Eğitimde Üç Zarf ve Empatik Bir Müzakere

Memiş OKUYUCU

24-06-2024 16:37

Bu başlığı insaf ölçülerine göre değerlendirme, muhasebe ve genel bir durum muhakemesi olarak da alabiliriz.

Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in aşağıdaki konuşması eğitimde durumun ciddiyetini ve ülkenin ne kadar ağır bir yük altına girdiğini açık şekilde ortaya koymaktadır:

‘’ Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 30’lu 40’lı rakamlardan şu an 13-14’lere düşmüş durumda. Sokakta gördüğünüz seksen kişiden bir tanesi  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından maaşı ödenen öğretmen statüsünde. Dünyanın  hiç bir tarafında bu kadar büyük bir öğretmen kitlesi kamu tarafından  fonlandırılmıyor.’’

Bu girizgahtan sonra eğitim dünyamıza göz atalım. 

Türkiye’de meselelerin meselesi insan yetiştirmek ve eğitim. Türkiye’nin en müzmin, devlet sistemini en çok hantallaştıran,  en içinden çıkılmaz gibi görünen meselesi de eğitim olmaktadır. Nerede ise bir buçuk milyona varan öğretmen kadrosunu nicelik olarak yönetmek bile artık bir büyük mesele halini almış durumda.

Nedir eğitimdeki temel meselemiz?

Eğitim bir serzeniş/şikayet/söylenme kapısı mı?

Türkiye’de eğitim sistemi bir düşkünler yurdu mu?

Yahut herkesin şikayet ettiği bir ağlama duvar mı?

Veya sahibi olmayan insanlarımızın hasbelkader içine düşüp kendini kurtaramadığı kimsesizler yurdu mu?

Son olarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yukarıdaki kelimelerin geçtiği sözlerle eğitimden şikâyetlenmeye başlayınca biz de sahibini arayan soruları sorduk!

”Üst üste sorular soru içinde”

Eğitimin de en temel üç meselesi:

1- Ehli vukuf/ ak sakal/bir bilen/üstad hocalardan müteşekkil çevre, Encümen i Daniş vb diyebileceğimiz eğitimin bir bilenler grubu, bir sahibi bulunmamakta. Ülkemizin geleceği için eğitim sistemini hangi yönde, hangi metot ve sistemlerle geliştirebilecek; hangi ekol, hangi görüş, hangi sistem faydalı, yararlı şeklinde oluşturulmuş bir mutabakat ve sistem de bulunmuyor. Var olan yüz kadar eğitim fakültesi bir kariyer ve yükselme alaına dönüşmüş durumda. Sayıları yüzü geçen İlahiyat Fakültelerimizin Din Eğitimi Bölümleri ise anlamlı bir sessizliğe bürünmüş durumdalar!

Eğitim meselesinde yaşayan eski milli eğitim bakanlarımızdan, Ali Naili Erdem, Vehbi Dinçerler, Hüseyin Çelik, Ömer Dinçer, Nabi Avcı ve İsmet Yılmaz ile muhtelif zamanlarda görüşmeler yaparak, tecrübe ve birikimlerini dinledik. En son Sayın Yusuf Tekin’le de görüşerek ‘’bu eski bakanlarımızla görüşmelerden çıkardığımız sonuç, ‘’hiç birisinin diğeri ile ortak yönünün olmaması’’ şeklindeki tespitimizi kendisine aktardık.

Görüştüğümüz bakanların eğitime dair görüş ve öncelik farklılıkları, Türkiye’de eğitim ve hal çareleri konusundaki bölünmüşlüğün özeti gibiydi.

2- Türkiye, eğitimde şu ana kadar bir milli model oluşturamadı. Eğitime hakim olan pozitivist, deist, yer yer ateist bakışın ötesine geçilemedi. Amerikan tarzı sınavcı karakteri kırılamadı. Muhakeme gittikçe gerilemekte. Türkçe alanı olabildiğince daralmakta. Ülkemizde bütün bu mekanizmaları harekete geçirecek yerli ve milli bir eğitim modeli tekamül ettirilemedi. Bunun da temelinde ‘’nasıl bir insan’’ sorusuna verilen cevaplar konusunda siyaseten, zihni ve fikri bölünmüşlüğün yatıyor olması gelmekte.

3- Eğitimde temel yapılandırmanın ülke ihtiyaçlarına cevap verememesi. Ülkemiz eğitim alanında yaptığı yatırımların geri dönüşünü sağlayamıyor. Türkiye eğitim ve üniversiteler alanında Avrupa’da en yüksek yatırımı yapan ülkelerden biri durumunda. Ancak bu yatırımlardan birim fayda sağlanamamakta. Milyonlarca üniversite mezunumuz var ama sanayiye çalışacak eleman, ara eleman, sanat erbabı bulamıyoruz. Göçmen çocuklar olmasa Türkiye’nin üretim kapasitesi kriz yaşayacak.

Avrupa’da % 5’ler civarında olan üniversite öğrencilerinin genel nüfusa oranı, bizde % 10’lar civarında seyretmekte. Nüfusumuz adeta diplomalar yolluyla vasıfısızlaştırılmakta.

Özeti: Türkiye eğitime yatırdıklarının karşılığını alamamakta.

Üç Zarf Meseleyi Çözer mi?

Bürokrasi de pek bilinen bir üç mektup hikâyesi vardır. Önceki sadrazam sonrakine görevi devrederken diğer bütün emanetlerle birlikte üç adette zarf devretmiş. Bunları zorda kaldıkça numaralı sıralı bir şekilde açarsın diye halefine teslim etmiş. Gel zaman git zaman işler kötüleşmeye,  yeni sadrazam hakkında sağda solda eleştiriler artmaya başlamış. Sadrazamın aklına birden zarflar gelmiş. İlkini açınca ’’Bolca vaatlerde bulun. Halka geniş vaatlerde bulunarak umutlarını yükselt’’ yazıyormuş. Denileni yapan sadrazam halka bir umutla bol bol vaat dağıtmaya başlamış. Bir süre susan halk kuru vaatlerle karnı doymayınca gene homurdanmaya başlamış. Hemen ikinci zarfı açan sadrazam orada ’’Senden öncekileri kötüle’’ uyarısını görmüş. Bunun üzerine sadrazam başlamış enkaz edebiyatına. Benden öncekiler ‘’şöyle kötü yapmışlar böyle enkaz bırakmışlar’’ diye propagandaya başlamış. Bunu  da dinleyen halk geçici bir müddet sükunet gösterse de gene homurdanmaya ve yeni sadrazamı tazyike başlamışlar. Bu durumda bir telaş ve aceleyle sadrazamın aklına üçüncü zarf gelmiş. Açmış ve içinde: ‘’Sende üç zarf hazırla’’ yazısını görünce ikbal günlerinin sonunun geldiğini anlayıp başlamış kendisi de üç zarf hazırlamağa.

Bugün için ülkemizin en temel meselesi ve meselelerin meselesi eğitim olmaktadır.

Eğitimin temelinde düşünce, düşüncenin temelinde ise dil ve gönül birliği yatmakta. 

Meseleyle önce gerçek anlamda yüzleşmeliyiz. Gerçekçi yüzleşme, sahih ve sağlam çözümler  getirecektir.

Türkiye, ellerinde yeni ‘’üç zarf’’ lar ile dolaşan, felaket tellallarına fırsat tanımamalı. İkbal peşinde koşan ihtiras konvoyunun sakinlerinin piyasayı kaplamasına müsaade edilmemelidir. 

Eğitim meselemiz siyaset üstü bir meseledir. Bu meseleye, taraftarlıklar yahut karşıtlıklar üzerinden bakılamaz. Ülkenin sağ duyusu, ilmiyesi ile bir araya gelip siyaset kurumunun önüne bilgi ve bilgeliği birlikte kapsayan bir çözüm sunmalı. Bu meselede iki kanat görüş arasında yakınlaştırıcı bir dil, üslup ve metotla meseleye çözüm aranmalı.

Türkiye, dünya lideri olabilmek yolunda eğitim meselesini çözüme kavuşturmalı. Bakanın sözünü ettiği 13-14 kişilik sınıf seviyelerine düşen öğretmen başı atamanın sebeplerini her vatandaş kendi iç dünyasında empatik bir müzakere ve muhakemeye tabi tutmalı. 

