Malum 14 Şubat.
Sevgililer günü.
Sevgilisi olanların telaşlarına uzaktan bakınca sanırsınız, kutlayacakları gün aşklarına aşk, sevgilerine sevgi katacak. Kalpli kutucukları, kırmızı gülleri, mini mini ayıcıkları, racona ters diyerek ellerinde taşımaktan rahatsız tiplerle; tek taşlı, çok taşlı ışıl ışıl pırlantaları, var ki alıyoruz der gibi millete göstere göstere şişinenlerin ölümüne kapıştıkları gün, bu gün.
Sanki sevgi yalnızca “sevgili” adı verilen biriyle yaşanırmış gibi, kendini yalnızlar olarak sınıflandıranlar da bir garip tuhaflıkta yaşıyorlar bu günü. Güne yalnız girmek, hayatta yaşanabilecek en kötü duygusal durum onlar için. Sevgilisi olmayanların dışarıda yalnız dolaşmaktan anlamsızca rahatsızlık duydukları gün, Şubat’ın 14’ü.
Gerçekte:
Parmağını toplumun üzerine üzerine sallayıp, “Zensiz olmazzz” algısı yaratan reklamlarıyla,
Düzenin dayatması, kapitalist kan emici canavarın, özel beslenme günlerinden sadece biri 14 Şubat.
Şimdi,
“Tuttum elini sıcacıktı,
Sevgi; çiçekti, böcekti,
Değişimin mührüydü, şifaydı sevgi,
Sevgi emekti,
Uçuşan yapraktı, boş salıncaktı, yavuklusu kırmızıdandı ”… Türünde, sevginin tanımını yapmam bekleniyorsa da onu yapmayacağım bu gün. Çünkü herkesin yaşadığı sevgi, kendine özeldir. Kalıp tanımlamalar karşılamaz ya da eksik olur.
Öyleyse sorumuzu soralım?
Sen neyi, ne amaçla kutluyorsun, bu kadar önem veriyorsun, bu kadar seni geriyor ya da heyecanlanıyorsun bu gün için?
Kelimeler beklemez, siz düşünün cevabı kendinize verin,
Ya da durun, önce yazıyı okuyun sonra verin cevabınızı. Beklentimiz o dur ki bazı taşlar oynasın yerinden!
Bizce:
Kalbinde taşıdığın o yüce duyguyu göstermen bu kadar gerekliyse, o özel gün 14 Şubat olmamalı. Çünkü sen bu günün gerçek anlamını bilenlerin ve inananlarının ruhuyla buluşamazsın!
Milattan önce ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının 14’ünde kutlanan sevgililer günüyle ilgili o günden bu güne ulaşmış, efsanevi ve gerçek onlarca hikâye var. Bilmeyenlerimizin duyması, bilip te duyguları bu hikâyelerle birleşenler daha bir mutlu ve anlamlı kutlasınlar diye kutsal günlerini, o hikâyeleri paylaşalım istedik.
Eski Roma’da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündür. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia bayramı başlıyordu. Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Gençler sadece bu bayram süresince birbirlerinin eşi oluyorlardı. Hangi genç kadının hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı’nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Roma’lı genç kızlar, isimlerini küçük kâğıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkekler ise kavanozdan bu kâğıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa, o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine âşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.
İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Roma’lı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı.
Aziz Valentine de Claudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan aziz Marius ile birlikte Claudius’un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü.
Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat’ı Hristiyan şehitliğine gömüldü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496’da papa Gelasius, Aziz Valentine’i onurlandırmak için, Şubat 14’ü Aziz Valentine günü olarak belirlemiştir.
Aynı zamanlarda Roma’daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia bayramı’nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Hristiyan Kilisesi’nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Lupercalia bayramı’nın başladığı günü yine “Aziz Valentine günü” olarak kutlamaya başladılar.
14 Şubat aynı zamanda, Yunan mitolojik tanrısı Zeus’la Hera’nın da evlilik günü olarak kutlanıyordu.
Yıllar geçtikçe bu gün sevgililerin birbirine sevgi sözleri söylediği ve duydukları aşkları ifade ettikleri bir gün haline geldi. Bununla paralel olarak Aziz Valentine de tüm sevenlerin koruyucu azizi olup, böyle anılmaya başlandı.
Koruyucu azizinizle tanıştınız. Nasıl uydu mu size?
Neyse,
1800’lü yıllardan sonra Amerika’da, Esther Hawland’ın ilk sevgililer günü kartını piyasaya sürmesinden bu yana da tüm dünyada kutlanan, toplumsal bir olay haline geldi. Olayın asıl rengi işte tam da bu noktada değişti. İnsan duygusu, süslü kartların etrafına dantel dantel işlenip, satılmaya başlandı.
Onlar, kendi dinleri ve aziz papazları için kutlarken bu günü; biz, sadece ve sadece kapitalist düzenin serbest piyasasında “Rant aracı” olarak kutluyoruz. Başkaca da bir anlamı yok bu günün. Merhametsizce toplumların eski geleneklerini, inançlarını unutturup, parlak ambalaj kâğıtlarına sardıkları fikirleri ile kendi kutsallarını dayatmak bu günün amacı…
Kime sorsan gerçek sevgiyi arıyor!
Ne demekse gerçek sevgi?
Kiralık kelimelerle, pahalı hediyelerle anlam kazanmaz ki sevgiler.
Ağacın gölgesini satan bir düzen de,
Sevgililer gününü simgeleyen iki güvercin vardır ya hani. Onlarda orta çağda Fransız ve İngilizlerin, 14 Şubat gününü kuşların çiftleştiği tarih olarak kabul etmelerinden kaynaklı. Yok, senin de amacın ağacın gölgesinden yararlanmaksa ne diyelim, akıllı olsun onu da ağaç düşünsün!
Ey sen!
Sevgiyi ille de görmek isteyen sevgili!
Şunu bir soruver bakalım aşkını çiçekle, böcekle göstermeye bu kadar hevesli sevgiline; Leyla ile Mecnuna döndük, demek ki senin benim için çölleri aşıp, ateşten aşk denizlerini, mumdan kayıklarla geçmen gerek şimdi. Benim için çeker misin bunca çileyi?
Cevabı duyar gibiyim,
-Hiç işim olmaz…
Ne diyelim, sevginin kederine de inanacaksınız artık.
Ne demişti Cemal Süreya: Ayrılıklar da sevdaya dâhil.
Olacaksa eğer;
Şeyh Galip’in Hüsnü aşkı yaşansın gönüllerimizde. Yanacaksak, beraber yanalım ateşten aşk denizinde.
Gerisi, bizim olmayan hikâye!
Bakın, sevgiye ve aşka inanan bir başka şair Sezai Karakoç ne diyor, nasıl da yüreklice söylüyor sevgisini sevdiğine:
Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı,
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın,
Ben yaşamıyor gibi, yaşamıyor gibi yaşıyorum.
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.
Demem o ki:
Kapitalizmin canavarlaştırdığı çarkın çemberine “Seni seviyorum ”sözünün anlamını da kaptırmayalım! Hiç olmazsa duygularımız satılık olmasın, her şeye fiyat biçilen şu çarpık düzende.
İtirazlar olacaktır sevgimi göstermemin ne kötülüğü var şimdi diye?
Yok zaten.
Bizim itirazımız, güne yüklenen öneme.
Sözümüz bizim olmayanı alıp, sorgusuz sualsiz kabul edenlere.
Geldiğimiz yolları unuttuk, unutturulduk.
Başkalarına ait günler de bulmaya çalışıyoruz kendimizi.
Dağıldık iyice.
Neydi kendimizden korkutan bizi. Kendi özümüzde ki değerlerimizle, kendi sözlerimizle anlatamıyor muyuz artık sevgilerimizi?
Diken gibi battı yabancı sözler canımıza!
Yara aldık.
Oysa
Bizimde korunacak kutsallarımız var.
Kendi sorularımız, kendi cevaplarımız var!
Peki siz,
Benim için nedir sevgi sorusunu hiç sordunuz mu kendinize?
Diyebiliyor musunuz?
Bizim için sevgi, “Can ocağında” pişmektir,
Tur’un canıdır, diye?
İşte,
Bizim fıtratımızda olan budur,
Bizim için gerçek sevgi, Yunus’un sözlerinde saklı olandır;
“Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü”
Bunu hissettiğimiz gündür, bizim asıl sevgiliye ulaşma günümüz.
Yoksa
Cadde de yürüyen çiçekler kurur, ellerde ki şirin ayıcıklar canlanır, merdivende ayı çarpar, suç kapılara kesilmeye devam eder. Bir günlük göz boyamalara kanmanın cezasını, yüz seksen iki gün, yüz seksen iki gece, mor ve ıslak bakarak dünyaya çekeriz.
O sevgi günü dehşet verici günlere evrilir; plakta ki “Benzemez kimse sana” şarkısı değişir; Allah belanı versine!
İstisnalar kaideyi bozsa da bilemeyiz k istisna bize denk gelir mi bu devirde?
Gün, o gün değil!
Akıl süzgecinden geçirip bir öykü yazdık, 14 Şubat öykü yazma gününde
Siz de kendi öykünüzü kalben yazın.
Sadece bu gün değil, her gün sevgiyle kalın…
Ha! Bu arada,
Zensiz de olur,
Kanmayın.
Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)