Kazıkları hazırlayın Erzurum’lular Acılarımızı paylaşmak isteyenler var.... Malum “Kızıl Hafta”yaklaşıyor.Yine kızılca kıyameti koparacaklar dünya kamuoyunun önünde.Onlara fırsat vermeden ben koparayım yaygarayı istedim. NATO ve AGİT!İlk sözüm size desemde gülümsüyorum kendime.İlahi bende kimi kime şikayet ediyorum ki hadsizce.İtin iti ısırdığı nerde görülmüş yer yüzünde.Yaladıkları kemiğin sahibi onlar neticede.Yine de sizin sözlerinizi hatırlatmak isterim size: “Temeli Helsinki Nihai Senedinin getirdiği taahütlere uygun olarak,her hangi bir ülkenin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmak ve tehdidinde bulunmak,uluslararası kabul görmüş bu belgelerin ilke ve amaçlarıyla bağdaşmayan tarzda eylemlerde bulunmak uluslararası hukukun ihlalidir.”Bunlar benim değil sizin sözleriniz.Türkiye topraklarında tüm dünyanın gözü önünde geçmişte yaşanan ve halen yaşanmakta olan ihlalleri bildiriyorum bende suç duyurusunda bulunuyorum.Bunu “Devletler Hukuku”na göre devletimin yapması gerektiğini bile bile yapıyorum!Madem ihlalde sınır tanımıyorsunuz ben de sizin kurallarınızı es geçiyorum...Kuraldı,ihlaldi uğraşamam deyip kısaca sizi tanımıyorum kendimce.... Ve siz millet olabilmek için kendimize tarih yazıyoruz diyen umutsuz milletler,Soysuzluğun tarihi yazılmaz,bilin istedim! Topraklarımıza kan kusturdunuz, şimdi neyi bekliyorsunuz,takdir edilmeyi ? İçimize sızdınız sinsi yılanlar gibi.Toprağımızı,ocağımızı açtık sizlere siz ne dediniz karşılığında: “Kurtulmak istiyorsan önce komşunu öldür.” Öldürdünüz,hiç acımadan.Katlettiniz.İnsanüstü işkencelere maruz bıraktınız Türk Halkını.Akla zarar katliamlar yaptınız.Unutmuş olamazsınız.Biz unutmadık.Önce kendinizle yüzleşin.Ruhani papazlarınızla,10.gün hesaplaşması yapın günah çıkartın.Ya da yardımcı olalım gelin beraber çıkaralım boynunuzun borcu günahları! Kendinizle yüz yüze geldiğinizde bakalım insanlığınıza katlanabilecek misiniz?Siz daha çok bağırıyorsunuz diye kendinizi haklı gösteremezsiniz... Bir yerden başlamak gerek konuya dedim,Maraş vakasından girdim olayın tarihi seyrine... Maraş’ta o gün,görünürde hiç bir aykırılık yoktur.Şehir halkı,Fransız askerleri tarafından işgal günlerinin çaresizliğinde, alışageldiği günlük yaşam seyrini sürdürmektedir.Şehrin merkezindeki hamamda kadınlar günüdür.Hamam sonu dışarı çıkan kadınları bekleyen vukuat bir bakıma tarihi bir sürecin ilk fitilini yakacaktır. Fransız ordusunda görevli bir “Ermeni”asker,Uzunoluk hamamından çıkan kadınlara sarkıntılık yaparak,kadınlardan birisinin peçesini yırtar.Uzunoluk camii imamı “sütçü İmam”Ermeniyi kurşunlayarak öldürür.Arkadaşlarına yardıma gelen diğer ermeniler halkın direnişi ve öfkesi karşısında şu sözleri haykırarak uzaklaşırlar. “Geri döneceğiz,Müslümanların tümünü öldüreceğiz.Kadınlarınız bize kalacak,camiilerinize çan takacağız.” Müslüman Türk Kadınlar üzerindeki düşman vahşeti bu olayla başlar.Sade kadınlar değil tabiki ,Müslüman Türk erkekleri ve çocuklarının tüyler ürperten sonlarınında bilinen ilk başlangıcı olur bu olay. Evveliyatı da şüphesiz vardır.Dünya Siyasi tarihine not düşülen ilk belgeler bu olaydan çok önce zaten ortaya konmuştur. 1885 yılında,Armenakon Komitesi “Portakalyan Propagandası”adıyla bir bildirge yayınlar ve izleyecekleri yolu tüm dünyaya ilan eder;“Kan dökmeden hürriyet elde edilemez.”Kendilerini yalanlamazlar o günden sonra.İnsanlıkdışı millet olma mücadelelerini tarihin sayfalarına insan kanıyla yazarlar.... Ermeni Komiteciler,Erzincan,Erzurum,Bayburt,Kars,Ardahan,Iğdır ve Van’da katliam faaliyetlerini sistematik olarak uygularlar.Anadolu köylüsü buğdayını biçer,onlar insanları biçer acımasızca. Türk katili Antranik ve çetesi de,Van Gölündeki Akdamar Adasındaki kilisede diğer adıyla kan kalesinde kurulan “Savaş Meclisi”nde yaparlar katliam planlarını.Çanlar,papazlar,kiliseler,İşhanlar,Aram’lar ve Danieller....Esrarengiz manastırların ilahi mabetlerinin duvarları arasında gelişir,güçlenir ve sinsice planlarını uygulamaya koyacakları güne hazırlık yaparlar. Ruhani ayinlerinin ana teması,Müslüman,Hristiyan düşmanlığını körükleyip din düşmanlığı çerçevesinde ve çıkar birleşmesi yoluyla arkalarını daha bir sağlama almaktır. Alırlarda.... Osmanlı İmparatorluğu üzerinde planları olan Rusya’nın,Türklere rağmen güneye inmek amaçıyla,Batı’da Slav,Romen,Bulgarlar’ı örğütlerken doğu’da Ermeni ve Nasturileri örğütleme çabaları vardır.Bu noktada çıkarlar birleşir. Arkalarına aldıkları en büyük güç Rusya’dır.Her kesin kendine göre menfaati vardır bu birleşmeden.Rusya’nın güneye sıcak denizlere açılma politikasında,Ermeniler geçiş yolunu temizlemekle görevlendirilecektir. Daha açık anlatımla, Ermeniler o günden bu güne Emperyalist güçlerin yayılmacı dünya politikalarında bir araç olarak kullandıkları milletlerden biri olmuştur.artık. Ermeni tezgahları,hile hurda tarttıp dünya kamuoyuna satmaya devam etmekte.Ermeni soykırımı şarkısıyla kendileri çalıp kendileri oynamaya devam etmekteler... Maraş’ta fitili yakılan Türk siyasi ve toplumsal tarihi seyrinin en acı gerçeklerinden, Ermeni mezalimi kısa sürede Van’a sıçrar.1912’de Ermeni Van belediye başkanı,Bedros Kapamayacıyan’nın Ermeni Taşnak örğütü tarafından öldürülmesiyle olaylar çığrından çıkar.1912’den başlayıp 1918’e kadar sürer. Ersinek köyü imamı o günleri şu sözlerle aktarır: “Küffar eline düşenin hali nice olurmuş.Devri alemden beri olan zulümler ne ki,dil ile vasolunmaz,anca halka ayandır.Sabiler ve avratların avazı arşı alaya çıktı,felekleri ağlaştı.Düşmanımız cesim bir düşman olsaydı insana efkar olmazdı...boynu eğri,gözü yaşlı büyük ezalarla katolunmaklığımız bizi ölmeden evvel öldürdü.Her şeyden vaz geçtik namus kalmadı.” Siz duydunuz mu ey dünya insanı !o günlerin arşı alaya çıkan feryatlarını? Duymazsınız,çığlık duyma işi bizim değil tarihçilerin dediniz sıyrıldınız işin içinden. Yeterince duymadınız,duyuramadık!Aynı çığlıkları atabilmemiz zaten imkan dahilinde değil.Yinede ben aksinin yansımasını kulaklarınıza ulaştırmak için kalemimin ucunda kan damlalarıyla size o sesleri ulaştırmaya çabalayacağım... Allah’ım diyorum ne ile sınadın bu insanları?Yaşanan acıların konu tekrarı nasıl yapılabilir ki?Ellerim titriyor yazarken,onlar nasıl dayandılar yaşarken?Kendi hayatımızın bir parçası yapabilir miyiz o acıları ve acılar üzerine söz söyleme hadsizliğiyle ulaşılabilir mi o anların çaresizliğine? Belki,belki dedim şunu yapabilirim,bir kadın olarak kadın duyarlılığı ile yakınlaşabilirim onlara...O da belki....Geçmişimizi geçmişle yürümeye cüret etsemde anlıyorum ki bu yol çok meşakatliymiş. Derin çok derin acılar.Derin kuyulara atılan acılar.Gözlerden yaş akmasına fırsat oldu mu bilinmez,o akamayan yaşlarda gizli ölü bedenlerin ıstırapları..Su gibi,tertemiz,sicim gibi yaşlarda...Sayısız ölü insan gözyaşının acısı var içimize akıttığımız.Her damlası bizim acımız,bizim sancılı,ağrılı yadigarımız. Olayların fitilinin artık ateşe verildiği felaket ve acılar diyarıdır Van.Savaşa girilmiştir bir kez.Suçsuz insanların bedelini ödediği savaşların yıkım süreci başlar.Yedi bölğe dört iklim Türk Milletinin erleri cepheye gider.Geride kalan yaşlılar,kadınlar ve çocuklardır. O kadınlar ki erini ,atasını cepheye gönderip,kimi cephane taşıdı gerisinde,kimi toprağı ekmeğe,tarlayı sürmeye devam etti cepheye azık yetiştirdi yine.Orduya sırtlarında obüs sandıkları taşıdılar,er kişi hadli işlerde biz de varız vatan savunmasında dediler.Kışla önlerinde kimi donarak öldü,kimi cephanenin üzerine örttü örtüsünü yavrusu donarak öldü.Şerife Bacılar,Erzurumlu Gül Hanımlar,Kara Fatmalar,Emir Ayşeler,Ayşe Çavuşlar,Asker Saimeler....Bu toprakların etekli savaşçı kadınlarının da memleket davasıydı davaları. Cepheye ulaşamayanlar da şöyle seslendi erlerine:“Topraklara gömerek paslanan silahları çıkarın yerinden biz kendimizi koruruz,siz gidin vatanı kurtarın.”Kadınlarımız,bizim kadınlarımızın sesleri.Başı beyaz yaşmaklı,çicekli basma entarili tertemiz yüzlü çilekeş Anadolu kadınlarımız.İddia ediyoruz ki hiç bir dünya kadını,Anadolu’mun kadını kadar çile çekmemiştir. Topraktan gelen kadın,çocuk,erkek inlemeleri kulaklarımda.Yüreğime akıyor inlemeler.Harap edilmiş köyler,bitap düşmüş halk! Bir ses geliyor arkamdan ansızın.Dönüp bakıyorum,elinde silahı yetmişlik bir yaşlı son kez bakıyor daha on beşine gelmemiş su misali torunu Elif kızın suratına.Ama ne bakış.Affet diler gibi.Sonra elindeki silahı ateşliyor kızın bağrına.Ermeni köpeklerinin eline geçmesindense diyor ölsün,ölsün ki yaşamasın o zulmü.Zaman haklı çıkarıyor ihtiyarı,ölmesi yaşamasından yeğmiş Elif kızın.O öldü kurtuldu.Ya geride kalanların hali nice oldu? Viraneye çevrilmiş köyler,evler harabe,samanlıklar yıkık taş duvar.Köylerin bağları,bahçeleri,evlerin içleri,avluları,parçalanmış ölü insan bedenleriyle dolu kuyular.Ölü insan bedenleri arasında kaynaşan yılanlar ve ölü bedenlere saldıran köpekler.Su almak için kuyulara sarkıtılan içi insan kanıyla dolan kovalar.Kırlarda,etrafa saçılmış taş misali insan kafatasları,insan kemikleri...Diri diri gözleri oyulan,uzuvları tek tek kesilen insan çığlıkları geldi mi kulaklarınıza. Ölü bedenlere dahi tecavüz eden meşrepsizler,öldürmekle de kalmayıp ölülelere de işkence etmeye devam ederler gaddarca.Nasıl bir kindir bu,nasıl bir insanlık suçudur? Sesler gittikçe artıyor etrafımda....Bacakları ikiye ayrılarak parçalan çocukların seslerini duydunuz mu sizde? Ya hamile kadınların karınları dipçikle deşilip içinden çıkan daha doğmamış bebeği dipçiğin ucuna geçirip dolaştırdıkları bebelerin ağlama seslerini? Bunu da duymamış olamazsınız ey dünya insanı,olamazsınız...Çarıksır köyünden acı bir çığlık geliyor,irkiliyorum olduğum yerde.Vücudunun ortasından şişe takılıp diri diri kızartılan çocuğun çığlığı!Ya Zeliha Ananın feryadını duyabilir misiniz;Bebeği ateşte pişirilip zorla kendisine yedirilmeye çalışılan Zeliha Ana’nın çığlığını.Yedi kat semada felekleri ağlaşıyor. Benim yüreğim buz kesti,siz halen okuyabiliyor musunuz?Ya Gülnaz kızın sesi geldi mi?Daha yedi yaşında hunharca toplu tecavüze uğratılıp,sırf acı çekişini seyretmek için sağ bırakılan Gülnaz kızın çığlıklarını.Şimdi o çığlıklara inleme seslerini de ekleyin.Kocalarının,çocuklarının gözleri önünde tecavüz edilen kadınların sessiz inlemelerini,başları taşla ezilen ihtiyarların seslerini,erkeklik uzuvları kesilip ağızlarına tıkanmışların inlemelerini ekleyin.Hala mı duymuyorsunuz? Duymazsınız,bu sesler öyle kulakla duyulacak seslerden değil,yürek sızlamadıkça! Van’a gelmeden Kazım Karabekir’in Erzuruma girişini anlatan canlı tanıklığı geliyor aklıma.Dur diyorum dur burada sakın kaçırma hiç bir sözünü.Sen anlat Paşam diyorum sen anlat.Ben anlatırsam adım ırkçıya çıkıyor. “Erzurum’a o kadar yaklaştık ki zaten biraz daha geç kalsaydık ortada kurtaracak can bulamayacaktık diye söze başlıyor.O kadar yaklaştık ki insanların dişlerini görebilecek mesafedeydik.Gülerek beni karşılıyorlar diye düşündüm.Anlayamadığım hiç biri kımıldamıyordu bu insanların.Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki her biri Ermeniler tarafından canlı canlı kazığa oturtulmuştu öyle can vermişlerdi.Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde kimseye göstermesin.”Şahidimizdir duysun dünya milletleri.Birileri de çıkmış acılar paylaşılmayınca yaralar kapanmaz diyor.Gelin,gelin ....paylaşalım aynı acıyı!Vicdani duruşum anca bu olur sözün muhataplarına. Biz devam edelim yolumuza,kan izlerine basa basa...İşgal günlerinin son vahşeti yaşanacaktır Van’da! Van,Ermeni ve Rus saldırılarıyla düşmüştür o gün.Sağ kalanlar Van Gölüne doğru kaçar.Ermeniler sıkıştırdıkları halkı orada katledip Van Gölüne atarlar.Göl insan kanıyla kızıla boyanır.Geriye bıraktıkları kadınları teknelere bindirip Akdamar Adasındaki utanç kilisesine götürürken,Ermeni zulmunü yaşamaktansa ölmeyi seçen elliye yakın kadın kendini Van Gölüne atarak ölür.Ölmenin yaşamaya yeğ olduğu andır,o anlar!Kurtulurlar aslında...Geri kalanlar adaya götürülüp,işgal günleri bitene kadar Ermenilerin tecavüz ve işkencelerine maruz kalırlar...Kilise o günden sonra “Utanç kilisesi adıyla anılır! Takii....diyoruz bir ara not girip devam etmek üzere bu konudaki sözümüzü sona bırakıyoruz... Bu arada dünya tarihinde görülmemiş bir uygulama yürülüğe girer,savaş devam ederken. “Sevk ve İskan”ve ya diğer adıyla “Tehcir Kanunu” çıkartılır.Ermeniler, savaş alanlarının dışına diğer güvenli bölğelere nakl edilir.Tüm dünya kamuoyunun yanılsama odağı aslında bu vakadır.Tehcirde yaklaşık 1 milyon Ermeni göçe tabi tutulur.Anadoludan birden boşalan Ermeni nüfusu,daha sonra “Ermeni soy kırım rakamları”olarak önümüze konur.İddia edildiği gibi,sunulan rakamlarla zaten o soyun!kırılması olanaksızdır.O dönem Osmanlı Devleti içinde toplam Ermeni sayısı:1 milyon 3yüz bin kadardır.Soyu kırıldığı iddia edilen rakam:1 milyon 5 yüz bin Ermenidir...Mantıgınız yoksa eğer parmak hesabıyla bile sonuca ulaşabilirsiniz,bu kadar net bu kadar ayan hesap.Siz halen ayamadıysanız,aklınız yetmiyorsa buncacık hesabı yapmaya,sorun akıl hocalarınız büyük biraderlerinize.Arada kayan 3yüz bine takıldıysa hesabınız,eee o kadar kayıpta siz vermiş olun serde,savaş meydanı bu nihayetinde.Siz öldürürken kalleşce karşıdaki arduç toplamayacaktı elbette! Ben yazarken;Ürktüm!Korktum!Titredim! Hissedin,iliklerinize kadar hissedin.