Selametle ve sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILARI Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak! 01-01-1970 03:00 İyilikle İyileştirerek Eğitim 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken! 01-01-1970 03:00 Zübeyir Yetik’in Ardından… 01-01-1970 03:00 Türkçe Tartışmak Türkçeyi Tartışmak 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında muallim mahir iz 01-01-1970 03:00 Yeni Müfredat Taslağı Nasıl Bir Model Sunuyor? 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 Maarif Muhiti, Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Maarifin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Millî Eğitim Şûrası Üzerine 01-01-1970 03:00 Hârezmî Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Ankara’da Bir Eğitim ‘Ada’sı 01-01-1970 03:00 Bir Fikir Adamı Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Şehirli Dindarlık 01-01-1970 03:00 Doğunun Yedinci Adami: Mehmet S. Aydin 01-01-1970 03:00 Istiklal Marşi Ve Akif’in Öğretmenliği 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Bir Üniversiteye Rektör Olmak 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Tarihe İz : Muallim Mahir İz 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Zaman Efendisi: Ali Fuad Başgil 01-01-1970 03:00 Kalpten Gelen Bir Söz 01-01-1970 03:00 Maarif Televizyonu 01-01-1970 03:00 Muallim 01-01-1970 03:00 Bir Maarif Adami Olarak Mustafa Öcal 01-01-1970 03:00 Boğazköprü’de Yanaşık Düzen Ya Da Bir Fasl-I Cenaze 01-01-1970 03:00 Tıp Dili Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Eğitimin Ele Alinacak Yani 01-01-1970 03:00 Dünyanin Sahili Selameti: Kalkınmış Türkiye 01-01-1970 03:00 Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun 01-01-1970 03:00 Üniversiteler Türkiye’ye Ne Zaman Yetişir? 01-01-1970 03:00 Vakar Abidemiz: Ayasofya Camii 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Temel Eğitim Meselesi: Meslekî Eğitim 01-01-1970 03:00 Geleceğin Meslekî Eğitimi: Büyük Türkiye 01-01-1970 03:00 Meslekî Eğitim Üniversitesi 01-01-1970 03:00 Mütehassis Olmayan ‘Eğitim Uzmani’ Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kıran Günlerinde Meşk Ve İçe Yolculuğumuz 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Sistem Ve ‘Yenilmişlerin’ Düzeni 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: Köy Enstitüleri – 2 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi Köy Enstitüleri 01-01-1970 03:00 Ederini Tüketen Düzen Ve Biz 01-01-1970 03:00 Akif’in Türkiyesi, Türkiye’nin Akif’i 01-01-1970 03:00 Yüzümüzü Ak Edecek Bir Söz 01-01-1970 03:00 Üreten Nesil Çağı Yönetir 01-01-1970 03:00 Kalbinin Dili Olmayan Şair: Akif 01-01-1970 03:00 Münevver Ya Da Çınlayan Nağme Olmak 01-01-1970 03:00 Tuba Ağaci, Bambu Ağaci 01-01-1970 03:00 Tarihin Inkilap Etmesi 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dünyasi 01-01-1970 03:00 Gelişler Ve Geri Gidişler 01-01-1970 03:00 Hak Temelli Bir Reforma Doğru 01-01-1970 03:00 Söylesem Tesiri Yok, Sussam… 01-01-1970 03:00 Maarif reformu neden şart? 01-01-1970 03:00 Yazmak Ve Yazarak Yaşamak 01-01-1970 03:00 İlim iktidarı, memleketin imarıdır! 01-01-1970 03:00 Maarifin ahlâkı var mı? 01-01-1970 03:00 Maarifin örfü yok Orff’u var! 01-01-1970 03:00 Eğitimde Dezavantajlı Gruplar Ve Maarifin Adaleti 01-01-1970 03:00 Dört çeker, ne kadar çeker! 01-01-1970 03:00 O şehre varmaz isek! 01-01-1970 03:00 Durduramayacaksınız! 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yurt dışı Öğrenci Perspektifi 01-01-1970 03:00 FETÖ’nün Eğitim Boyutu 01-01-1970 03:00 Maarifimize Çankırı Modeli 01-01-1970 03:00 Utangaç Sunumlu ‘Zoraki Ve İstendik’ İnsan 01-01-1970 03:00 Maarif nedir? 01-01-1970 03:00 Seçimin galibi: eğitim sistemidir! 01-01-1970 03:00 Eğitimi Terbiye Etmek 01-01-1970 03:00 Ecnebi memleketlere öğrenci gönderme meselemiz! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı