Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!

Memiş OKUYUCU

16-04-2026 19:06

İki yüz yılı aşkın bir süredir dünyaya yön veren ideolojik akımlar, farklı isimler altında aynı büyük tahribatı üretmişlerdir.

Kapitalizm, neoliberalizm, küreselcilik, sosyalizm, kominizm ve diğer bütün beşerî sistemler, insanı hakikatinden uzaklaştıran ortak bir zihniyet inşa etmiştir. Bu zihniyet, insanı yalnızca üreten, tüketen, haz peşinde koşan ve anlamdan mahrum bırakılmış bir ”varlığa” dönüştürmüştür. Bugün dünyanın içine sürüklendiği ruhî çöküşün, toplumsal şiddetin, aile dağılmasının ve gençlik buhranının arkasında işte bu zihniyet yatmaktadır.

 

Türkiye artık bu gidişatı dışarıdan seyreden bir ülke olamaz. Dünyada dalga dalga yayılan kültürel çürüme, okul şiddetleri, dijital bağımlılık, kimlik krizleri ve aile çözülmesi artık bizim kıyılarımıza da vurmaya başlamış, tesirleri ülkemizde de bütün ağır sonuçlarıyla görülür olmuştur. Bu konu içinde kültürümüz, kimliğimiz, tarihimiz olan bir millî güvenlik meselesidir. Bir ülke sınırlarını koruyabilir, ekonomisini ayakta tutabilir; fakat neslini kaybediyorsa geleceğini de kaybediyor demektir. Son Siverek ve Kahramanmaraş okul hadiselerini bu cepheden de okumalıyız.

 

Bugün çocuklarımız küresel tüketim düzeninin hedefindedir. Çokuluslu teknoloji şirketleri, dijital platformlar, reklam ağları ve küresel kültür endüstrisi çocuklarımızın zihnini, dikkatini ve kimliğini kuşatmaktadır. Ailelerin elinden kayıp giden çocukların şahsiyet inşasıdır. Çocuğun dünyasını artık yalnız anne baba değil, görünmez algoritmalar şekillendirmektedir. Bu durum karşısında devletin, toplumun ve eğitim kurumlarının sessiz kalma lüksü yoktur. Burada gençliğimizi ahtapot gibi saran madde ve uyuşturucu bağımlılıklarını da ayrı bir fasıl olarak anlamak,  gereği için çare ve önlemler düşünmek zorundayız. Çünkü sömürgeci insanlık düşmanı baronların çok kullandıkları alanlardan biri de bağımlılık yapan maddelerdir.

 

Buradan açık bir çağrı yapmak gerekir: Türkiye, eğitim politikasını yeniden kurmak zorundadır.

 

Özellikle dört ile on bir yaş arasındaki çocukluk dönemi, devlet politikası olarak ele alınmalı ve bu yaş grubunda dil, kimlik, ahlâk ve maneviyat merkezli yeni bir eğitim modeli zorunlu olarak hayata geçirilmelidir. Bu mesele herhangi bir pedagojik tercih değil, neslin geleceği bakımından zorunlu bir tarihî mükellefiyettir.

 

İlk adım, Türkçe eğitimidir. Çocuklarımıza yalnız konuşma becerisi değil, dil şuuru kazandırılmalıdır. Türkçe, bu milletin hafızasıdır. Tarihî kimliğimizle yoğrulmuş, kültür köklerimizden beslenen güçlü bir dil eğitimi verilmeden şahsiyet inşası mümkün değildir.

 

İkinci adım, kimlik ve benlik eğitimidir. Çocuk, kendisini bilmeden dünyayı anlayamaz. Kim olduğunu, hangi medeniyetin çocuğu olduğunu, hangi değerlere yaslandığını bilmeyen nesiller, küresel tüketim düzeninin hazır elemanları hâline gelmektedir.

 

Üçüncü ve en hayati adım ise maneviyat, ahlak ve değer eğitimidir. İnsan yalnızca ekonomik bir nesne değildir. İnsanın varlık gayesini, doğumu ve ölümü, hakkı ve sorumluluğu, iyiliği ve merhameti bilen bir bilinçle yetişmesi gerekir. Bu sebeple Millî Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere bütün devlet kurumları eşgüdüm içinde hareket etmeli, eğitim sistemi teknik bilgi veren bir mekanizma olmaktan çıkarılıp insan yetiştiren bir irfan yapısına dönüştürülmelidir.

 

Burada  din eğitimi, yalnızca bilgi nakli değil, varlıkla kurulan ilişkinin ahlâkî temelidir. İnsan doğumu da ölümü de bilmelidir. Nereden geldiğini, niçin yaşadığını, neye karşı mesul olduğunu öğrenmelidir. Benlik, ancak böyle bir hakikat zemininde sağlamlaşır. Kimlik, ancak böyle bir irfanla kök salar.

 

Bizim ihtiyacımız olan, sınavdan sınava koşan fakat kendi iç dünyasına yabancı nesiller değildir. İhtiyacımız olan, irfanla yoğrulmuş, vicdanı diri, diline sahip çıkan, tarihini bilen, yarınını kurabilecek bir gençliktir. Hazreti insan dediğimiz kemal ufku, işte tam burada anlam kazanır: insanı yalnızca aklıyla değil, kalbiyle, ahlâkıyla, ruhuyla bir bütün olarak yetiştirmek gerekiyor.

 

Burada siyaset kurumu dahil bütün toplumsal kesimlere açık bir sorumluluk düşmektedir. Bu mesele iktidar ile muhalefetin günlük polemiklerinin üstündedir. Neslin korunması partiler üstü bir devlet meselesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve aile kurumları ortak bir toplumsal seferberlik başlatmalıdır.

 

Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz tehdit yalnız ekonomik sömürü değil, insanın özüne yönelik bir kuşatmadır. Fıtratı bozan, aileyi kemiren, çocukları kimliksizleştiren her akım karşısında güçlü bir millî refleks gösterilmelidir.

 

Bu memleketin çocukları piyasanın müşterisi değil, milletin istikbâl emanetidir.

 

Eğer bugün bu çağrıyı duymazsak, yarın yalnız çocuklarımızı değil, medeniyet tasavvurumuzu da kaybetmiş olacağız. Türkiye artık seyirci değil, kurucu irade olmak zorundadır. Mesele bir eğitim reformu değil, bir nesil kurtarma meselesidir.

 

Bugün atılacak adımlar yarının Türkiye’sini belirleyecektir. Devlet, toplum ve aile el ele vermezse, sahillerimizi döven bu dalga yarın doğrudan evlerimizin içine kadar girecektir.

 

İlk adım, kesimler arası politika dışı bir kurul oluşturarak işe başlamak şeklinde olmalıdır.

 

Artık söz değil, irade zamanıdır. Artık temenni değil, topyekûn millî hamle zamanıdır. Çünkü bir millet, önce çocuklarını kaybettiğinde dağılır.

DİĞER YAZILARI İyilikle İyileştirerek Eğitim 01-01-1970 03:00 Zübeyir Yetik’in Ardından… 01-01-1970 03:00 Türkçe Tartışmak Türkçeyi Tartışmak 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Eğitimde Üç Zarf ve Empatik Bir Müzakere 01-01-1970 03:00 Yeni Müfredat Taslağı Nasıl Bir Model Sunuyor? 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 Maarif Muhiti, Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Maarifin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Millî Eğitim Şûrası Üzerine 01-01-1970 03:00 Hârezmî Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Ankara’da Bir Eğitim ‘Ada’sı 01-01-1970 03:00 Bir Fikir Adamı Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Şehirli Dindarlık 01-01-1970 03:00 Doğunun Yedinci Adami: Mehmet S. Aydin 01-01-1970 03:00 Istiklal Marşi Ve Akif’in Öğretmenliği 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Bir Üniversiteye Rektör Olmak 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Tarihe İz : Muallim Mahir İz 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Kalpten Gelen Bir Söz 01-01-1970 03:00 Maarif Televizyonu 01-01-1970 03:00 Muallim 01-01-1970 03:00 Bir Maarif Adami Olarak Mustafa Öcal 01-01-1970 03:00 Boğazköprü’de Yanaşık Düzen Ya Da Bir Fasl-I Cenaze 01-01-1970 03:00 Tıp Dili Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Eğitimin Ele Alinacak Yani 01-01-1970 03:00 Dünyanin Sahili Selameti: Kalkınmış Türkiye 01-01-1970 03:00 Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun 01-01-1970 03:00 Üniversiteler Türkiye’ye Ne Zaman Yetişir? 01-01-1970 03:00 Vakar Abidemiz: Ayasofya Camii 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Temel Eğitim Meselesi: Meslekî Eğitim 01-01-1970 03:00 Geleceğin Meslekî Eğitimi: Büyük Türkiye 01-01-1970 03:00 Meslekî Eğitim Üniversitesi 01-01-1970 03:00 Mütehassis Olmayan ‘Eğitim Uzmani’ Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kıran Günlerinde Meşk Ve İçe Yolculuğumuz 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Sistem Ve ‘Yenilmişlerin’ Düzeni 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: Köy Enstitüleri – 2 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi Köy Enstitüleri 01-01-1970 03:00 Ederini Tüketen Düzen Ve Biz 01-01-1970 03:00 Akif’in Türkiyesi, Türkiye’nin Akif’i 01-01-1970 03:00 Yüzümüzü Ak Edecek Bir Söz 01-01-1970 03:00 Üreten Nesil Çağı Yönetir 01-01-1970 03:00 Kalbinin Dili Olmayan Şair: Akif 01-01-1970 03:00 Münevver Ya Da Çınlayan Nağme Olmak 01-01-1970 03:00 Tuba Ağaci, Bambu Ağaci 01-01-1970 03:00 Tarihin Inkilap Etmesi 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dünyasi 01-01-1970 03:00 Gelişler Ve Geri Gidişler 01-01-1970 03:00 Hak Temelli Bir Reforma Doğru 01-01-1970 03:00 Söylesem Tesiri Yok, Sussam… 01-01-1970 03:00 Maarif reformu neden şart? 01-01-1970 03:00 Yazmak Ve Yazarak Yaşamak 01-01-1970 03:00 İlim iktidarı, memleketin imarıdır! 01-01-1970 03:00 Maarifin ahlâkı var mı? 01-01-1970 03:00 Maarifin örfü yok Orff’u var! 01-01-1970 03:00 Eğitimde Dezavantajlı Gruplar Ve Maarifin Adaleti 01-01-1970 03:00 Dört çeker, ne kadar çeker! 01-01-1970 03:00 O şehre varmaz isek! 01-01-1970 03:00 Durduramayacaksınız! 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yurt dışı Öğrenci Perspektifi 01-01-1970 03:00 FETÖ’nün Eğitim Boyutu 01-01-1970 03:00 Maarifimize Çankırı Modeli 01-01-1970 03:00 Utangaç Sunumlu ‘Zoraki Ve İstendik’ İnsan 01-01-1970 03:00 Maarif nedir? 01-01-1970 03:00 Seçimin galibi: eğitim sistemidir! 01-01-1970 03:00 Eğitimi Terbiye Etmek 01-01-1970 03:00 Ecnebi memleketlere öğrenci gönderme meselemiz! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı