Ankara’dan Yükselen Kültür ve Medeniyet Çınarı
10 Ağustos 2026 akşamı saat 18.30’da, Yazarlar Akademisi Genel Merkezi’nin Sıhhiye’deki merkezinde, vefatının ikinci yılında D. Mehmet Doğan’ı anmak üzere anlamlı bir program düzenlendi.
İki yıl, bir insanın ardından geçen zaman için kısa; fakat bıraktığı izlerin derinliğini anlamak bakımından hayli uzun bir müddettir. D. Mehmet Doğan’ın ardından geçen bu iki yıl, onun yalnızca bir yazar, sözlükçü, fikir ve kültür adamı olmadığını; Ankara’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Türk dünyasına ve İslâm medeniyetinin geniş ufuklarına uzanan büyük bir kültür yürüyüşünün mütevazı fakat kararlı yolcularından biri olduğunu daha açık biçimde gösterdi.
Programda ilk olarak Necmettin Türinay söz aldı. Doğan’ın yazı hayatının başlangıcından itibaren geçirdiği fikrî merhaleleri, kaleminin beslendiği kaynakları ve onu yetiştiren kültür iklimini anlattı. Özellikle Kemal Tahir’den D. Mehmet Doğan’a uzanan tesir çizgisine dikkat çekmesi, Doğan’ın düşünce dünyasının tesadüflerle değil, Türkiye’nin meselelerine kafa yoran güçlü bir fikir damarının devamı olarak şekillendiğini ortaya koydu.
Ardından İbrahim Halil Çelik kürsüye geldi. D. Mehmet Doğan’la tanışma ve görüşme yıllarını, birlikte yaşadıkları hatıraları ve dostluklarının kendisinde bıraktığı izleri anlattı. Böylece büyük bir kültür adamının kitaplarda ve makalelerde görünen yüzünün yanında, dostluklarında, sohbetlerinde ve insanlarla kurduğu münasebetlerde yaşayan tarafı da ortaya çıktı.
Necmeddin Evci ise D. Mehmet Doğan’ın sözlükçülük cephesine, Türkçeye hizmetlerine ve yıllara yayılan şahsî istişarelerine dair hatıralarını paylaştı. Doğan’ın Türkçeye bakışının yalnızca bir dil meselesi olmadığı; milletin hafızasını, idrakini ve medeniyet tasavvurunu koruma gayretinin bir parçası olduğu bir kere daha hissedildi.
Bu konuşmaların ardından Memiş Okuyucu kürsüye geldi. Konuşmasının başlığı “D. Mehmet Doğan’ın Ankarası” idi.
Okuyucu’ya göre D. Mehmet Doğan’ı anlamanın yollarından biri, onun Ankara’sını anlamaktan geçiyordu. Çünkü Doğan için Ankara, yalnızca yaşanılan, çalışılan veya hatıraların biriktirildiği bir şehir değildi. Ankara, tarihimizin derin katmanlarının birbirine bağlandığı; Türk-İslâm medeniyetinin Anadolu’daki yürüyüşünün izlerinin sürülebildiği; Millî Mücadele’den kültür ve maarif davasına kadar uzanan büyük bir hafızanın taşıyıcısıydı.
D. Mehmet Doğan’ın Ankara okumasında şehir, muhtelif yapılar ve bina yığını olmaktan çıkıp, tarih ile insanın karşılaştığı canlı bir mekâna dönüşmektedir.
Bu bakımdan D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı Hacı Bayram’sız düşünülemez.
Hacı Bayram, Doğan’ın Ankara tasavvurunda yalnızca tarihî bir şahsiyet değil, şehrin manevî merkezidir. Ankara’nın ruhunu arayanın Hacı Bayram’a, Hacı Bayram’ın işaret ettiği irfana ve o irfanın beslendiği büyük Türkistan havzasına bakması gerekir. Velayetin Türkistan’dan Anadolu’ya, oradan Ankara’ya uzanan yolu, Doğan’ın zihninde şehir tarihini medeniyet tarihine bağlayan ana damarlardan biridir. Bu yolun Anadolu’da Ankara’da ki merkezi Hacı Bayram-ı Veli Hazretleridir.
Ankara’nın tarihini daha gerilere doğru takip ettiğimizde ise şehir, yalnızca Anadolu’nun ortasında duran bir merkez olmaktan çıkar; uzak yolların kesiştiği bir menzil hâline gelir. Doğan’ın dikkat çektiği tarihî çizgide Selman-ı Farisî’nin hak ve hakikati aramak, İslamoğlu Selman olmak için çıktığı mihneti ev zahmeti çokça olan yolculuk, Ankara ile irtibatlandırılan geniş bir manevî coğrafyanın işaretlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Aynı şekilde Haşim’in tarih içerisinde Ankara’ya ulaşan ticaret yolları da şehrin yalnızca siyasî değil, iktisadî ve kültürel hareketliliğinin eskiliğini gösterir.
Böylece Ankara’nın tarihi, Doğan’ın bakışında, bir şehrin tarihinden daha fazlasıdır: Yolların, insanların, inançların, ticaretin, kültürel mazi ile evrilen irfanın ve devlet fikrinin birbirine kavuştuğu uzun bir medeniyet hikâyesidir.
D. Mehmet Doğan’ın Ankara’ya dair en çarpıcı değerlendirmelerinden biri de İstanbul’un fethini Ankara’dan başlatan tarih okumasıdır.
Bu bakışta fetih, yalnızca 1453’te surların önünde başlayan askerî bir hadise değildir. Fethin ruhunu hazırlayan siyasî, iktisadî, ilmî ve manevî birikimin daha önceki asırlarda oluştuğu düşünülür. Ankara’nın Anadolu beylikleri arasındaki tercihini Osmanlı’dan yana kullanması da bu tarihî yürüyüşün önemli dönemeçlerinden biridir. Şehir, tercihiyle yalnızca kendi kaderini değil, Anadolu’nun siyasî istikametini de etkilemiştir.
Hacı Bayram’ın Ankara’daki manevî nüfuzu ile başlayıp Ak Şemseddin ile Osmanlı’nın yükselişi arasındaki bağ, bir tarihi akış olarak anlam kazanır. Sultan II. Murad devrinden itibaren Ankara’nın ve Hacı Bayram çevresinin İstanbul’un fethine giden süreçte taşıdığı manevî ve siyasî ağırlık, Doğan’ın Ankara tasavvurunda şehrin gerçek değerini ortaya koyan unsurlardandır.
Fetih gerçekleştikten sonra İstanbul’un yeni başkent olarak imar edilmesiyle Ankara’nın tarihî rolü de unutulmamıştır. Fatih Sultan Mehmed’in sadrazamlarının Ankara’ya yaptıkları yatırımlar bunun açık işaretlerinden biridir.
Memiş Okuyucu’nun konuşmasında özellikle Mahmut Paşa Bedesteni üzerinde duruldu. Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi olarak kullanılan, sekiz kubbeli ve yüz on dükkânlı bu tarihî yapı, Ankara’nın ticaret ve şehir kültüründeki yerini gösteren önemli eserlerden biridir. Bir bedestenin kubbeleri altında yalnızca mallar değil, şehirlerin iktisadî hayatı, insan ilişkileri, zanaatları ve kültürel birikimleri de toplanır. Bir şehrin bedesteni varsa, o şehir yalnızca taş ve topraktan ibaret değildir; canlı bir hayatın merkezidir.
Nitekim 1907 tarihli Ankara Salnamesi’nde Ankara’da otuz üç han bulunduğunun belirtilmesi, Ankara’nın geçmişteki ticaret ve konaklama hayatının bugünkü şehir algımızdan çok daha zengin olduğunu göstermektedir.
İşte D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı, bu unutulmuş ayrıntıları yeniden hatırlatan bir Ankara’dır.
Onun Ankara’sında Hacı Bayram bir ruh, bedesten bir iktisat, hanlar bir hareket, tarih bir hafıza, Türkçe bir kimlik ve şehir bütünüyle bir medeniyet dersidir.
Belki de D. Mehmet Doğan’ın asıl yaptığı budur: Ankara’ya bakarken tarihin devamlılığında bir kavşak noktası olarak, tarihe yön veren şehir olarak Ankara’yı göstermek.
Ankara’dan Anadolu’yu, Anadolu’dan Türk tarihini, Türk tarihinden İslâm medeniyetini ve bütün bunlardan bugünün insanına düşen vazifeyi göstermek.
Bu sebeple onun Ankara yazıları bir şehir yazısı olmanın sınırlarını aşar. Ankara, Doğan’ın kaleminde bir medeniyet okuma alanına dönüşür. Hacı Bayram’dan Hacı Bayram-ı Velî’nin irfanına, oradan Türkistan’a; hanlardan bedestenlere, oradan ticaret yollarına; Osmanlı’nın siyasî tercihinden İstanbul’un fethine, oradan Türkiye’nin tarih şuuruna uzanan bir büyük çizgi meydana gelir.
D. Mehmet Doğan’ın ufuk çizgisi de, bu ocaktan beslenen, bu kültür davasını devam ettiren Anadolu’yu mayalayan ana kültür davasıdır. Türkçeye verdiği emek, sözlükçülüğü, tarih şuuru, Ankara sevgisi ve medeniyet fikri, aynı ağacın farklı dalları mesabesindedir. Kökü mazide, gövdesi Ankara’da, dalları Türkiye’nin ufkunda yükselen bir kültür ağacıdır bu.
Bu yüzden D. Mehmet Doğan’ı yalnızca yazdıklarıyla değil, yazdıklarının arkasındaki medeniyet hedefiyle anmak gerekir.
Onun derdi, geçmişi seyretmek değildi; geçmişten bugüne bir yol açmaktı. Unutulmuş kelimeleri sözlüğe, unutulmuş şehirleri hafızaya, unutulmuş şahsiyetleri gönüllere, unutulmuş medeniyet ölçülerini ise yeniden hayatın içine taşımaktı.
Bu bakımdan D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı, geçmişte kalmış bir Ankara değildir. Bugüne ve geleceğe seslenen bir Ankara’dır.
Memiş Okuyucu konuşmasının sonunda bu uzun tarih ve kültür çizgisini şu anlamlı hükümde topladı:
Nasıl Osmanlı, Anadolu ve İslâm coğrafyasında yükselen büyük bir devlet ve medeniyet çınarı ise; D. Mehmet Doğan da Anadolu’nun kalbinde, Ankara’dan yükselen, kökleri derinlere inen ve dalları Türkiye’nin kültür ufkuna uzanan bir kültür ve medeniyet çınarıdır.
Onun gölgesinde yetişenler, onun kelimelerini taşıyanlar, onun açtığı kültür yollarında yürüyenler çoğaldıkça bu çınarın gölgesi de genişleyecektir.
Çünkü bazı insanlar hayattan ayrılır; fakat açtıkları yollar kapanmaz.
Bazı insanlar susar, fakat söyledikleri sözler konuşmaya devam eder.
Bazı insanlar toprağa emanet edilir, fakat fikirleri, eserleri ve kültür nöbetleriyle yaşamayı sürdürür.
D. Mehmet Doğan da böyle öldükten sonra da yaşamaya devam eden bir kültür pınarıdır.
Onu anmak, yalnızca bir vefat yıldönümünde geçmişi yâd etmek değildir. Onu anmak, Ankara’dan yükselen o kültür ve medeniyet çınarının altında yeniden düşünmek, yeniden hatırlamak ve yeniden bir kültür nöbetine durmaktır.
Memiş OKUYUCU
D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı,
Ömer Naci Yılmaz
Bana Altmış Yıldır Anne diye Seslenebilmeyi…
Hasan KARADEMİR
Silsile Kalpazanlari Ve Sahte Mürşid
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Recep YAZGAN
Samsun’un Yeniden Kırklanması Lazım!
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Adnan İPEKDAL
Ciddi Çözüm Teklifleri İçerir
Songül KARAMAN
Ne Olur
Öztürk Samuk
Allah Bizi Korumuş
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mekke Anlaşması’ndan Cemahir-İ Müttefika-Yı İslâmiye’ye
Mehmet Ali Çamoğlu
At Yalanı, Al Beğeniyi
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Leylâ'yı Ararken
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Ahmet SAĞLAM
Beğenilme Duygusu
Eyüphan KAYA
Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım
Adnan ÖZ
Muhammed salah lige heyecan katacak!
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Bülent ERTEKİN
"Pamuk Eller Cebe" Demeden Önce Bir Kez Şadırvana Bakın!
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)