Türkçe Tartışmak Türkçeyi Tartışmak

Memiş OKUYUCU

02-09-2024 19:14

Eskiler Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar demişler. Yani hakikatin, doğrunun ışığı düşüncelerin çarpışmasından doğar. Bu fikir çarpışmasının olabilmesi belli seviyede olgunluk kesbeden fikir sahipleri arasında olur. Belli bir metotla olur. Herkes fikirlerini delilleriyle ortaya koyar. Doğru olan, hakikat olan delilleri ve tezleri daha güçlü olan fikir karşısındakini mat eder, yok eder. Bütün fikir tartışmalarının temeli iyi bir dil ve Türkçe hakimiyetine dayanır. Her bilim dalı kendi alan bilgisinin yanında asgari seviyede bir bilim alanında Türkçe olarak meramını ifade edecek derinlikte ve vukufiyette dil hakimiyetine sahip olmayı gerektirir.

Edebiyat, kültür  alanında yetiştirdiği eser veren sanatçılarının dil kudreti Türkçe’nin kudretini de belirler.  Son yüz senede Türkçe’nin başına gelenler birincisi bu kapasiteyi daralttı. İkincisi toplumun mutabakat noktalarını zaafa uğrattı. Burada başımıza gelenler sade bir anlatım kısırlığı ile sınırlı kalmadı.

Türkçe’nin yaşadığı sığlaştırma ve kısırlaştırma ameliyesinin temellerini nerede aramalıyız?

Lozan anlaşmasına giderken İngilizler ve diğer müttefikleri kendi aralarında bir toplantı yaparlar. Burada kendi aralarındaki toplantının gündemi ‘’Türklerle nasıl bir anlaşma yapacağız’’ sorusudur. İngiliz delegesi bu soruyu şöyle cevaplar: Bu Türkler son beş yüz senede Avrupa’yı bize zindan ettiler. Öyle bir anlaşma yapalım ki bu Türkler bir daha kendilerine gelip bizimle uğraşmasınlar’’ şeklinde olur. Bunun da dayandığı temel, din ve kültürdür. Dinin ve kültürün taşıyıcısı ise dildir. İngilizler tecrübeli(!)  bir sömürgecidirler. Bir cemiyetin dilini dil ayarlarını bozarlarsa bu durumun toplumda pek çok ilim, kültüre dayalı birleşme bütünleşme ayarlarını bozduğunu diğer pek çok sömürge ülkelerinde denemiş ve belli ölçüde başarıya ulaşmışlardır. Şimdi sıra Türkiye uygulamasına gelmiştir.

Sonuç da uygulamalar belli bir aşamaya geldikten sonra İngiliz elçinin başkentine çektiği telgrafta saklıdır. ‘’İslam Türkiye’de bir mesele olmaktan çıktı.’’

Demek ki İngilizleri korkutan şey Türkiye’nin İslam kimliğidir. Bununda izlerini sürdüğümüz zaman dille ilgili kararların arkasında İngilizler’in olduğu anlaşılır. Özellikle 1941 seneleri Türkçeyle alakalı  köklü kararlarının alındığı senelerdir. 1941 kararlarında o zaman Türkiye’de açılan British Konsey’in şube müdürü zamanın cumhurbaşkanına kadar çıkarak bazı kararlara tesir eder. Neticede kelime daralmasıyla beraber zihni ve fikri bölünme de toplumda var olan mutabakata dayalı dil ortamını zaafiyete uğratır. Tartışma, konuşma ortamını zayıflatır.

Neticede bugüne gelinir.

Türkçe’ye hayat veren bin yıllık nezaket, muhabbet yüklü kelimeler önce lügatlerden çıkarıldı. Sonra da eğitim ve müfredat yoluyla kültür ve yazı hayatımızdan Türkçe’nin sahih kelimeleri ayıklandı.

Geriye birkaç yüz  kelime ile konuşulan bir eğitim, kültür dili, akademinin kendini bilimini ifadeye kifayet etmeyen bir bilim dili  ve sosyal hayat kaldı. Özellikle tıp dili ve tıp literatürü ise içindeki Türkçe kelimelerin tamamına yakını ayıklanarak nerede ise tamamı latince, ingilizceden oluşan bir kavramlar dünyası haline getirildi.

Mukbil Özyörük’ün ”Pigme Dili” dediği, gençliğimizin konuştuğu bugünkü Türkçe’ye ancak ”argo yığını” denilebilir.

RÜZGÂR ektik, FIRTINA biçiyoruz!

Önlem almaz isek TUFAN hemen arkadan geliyor!.

Felaket tellallığı yaptığımız düşünülmesin.

O zavallı kızcağız, bir kelime imtihanı yapılsa muhtemelen dağarcığından başka kelime de çıkmayacaktır!.

Geriye kalan bugünkü kelime dünyasının ortak özelliği, nezaketten mahrum, incelik barındırmayan, ifade kudreti olabildiğince daraltılmış,  maneviyatı kaybolmuş, kaba ve nobran bir vasıf taşıması.

İsteyen çevresindeki lise öğrencilerinin vatsap guruplarında kullandığı kelimelere bir göz atsın.

Bu böyle gitmez, gidemez.

