18 Mart 1915
Vatan için uçmak, bize atalarımızdan miras.
Milattan önce 3.000’lerde Orta Asya’da,
Güneş; ışık ışık Tanrı Dağları ile Altay Dağları arasından doğdu. Uruk ve soylar topluluğu, boy boy oldu. Budunların hanları, il il toynak vurdu Anadolu’ya.
Türkler,
Yiğit, yüce gönüllü bir kavmin evlatları, Asya kıtasının cihangir fetihçileri,
Abdülkerim Satuk Han’ın torunları, Satuk Buğra Han’ın soyuydu.
Devlet üstüne devlet kurdular…
Bizim tabiatımız onurlu, bizim soyumuz yurtseverdir dediler.
Destanlar yaza yaza ilerlediler anayurda.
1071’den sonra,
Türk ruhunun sesi yankılandı yeryüzünde asırlarca:
Yukarıda gök çökmedikçe, aşağıda yer delinmedikçe,
Türk Budunun ilini, töresini kim bozabilirdi?
Binlerce yıl bozamadılar,
Çünkü
Vatan için uçmak, Türk’e atalarından mirastı.
Tamu kalleş düşmana elbette haktı.
Bir kez daha yazıldı, Türk Töresi tarihe,
Dünya sahnesinde, bir kanlı oyundu Çanakkale,
Devirler mahşeri Çanakkale.
Ölüm sessizliği çökmüştü havaya.
Cehennemin köpükleri dalga dalga vururken Conkbayırı’na,
Sesler saldırdı önce düşmana,
Dokunma toprağıma, canımı al, dokunma.
O gün ki,
Dünya Tarihinde bir belalı gündü,
Dağların yürüdüğü; göklerin güneşi önünde sürüdüğü.
Toz, duman, kan dolmuştu kâinat.
Yerde, gökte binlerce yürekte tek feryat:
Dokunma toprağıma,
Dokunma tüten ocağıma.
Kirletme ırzımı,
Dokunma namusuma.
Mahşer misali yer gök, dil söyleyemez, akıl tariften aciz.
Pıhtı pıhtı kan toprakta.
Dillerde tek dua:
“Göklerden yardım etmeyeceksen,
Daha hayırlısını ihsan et Yarab”
Şehadetim al kanlı kefenim olsun.
Anadolu’m yanıyor,
Bir tufan ki yeryüzü ikincisini yaşıyor.
Bir Kerbela ki şehitler kalkmış yürüyor.
Yedi düvelden saran düşman,
Kaç şehit verilmiş, bu değil gam.
Denizde zırhlılar, gökte çelik kanatlar,
Yerde Türk Askeri, mukavemette, direnişte, savunmada.
Bir yanda hain düşman, geride sefalet askerimi zorlayan.
Siperde patlayan bombalar, akrepler, kehleler.
Direndiler, son nefeslerine kadar.
Dayandı askerim, insanüstü bir “El ”yardımıyla!
Anadolu’m çırpındı günlerce…
Kolay mıydı öyle Türk’ü yok etmek?
Kolay mıydı, Türk Yurduna haç direğini dikmek?
Dilinde tek destur: Hür’üm, hür doğdum, hür yaşarım!
Arıburnu’nda top sesleri,
Kocaçimen Tepesi direnmede.
57.Alay, süngü taktı ve haykırdı:
“Bize ölmemiz emredildi”
Öleni görüyor, öleceğini biliyor, tek bir an duraksamıyor...
Arkada, Gebe Dağlar Türk doğurmada alay alay.
Rüzgârın dilinde, özgürlük türküleri,
Denizde, Nusret mayın gemisi,
Gemide vra! Bismillah nidaları,
Allah’ın hikmeti bir yürekleriyle,
261 Rakımlı Hüsn tepesinde.
Bir kuşak kanla boyandı.
Adı; bir vatanın dirilişi oldu,
Dalgalandı, al al olan ruhuyla.
Kor kor ateşler döküldü canlara,
Ateş tufanı göklerden.
Ufuklar dahi ürktü,
Toprak tir tir titredi,
Kurşun kurşunu havada vurdu,
Düşman Çanakkale gelincik bahçesi göründü.
Ölüm bile ölmekten yoruldu,
Bir Mehmet’im yılmadı.
Bir Mehmet’im yorulmadı.
Manzara heybetli,
Manzara korkunçtu.
Tarih şahit, bu Garbın serencamıydı.
Cehennemin yedi kapısını bilirdik,
Çanakkale, gelenlere sekizinci kapı oldu…
Vahşet ki ne vahşetti,
Yerde ki ölüler yetmez belki kurtuluşa diye, gökten ölüm yağdı kum misali.
Ana dolu, Anadolu’nun dua ve âminleriyle,
Çanakkale geçilemedi.
Yaşamak en kolayıydı, kurtuluş yolunda.
Vatanın yaşaması için, ölmeliydi binlerce can.
Öldüler birer birer…
Tarumar olsa da vatan,
Kirli çizmeler geçemedi,
Geçilmez diyerek ant içilen Çanakkale’yi.
Dillerde, yüreklerde tek söz kaldı semada;
“Baş eğmeyiz edaniye dünyay_ı dun için,
Allah’adır tevekkülümüz itimadımız.”
Elhamdülillah düşmana eğilmedi Türk’ün başı.
Türk Milleti’nin, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının:
“Ya istiklal ya ölüm” diyerek başlattıkları, Türk ve dünya tarihine, Müslüman Türk kanıyla yazılan, kurtuluş destanının adıdır Çanakkale.
Metre kareye altı bin merminin düştüğü, kurşunların havada çarpıştığı, insan aklının sınırlarını zorlayan bir mücadelenin adıdır Çanakkale! Delik deşik olmuş toprağın, her santiminden kan oluk oluk akarken, “Tanrının seçilmiş evlatları” olduklarına inananların, akan kanda boğulduğu bir büyük destandır. Yarım milyon insanın öldüğü, dünyada tek güç olduğunu düşünen batılı emperyalist güçlerin, tam donanımlı mekaniklerini, maddiyatını; bir ülke insanının maneviyatının yerle bir ettiği, imkânsızlıkların mucizesinin yaşandığı yerdir Çanakkale.
Mantık sınırlarının çok ötesinde, insanüstü bir direnişin adıdır,
Yeryüzünde kıyametin koptuğu yerdir Çanakkale!
Batının husumet duygusuyla; İslam’ın Pişdarı Türklerin tarihi, ateş oldu, kan oldu burada kapıştı…
Churcill, savaş sonrası çıkarıldığı mahkemede neden bu savaşı kaybettiniz? Sorusunu şöyle cevaplayacaktı:
-Anlamıyor musunuz?
“Biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah’la savaştık. Tabii ki yenilecektik!
Süngü taktılar, boğaz boğaza çarpıştılar. Tam 650 şehit birden Hakk’a uçtular. Cehennem çukurunda, Hz İbrahim’in gülleri açtı, Koca Çimen’de…
Hamilton’un söylediği gibi; “ Gebe dağlar akın akın Türk doğurdu” o gün. İki siper arası sekiz metrelik mesafede öleni görüyor, öleceğini biliyor bir an bile duraksama yok.
Duraksamadılar,
Çünkü
Vatan onlarda aşktı. Aşklarına ulaşabilmek için, ateş denizinden geçti kınalı kuzular.
Vurula vurula geçtiler. Acıyı, kanı, vahşetin en ağırını yaşaya yaşaya geçtiler.
“Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor,”
Demiş ya Mehmet Akif,
Bir hilal uğruna,
Vatan uğruna,
Bayrak uğruna,
Gök kubbede yankılanan ezanlar uğruna vurulup yattılar.
Anaların kınalayıp, evlatlarına Hz. İsmail’i yoldaş seçtiği; Hz. İsmaillerin kurban olsun vatana diye gönderildiği bir büyük mabet yeriydi Çanakkale.
Gelibolu geçilirse; “Ne iman kalırdı ne kitap, ne vatan kalırdı ne toprak, ne namus kalırdı ne şeref…”
En çaresiz kaldıkları anlarda,
Yetiş ya Muhammet yetiş ya Allah dediler, Alçı Tepe o an kurtarıldı.
Yere düşen şehit: “Neden zahmet ettin ya Resul Allah” diye kalktı, Hakka yürüdü…
Churcill haklıydı!
Orada düşman, hem yerin altındakilerle hem de üstündekilerle savaştı.
Çanakkale geçilmez dediler, geçirmediler! Sancak yere düşmez dediler düşürmediler. Son asker şehit düşerken, Alayın Sancağını bir ağacın dalına astı, yine de yere düşürmedi sancağını.
Bu güne kadar savaşın nedenlerinden oluşumuna, yaşanan vahşet anlarından, savaşın sonuçlarına kadar belki de on binlerce eser yazıldı. Hepsi şüphesiz çok değerli eserler. Fakat bir eser var ki her okuduğunuzda gözyaşınız damla damla ıslatır yüreğinizi.
Gözleriniz ağlar, gözyaşınız şiire dökülür, şiirin kelimeleri ağlar…
Vatan Şairimiz, Mehmet Akif Ersoy’un, Çanakkale Şehitlerine ithafen yazdığı şiiri, ahde vefa sayılabilecek kadar derin ve o anları tüm benliğinizle hissetmenizi sağlayabilecek kadar duygu yüklüdür her kelimesiyle.
“Bu taşındır diyerek Kâbe’yi diksem başına;
…Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
…Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber,
Sana agusunu açmış duruyor Peygamber…”
Bir nesil bu dizelerle uğurlandı tarihimize.
“Asım’ın nesli… Diyordun ya, nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.”
Asım’ın nesli!
Ve…
Sonra ki nesiller!
Durduk.
Durduğumuz yerde, bir şeyler oldu. Toplumca şok haline girdik. Dün, kanımıza dokunan ne kadar sorun varsa bu gün şaşılacak derecede sorun olmaktan çıktı. Yapmayız dediğimiz ne varsa yaptık! Ama biz şaşırmayı da bıraktık. Trajik bir hafıza kaybı mıydı yaşanan, koptuk tarihimizden?
Dünya bozuldu, insanlar değişti. Biz de değiştik. Bırakın geçmişimizi elimizde tutmayı, bu günümüze bile tam sahip çıkamıyoruz. Bireysellik karmaşası, öyle bir hale getirdi ki bizi, iki kuşak öncesi yaşananlar hafızamızdan bilinçli olarak silindi. Oysa nereden geldiğini bilmeyen toplumlar nereye gideceklerini de bilmezler!
Anlatamadık,
Yeni nesle, milli mücadelemizi tam anlatamadık. Çanakkale’yi anlatamadık. Oysa Çanakkale öyle bir dönemdi ki bizim yeniden varoluş sebebimizdi. Bu mücadele tam ve ruhuyla bilinmeden ne bu günü millet olma şuuruyla yaşayabiliriz, ne de o ruhu hissetmeyen yeni nesil, bu ülkenin yarınlarını kurabilir.
Lloyd George, Avam Kamarası’nda şöyle söylemişti, üçlü anlaşmalar yapılırken:
“Türkiye sahneden siliniyor diye üzülecek değiliz !”
Öncelikle yeni nesil, bu cümleyi çok iyi anlamalı.
Milli şuurumuzun yer yer grileştiği, algı ve kimlik parçalanması yaşadığımız günümüzde; Mehmet Akif Ersoy’u anlamaya çalışmanın tam zamanıdır.
Görünen o ki yaşanan acılar çoktan unutuldu…
Vatanın toprak yığınına, bayrağın bez parçasına, ezanların, insanları rahatsız eden cılız minare seslerine, erdemlerin erdemsizliğe, şehitliğin kelle sayısına, yurt severliğin dini ve etnik şovenizme dönüştüğü günümüzde yurdum insanı şaşkın ve çıkmazlarda. Ne yapacağını bilmez halde. Alacakaranlık kâbusunun orta yerinde gibiyiz milletçe! Bireysel bencillikle günü kurtarmaya çalışan; tepkisiz, sessiz insan yığınları olduk ne yazık ki.
Günümüzde yaşanan toplumsal keşmekeşin arkasında ki ilk neden: Milli şuurumuzun unutulması hiç şüphesiz. Toplumsal ilişkilerden bireysel ilişkilere ve hatta devletlerarası ilişkilere kadar öne çıkan baskın tutum, kişisel çıkarlar, sömürü davranışları ve en açık şekliyle sonuç;
Yabancılaşma.
Kime yabancılaştık?
Kendimize!
Örnekleyelim:
Turgut Özal döneminde, ülkemize çağrılıp eğitim sistemimizdeki yanlışlığın kaynağını bulmaları istenen Japon pedagog gurubunun çıkarımları, ne kadar acı ve ne kadar düşündürücüdür.
“Sizin gençlerinizde “ Milli şuur” yok denir!
Türk yetkililer üzerinde şok etkisi yaratan bu açıklamadan sonra Japon heyet kendi çocuklarına bunu nasıl kazandırdıklarını açıklarlar. Biz çocuklarımızı, sizden aldığımız ÂMİN Alay’ını (Osmanlılarda çocuğun 4 yıl,4 ay,4 gün olunca başladıkları eğitimin adı)kendi toplum yapımıza uyarladık. Bu yaşlarda çocuklarımızı, Hiroşima ve Nagazaki’ye götürürüz! Atom bombasıyla hiç bir canlının yaşayamaz hale geldiği bu yerler çocuklarımızın taze hafızalarında hiç bir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Bu şok görüntüler çocuklarımızda “Milli Şuur Bilinci” oluşturulur.
Tam bu sırada bir Türk yetkili; “Ama bizim Hiroşima ve Nagazaki’miz yok ki der !”
Japon pedagog, sözü söyleyen Türk yetkiliye döner: Sizin de metrekareye altı bin merminin düştüğü, Çanakkale Muharebeniz var der.”
Ve ekler; Çanakkale Zaferinizi gençlerinize öğretmek için, Mehmet Akif’i tanıtmalı ve Safahat’ı mutlaka gençlerinize okutmalısınız!
Safahat ve Mehmet Akif!
Türk toplumuna verilen öğüte bakar mısınız?
Bu günlerin yaşanacağını anlamış olmalı ki bu öğüte maruz kalan toplumumuza cevabı, Mehmet Akif vermiş zaten:
“Ey sıkılmaz ağlamazsın, bari gülmekten utan”
Bu gün durgunlaşan, hissizleşen ve değer bilmezliğe yönelen beyinleri, yakalandıkları çağımızın en kolay düşünce yapısı, teslimiyetçi halden, dinamik, nereden geldiğini, nasıl gelindiğini hatırlatacak başkaldırıcı ve birleştirip bütünleştirici düşünce ve güçlere ihtiyacımız var.
Mehmet Akif, kazanılan İstiklal Harbinin, o en kötü şartlarını ve o günlerin milli ruhunu bu güne kadar dize dize en sağlam taşıyıcılardan. O, Milli Mücadeleye, Asım’ın neslini hazırlayan fikir adamı!
Evet, yüzümüz ileriye dönük olmalı, çağdaş, özgür ve tam bağımsız Türkiye için.
Fakat!
Ara ara geriye de dönüp bakmalıyız, bu günlere gelebilmek için verdiğimiz mücadelenin o kanlı ve acı izlerini hatırlamak için.
Hatırlayalım,
Bu vatan için,
Kendi cenaze namazını kılan 15’lileri,
275 kiloluk top mermisini sırtına vuran Seyit Onbaşıyı.
Sonra düşünelim:
Churchill’in, Çanakkale’de yok edilemeyen Türklerin nasıl yok edilebileceğini anlattığı sözlerini. “Balık suda yakalanmaz. Bu balıklar Türklerdir, su da onların dini. Onları dinlerinden uzaklaştırmadan onları yenemeyiz. Ben artık Türkler suda yakalamaya çalışmayacağım, her gün bir kova suyu bu havuzdan alacağım. Nitekim su bittiğinde Türklerde ölecektir.”
Gelin bu günkü çıkmazımızdan kurtulup “Milli Şuurumuzu yeniden oluşturmak adına biz de 57.Alay gibi pasaparola oluşturalım milletçe!
Churchill’lerin havuzdaki suyu boşaltmasını durup seyretmeyelim.
Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi idrak etmek adına, İlahi kitabımız Kur’an’ı, Gazi Mustafa Kemal Paşanın Nutuk’unu ve Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ını okuyalım, yeni nesillere okutalım.
Topla, tüfekle, ateşle, barutla savaşarak geçemedikleri Çanakkale, bu gün kültürel yozlaşma ve yeni nesilde bir türlü oluşturamadığımız “Milli Şuur” yokluğundan geçilebilir…
Bu gerçeğin farkında mıyız?
Zira 104 yıl önce geçilemeyen;
Bir büyük inançtı,
Bir büyük milli ruhtu,
Tokatlı 15’lilerdi,
Seyit Onbaşıydı,
5. Kolordu,
14.Piyade,
5. Alaydı…
Ve bir askeri deha; Anafartalar Grup Komutanı, Mustafa Kemal Paşaydı.
Ve bu nedenle, Çanakkale geçilmez değil; Çanakkale geçilemedi!
Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)