İnsanı ve insan yaşamını koruyan yasalar ve haklar var bu dünyada!
Yaşama hakkı: İnsan haklarının temelini oluşturan birincil haktır. Temel haklar, her insanın doğmasıyla sahip olduğu haklardır. Diğer tüm hakların kullanımı ve varlığı bu hakkın varlığına bağlıdır.
Yaşama hakkı, bu hakkın adının açıkça vurgulanması suretiyle;
1948 tarihli, BM Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nde,
1966 tarihli, BM Milletlerarası Medeni ve Siyası Haklar Sözleşmesi’nde (m.6),
1950 tarihli, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (m.2),
Ve 2000 yılı sonunda kabul edilen Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nda (m.2) tanınmıştır.
İnsan haklarının temelini; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi oluşturmaktadır. Türkiye tarafından 1954’te onaylanmış olan ve iç mevzuatımızın bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin temel haklar ve özgürlükler maddesinin ilk hakkı: Yaşam hakkı olarak belirtilmiştir.
Yaşama hakkının korunması, kişinin yaşamına yönelik tehdit ve müdahalelere karşı, kamusal otoriteler tarafından korunmasını öngörür!
Sosyal hukuk devletinin en asli görevi; Sosyal güvenlik ve sosyal eşitlik ilkelerine dayanıyor olmasıdır. Sosyal güvenlik gereği, bireylerin yaşama haklarının ortadan kalktığı kriz -hastalık, fakirlik, işsizlik- durumlarında sosyal eşitliğin sağlanması için devlet bünyesinde oluşturulan kurumlarla kamu hizmeti verir.
Yine anayasamızın “Kişinin Hakları ve Ödevleri” madde 40’da, anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvuru imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir, der! Hasta haklarının temel hedefi; her hastanın tam ve kaliteli sağlık hizmetinden yararlanmasını sağlamaktır. Tıbbi bakım hakkı, her vatandaşın hiçbir ayrım yapılmaksızın tam ve nitelikli, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmeti almak, sağlık hizmetlerine eşit ve sürekli olarak erişebilme hakkı vardır!
Ve Hipokrat yemininde de insan hayatına mutlak surette saygı gösterileceğine dair yemin edilir!
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en alt basamağında da kişilerin hayatta kalması için gerekli temel faktörler yer alır. Temel yaşamsal ihtiyaçları karşılanmayan insanlar bir üst basamakta ki ihtiyaç basamaklarına geçemez.
Türk milli kültürümüz ve inanç değerlerimizde insan yaşamını, en değerli olgu olarak görmüş, bu değeri de düşünüş ve yaşam tarzı haline getirmiştir. Bu konuda toplumsal kültürümüzü yansıtan en anlamlı söz, Şeyh Edibali’nin Osman Gazi’ye buyurduğu gibidir:
“Ey oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Bazen de hiçbir nedenimiz yoktur, insan olmaktan başka. Bu neden yeterlidir aslında tek başına. İnsan yaşamının değerini anlayabilmek ve Tanrının merhametini içimizde hissedebilmek için. Çünkü bütün insanlar O’nun çocukları.
Ve inanç kültürümüz; “İnsan eşref’i mahlûkattır”-yaratılmışların en şereflisidir- Allah onu kendi suretinde yaratmıştır! Denilerek de insanın değeri zaten ortaya konmuştur.
Yaşanılan her türlü zorluk karşısında da inancımız:
“Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez!” der.
Şimdi,
Ulusal ve uluslararası kabul görmüş hak ve yasalardan; Türk Milleti’nin sahip olduğu kültür ve manevi değerlerimizden güç alarak, sağlıkta hastalara uygulanan ilaç kriterini, toplumsal sorumluluk gereği sorguluyoruz:
Sosyal güvenlik hakkı ve sağlık hakkı, vatandaşların vazgeçilmez haklarının başında geliyor ve yasalarla korunuyor; kültürümüz, inancımız, ulusal/ uluslararası yasalar öncelikli hakkı yaşama hakkıdır; önce insanı yaşatacaksın diyorsa, ilaçta kriter uygulaması, yaşam hakkının ihlaline girmiyor mu?
Sadece anlamaya çalışıyoruz: Hastalar arasında ilaç kriteri uygulaması yapılarak; kişilerin yaşamına karşı olan riski önleyebilecek tedbirler almayarak, bu tedbirleri ilaçları kesilerek ortadan kaldırmak suretiyle, yaşama şansları da ortadan kaldırılmış olmuyor mu?
Yaşama hakkı koruyucusu devlet ise, kişilerin yaşamlarının korunması yükümlüğünü sekteye uğratmış olmuyor mu bu uygulama?
Cevapları bulmakta zorlanıyoruz. İlacı kesilen aileler de zorlanıyor.
Neden konuldu kriter uygulaması?
Koşul ne?
Sonuç ne olacak?
Hangi yönden bakarsak bakalım olaya, uygulama yanlıştır.
Devletimize, adalete ve hukuka güveniyoruz. Hukuk, ülkenin vatandaşlarını korumak için varsa, savunmasız ve kendi haklarını koruyamayacak çocuklarımızın bu kararın uygulanması noktasında, hukukun koruyuculuğuna ihtiyaçları yok mu?
Değerlendirmelerin sağlıklı yapılabilmesi için, bir de kelimenin sözlük anlamına bakalım, nasıl tanımlanmış krter kelimesi?
TDK sözlüğünde kriterin anlamı: 1. Ölçüt, kıstas. 2. Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke. 3.Bir şeyi benzerleriyle ya da diğerleriyle karşılaştırmaya yarayan ölçek, diye tanımlanmış.
İlacı kesilen hastalara bakıyoruz. Solunum cihazına bağlı hastaların ilaçları kesilmiş!
Soruyoruz;
Bu nokta da uygulanan kriter nedir?
Bu kıstasın geçerliliği ne?
Kriter adı altında bu hastalar hangi ilkelere takıldı?
Yasal uygulamalarda olması gerekenler ortadayken, bu uygulama, temel insan hakkı olan yaşama hakkını korumaya alan maddelerle, dolayısı ile hukuk ve adalet sistemimiz ile çatışmıyor mu?
Ülkenin en üst siyasi otoritesi, “hiç bir ayrım yapılmaksızın tüm hastalara ilaçlarının verileceğini” açıklamış iken, kurumlar mı sorumlu uygulanan yanlış karardan, kişiler mi?
Karar alma ve uygulama noktalarında olayın işleyişi her ne kadar hukuki bir sürecin kanıtları gibi gözükse de olay aynı zamanda ahlaki, etik, insani bir sorun değil midir? Zira kanunların işlevselliğini yitirdiği yerde, etik kuralları devreye girer. Olaya etik açısından bakarsak, insan için iyi ve doğru yaşamın ne olduğu ve nasıl yaşanacağını daha doğru sorgularız.
İnsanlığa ağır gelen hallere seyirci kalamayız. Sesini duyurmaya çalışan aileler, öğrenilmiş çaresizlik yaşarken, nasılsa birileri yapar aymazlığında duyarsızlık gösteremeyiz.
Bu problemi çözerken hep birlikte mücadele edebiliriz, doğru bulduğumuz her şey ve herkes için. Çünkü hukuksal, mantıksal ve duygusal hiç bir zemine oturmayan, yanlış bir uygulama var ortada. Sonunda mutlak umutsuzluk olsa da bunu yapmak zorundayız. Çünkü insanız,
Çünkü birileri sorgulamalı!
Çocuğumuzu bile bile…?
Cümleyi şimdilik tamamlamayalım! Fakat sorgulamaya da bu eksik cümleden başlayalım.
Bu ilaçların alınmasında kritere takılan hastalar, solunum cihazına takılı olanlarsa, bunun sözle açıklaması nedir?
Bu uygulama insan haklarını yok saymak değil midir?
Sadece soruyoruz, gözleri gözlerinizin içine bakan, sıcacık nefeslerini hissettiğiniz o çocukları nasıl görmezden geleceğiz?
Görmüyor musunuz?
O çocuklar halen nefes alıyor. O minicik bedenleri içinde atan, minicik kalpleri var. O çocukların insan olmaktan kaynaklanan yaşama hakları var. Kim, nasıl bu haklarını ellerinden alabilir? Bu bir büyük insanlık suçu, bu bir adaletsizlik değil de ne şimdi? Bir yerde yaşanan adaletsizlik, her yerde ki adalete tehdit değil midir?
Biz ki mucizelere inanırız,
Yaşam bitti demeden, hayatlar bitirilir mi?
Cevap istiyoruz!
Ne susmaya gelir bazı konular, ne beklemeye. Biz bekleriz beklemesine de hastalık anlar mı?
Yaşam hızla geçiyor. Zaman, herkes için farklı akıyor. Beklemiyor zaman. Hayatla antlaşma yapılmaz elbet. Hepimiz hayatın bizim için neler getireceğini bilmeden yaşıyoruz. Ve bizler bu hayat yolculuğuna beraber çıktığımız canlarımızın ellerini yarı yolda bırakmak istemiyoruz.
Hayat ağaçları sarsılan,
Anneler, “zamanı durdurmak istiyoruz” diye haykırıyor.
Annelere, “nasılsa ölecek, derdin ne senin” diye yüzüne yüzüne çaresizliğin kapıları çarpılıyor!
Ne hakla?
Hangi takdirle bunu söyleme cesaretini buluyorlar?
Sen tedbiri aldın mı ki takdiri ağzına alabiliyorsun?
Ağır kelimesi hiç bu kadar ağır gelmemiştir kelimenin kendisine bile. Biliyorum zaten her şey yeterince kötü ve siz daha kötü hissettirecek olaylar duymak istemiyorsunuz.
Fakat
Zamanla yarışıyor bazı hayatlar. Akışına bırakılacak konular değil bunlar!
Çare var, sorun ne?
Varken yoksun bırakmak değil de ne bu –ilacı kesilen ailelerin çocuklarımızın ölüm fermanı dedikleri- kriter uygulaması?
Kapsam dışı bırakmakla ne demek isteniyor?
Bekleyin; her gün, her sabah, her akşam, her saat… Bekleyin mi deniliyor?
Dökün kelimelere neyi bekleyecek bu insanlar?
Biz zaten inanmışız,
Zaten yolumuz, O’na doğru!
İnsanız, tevekkülle anın şaşmazlığına inancımız tam. Bir nefeslik işimiz var. Ya veririz alamayız, ya alırız veremeyiz. Ancak tedbir almak da ilahi bir emir değil midir? Tedbir hayatın yarısıdır. Cenabı Hak: “Bütün tedbirini al” buyuruyor! “Allah, tedbir almakta aciz kalanları kınar. Sen tedbirli ol, buna rağmen bir işe gücün yetmezse, “Hasbiyallahü ve ni’mel vekil” de.
Tedbirini al, takdiri Allah’a bırak!
Burada ki alınacak tedbir, ilacın hastalara verilmesi değil midir?
Aynı acılardan geçmesek de hissedebiliriz, zor yaşamlarının sıkıntılarını. Toplumsal duyarlılık bunu gerektirir. Birbirimizden güç alamazsak, bizim güce ihtiyacımız olduğunda kime sarılacağız?
Sorunsuz yaşanacak yarınları, kime garanti vermiş ki bu hayat?
Sabırla değil, çaresiz bir acıyla bekliyor ilacı kesilen aileler! Acının önünde oyalanmak olmaz. Sessizce yaşayıp, içine akıtabileceğin ağrıya benzemez acı çekmek. Ağrı geçer de acı, kusar. Delirtir. Silinmez. Elinizi kolunuzu bağlar. Saf acı, çaresizlik içinde kıvrandırır. Çırpınışlar arasında umut diye koştuğunuz her yere götürürsünüz içinizde ki yangını.
En sevdiğini kaybetme korkusuyla yaşamak nasıl bir duygu kaçımız biliyor? Sabırla beklemek diye bir şey yok, korkuyla bekliyor aileler.
Evet, nefes saymak nasıl bir duygudur bilmiyoruz; aynayla nefes kontrolü yapmadık gecelerce,
Ve fakat
Aileler yorgun, küçük bedenler yorgun…
Bunu yazmaktan son derece rahatsız olsam da o küçük bedenleri kaybediyoruz.
Çocuklar ölüyor!
Duymuyor musunuz?
Çocuk yası tutmak zorun zoru, yas tutturmayın zamansız!
Madem duyuyoruz, görüyoruz…
Çocuklar ölmesin!
Sadece üzgünüm demekle ne yaşanan acıları dindirebiliriz, ne kaybettiğimiz çocuklarımızı geri getirebiliriz.
O çocukların da yaşama hakkı var… Bunu anlamak zor değil. Bir çocuğun gözlerine bakmanız yeterli!
Ben baktım, gördüm.
Sonsuzluğun gizil anlamını gördüğüm, Uğur’un gözlerinde pırıl pırıl yaşam ışıltısı var halen!
Siz nasıl olur da o ışıltıyı göremezsiniz?
Uzaktan da olsa Uğur’un gözlerine bakmışlığım var. Öyle güzel ki gözleri. Masum, günahsız, tertemiz. Öyle derin, öyle anlamlı ki bakışları. Neden sorusunu sorgulayabilecek yaşta değil ama gözleriyle konuşuyor Uğur. Sesini duymuşluğum var içimde. Öylecene arkamı dönüp gidemem. Hele bir kaş çatışı var ki, “anlıyorum olanı biteni” der gibi. Eziliyorum insanlığımın altında. İçim rahat değil. Başım dik yürüyemiyorum. İçime sinmiyor acılara seyirci kalmak. Hayatın bilmediğimiz kapılarının arasına elimizi koymadan nasıl hissedebiliriz yanı başımızda yaşanan acıları?
En iyisi düşünmemek deyip, bencilce kaçabilir miyiz?
Hem nereye kaçacağız?
İçimize mi?
İçimizde vicdan denen bir yer var, suçluluk duymayacak mıyız?
Kurallara boğulmuş bir dünyada tek yapmamız gereken elimizi vicdanımızın üzerine koymak. Anlamak korkuyu. İnsan duyarlılığı ile bakabilmek ve annelerin korkularını hissedebilmek içimizde. Uykusuz gecelerin sabahlarında bir anne evladının yatağının başına sırılsıklam korku teri içinde koşuyor. Kendi sessizliğinde boğulmak, o sessizlikte kendini unutmak ne demek o anneye sormalı. Belki az da olsa anlarız yaşanan çaresizlikleri.
Tüm yetkililere sesleniyoruz:
Çocuklar ölmesin!
Nefes alan, gözleri bakan, kalpleri atan çocuklar görülsün, geç olmadan. Düzenlemeler yaşama odaklı, eşitlik ilkesine uygun, adaletli yapılsın. O ilaç, o hastaların dermanı. Şartsız, koşulsuz, ayrımcılık yapılmadan verilsin. Hiçbir hastanın yaşamına, kriter adı altında ipotek konulmasın.
Kabullenmiyoruz.
Zira
Devlet, halka hizmet için vardır. Vatandaş devletine el açmaz!
Umut ediyoruz, umutsuz hayat olmaz…
Vakit dar, umutları yeşertelim ki,
Geçti gitti, şükrünü yaşayabilsin aileler. Küçük bedenlerin yorgunluğu bitsin. Güneşi doldursun minik eller hayat ceplerine, çiçek çiçek solusunlar güneşin sarılarını. Yürüsün çocuklar maviliklerde, gözleri ışıl ışıl, kuş sesleri içinde. Saçlarında rengârenk kelebekler uçuşsun ve biz direnelim etraflarında. Sevgiyle direnelim. İsyan etmeden, boyun eğmeden. direnelim, hepimiz için bıçak sırtı olan bu hayatta. Denedik, çabaladık, mücadele ettik demenin huzurunda direnelim… Direnmek, çaresizliği kabullenmekten çok daha onurlu bir duruş çünkü.
Sonrasında yaşanacaksa sevinci beraber yaşayalım, ağlayacaksak da beraber ağlayalım. Ama ne olur öncesinde bir umut, elimizden gelen ne varsa yapalım. Âcizce seyretmenin utancını paylaşmayalım. Bir tek bunu yapmayalım.
Ve sen çocuk,
Kimlerin merhametine bırakıldıysan onlarla biz mücadele edeceğiz. Sen diren çocuk, diren ve inadına yaşa…

Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)