Bu dilin, bu eğitimin, böyle bir kaba kültür oluşturarak bizi arsız bir kuraklığa mahrum etmesine seyirci kalamayız!.

Yiğit düştüğü yerden kalkar, dil de bozulduğu yerden düzeltilir.

Dil kültürün taşıyıcısıdır.

Türkçe,  düşürüldüğü yerden Zengin Türkçe anlayışıyla ayağa kalkar. Eğitimin hemen her kademesinde, yok edilen, unutturulan, yok sayılan kelimelerimiz tane tane tekrar muhtelif yollarla yeni nesle kazandırılmalı.

Tefekkürümüzü, mutabakatımızı, huzur ve saadet içinde birlikte yaşama duygularımızı Türkçe’yle sağlarız. Dilimizi, İslam öncesi ve sonrası dönemiyle yetişen değerlerimizce ve halkımızın sahiplenmesiyle bugünlere getirdik.

Hep beraber dilimize sahip çıkıp, geliştireceğiz ve yaşatacağız

Sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILARI İyilikle İyileştirerek Eğitim 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken! 01-01-1970 03:00 Zübeyir Yetik’in Ardından… 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Eğitimde Üç Zarf ve Empatik Bir Müzakere 01-01-1970 03:00 Yeni Müfredat Taslağı Nasıl Bir Model Sunuyor? 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 Maarif Muhiti, Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Maarifin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Millî Eğitim Şûrası Üzerine 01-01-1970 03:00 Hârezmî Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Ankara’da Bir Eğitim ‘Ada’sı 01-01-1970 03:00 Bir Fikir Adamı Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Şehirli Dindarlık 01-01-1970 03:00 Doğunun Yedinci Adami: Mehmet S. Aydin 01-01-1970 03:00 Istiklal Marşi Ve Akif’in Öğretmenliği 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Bir Üniversiteye Rektör Olmak 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Tarihe İz : Muallim Mahir İz 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Kalpten Gelen Bir Söz 01-01-1970 03:00 Maarif Televizyonu 01-01-1970 03:00 Muallim 01-01-1970 03:00 Bir Maarif Adami Olarak Mustafa Öcal 01-01-1970 03:00 Boğazköprü’de Yanaşık Düzen Ya Da Bir Fasl-I Cenaze 01-01-1970 03:00 Tıp Dili Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Eğitimin Ele Alinacak Yani 01-01-1970 03:00 Dünyanin Sahili Selameti: Kalkınmış Türkiye 01-01-1970 03:00 Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun 01-01-1970 03:00 Üniversiteler Türkiye’ye Ne Zaman Yetişir? 01-01-1970 03:00 Vakar Abidemiz: Ayasofya Camii 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Temel Eğitim Meselesi: Meslekî Eğitim 01-01-1970 03:00 Geleceğin Meslekî Eğitimi: Büyük Türkiye 01-01-1970 03:00 Meslekî Eğitim Üniversitesi 01-01-1970 03:00 Mütehassis Olmayan ‘Eğitim Uzmani’ Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kıran Günlerinde Meşk Ve İçe Yolculuğumuz 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Sistem Ve ‘Yenilmişlerin’ Düzeni 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: Köy Enstitüleri – 2 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi Köy Enstitüleri 01-01-1970 03:00 Ederini Tüketen Düzen Ve Biz 01-01-1970 03:00 Akif’in Türkiyesi, Türkiye’nin Akif’i 01-01-1970 03:00 Yüzümüzü Ak Edecek Bir Söz 01-01-1970 03:00 Üreten Nesil Çağı Yönetir 01-01-1970 03:00 Kalbinin Dili Olmayan Şair: Akif 01-01-1970 03:00 Münevver Ya Da Çınlayan Nağme Olmak 01-01-1970 03:00 Tuba Ağaci, Bambu Ağaci 01-01-1970 03:00 Tarihin Inkilap Etmesi 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dünyasi 01-01-1970 03:00 Gelişler Ve Geri Gidişler 01-01-1970 03:00 Hak Temelli Bir Reforma Doğru 01-01-1970 03:00 Söylesem Tesiri Yok, Sussam… 01-01-1970 03:00 Maarif reformu neden şart? 01-01-1970 03:00 Yazmak Ve Yazarak Yaşamak 01-01-1970 03:00 İlim iktidarı, memleketin imarıdır! 01-01-1970 03:00 Maarifin ahlâkı var mı? 01-01-1970 03:00 Maarifin örfü yok Orff’u var! 01-01-1970 03:00 Eğitimde Dezavantajlı Gruplar Ve Maarifin Adaleti 01-01-1970 03:00 Dört çeker, ne kadar çeker! 01-01-1970 03:00 O şehre varmaz isek! 01-01-1970 03:00 Durduramayacaksınız! 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yurt dışı Öğrenci Perspektifi 01-01-1970 03:00 FETÖ’nün Eğitim Boyutu 01-01-1970 03:00 Maarifimize Çankırı Modeli 01-01-1970 03:00 Utangaç Sunumlu ‘Zoraki Ve İstendik’ İnsan 01-01-1970 03:00 Maarif nedir? 01-01-1970 03:00 Seçimin galibi: eğitim sistemidir! 01-01-1970 03:00 Eğitimi Terbiye Etmek 01-01-1970 03:00 Ecnebi memleketlere öğrenci gönderme meselemiz! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı