Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!

Memiş OKUYUCU

26-06-2026 17:27

Hayatın içinde sıkça kullandığımız bazı ifadeler vardır: “Hayatın ritmini yakalamak”, “bir ritim tutturmak”, “ritmine uymak”, “işlerin ritmini kaçırmak”…

Bu sözler ilk bakışta günlük konuşmanın sıradan kalıpları gibi görünür. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın varlığı anlamlandırma biçiminin derin izlerini taşırlar. Çünkü ritim yalnızca musikinin değil, hayatın da temel unsurlarından biridir.

 

Kâinata dikkatle bakan herkes görür ki yaratılış baştan sona bir ahenk üzerine kurulmuştur. Gece ile gündüzün birbirini takip edişinde, mevsimlerin dönüşünde, yağmurun toprağa inişinde, kuşların göçünde, kalbin atışında ve nefesin alış verişinde hep bir ritim vardır. Kâinat düzensiz bir hareketler yığını değil, fevkalade karmaşık orkestrasyonu gerektiren büyük bir orkestradır.  İnsan ise bu ilahî senfoninin hem dinleyicisi hem de bir parçasıdır.

 

Ritim, sözlük penceresinden seslerin veya hareketlerin belirli aralıklarla tekrarlanmasıdır. Fakat onun hayat içindeki manası bundan çok daha geniştir. Ritim; ölçüdür, dengedir, tenasüptür, ahenktir. İnsan ruhunu etkileyen tarafı da buradadır. Çünkü insan, yaratılıştan gelen bu düzen hissine belli bir yatkınlıkla yaratılmıştır. Güzel bir ezgi dinlediğinde huzur bulmasının, dalga sesleri karşısında sakinleşmesinin, birlikte söylenen marşlardan etkilenmesinin sebebi budur.

 

Nitekim çocukların hep bir ağızdan söyledikleri tekerlemeler, oyunlarda tuttukları tempo, askerlerin aynı adımlarla yürüyüşü, çölde ilerleyen develerin ayaklarından çıkan ahenkli sesler ritmin insan üzerinde oluşturduğu tesirin farklı yansımalarıdır. Halk arasında “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” denilir. Bu atasözü yalnızca dayanışmayı değil, birlikte oluşan ritmi de anlatır. İnsan tek başına hareket ettiğinde bir ses çıkarır, birlikte hareket ettiğinde ise pek çok farklı yönleri olan ahenk meydana getirir.

 

Medeniyetler de ritim üretirler. Bütün büyük kültürler gibi büyük medeniyetimizde insan hayatını başıboş bırakmaz; ona bir ölçü, bir zamanlama ve bir düzen kazandırır. Osmanlı eğitim anlayışında bunun dikkat çekici örneklerinden biri mektebe başlama merasimleridir. Çocukların okula başlama yaşı gelişigüzel belirlenmezdi. Dört yıl, dört ay ve dört gün hesabı esas alınır, bu yaşa ulaşan çocuklar için “Amin Alayları” düzenlenirdi. Buradaki tercih yalnızca sembolik bir uygulama değildi. Arkasında tenasüp, ölçü ve ahenk fikri bulunuyordu. Eğitim, çocuğun hayatına bir ritim kazandıran ilk büyük adım olarak görülüyordu. Bu yolla da çocuğun hayatına ritmik bir anlam katılıyordu.

 

Bugün eğitim üzerine yapılan pek çok araştırma da ritmin öğrenme üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Ritim çalışmaları çocukların dikkat sürelerini artırmakta, hafızalarını güçlendirmekte ve öğrenme süreçlerini kolaylaştırmaktadır. Müzik ve ritim temelli etkinliklerin özellikle dil gelişimi, sosyal uyum ve duygusal denge üzerinde olumlu sonuçlar verdiği bilinmektedir.

 

Ancak ritmin eğitimdeki değeri yalnızca akademik başarıyla sınırlı değildir. Asıl önemli olan, ritmin insana kimlik kazandırmasıdır. Çünkü ritim aidiyet duygusu oluşturur. Oluşturduğu adiyetlerle de insan ve cemiyet arasında sağlam iletişim köprüleri meydana getirmektedir. Aynı türküyü söyleyenler, aynı marşı okuyanlar, aynı oyunu oynayanlar, aynı mizahı paylaşanlar  arasında görünmez bağlar kurulur. Ortak ritim, ortak hafızayı besler, ortak hafıza ise ortak kimliği inşa eder.

 

Eski bir Anadolu fıkrasında, köyün davulcusuna neden her gün aynı vakitte davul çaldığı sorulur. Davulcu gülümseyerek şöyle cevap verir: “Ben çalmazsam insanlar saatin kaç olduğunu değil, hayatın nerede olduğunu unutur!”                                                                                                                                                   Bu nükteli cevap, ritmin insan hayatındaki yerini anlatan, insanlar arasındaki anlayış ve dayanışmayı teşvik eden  hikmetler taşımaktadır. İnsan yalnız zamanı değil, hayatın anlamını da ritim sayesinde hisseder.

 

Modern çağın en büyük problemlerinden biri de ritim kaybıdır. İnsanlık sürati ritim zannetmeye başlamıştır. Oysa hız ile ritim aynı şey değildir. Hız yorabilir, ritim dinlendirir. Hız tüketebilir, ritim inşa eder. Hız insanı savurabilir, ritim ise ona istikamet verir. Günümüz insanının dikkat dağınıklığı, sabırsızlığı ve sürekli yetişme telaşı biraz da tabi hayatın tabii ritminden uzaklaşmasının sonucudur.

 

Eğitimin vazifesi yalnızca bilgi aktarmak değildir. Eğitim aynı zamanda insanın iç dünyasına bir ölçü kazandırma sanatıdır. Çalışmanın ritmini, düşünmenin ritmini, konuşmanın ritmini, dinlemenin ritmini ve hatta susmanın ritmini öğretebilmektir. Çünkü terbiyenin olmadığı yerde bilgi yük olabilir; ritmin olmadığı yerde ise hayat bir kakafoniye, gürültüye dönüşebilir.

 

Bugün okullarımızda, ailelerimizde ve sosyal hayatımızda yeniden ritim üzerine düşünmeye ihtiyacımız vardır. Ritmi düşünerek ritmik düşünmeleri geliştirmeye ihtiyaç vardır.  Çocuklara sadece ders değil, ahenk de öğretilmelidir. Çünkü ritimle yetişen insan kendisiyle barışık olur; kendisiyle barışık olan insan çevresiyle uyumlu ve verimli kişiliklere dönüşür. Uyum kuran insanlar ise güçlü cemiyetler ve köklü medeniyetler inşa ederler.

 

Neticede ritim, musikinin sınırlarını aşan büyük bir eğitim meselesidir. İnsan ruhunu besleyen, karakteri şekillendiren, aidiyeti güçlendiren ve hayatı dinamizminin yanında manevi cephesiyle de anlamlandıran görünmez bir öğretmendir. Belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken hakikat şudur: Hayatın ritmini kaybedenler yönlerini de kaybederler. Yahya Kemal’de öyle söyler; ‘’bir tel kopar ahenk ebediyeyn bozulur.’’ Çünkü ahenk bozulduğunda yalnız sesler değil, insanın iç dünyası da dağılır. Eğitim ise dağınıklığı düzene, gürültüyü musikiye dönüştürme sanatından başka bir şey değildir. Öyle ise ritimle eğitimi anlamlı bir bütün haline getirerek, hayatı anlamlı bir ritmik düzende yürütebilmeyi çocuklarımıza öğretelim.

DİĞER YAZILARI İyilikle İyileştirerek Eğitim 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken! 01-01-1970 03:00 Zübeyir Yetik’in Ardından… 01-01-1970 03:00 Türkçe Tartışmak Türkçeyi Tartışmak 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Eğitimde Üç Zarf ve Empatik Bir Müzakere 01-01-1970 03:00 Yeni Müfredat Taslağı Nasıl Bir Model Sunuyor? 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 Maarif Muhiti, Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Maarifin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Millî Eğitim Şûrası Üzerine 01-01-1970 03:00 Hârezmî Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Ankara’da Bir Eğitim ‘Ada’sı 01-01-1970 03:00 Bir Fikir Adamı Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Şehirli Dindarlık 01-01-1970 03:00 Doğunun Yedinci Adami: Mehmet S. Aydin 01-01-1970 03:00 Istiklal Marşi Ve Akif’in Öğretmenliği 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Bir Üniversiteye Rektör Olmak 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Tarihe İz : Muallim Mahir İz 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Kalpten Gelen Bir Söz 01-01-1970 03:00 Maarif Televizyonu 01-01-1970 03:00 Muallim 01-01-1970 03:00 Bir Maarif Adami Olarak Mustafa Öcal 01-01-1970 03:00 Boğazköprü’de Yanaşık Düzen Ya Da Bir Fasl-I Cenaze 01-01-1970 03:00 Tıp Dili Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Eğitimin Ele Alinacak Yani 01-01-1970 03:00 Dünyanin Sahili Selameti: Kalkınmış Türkiye 01-01-1970 03:00 Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun 01-01-1970 03:00 Üniversiteler Türkiye’ye Ne Zaman Yetişir? 01-01-1970 03:00 Vakar Abidemiz: Ayasofya Camii 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Temel Eğitim Meselesi: Meslekî Eğitim 01-01-1970 03:00 Geleceğin Meslekî Eğitimi: Büyük Türkiye 01-01-1970 03:00 Meslekî Eğitim Üniversitesi 01-01-1970 03:00 Mütehassis Olmayan ‘Eğitim Uzmani’ Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kıran Günlerinde Meşk Ve İçe Yolculuğumuz 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Sistem Ve ‘Yenilmişlerin’ Düzeni 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: Köy Enstitüleri – 2 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi Köy Enstitüleri 01-01-1970 03:00 Ederini Tüketen Düzen Ve Biz 01-01-1970 03:00 Akif’in Türkiyesi, Türkiye’nin Akif’i 01-01-1970 03:00 Yüzümüzü Ak Edecek Bir Söz 01-01-1970 03:00 Üreten Nesil Çağı Yönetir 01-01-1970 03:00 Kalbinin Dili Olmayan Şair: Akif 01-01-1970 03:00 Münevver Ya Da Çınlayan Nağme Olmak 01-01-1970 03:00 Tuba Ağaci, Bambu Ağaci 01-01-1970 03:00 Tarihin Inkilap Etmesi 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dünyasi 01-01-1970 03:00 Gelişler Ve Geri Gidişler 01-01-1970 03:00 Hak Temelli Bir Reforma Doğru 01-01-1970 03:00 Söylesem Tesiri Yok, Sussam… 01-01-1970 03:00 Maarif reformu neden şart? 01-01-1970 03:00 Yazmak Ve Yazarak Yaşamak 01-01-1970 03:00 İlim iktidarı, memleketin imarıdır! 01-01-1970 03:00 Maarifin ahlâkı var mı? 01-01-1970 03:00 Maarifin örfü yok Orff’u var! 01-01-1970 03:00 Eğitimde Dezavantajlı Gruplar Ve Maarifin Adaleti 01-01-1970 03:00 Dört çeker, ne kadar çeker! 01-01-1970 03:00 O şehre varmaz isek! 01-01-1970 03:00 Durduramayacaksınız! 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yurt dışı Öğrenci Perspektifi 01-01-1970 03:00 FETÖ’nün Eğitim Boyutu 01-01-1970 03:00 Maarifimize Çankırı Modeli 01-01-1970 03:00 Utangaç Sunumlu ‘Zoraki Ve İstendik’ İnsan 01-01-1970 03:00 Maarif nedir? 01-01-1970 03:00 Seçimin galibi: eğitim sistemidir! 01-01-1970 03:00 Eğitimi Terbiye Etmek 01-01-1970 03:00 Ecnebi memleketlere öğrenci gönderme meselemiz! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı