Nokta ve Biz

Asiye Tanrıöver TÜRKAN

05-08-2024 12:23

Celalettin Rumi der ki;“Bir aynada seyrettim âlemin cümlesini. Aynam nokta sırrım nokta. Umduğum kadar büyük değilmiş, dünya nokta ben nokta. Öyle uzaklaşmışım ki menzilden sıla nokta gurbet nokta. Döndüm baktım aldığım yol nokta üstünde nokta. Gelen geçti giden gitti. Sağım nokta solum nokta. Menzil-i maksûda varmış erenler. Söyleyen yok susan nokta...”

Allah Resulü Hz. Muhammed (a.s.)’in ocağında büyümüş, 10 yaşında inanmış Hz. Ali de  “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı” diyerek benim kanaatime göre ilmin başlangıcının ve özünün nokta olduğunu, bu bilginin doğru kullanılmasıyla insanın hakikate ulaşacağını ifade etmiştir.

Nokta, hayata ve geleceğe dair hayallerimiz, ümidimiz, umudumuzdur. Durduğumuz yerimizin, bakışımızın, yaşadıklarımıza verdiğimiz anlamın somut alana düşüşüdür. Öncelikle kendimize ve sevdiklerimize saygımızın, geleceğimizin, hayallerimizin adıdır. Hayata yeniden başlayışımız, “bitirdim” dediğimiz bir anda yeniden tertemiz bir sayfa açışımızdır.

Yolunda gitmeyen, bizi dibe çeken, kaldıramadığımız birlikteliklerin Hakça haklı sebeplerini gördükten sonra sonlandırılıştır. Aldığımız hayat dersleriyle diğer ilişkilerimizde daha dikkatli olmaya hazırlıktır. “Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz” düsturuyla hayatı iyi okuyarak ikinci defa aynı hatayı yapmamamızdır.

Şer gibi gelen acı yaşanmışlıkların bize sunduğu ikramiyeyi fark edişimizdir. Aslında oynadığımız oyunda verdiğimiz kararla sınıfı geçmişizdir.

Nokta, hayatımızın içindeki domino parçalarının ilk taşına dokunuşumuz, arkasından gelecekleri hayretle, heyecanla seyredişimizdir. Bize çok yakın Kadir-i Mutlak olan Allah’ a hayranlığımızın artmasına, daha çok yakınlaşmamıza vesile olandır.

En acı nokta ise ölümdür. Hak hukuk dairesinde adaletle hareket edişimizin, hatalarımızdan dolayı af dileyişimizin, seçimimizi doğru yapışımızın mükafatı ya da acı akibetin habercisidir...

Aynı zamanda nokta, oyunun kurallarıdır. Oyun, kuralına göre oynanmalıdır. Aksi takdirde duygusal çöküşler yaşanır. Matematik kurallarında iki artı iki dörttür. Hayatın kurallarında ise bazen “bir” bazen de “bin” etmektedir.

Hesabın en çetini duygunun en derinden hissedilişine vesile olan, sevginin muhabbetle dante dante işlenerek yüreğe indirilen, hesapları kat be kat arttıran adına da  “aşk” denilendir. Biri bin ettiren, yemeden, içmeden kestiren, hayatın insan sunduğu güzelliklerine kör eden, köşelere çekilip kara kara düşündürendir. Hele de karşılığı görülmemiş bir “aşk” ise, düçar olanı yerle bir edendir.

Acep insanı bu kadar zorlayan, hesapları katlayan sevgiliye “yâr” denmesi, uçurumun yanından uçarcasına bir bakış yapılmasından, oralarda gezilmesinden midir?

Halbuki sonsuzluğa talip olan bizler “aşk” ile neyi aramaktayız? Nokta koyamadığımız ilişkilerimizde beklentimiz nedir?

Acaba acılarımız sonsuzluk, hep yaşama arzumuz ve sevdiklerimize sahip olma duygumuzun bize yaşattıklarına nokta koyamayışımız mıdır?

Oysa “aşk sonsuzluğa talip olmaktır” der aşkı güzel anlatan Rumi... Bütün arayışlarımız, sorgulamalarımız asla doyuramayacağımızı bildiğimiz arzularımızın, emellerimizin açığa çıkışı değil midir?

Şu bir gerçektir ki sevgi doğru adresde değilse, bataklıktan çıkmak için çırpınma gibidir. Öz değerin, öz saygının, öz güvenin yitirmesine sebeptir. Kara elması elmasla değiştiriştirtir.

Aşk, layık olan ile yaşanırsa yükseklere çıkarıp Hakka yaklaştırandır. Layık olmayanla yaşanırsa alçaklarda bırakıp cehennem azabını tattırandır. Beş duyu organının yanında hislerin önünde perde olandır. Sınırlarda dolandırandır. Sonunda layık olmayana köle ettirebilen, hatta Hakka giden yola, hayallare engel olandır.

Demem o ki, düşüncelerimizin, hayallerimizin, niyetlerimizin, içimizden geçirdiklerimizin ve yaptıklarımızın karşılığını görmekteyiz. Alemlerin tek sahibi Rabbim Allah, başımıza ne gelirse  gelsin kendi ellerimizle yaptıklarımızdan olduğunu, bir çok haksızlıklarımızı bağışladığını da belirtmiştir.

Sözün özü: hak şerleri hayreyler, sen sanma ki gayreyler. Arif anı seyreyler, görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler...

Ves-selam

DİĞER YAZILARI SADAKAT: RUHUN CENNETİ! 01-01-1970 03:00 Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş! 01-01-1970 03:00 SUS GÖNLÜM! 01-01-1970 03:00 Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu! 01-01-1970 03:00 Ruhsal Arınma Ve Kendimizi Keşfetme Yolculuğunda Ramazan’ın Etkisi 01-01-1970 03:00 Kutsal Topraklarda İçsel Gücün Keşfiyle Dengeye Gelmek 01-01-1970 03:00 Müslüman Kadın ve Minimalizm 01-01-1970 03:00 Nokta Aşk 01-01-1970 03:00 İffetini koruyup kendini adayan seçilir! 01-01-1970 03:00 Farkındalık ve Hayatın Güzellikleri Elimizdeki Nimetlerin Kıymeti 01-01-1970 03:00 Neyi Niçin İsteriz? 01-01-1970 03:00 Bayram ve zaman! 01-01-1970 03:00 Hayat algımız ve biz! 01-01-1970 03:00 KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 Gönüllerimize inşirah ver! 01-01-1970 03:00 Suyumuzu bozarsak duru bakışımız olmaz! 01-01-1970 03:00 Zulümden yorgun düşen bizler! 01-01-1970 03:00 Göz aydınlığı eşler ve evlatlar! 01-01-1970 03:00 Dualarımız Neden Kabul Olmuyor! 01-01-1970 03:00 Algılarımızla mı oynanıyor! 01-01-1970 03:00 Oyun başladı! Rolüne hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Sadece Saniyelerle 01-01-1970 03:00 Başarı; altın kafeste sunulan kadeh misalidir! 01-01-1970 03:00 BİR DAKİKA! 01-01-1970 03:00 Kıyamda Olmayan Kayyum Olamaz! 01-01-1970 03:00 Dayanın Uygurlu Kardeşlerim! 01-01-1970 03:00 The secret, sırra vakıf olmak! 01-01-1970 03:00 Kuyuya atılan taşlar! 01-01-1970 03:00 Amaç, araç ve semboller! 01-01-1970 03:00 Hak, gerçek nedir? 01-01-1970 03:00 UYANMAK! 01-01-1970 03:00 Amaç, araç ve semboller! 01-01-1970 03:00 Vicdanın Sesi Kesilmezse Aklın Sesi Duyulur! 01-01-1970 03:00 İlla edep! 01-01-1970 03:00 Canım Babama Atfen 01-01-1970 03:00 Bizi af edin gençler..! 01-01-1970 03:00 Sabreden Nezaketle Taçlanır 01-01-1970 03:00 Dinsiz Bir Toplumda Hayal Ön Plandadır! 01-01-1970 03:00 Yaslandığın yer kadar güçlüsün! 01-01-1970 03:00 Gönlüm Uçmak İstiyor! 01-01-1970 03:00 Dünyanın bize ihtiyacı var! 01-01-1970 03:00 Ruh iklimimizi canlı tutalım! 01-01-1970 03:00 Rahmet, Mağfiret, Kurtuluş... 01-01-1970 03:00 Geldi rahmet ayı! 01-01-1970 03:00 Hâlâ vakti gelmedi mi? 01-01-1970 03:00 Bilim ilerledikçe din biter mi! 01-01-1970 03:00 Mavi Dünya Gemisi Batıyor! 01-01-1970 03:00 Zaman Ahir Zaman! 01-01-1970 03:00 Varlığını kabul etmeyen farkındalık oluşturamaz! 01-01-1970 03:00 Hayaller ve Rüyalar 01-01-1970 03:00 Güncelleme kime göre ve nasıl yapılmalı! 01-01-1970 03:00 Durum, yorum, sonuç! 01-01-1970 03:00 Psikoterapi Eğitimleri Ve Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 Yerdeki gölgeler! 01-01-1970 03:00 Selam Yerdeki Gölgelere Takılmayanların Üzerine Olsun 01-01-1970 03:00 Zaman her derdin devasıdır! 01-01-1970 03:00 İkinci ilişkiye yelken açan birinciyi gözden çıkarmıştır! 01-01-1970 03:00 Müslümanların ilki olmak! 01-01-1970 03:00 İyilikle Kötülük Bir Olur Mu! 01-01-1970 03:00 Başka bir aile mümkün mü! 01-01-1970 03:00 Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az! 01-01-1970 03:00 Güncelleme kime göre ve nasıl yapılmalı! 01-01-1970 03:00 Çocuklarımıza ölümü nasıl anlatalım! 01-01-1970 03:00 Rakip Mi Ekip Mi Olalım! 01-01-1970 03:00 Müslümancılık oyunu mu oyunuyoruz! 01-01-1970 03:00 İnsana iman, gence haya, aileye mutluluk yakışır! 01-01-1970 03:00 Nokta! 01-01-1970 03:00 Hâlâ vakti gelmedi mi! 01-01-1970 03:00 İlim mi bilim mi! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı