18 Mart 1662 Paris! Dünya tarihinde tarifeli şehir içi otobüsleri, Saint Antoine kapısı önünden, sekiz kişi kapasitesi ile Luxembourg kapısına doğru ilk seferini başlatır.
Askerlerin ve köylülerin binmesinin yasak olduğu, Aristokrakların ise tamı tamına yedi kişiyle üstelikte halktan yedi kişiyle “romantizm” amacıyla bindiği, yokuş yollarda;
Eee hadi bi el atıverin abiler denilip yolcuların inip itelediği,70 feniklik yolculuklarla başlayan seferler, o gün bu gündür şehir insanın en dramatik sorunu oldu.
Tenting Omnibusların ki gibi patlamalı motorlar yoksa da artık insanlar patlıyor, Ogleu’nun buharlı posta arabaları gibi stresten başları üstünden buhran buharları çıkararak.
Konuşucaz efendim hepsini bir bir konuşucaz. Hayatımızın en önemli şehir fragmanlarını yaşadığımız, bilmem kaç sefer sayılı yolculukların her anını soluğum soluğunuzda paylaşıcaz.
Enstrümantel tıslamalar, vokalli korolara dönüşmeden uyuşalım ki toplum mikseri, huzur karıştırıcılara fırsat verilmesin.
Konu hakkında, kamu düşünce düzenini bozmadan fikir beyanatı verilecekse ilk cümlemiz kuşkusuz şu olacaktır;
“Kadın Baharı’nda açan çiçeklerimizi asla kopartmayız!”
Çok el ya yağmaya ya yolmaya gelirmiş, biz hâl hâlin yoldaşıdır deyip, kimseyi yolmadan hafifçe yol alalım öyleyse.
Bilmeyip de çok konuşanlar için!
Ön fragman markajları durakta başlar bu yolculuğun ! Asla saatinde gelmez bu oturgaçlı götürgeçler! Durakdaşlar, o anlarda sanırsınız kırk yıllık kadim dost sohbeti tadında, ülkeyi bir batırır bir kurtarır, yurdum insanı boş durmaz hiç!
Hah bu gelen kesin bizim istikamet seferi denir, her seferinde düş kırıklığıyla başlar yine kadim dostlara döner.
Nedennn sonra gelir beklenen…
Dışardan şöylecene bir bakış atarsınız önce. Otoket taraması yap desen yapamayık ammaaa duraktan beri otobüs içi hızlı tarama yapmayı bize sorucan hocaaaa! Kimin Nuri Alço, kimin tecavüzcü Coşkun, kimin saf Bülo olduğunu duruşundan anlarız, saniyelik taramayla.
Hey gidi heyy! Ortalığın asayişini sağlayan teyze kaşının yer_yön istikametine de uydun mu, tamamdır! Güvenli bölgeye, her türlü barikatı aşarak gelir, zamklarız kendimizi.
Şoför, bağırmaya başladı bile, hayret gelmedi mi halen sesi?
Şoför, şoförrrr, Makbule hanımın sesi eşliğinde görüntülü işittiniz şimdi.
Böylece başlar, çileli yolculuğunuzda.
-Aaaaa boş yer mi yok? Yoktur!
-Şaşırdık mı? Hayır! Olsun biz ayakta da gideriz!
İlerleyin lütfen! Aha da bakın şoförün sesi!
Sabahın ilk saatlerinde duydunuz duydunuz bu lütfeni ilerleyen saatlerde bu nezaketi bulma olasılığınız sıfır.
İlerleyin, boşlukları dolduracağız! Görüyorum burdan hanımm, indir o çantayı oraya üç kişi daha sığar!
İlerle ilerle ilerle…hoppp bey amca gözünü seviyim bekleme yapma!
-Nereye ilerleyelim olummm, tepemize mi çıkartalım? Balık istifi yaptınız insanları!
-Bak bakim şoför bey kaç kişilik bu otobüs?
-Senin ki hizmet dışı gayret be abi!
-Arkalar boş beyler!
-La bu herifçi oğlu hangi gözle bakıyor, o nihaiiii boşluğu görüyor, bizim değil adım boşluğu ,bakış boşluğu göremediğimiz alanda!
-Helal olsun birader, adam da astronot olacak göz varmış ,harcanıyor buralarda!
-Oysa benim tek görebildiğim, sağımdaki bey görünümlü hanımın çene altı kıl kökleri! Adam da olabilir tam emin olamadım bak şimdi!
Bir orta kapı sendromu vardır ki sanırsınız hendek savaşındasınız!
-ıhhııııııı gitmezler bir adım. Nedeni halen çözülememiş psikolojik bir vakadır ora zümresinin inadı!
-Kıpırda be mübarek, şoför gözleri kan çanağına dönmüş atladı atlayacak panter misali yolculara.
Panter?….Pembe panter! Ha ha pembe, kesin buradan esintili. Pembe güzel renkte düşleri boyarsa. 0-6 yaş kız çocuklar için ama!
Çünkü çoğu kadın, büyüyünce pembeden nefret eder.Bunu da yazın sır mahiyetinde bir kenara!
Şoförle konuşulmaz yazar ya camda en çok onun sesi çıkar dar alanda!
Oranın ağası odur ya! Canı ister basar gaza canı ister çeker sağa, canı istemez durmaz durakta! Bilmez, birkaç iç güdüsel refleks birleşiverse o karmaşada ortalık mor menekşe kokularıyla doluverecek.
-Cahil kız, menekşenin kokanı mı olurmuş?
-Yok cahillikten değil de mevzu morunda zati hanım teyze!
Anlayacağınız, koyu en koyusundan binlerce kara mizah çıkar buralardan. Sosyal insan profili mi sergilesen yoksa Homo Sapiens tavırlar daha ortama uygun mu düşer karar veremediğiniz, kovana doluşmuş arılar gibi vızır vızır bir kargaşa hali…
Lakin biz halkça, çözmüşüz olayı. Sıfır dereceli yakınlıklara, çanta ve dirsek kalkanlarıyla 45 dereceye kadar açı yükseltmeleri yapabiliyoruz. “Agorafobik” mekan olarak bu araçlarda öğrendik biz mastarasız geometrik şekiller çizmeyi !
Otobüslerin Haydarlarına karşı açtığımız savaşı yoksa nasıl kazanırdık?
Dahası var, siz bilmezsiniz şimdi ama konuşursunuz veresiye garasıya…!
Dertlenmeyin zehir gibiyiz biz geç oldu, güç oldu ama öğrendik korumayı kendimizi!
Otobüs içi cengaver yürekli insanlarımız var bizim, üçten fazla erkek yolcuyla şehrin genç kızlarını yalnız bırakmayan.
Her gün en az iki kez efor sarf ediyor bu millet soluk soluğa. Defans oyuncuları gibiyiz sahada! Bariyer gibi teyzeler, kural ihlaline girecekleri gözlerinden teşhis edip, adım attırmıyor ceza sahasına! Bungee-Jumping yapıyoruz bedavaya! Dengede dünya şampiyonu oluruz bir fırsat verilse bu halka.
Kapı açılıp inerken, beyninize kadar dolan ter,yağ,parfüm,ağız kokusundan içiniz tam devir bulantı yapar, tüh dersiniz tüh dibim kaldı içerde!
Ondandır çileli bülbüllerin pembe kafes heveslerini kimse çok görüp, saldırmasın sözle!
Neymiş pembe osbüse binmezlermiş! Binmeyin efendim. Yürüyüş parkuruna alalım sizi sağlıklı yaşam için yürüyün.AAA nasıl unuttuk siz binmezsiniz özel otolarınızın camından nisbet yapar gibi halk otobüslerine bakar, gıran tualet o halkın hakkını cangıraş savunursunuz halksız beş yıldızlı mekanlarda!
-Hişşşttt sen bacım, negatif negatif bakma bana hiç boşuna! Gören yok nasılsa bineceksin sen de sonunda!
Sevimsiz, soğuk, antipatik “Salon Feministleri” bilmez, biz biliriz! Destek ile köstek arası bir yerlerde hava akımına uğratmayın fikirleri!
-Deme öyle deme zındık kız!
-Denmez değil mi öyle şeyler?
-Hadsize bak hele, kavgada söylenmez bu sözler.
-Uçan her topa çıkmasınlar öyleyse. Akustik sesleri, agresif halleri, aksiyonsuz duran eylemleri çözüme odaklı değil nedense!
Konuşurken kendi sesini duymaktan acizler, çıkmışlar boş boş döktürüyorlar yine!
Siz hiç saniye farkıyla hüsrana uğradınız mı?
-Kaçan otobüstür o!
Poposunu devire devire giderken siz yağan yağmurun altında öylecene serçe yavrusu gibi kalakalırsınız. Hele o direksiyon mahallindekinin öç alır gibi sinsi bakışıyla da keşiştiyseniz,
-Bekleeee köfte hor kalksaydın erken bakışı…Ağlamakları beğenmemek deyimi bu anlarda türetilmiş olsa gerek. O ne can yakan bir seyirdir.
Bildiniz mi? Bilmezsiniz! Ama biz halk olarak o araçlara muhtaç kesim çok iyi biliriz!
Şuurlu benliğimiz tamam sakin ol, gelir yenisi der.
Şuursuzu ana avrat düzleştirir yolu hal bilmezler için!
Bu halka yollarda yıpranma payı ödenmeli, bunca insana ruh göçü yaşatan çileli saatler için.
-Ne olsun işte, eğleniyoruz halk halk!
-Nasıl mıyız?
-Hallice ölülerden!
-Şaka mı la bu?
Şakasına gülünmeyen adam ciddiyetinde konuyu ele al kız sen de, sol şeritte ralli yapan magandanın ne işi olur senin ölünle dirinle!
-Pardon bey amca oksijen gitmedi beynime içerde, dönüyorum konuya ciddiyetle!
“Bayan yolcularımıza öncelikli vagon”
“İnce giyerim ince pembe yakışır gence” nakaratındaki zamansız ince giyinmiş de üşütmüş gibi garip bir his yarattı bünyemde!
Hayır, Toplum bireyleri olarak kadının ortak yaşam alanlarından soyutlanması ve bireysel özgürlerinin kısıtlanması ise amaç, orada bir duracaksınız!
Kadını “Tene müptela olmuşların ihtiraslarını canlı tutan bela” olarak görenlerin, bir tür soyutlama çalışmasının adımlarından birisi ise bu, o sıkıntı işte!
Pembe panjurlu ev hayallerimizi düşlere gömüp, realitenin en ortasında yaşamayı öğreneli çok oldu!
Kadının geleceği karartılmaya çalışılıyorsa pembe yalanlarla, onca hak_hukuk_bireysellik mücadelesi, kadının toplumsal statüsünü yok etme fizibilite çalışmaları ise bunlar, uğraşmayın boşa, düşmeyiz biz o karambole!
Hiçbir kadın “Bir zamanlar Türkiye’de kadın “ ibareli belgelere konu olmayı kabul etmeyecektir. Pembe otobüse bindirilip, hangi karanlık tünele sokulacağımızı göremeyecek kadar kör değiliz!
Türk Kadının verebileceği bir bedel daha yoktur, bireysel olma adına…
“Anadolu Halkı pembe otobüs istiyor”muş, sloganlardan biri buymuş!
Anadolu Halkı, pembe yazma ister, pembe entariyi sever doğrudur, da! Otobüsün normalini gördüler de pembesi geri kaldı hemi! Daha doğru düzgün yolu göremeyen yerleşkelerimiz varken!
Pembe otobüslerin çarpan otomatik kapı aralarından, Dede Korkut Hikayelerinin savaşçı kadınlarını görün derim. Yerel sorunlara kamujlar yapılıyorsa, lokal anestezi uygulamalarınız, pembe panik havası yaratacak, faydacılığından yararlanmak isteyen mağdur kesime hizmet amacı dahilinde ulaştırılamayacaktır!
-Çadır gösterin kuralım, keçe getirin pişirelim, yün getirin çorap örelim, inek gösterin süt sağalım, gece kandil söndürelim üstüne, doğururuz nihayetinde…devri mutasyona uğrasa da korkmayın, değişmeyen rollerimizin, sorumluluklarımızın bilincindeyiz biz!
Hesaplaşma ise hesaplaşalım öyleyse! Zamanla, kişilerle, tarihle…
Kadınlar güçsüzdür böyle koruyacağız halleriyse,
Baskıyla ayrıştırmaysa,
Gülünesi haller!
Bu gün iyi niyet olarak sunulan, yarın buyruk olarak gelecekse bize,
“Bay_annn, senin osbüsün arkada, binemezsin, gevrek, gevşek ağız nidaları ile,
Biz bay_mayan olmayı da çok iyi biliriz!
Özgürlük; kişinin değerlerini ve özünü kendinin oluşturması ise biz özgürüz!
Yeri gelir ayakta gideriz yeri gelir manzara seyrederiz, yeri gelir kendini bilmez toplum manyaklarıyla mücadele ederiz, ama bizler;
Çok zor sahip olduk, yerimizi kimseye kaptırmaya niyetimiz yok bilesiniz!
Bunun yanında her olayı da toplumsal fitneye çevirmeye mahal yok deyip, ön yargısız, iyi niyetle başlatılmış seferler olarak algılamak istiyoruz… bir yanımız huzursuz olsa da!
Kadınların maruz kalabileceği senaryolar üretiyor beynim! Pembelere binmeyen kadına takılacak kulplar geliyor seri şekilde aklıma! Korkunç…
-Sen buna bayaannn
-Eşim maviye ben pembeye öyle mi?
-Binmezsen sen bilirsin!
-Aranıyon mu yelloz sen?
-Yollu lannn bu, bak binmedi kendisininkine! Takip et…
-Gece bu saatte pembe sefer yok,çıkmayacaksın!
-Şırfıntı, kıyafetinden belli!
--Elleyin, akılları başlarına gelsin!
-Tokatlayın, bir daha mini giyemesin!
Namus kumkumalarının şarlata şarlata camdan akıtacakları, bakışlarını ne yapacağız peki?
-Şak şakçıların sesini kim kesecek?
…
-Pembeye binmemiş tecavüzü hak mı etmiş,olacak?
Kim bu soysuzlar kim bu insan görüntüsünde yaban domuzları?
….Kadınsın sen güvenli yerde olursan sana kimse ulaşamaz kısır döngüsü mü?
-Düşünce bu istikametteyse eğer, yaban domuzlarını koyun kafese, toplum rahat nefes alsın!
Saçımı, kıyafetimi, duruşumu, bindiğim otobüsü, kişisel ve toplumsal konumumu kısıtlayarak koruyamazsınız bizi!
Önce çirkin zihniyeti iyileştirme çalışmaları yapın, kadını değil kötü niyet erbaplarını soyutlayın ya da ehlileştirin, ya da ;
Tacizciye, tecavüzcüye, karşı verin kadınların eline ruhsatlı silah, bakın bakalım yüreksiz ödleklerin elleri çüklerine bir kez daha gidiyor mu?
Çözümse bu da bir çözüm!
Lakin, biz yaşadığımız kültürü ve coğrafyayı da çok iyi tanıyoruz!
Sırf araba kullandı diye böceklerle dolu hücreye atılan, Nanal al_ Sharif’i,
Malala Yusufzay’ın eğitim hakkı istedi diye başından vuruluşunu,
Irak, Libya, Ürdün, Fas, Umman ,Yemende halen seyahat hakkı için kocadan izin gerektiğini,
Bahreyn’de boşanma halinde velayetin direk babada olduğunu,
Afrika’ da kadının mülkiyet hakkının, Lübnan’da kadının boşanma hakkı olmadığını,
Pakistan’da burka zorunluluğunu,
İnsan ister istemez bu uygulamanın arkasından bunlar da gelecek mi diye sorguluyor!
Zihniyet planlaması süreciyse, şimdi rahat nefes almak için tercih edilen, sonra katı zorunluluklara dönüştürülecekse biz almayalım, alanlara da mani olalım!
Bu zihniyeti perçinleyici sözler ve eylemlerde bulunmak ayrıştırmadır, toplum içinde onarılması güç yaralar açmaya müsaittir, yapmayın!
Otobüsün ağır ağır hareketlenmesinde bile bu kadar patırdı çıkıyorsa alınan kararların öncelikle “niyeti” tekrar gözden geçirilmeli!
Şu an ki halleri içler acısı şehir içi hatlarının! Buradan başlayın! İnsan onuruna yakışmayan, çağdışı görüntüleri düzeltin öncelikle!
Fena halde bozuluyoruz bakın! Zati otobüslerde dönüyor başımız, bir de siz…
Alıştık biz sırf başımızın dönmesinde inanın sorun yok, an geliyor bir de gözümüz dönüyor ya…
Hah işte orada sıkıntı büyük!
Siz önce araç sayısını arttırın, seferleri sıklaştırın… Pembeydi maviydi izalosyonsa niyetiniz, renkleri alet etmeyin…Politik manevralarla bir kaşık suda fırtınalar koparmaya çalışılan siyasi arena oyunları oynamayın, hafife almayın bu halkı tabanda çözemeyeceğimiz sorun yok bizim.
Sakin olun sakin “Her yer olay mahallinde, asayiş berkemal”
Tomara dingili takıp ilkel ilk arabayı yapan, Sümerlere de bir çift sözüm var; Kaplumbağayla gelin getiresimiz var, yapsanıza bir icat daha en radikalinden…
-Ama abla muazzam bir şey bu!
Orasını bilmem, polemik yaratmayın, dalaşmayın, faydacılığına odaklanın. Uyum sürecinde tutulursa zaten işlerliğini kazanır ya da out olur, yok olur gider kendiliğinden! Fazlaca uzatmayın…
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)