Konuşmanın temeli düşünmek düşünebilmek, düşüncelerini dile getirebilmekle başlar. Esası anlaşmak, akletmek ve fikretmektir. Nihayeti duygularımızı, düşüncelerimizi ana dilimiz yoluyla dile getirebilmek, ifadelendirebilmektir.
Ana dilimizin başlangıcı kelimeler, nihayeti duygular, insan, hayat ve neticede tüm evreleri ile bir ömürdür.
Bir medeniyetin gücünü anlatan asıl kuvvet mihrakı, ana dilinde saklıdır. Anadilinde eser veren şairlerin, yazarların eserleridir. Ana dili ile duygulardan söze dökülen şiirdir, edebiyattır, sanattır, türküdür, destandır, şarkıdır, bilimdir.
Atalarımızdan bize kalan, asırların ötesine ses ve seda olan, eser ve eserin sahibine hayat veren temel unsur ana dilimizdir.
Türkçe, bütün kültürel birikimimizin yer aldığı milli varlık alanımızdır. Türkçe milletimizin varlık sedasıdır. Türkçe milletimizin medeniyet sancağıdır.
Kamu eğitimciliği 19. Asırdan itibaren devlet ve toplum hayatında daha bariz bir şekilde yer almaya başladı.
Sanayi devrimi ve özellikle tanzimatla birlikte yeni bir kültürel iklim oluştu. Bu yeni kültürel iklimde ana dilimiz yeni metodoloji ve fikirler arasında ayrı kimlik ve zenginlikle varlığını sürdürmeye başladı.
Türkçe, kendi kelime ve kavramlarını tabi süreçleri içinde üreterek gelen bir dildir. Uzun asırlardan bu yana dilimiz kültür, anlam ve işaret dünyasını kendi tabi seyri içinde inşa ederek gelmiştir. Yapı taşları olan kelime ve kavram üretiminde onlarca asırdan beri çok geniş ve çok farklı coğrafyalardan, büyük medeniyet havzalarından beslenerek bugünlere ulaşmıştır. Bugünkü dil yapımız 19. asır başlarından itibaren üretilen yeni kelime ve kavramlar ile büyük ölçüde bugünkü kimliğini kazanmıştır.
Yeni açılan tıp okulları ile birlikte yeni bir tıp literatürü oluşturulmuş. Kültürün diğer alanlarında da dilimiz kendini; kelimeler, kavramlar ve değerler üzerinden inşa ederek 19. ve 20 asrı aşmış. Halk efkârında, ilimde, sanatta, kültürde kısaca hayatın her alanında bugünkü konuşmakta ve yazmakta olduğumuz dil meydan gelmiştir.
Yakın geçmişimizde günlük hayatımıza girmiş pek çok kelimenin kullanımdan kaldırılması ile dilimizin tabi gelişimine tesir edilmiş. Özellikle yaşanan dilde tasfiyecilikten sonra mana/anlam alanında bir daralma yaşanmaya başlanmıştır.
Bu durum, Tanzimat’tan itibaren ortaya çıkan üç ana damar Türk aydını arasında tartışma konusu olarak günümüze kadar gelmiştir.
1990’lı yıllardan sonra ise batı üzerinden artan teknoloji ve bilgi sağanağı bütün dünya kültürleri ve dilleri ile birlikte Türkçe’yi de tesiri altına almaya başladı.
Türkçe köklü bir medeniyet dilidir. Kelimeler Türkçe’nin işaret taşları olarak halkın kültürel ahengini senkronize etmiş. Dilimizin işaret okları da olan kelimeler, milletimize kültürel bir perspektif oluşturmuştur. Milletimiz kelimelerin anlam ve anlama arka planını irfanî köklerinden beslenerek asırlar boyu sürdürdüğü bir medeniyet yürüyüşü ile örmüş. Kavramlaştırma ile dayanışma ve anlaşma aynı kültürel kökler üzerine inşa edilmiştir. Düşünce ve kavramlaştırmanın hayatımızdaki yerini D. Mehmet Doğan’dan okuyalım:
''Düşünmek kavramlaştırmaktır. Kavramlaştırmak ise birbiriyle ilişkili birbiriyle yakın kelimelerle anlamlı bir çerçeve oluşturmakla mümkün olabilir. (…) Bu yüzden kelime zayiatı kavramlaştırmayı zorlaştırır. Kelime değiştirmek, bir kelimenin yerine yeni bir kelimeyi koymak, düşünmeyi kavramlaştırmayı kolaylaştırmaz, aksine, karmaşaya yol açar, düşünme zaafı doğurur. (...)
Dile müdahale, anlama müdahaledir. Her kelime bir veya birden çok anlama işaret eder. İşaret ortadan kaldırılırsa işaret edilen de ortadan kalkar. İşaret değiştirilirse, işaret edilen de değişir. Yeni işaret bizi her zaman işaret edilmek istenene götürmez./götürmeyebilir.'' (TYB Akademi- Sayı:13, D. Mehmet Doğan)
Kelime ve kavramlar deyip geçmeyelim. Bu konu oldukça etraflı incelemeleri gerektirmekte. Konuşmamızın, anlaşmamızın, kendimizi ve dünyamızı ifademizin yolu kelime ve kavramları yerli yerinde kullanmaktan geçer. Kederde, kaderde, kıvançta ve tasada birliğimizi kendi kelime ve kavramlarımızla sağlarız.
Duygudaşlıklarımızı ve duygularımızı kavramlarımız üzerinden mesajlarla kendi kültür dünyamıza ulaştırırız.
Kelime ve kavramlar bir milletin uzun tarihi içerisinde anlam/mana muhtevasını oluşturur. Halk muhayyilesinin ortaya çıkardığı, yaşanılan, savaş, göç, deprem, sel v.b. trajedilerle millet hafızasında yer eder. Kadim medeniyet değerleri ile mana alanı doldurulan kelimeler, milletin yegâne ortak yaşama hafızası haline gelir.
Hikâyemizin bütününü ömür sermayemiz teşkil eder. Ömrümüzün renk ve ahengini ana dilimizle kurarız. Duyularımız, idraklerimiz ve hissiyatımızla şekillenen hayatımızın oluş hali algılarımızla, bilgilerimizle ve de kelime ve kavramlarımızla şekillenir.
‘’Yargılarımızın temel birimini oluşturan kavramlar, benzer idraklerin salt sentezidirler/birleştirimidirler. Başka bir deyişle kavramlar barındırdıkları duyu ile duygu kalıntılarından arındırılmış idraklerin birleştiriminden elde edilirler. (…)Tecrübeye oranla tasavvur yükü daha az buna karşılık kavrama daha fazla yer veren yaşantılar yoluyla hayatın farklı kesimlerini zihnimizde bütünlüğe kavuşturabiliyoruz. Yaşantıların hep birden bizde bıraktığı kendimize, yakın ve uzak çevremize, kısaca hayata dair tasavvur bütünlüğüne ömür diyoruz.'' (Çağdaş Küresel Medeniyet-Sf 101 - Ş. Teoman Duralı)
Burada pek yerinde ifade edilen tasavvur bütünlüğünü zihnimize ve benliğimize kelimelerle inşa ederiz. O nedenle kavramlar bizim düşünce çehremizi ve düşünebilme çerçevemizi belirler. Kendi kavramlarımızla düşünür, hakikatlerimizi kendi kavramlarımızla ararız. Kendi tahayyüllerimizi kendi kavram ve değerlerimizle kurar ve ifadelendirebiliriz. Kendi hakikatlerimize ancak kendi zihniyet dünyamızın ürettiği kavramlarla, kelimelerle ve değerlerle ulaşabiliriz. Vakti kuşanıp, zamanı ve anı kendi değer yüklü kavramlarımızla yaşarız. Dünyayı ve onun içinde bize hitap eden her varlığı kelimelerimizle tanırız. Varlığın hakikatine kendi kelimelerimizle ulaşırız. Türkiye’de kültür ve medeniyet alanına dair mühim çalışmaların sahibi bir bilim adamı Yılmaz Özakpınar ''Kavramlar, hakikatleri anlama aygıtlarımızdır.'' diyerek çok somut bir gerçekliğe işaret eder.
Her kelime ve her kavramın bir zihniyet dünyası vardır. Her kavram, o medeniyetin marka taşlarıdır. Arka planında bir akıl, bir bilgi, bir zihnî yapı, bir teoloji hatta bir kimlik vardır. Her kavram insanın ruhunda yaptığı çağrışım ve hissiyatla bir değerler dünyası, bir yaşanılası/yaşanacak ülkü ve idealler dünyası, bir şuur inşa eder.
Her medeniyet kendi kelime ve kavramlarını kendisi üretir. Bunu yaparken zaman zaman başka dillerden aldığı kelime ve kavramları kendi dil ailesinin bir unsuru haline getirir. Böylelikle her medeniyet kendi değerleri üzerinden ürettiği kelime ve kavramlarla kendi medeniyet dairesini kurar. Varlığına dair mesajlarını kendi kelimeleri ile verir. Hakikatlerini kendi irfan ve medeniyet penceresinden süzülerek gelen kelimelerle ifade eder.
Maarifimizin dört temel görevinden birincisi anadilini talim ve terbiye olduğu bilinir. Kelimeler, kavramlar ve değerler ise anadilimizin en önemli yapı taşlarını oluştururlar. Düşünce ve kültür dünyamız, millet olma vasfımız da kavram ve kelimelerimiz üzerinden oluşturduğumuz değerlerimizle yaşama alanı kazanır.
Şimdi sizlere büyük gönül insanı Yunus Emre’nin dilinden seslenerek sözü tamamlayalım:
“Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz ’’
Sağlıcakla kalınız efendim.
Öztürk Samuk
Kâinatın mucizevi sırrı ‘Zamzam’
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Eyüphan KAYA
Pansuman Tedbirlerle Aile Muhafaza Edilemez
Recep YAZGAN
Samsun BİLSEM’de Sahipsiz Bırakılan Yetenekler
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)