970 03:00 Motorlu Kuryeler Kırmızı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Okumak Cehaletin Katilidir 01-01-1970 03:00 Haymanalı Beş Atlı 01-01-1970 03:00 Teşhircileri fark ettiniz mi? 01-01-1970 03:00 Ankara ASKİ’de Azarlama Devri 01-01-1970 03:00 Anlam Veremediğimiz Anlamsızlıklar 01-01-1970 03:00 Kurtarıcı 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Öğrencilerin Mutlu Günü 01-01-1970 03:00 Estetik ve Tek Tip İnsan 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken O Soru! 01-01-1970 03:00 Mansur Yavaş’ı Başarıya Götüren Sır 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Nafiz Kotan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Su ve Gıda Savaşları 01-01-1970 03:00 Ölüyoruz ve Öleceğiz 01-01-1970 03:00 Ramazan Pişkin Hoca Öldürüldü 01-01-1970 03:00 Bu Sözlerim Sana 01-01-1970 03:00 Ben kitap okudum sen de oku! 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 ALGI! 01-01-1970 03:00 Hayat Işığı 01-01-1970 03:00 Cmg Chine Media Group Cctv, Srs Medya İle Türkiye’de 01-01-1970 03:00 Sarıkamış’tan Dünyaya Dr.Seyfettin Boğazlı 01-01-1970 03:00 Türkye’nin içinde olacağı savaşa hayır! 01-01-1970 03:00 Ötekileştirilen Erkekler 01-01-1970 03:00 Konya Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Skandal 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük 01-01-1970 03:00 İsrafın enleri! 01-01-1970 03:00 Kalbimin Sesi Romanı 01-01-1970 03:00 Fenomen öğretmenler kimin umurunda? 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlar 01-01-1970 03:00 ALGI 01-01-1970 03:00 Bir Kurtuluşun Hikâyesi, Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 En Çok İsraf Ettiklerimiz 01-01-1970 03:00 Kitap Önerisi 01-01-1970 03:00 Hemşerim 01-01-1970 03:00 Başkente Ego Otobüsünde Dehşet! 01-01-1970 03:00 Eyvah yine riya ! 01-01-1970 03:00 Enkazın altında canlar ile birlikte insanlık da kaldı! 01-01-1970 03:00 Okumak Lazım 01-01-1970 03:00 Biz bir yerde hata ettik ama nerede? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Bin Umut 01-01-1970 03:00 Haymana Karası 01-01-1970 03:00 Doğu Ekspresi 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Sokak Hayvanları Projesi 01-01-1970 03:00 Tuzlu Kahve 01-01-1970 03:00 Dünya Mitomanya 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Aşk Acısı Çekenler, Zeigarnik Etkisi Yaşıyor Olabilir 01-01-1970 03:00 Terör 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Büyük Tehlike Deizm 01-01-1970 03:00 Ankara, Haymana’da Kültür ve Sanat 01-01-1970 03:00 Ankara Mamak Misket Ortaokulunda Büyük Skandal! 01-01-1970 03:00 Seçime Yaklaşırken Ptt Kargoda Ulaşılmaz Oldu 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin Sınav Korkusu 01-01-1970 03:00 Ulaşılamazlık, Ulaşılamaz Belediyecilik 01-01-1970 03:00 Sonkale Haymana 01-01-1970 03:00 Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Makama Güç Verenler 01-01-1970 03:00 Narsistlerden Uzak Durun 01-01-1970 03:00 Ak partiye kurulmuş gizli tuzaklar! 01-01-1970 03:00 Memlekette gurbetçi olmak! 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Cahillik 01-01-1970 03:00 Erken Seçime Doğru 01-01-1970 03:00 Satiş Pazarlama 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçi 01-01-1970 03:00 En Çok Neyi İsraf Ediyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuk Gülerse Dünya Güler 01-01-1970 03:00 Nerede hata ettik! 01-01-1970 03:00 Şehrimizde Ramazan-I Şerif 01-01-1970 03:00 Hayvanları Görmezden Gelemeyiz 01-01-1970 03:00 Üslup çok önemli! 01-01-1970 03:00 Teşkilâtı Mahsusa Ve Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Çiftçimiz Yardım Bekliyor 01-01-1970 03:00 İslamofobi Ve İnsanlığa Saldırılar 01-01-1970 03:00 Büyük ankara depremeine az mı kaldı! 01-01-1970 03:00 Yarım simit! 01-01-1970 03:00 Terör belası! 01-01-1970 03:00 Belediyeler ne iş yapar! 01-01-1970 03:00 Pot kırmak, kıyak çekmek’’ 01-01-1970 03:00 Kibirli Kaymakam Ve Kimsesiz Öğretmen 01-01-1970 03:00 İyilik Bulaştıralım 01-01-1970 03:00 Ciğerlerimiz Yanıyor! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz Şahitleri 01-01-1970 03:00 Çiftçi Zor Günler Geçiriyor! 01-01-1970 03:00