Türkçenin Cenaze Töreni’ni bir devrin romanını okur gibi okudum.
Bir foto roman canlılığında. Dil ve devrim kelimelerini bir araya getiren bir takım isimlerin, millî hafızayı silip ‘mağlubiyet ideolojisine’ dayalı yeni bir hafıza oluşturma çabası, kitabı okurken adeta zihin dünyamda canlandı. Bir an durdum, kendimi dinledim. Sahnenin oyuncularının kıyasıya mücadelesine, zaman zaman da müsameresine ve icralarına farklı nazarlarla şahitlik ettiğimi hissettim.
Okuma bitince de, Üstad Necip Fazıl’ ın cenaze töreni tedaî/çağrışım yaptı bende. 25 Mayıs 1983’ de üstadın cenaze töreni askeri döneme tesadüf etmiş. İstanbul’da sıkıyönetim olduğu bir dönemde Üstad’ın cenazesi kaldırılmıştı. O zamanın görgü şahidi bir arkadaşım, Üstad’ın cenazesinin oldukça hadiseli ve ilginç taşınma sahnesini şöyle anlatmıştı bana:
‘Fatih Camii’nden Eyüp’teki kabre cenazeyi taşımaya başladık’ dedi arkadaşım. ‘Bir noktadan sonra baktık tabutun altına omuz veren tanımadığımız sivil simalar peydah oldu. Bu arada ittirmeler, hatta dirsek atmalar derken ne olduğunu anlayamadığımız bir hareketlilik oldu. Bir de ne görelim! Omuzlarımızdaki cenaze birden elimizden çıktı. Ne olduğunu tam anlayamadık!. Tanımadığımız simalar cenazeye ‘omuz gücü’ ile el koyup kendileri taşımaya başladılar. Ama hadisenin dışındakiler bu durumun pek farkına varamadılar.’ Diye çok farklı bir cenaze hikâyesi nakletmişti.
Anlaşılan devrin askeri idaresi, sevenlerinin Üstad’a son vazifelerini yapmalarını çok görmüş!. Belki de gösteri ve nümayişten çekinmiş!. Cenazeyi yanaşık düzenle görevlendirdiği sivil görünümlü unsurlarına taşıtmıştı!.
Türkçenin Cenaze Töreni’ni okumak işte bende böyle bir canlı cenaze hafızası uyandırdı.
Direk konuya girelim.
Bunu neden yaptılar?
Cevabı kitaptan:
‘’Türkiye’de cumhuriyetten sonra bir yönetim ideolojisi oluşturuldu. (…) Özeti mağlubiyeti galibiyet gibi kabullenmektir. Zaaflarımızı güçmüş gibi göstermektir. Türkçenin binlerce yıllık zenginliğini bir kenara bırakıp, sıfırdan bir dil türetmeye çalışmak da mağlubiyet ideolojisinin türkçe sürümüdür’’(210)
1932 yılı dil, ilim, medeniyet, tarih, kimlik, ülke ve yeni dönemin inşasının top yekün tartışıldığı bir dönemdir. Devlet millet hayatını doğrudan etkileyen modernleşme uygulamaları bir çok alanda son hızla sürdürülmektedir.
Yeni dönemde eğitim ve kültür hayatına dair pek çok değişiklikler yapılır. Ancak bir alan var ki orta yerde durmaktadır. O da, irfan, hikmet ve ilim yüklü eserleriyle, asırlara uzanan hikâye yüklü birikimi ile ve halk efkârında yaşayan hali ile ana dilimiz Türkçe.
Eserin girişindeki ifadesiyle öztürkçeciler batıya, ‘ağır mağlubiyet hissi duyanlara’ has bir mesaj vermek istemektedir: ‘Din ayrılığını kaldırdık/dilimiz menşede aynı! Sizin medeniyetinizi kabul etmekle kalmıyoruz, biz zaten temelde sizinle aynıydık, bir dönem, İslamiyet bu ayrılığı bozmaya çalıştı, artık aslımıza dönüyoruz.’
Bu karara varılmış sıra hükmü uygulamaya gelmişti. Yani sıra Türkçenin cenaze törenine gelmişti. Sahne, dekor hazırlanmış. Sıra uygulamacılara, bu cenazeyi kaldıracak isimlere gelmişti. İsim dediysek, dilci, edebiyatçı gibi alanın mütehassıs ve yetkin isimleri aklınıza gelmesin!.
Bu aşamada; muhasebeci, avukat, yüksek mühendis mektebi talebesi, süvari fırkası tümen kumandanı, tıp fakültesi talebesi, kadın hekimi, mütekait miralay, sanayi komisyoncusu, ormancı, tayyare mülazımı(havacı teğmen) (…) v.s.’ mesleklerden azalar (üyeler) bir araya getiriliyor.
İşin içine basın da dahil edilerek Dil Kurultayı için ülke çapında bir propoganda faaliyeti yapılır.
Kitapta anlatılan TDK’nın faaliyetlerini sevk ve yönlendirip 100 bin kelimelik dil sermayesini 7 bin kelimelere düşürme, dilimizin bütün kodlarını değiştirme görevini üstlenen, ‘Ne iş olursa yaparız, icabında her türlü kitabı yazarız, her dilden anlarız, yanaşık düzencilikte yektayız(s.120)’ modunda üç silahşör(!)vardır: ‘Ahmet Cevat Emre, İbrahim Necmi Dilmen ve Mehmet Ali Ağakay.’ İki Giritli, bir Selanikli ve bunlara ilave olarak bir Ermeni (Agop).
Geniş hazırlıklardan sonra Dil Kurultayı 1932 (26 eylül- 6 ekim)’ de toplanır.
Öztürkçecilik namı ile anılan dil de tasfiye operasyonu başlamıştır.
Kurultay’da Hüseyin Cahit gibi, ‘dil meselesi sun’i bir alet değil, tabi bir kurumdur(…) Lisanda tasfiye zorla olmaz’ (s.148) diyerek dili kendi tekâmülüne bırakmayı savunup, birden salonda tersine rüzgârlar estirerek, ‘küpleri deviren’ hatipler de yok değildir. Hatta yaptığı konuşmada, dilin tekâmülünün kendi seyrine bırakılmasını savunduğu için, kürsüden indirilen konuşmacı hatipler de mevcuttur.
Bu kurultayda başlarda ortalıkta görülmeyen bir başka konuşmacı da Türk Tarihi Edebiyatı Müderrisi(profesör) Fuat Köprülü’dür. O da yaptığı konuşmada:
manevî inkılaba gidiyoruz.’’
Diyerek safını gösteren bir konuşma yapmıştır. Daha önce harf inkılabına muhalefeti bilinen Köprülü, gece yarısı Dolmabahçe’ ye çağrılmış, ikna edilmiş ve ertesi gün bağlılıklarını arz etmiştir. Akabinde milletvekili yapılır Köprülü.
Bu kurultayda Maarif Vekilide bir konuşma yaparak ‘milletin halâ yüzde yetmişinin anlamadığı bir dille hitap ediyoruz.’ Diyerek halkın türkçeyi anlamadığından bahseder.
Oysa o tarihten sonra değiştirdikleri sadece tıp literatürünün tamamını bugün itibariyle değil halk, işin uzmanları bile anlayamayacak duruma gelmiştir. Kurultayda sunulan tebliğ ve yapılan konuşmaların çok büyük bir kısmı resmi tezleri destekler mahiyettedir.
Kurultay biter ve levazım alayı son sürat vazife alanına dağılır. Basın için 8 bin kelimelik bir öztükçe kılavuzu hazırlanır. Tüm yazışma ve yayınlarda bu kılavuzun dışına çıkılmaması talimatı verilir. Süratle öztürkçe harekatına girişilir.
Atatürk tarafından yayınlanan kurultay sonrası kutlama mesajı:
‘’Dil bayramından ötürü, Türk Dili Araştırma Kurumu genel özeğinden, ulusal kurumlarından bir çok kutun bitikler aldım, gösterilen güzel duygulardan kıvanç duydum. Ben de kamuyu kutlarım.’’ (26 Eylül 1934 )(s.200)
Örtürkçecilik namına işler öyle sarpa sarar, öylesine bir akıl almaz noktaya gelir ki Atatürk bir noktadan sonra bu işten vaz geçer.
Mustafa Kemal Paşa Falih Rıfkı’ya: ‘ Dili bir çıkmaza saplamışızdır. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır. Ama bende işi başkalarına bırakmam. Çıkmazdan biz kurtaracağız.’ Der ve harekete geçer. Aynı ekibe bu sefer bu işi düzeltmeleri talimatı verilir. Tornistan yapan mevcut ekip düzeltme talimatını alır ve bu seferde aksi yönde harekete geçer. Marş marş…
Kitapta bu bölüm, ‘’Atatürk’ün etrafında dilci geçinen bu şarlatanlara cenazeyi kaldırma vazifesi veriliyor. Onlarda bir zamanlar yabancı diye kıyıma uğratılan kelimelerin aslında öztürkçe olduklarını ispat için bin türlü taklalar atıyorlar, maskaralıklar yapıyorlar. ‘’ (202) şeklinde ifade edilmekte.
Bir batılı Goefferey Lewis Öztürkçecilik namına ülkemizde yapılanları görür ve ‘trajedi’ olarak adlandırır. Ve bütün bu yapılanları şöyle açıklar: ‘’Dil devrimi trajik bir başarıdır.Yani öldürücü bir başarıdır. Eğer tam başarılsa idi, türkçe tamamen bitecekti.’’ (213)
Döneme ait dil alanındaki akış kronolojisini açıklaması ve kullanılan dil farkının görülmesi açısından Atatürk’ün 1937 yılı tebriğini alıyoruz:
‘’Dil bayramı münasebetiyle Türk Dil Kurumunun hakkımdaki duygularını bildiren telgraflarından çok mütehassis oldum. Teşekkür eder, muvaffakiyetlerinizin temadisini dilerim.’’(S.’200)
Kitapta dil meselesini dert ve dava edinenlerden bir isim olan Yusuf Kaplan’ ın da görüşlerine yer verilmiş. O görüşülerden kısa bir bölüm:
‘’Dil meselesi bu ülkenin geleceğiyle, güvenliğiyle ilgili bir hayat memat meselesidir.Türkiye’de tabansız, dayanaksız, devşirme bir medeniyet değiştirme projesi devreye konuldu ve Türkiye’nin hedefinin Batılılaşma olduğu söylenegeldi. Dilimizi katleden, sekülerleştiren, içini boşaltan ve ruhsuzlaştıran şey, işte bu devşirme projedir.’’(Y.Kaplan 227)
Kendisine sorulan ‘’bir tane olsun fransızca kelime uydurmayı denediniz mi?’’ sorusuna büyük bir infialle ‘’Bu imkânsız, fransızca da her kelimenin bir tarihi vardır.’’ (s.223) Cevabı veren fransızca profesörünün taşıdığı hissiyatta birden çok kimlik hemen göze çarpmakta. Rauf Tamer’in kulakları çınlasın bu kafa tamda işte ‘o kafa’.
Kitabın girişinde ‘sade Türkçe’yi edebiyatın merkezine yerleştiren’ yazarlarımız sayesinde ‘devlet ve ilim dilini içine alacak şekilde’ ‘kendiliğinden bir Türkçe inkılabı sürüyordu. Ancak buna izin verilmedi.’ Şeklinde genel bir durum özeti verilmektedir.
D. Mehmet Doğan verdiği eserlerle durmadan dinlenmeden yarım asırdır bir medeniyet dili olan Türkçe’nin davasını güdüyor. Son kitabı Türkçenin Cenaze Töreni’ de türkçe davasının son örneğini teşkil etmekte.
Türkçenin ve Türkiye’nin davasını ve derdini güdenlere ufuk açıcı, şuur inşa edici bir kitap. Kitap Yazar Yayınlarından çıkmış. 323 Sayfa. Türkçe hassasiyeti taşıyanlara özellikle tavsiye edilir.
Sağlıcakla kalın
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)