Islak Kentin Sakinleri Ve Mihrak Laleleri

Hülya Bulut

23-04-2017 13:31

 Bir öneri ile başlamak istiyorum söze: Gel elimizi ateşe beraber uzatalım, yaralarımızı beraberce dağlayalım, ağlayacaksak da birlikte ağlayalım! Beraber gürleyip, beraberce suskunluğun hüznüne bürünelim. Işıklı caddelere inat, zifiri karanlık arka sokakların çığlığıyım ben, korkacaksan duyacağın çığlıklardan, duramayacaksan bir cümlem ile estireceğim fırtınaların önünde, zorlama hiç kendini bir başka zaman okursun beni!

Bunca sözden sonra ola ki es geçse idin aklın burada, bende kalacaktı. Ne iyi ettin devam etmek ile. Hadi rast gele o zaman oku da kurtul benden.

 Hayatın bir noktasında buluşan iki yabancıyız. Şimdilik!

Görmüyorum fakat tahmin edebiliyorum! Elinde gazeten muhtemelen daha afyonun patlamamış, gözün önce resme sonra başlığa takıldı. Yeni bir yüz, yeni bir ses!

-Dur bakalım ne diyor dedin!

-Demem o ki;

İnsanoğluyuz, dört kapının önünde sürüyor yolculuğumuz. Kazasız belasız, hakikat kapısının kilidini bulabilme gayretimiz. Kırk makamın içinden süzülüp, bazen utanarak bazen gururlanarak menzile ulaşma telaşımız. Dünyaya gelmişiz bir kere çaresi yok, yolu bitireceğiz. Dünya! Acımasız, sert, ahdi dert hali. Neresinden anlamaya çalışsan nafile. Gölgelerin oyunu kolay anlaşılır gibi değil.

İnsanız eksiğiz, anlamaya aklımız perdeli, ondandır doğru kapının önüne gelene kadar birçok kez yanlış kapıları çalmamız. Hayat bu! Bu kadar karmaşık bu kadar basit. Yolumuza yarenlik ederken gaflete gelip saparsak yoldan, hemen yargısız infaz etme beni. Hakikat tekse de rivayet çoktur, senin sözünü de dinlerim. Hata kullara mahsustur deyip affederiz, affedelim.

 Sen de halen dünyanın yaşanabilir bir yer olduğunu düşünenlerdensen bendensin demektir. Öyle ya kaç saf yürekli insan kaldı ki bunun böyle olduğunu düşünen. Olsun! Gel biz seninle güneşi önce kendi içimizde doğuralım sonra dünyanın ölmüş çiçeklerine el birliğiyle can verelim.

Seyir defterimiz karalandıkça ne olaylara tanık olacak, ne duyguların ateşinde yanıp, saklı günahların gizini paylaşacağız, kim bilir kaç düşüncemiz kanlı_ bıçaklı düşman kesilecek! Aldırmayalım. Göçebe misali yolumuza devam edelim. Önde “Fareli Köyün Kavalcısı” arkada biz, yol bizi nereye götürürse. Onuncu köyden kovulmaları göze alarak.

Isındık birbirimize farkındayım. Sıcak kalpten soğuk söz çıkmaz sende bilirsin. Kelimelerimle ısıtamadıysam halen seni, sen iyisi mi kendine bir çay söyle.

Keşke gerçek olup fırlayıversem karşına bir çay da bana söylesen. Dertleşsek uzun uzadıya. Şimdi böylesi sana da haksızlık!

Ben kurdeşenlerimi döküp, ağzımda ıslatamadığım baklayı da eline verip çekileceğim köşeme. Seni dinleme zahmetine bile girmeden.

Adaletsizlik var mı bu işte?

Var! Söz söyleme sıranı bekleyeceksin çaresiz. Tıpkı benim gibi.

Okudum, okudum anlamadım. Sorguladım anlatamadım! Ya da anladıklarım anlatılanlara uymadı!

Dönüp baktım arkama ne kavalcı var ne köy! Tıpkı senin gibi.

Oysa anlayamadığımız; cevap vermek zorunda olduğumuz kişi, yalnızca kendi benliğimiz, bir tek kendi vicdanımızmış çok zaman sonra anladım! Hayatın kör noktalarında ışık yine kendi içimizdeymiş!

-Ne oldu hasta mısın? Yüzün pek bir beyazımsı! Daha da beyazlayacak. Oysa bunlar sadece önsözdü. Tanışmamızın hatrına. Yani anlayacağın daha başlamadık söze. Tanışıklık gerek ya sohbete o fasıl bizimkisi.

-Yüzünüzde kırık bir tebessüm gördüm sanki! Bir şeyler mi kıpırdadı içinizde?

Şimdi fark ettim kıpırtı içinizde ki isli lambanın, söndü sönecek fitilinin oyunu!

Kahkahalarla gülüyorum kendime. İlahi ben 21.yüz yılda gaz lambasının işi ne?

Hissedebiliyorum sende gülümsüyorsun. İlk sıcaklık, ilk dokunuş diyelim kalpten kalbe.

 Kurulu çarkın çemberine çomak değdirmek hayra alamet değilse de dokunacağız ara ara. Amacımız düzen bozup kafa karıştırmak olmasa da! Arı yuvalarına değnekle yaklaşmayı göze alan taliptir deriz iğnesine de!

Düşün bakalım bir daha ki buluşmamıza kadar!

Günahlarını, sevaplarını, noksanlarını kendine itiraf edebilecek kadar faziletli misin sende?

Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları sarıp sarmalayabilecek sevgin var mı yine de?

Sessiz serzenişlerini duyar gibiyim. Nerden çıktı bu karşıma diyen sesin geldi bana, dert etme!

Kasvetlendin biraz sanki. İçin mi karardı? Oysa üç_ beş satır önce de gülümsemiştin hatırla!

Demem o ki; Yeri gelir kahkahalarla güleriz ağlanacak halimize, yeri gelir ağlarız mutluluktan sebep illegal duygularımızla. Tabuları yıkar, klişe düşünceleri zincirler, bakarız keyfimize.

Bir şeyler şekillendi sanırım beynimizde. Aramızda ki kağıttan duvarı kaldırıp cam paravan koymaya çalıştım kelimelerce, her satıra bir ayna yerleştirip, bir daha ki görüşümüz yüz yüze olsun diye.

Bundan sonrası için ne söylesem yalan olur. Her kalemin kendine özgü bir yazma stili vardır. Benim kalem çoğu zaman beni bile dinlemez. “Kısa keselim Aydın havası olsun” diyemez, gördünüz işte.

 Her konu kendi sertliğinde kimi zaman sakin sakin akacaktır, kimi zaman da kuş taşa çarpıp ölecektir! Kervan yolda düzelirmiş diyelim, her pazar randevulaşalım seninle. Bir daha ki pazara kadar, hoşça bakın zatınıza öyleyse…

DİĞER YAZILARI Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı? 01-01-1970 03:00 Yüzyılın Özeti 01-01-1970 03:00 Kristal Çağ Yeni İnsan - Yeni Zaman 01-01-1970 03:00 Covid-19 Türkiye Evde Kal 01-01-1970 03:00 Kızlar kardeşlerini doğuruyor! 01-01-1970 03:00 Ey Türk milleti, Demokrasimiz ölüyor! 01-01-1970 03:00 Yüzde 150 Zamla Bedevi Çölünde Su Kuyusu Mu Açacaklar? 01-01-1970 03:00 SMA hastalarına getirilen kriterler İnsan haklarına aykırıdır! 01-01-1970 03:00 Çanakkale geçilmez değil, Çanakkale geçilemedi! 01-01-1970 03:00 Allah kadını yarattı. Erkek, Allah yarattı demedi! 01-01-1970 03:00 14 Şubat’ta Kimlerin Aşkını Kutsuyoruz? 01-01-1970 03:00 Gençlik nereye gidiyor? 01-01-1970 03:00 Bandırma Vapuru’nun Ruhu 01-01-1970 03:00 Dört Cariyeli Hayallerin Topuk Sendromu 01-01-1970 03:00 ​Zencefilli Gazoz 01-01-1970 03:00 Öyle yüzünüze dümdüz! 01-01-1970 03:00 Şingah 01-01-1970 03:00 Ergenekon 01-01-1970 03:00 Bir ihtimal daha var! 01-01-1970 03:00 Kaçın! Yıkım ekibi geliyor, Kaçmayın! Demokrasi var! 01-01-1970 03:00 Kıraathane Enstitülerinde Kek Mevzu 01-01-1970 03:00 Akıllı ol ey eylül! 01-01-1970 03:00 Eğer Tanrı Varsa… 01-01-1970 03:00 ​Hadi İyisin Yine İstanbul Yine Sen Kazandın 01-01-1970 03:00 Şehzade Mustafa’nın Katli “ Kanlı tuğra ” 01-01-1970 03:00 “Allah’ın gözüne batan cumhurbaşkanı” 01-01-1970 03:00 Dârus-Selâm’da Bayram Sabahı 01-01-1970 03:00 Benim çocuğum yapmaz demeyin, yapar! 01-01-1970 03:00 Melike’ye ne oldu? 01-01-1970 03:00 Zimem Defteri Balkısı 01-01-1970 03:00 Suikast! “Son içeceği süt olacak” 01-01-1970 03:00 Kehle-i ikbal damat Rüstem’den Rüşvet fatihi damatlara! 01-01-1970 03:00 Cemal Safi Islak Kentin Aşk Çığlığı Sustu 01-01-1970 03:00 Tapınakçılar ve suikastçiler Evangelistler! 01-01-1970 03:00 Çanlar beş kez çaldı adalet öldü dediler! 01-01-1970 03:00 Benim Nikâhımı Hahambaşı Kıysın 01-01-1970 03:00 Kundağımda Kan Sesleri +18 01-01-1970 03:00 Tanrım Konuş Benimle… 01-01-1970 03:00 Yazmak &“kalecinin penaltı anındaki endişesi” 01-01-1970 03:00 Emani Arrahman, Mülteci Sorunu Değil İnsanlık Sorunu 01-01-1970 03:00 Düşünmek suç değildir! 01-01-1970 03:00 Zeugmalı Çingene Kız Büyük İskender Efsanesi 01-01-1970 03:00 Bir ihtimal daha var! 01-01-1970 03:00 Mutemet Beyin Kaçan Delileri 01-01-1970 03:00 Pembe Pozitifbüslerde Panik 01-01-1970 03:00 Havva’nın kızları nihilist(mi) oldu? 01-01-1970 03:00 “İki ana dünya sistemi üzerine diyaloglar” (1632) 01-01-1970 03:00 Lanarkalı ve sarı sarf vakası 01-01-1970 03:00 Çok afilli bir hastalığa yakalandım baba 01-01-1970 03:00 Mandıra filozofları! “ konak’ın önünde buluşalım” 01-01-1970 03:00 ​Siyonist Haçlı Noel Baba’nın Korkunç Şifreleri 01-01-1970 03:00 Meydan Mektebinden Darbe Güncesi 01-01-1970 03:00 Ermeni Mezalimi 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa 01-01-1970 03:00 Ahsenü’l Kasas Yusuf U Züleyha 01-01-1970 03:00 Er Mektubu Görülmüştür ! 01-01-1970 03:00 Adem’in İlk Eşi Kimdi? 01-01-1970 03:00
haber yazılımı