İşte o zaman titreyip döneyeceğiz kendimize. Büyük Ermenistan hayaliyle,topraklarımızı vahşet meydanına çevirenlerin sözcüsü şöyle sesleniyor dünya kamuoyuna: “ 1915 Ermeni soykırımını asla unutmayacağız,soykırım cezasız kalmıştır,bunu tanıtacağız tüm dünyaya.” Unutmayın,unutmayın tabiki! Kınayın da üstüne, iyice kınayın! Fakat,kendinizi..... Bağdat Yolu da batının kırma memleketlerine ulaşmaz,bu kadar da hayalperest olmayın,eteğimin empirmeleri! Ey timsah gözyaşlarını saça saça kendini acındırarak ortalıkta gezinen millet;Ermeni 4 T planı işte o hiç tutmaz,dört maddesi de kafadan zillet! Neymiş efendim;Soy kırımı tüm dünya tanısın,Türkiye soykırım yaptığını kabul etsin,Soykırım kurbanlarının yakınlarına tazminat ödensin,Türkiye Ermenilere toprak versin....Aman eksik kalmasın bi de papa yapılanlara istinaden kutsasın.Sizde ki de nasıl bir keyfiyet... Kandırdılar sizi ey bahtsız millet !Büyük ağabeyler onlar sizin gibi küçük kardeşlerle oynamazlar.Ateşe maşalarıyla uzanırlar,ellerini yakmazlar! Bir kere “Kanunsuz suç olmaz bunu iyi belleyin.”Soykırımın suç sayılması zaten 1940,sizindeki tarih zaman aşımına kert!Destekli geleceksiniz,madem maruzatınız var bunca yaptığınız vahşete! Sözüm bitti dedim,durdum.Atladığım olmasın dedim tekrar okudum.Farkettim ki atlamışım bir şeyleri. Açılım açılım diye diye bu konuda da açılmışız baya! Oynamayın kelimelerle!Masal da anlatmayın artık bu millete! Kültürel Mirasımızdan ben hiç bir zaman, “ kilise ve haçı”anlamayacağım. “Komşularla proplem istemiyoruz.Azınlık haklarınızı sonuna kadar kullanın.Ruhban okulunuzu restore ettik,haçını da unutmadık taktık tepesine,ha bir de aferin size çok parlak bir geçmişiniz var ülkemizde biz de sizi ödüllendiriyoruz böylece deyip utanç kilisesini açanlara serzenişimiz,bunları duyduk kahrolduk milletçe! Dayanağınız çok inandırıcı gelmedi bize.Kızıl Sultan bile ruhbanlara destekçiymiş ya! meğerse.Sözde dayanak sağlam yere!Bak şimdi o da destek çıktıysa size bizim ses etmek ne haddimize milletçe.... Zemin güzel hazırlanmış.Hazırlanmış hazırlanmış olmasına da;Eeee...hani kızıl Sultan kesip biçmişti sizi,ortalık kan revan dı?Sultanın Kızılını siz hediye etmiştiniz kendisine.Bu da mı yalandı.Yazık olmuş öyleyse onca çabanıza.Devrimci Taşnaklarınız boşuna tahttan indirmek için uğraşmış,II.Abdülhamid Han’ı haksızca! Uğultulu çığlıklar geliyor Akdamar Adasından.Onlarca kadın,erkek,çocuk çığlığı...yıkın üstümüzdeki utanç abidesini,yıkın...Yaşanmışlıkların yükü altından binlerce çığlığa benim çığlığım karışıyor.Nefretin ateşini saklama gereği duymayan,benim çığlığım.. Bir çığlık son çığlık:Duyun,duymayanlara duyurun:Ermeni soy kırımı meselesi diye bir meselemiz yoktur.Zinhar konu kapanmıştır,Akdamar adasında kan gölünde! Son sözümüzde “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran kanı bozuk,soyu ...........karışık !vatansız akl_ı zaruretlilere: “Hadi ülkeniz savaşta cepheye!”
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)