Bu gün elimden geldiği kadar ironi yapmayacağım.
Çünkü İronistler bağırmazlar.
Dolaylı mecazlara kaçıp, düşün ey okuyucu hissiyatında davranmayacağım.
Tekinsiz olaylara temkinli cümleler kurulmaz.
Dille fiyaka yapılacak bir konu değil mesele. O nedenle kelimelerimi eğretileyip, metaforlayıp, sözümü sen söyle tecahül’ü arif sen söyle, çünkü ben söylersem başım belaya girer, söyleyeceğim sözlerin cezai hükmüne karşı kendimi emniyete almalıyım zavallılığını da göstermeyeceğim.
Bu gün halk temaşamızın en güzel hareketini çekip “taşlayacağım.” Kötülerin ensesinden o taşı eksik edersek zamanın ruhunu kirletmeye devam edecekler.
Her insanın hayatı bir hikâyedir. Kimi hikâyeler can acıtır, ıstıraplı benliklerde bırakılan izler yürek burkar. Yaşanan her acı kayda geçer aslında. İnsan affetse yaşananları, tarih affetmez asla. Gün gelir tokat gibi vurur bir romanın içinden toplumun suratına suratına. Bazen bir meselede bir çare arayışı, çığlığa dönüşür bir şarkıyla. Sağlam bir hukuk devletinde yaşıyor olduğuna inanmışken, bir çığlıkta adalet aranır olmuşsa zehir zemberek sözler yazılır elbet korkusuzca.
Müslüm Gürses’in o yıllarca ne söylediğini bir türlü anlayamamaktan yakındığım sesi, meğer ne çok şey söylüyormuş hem de çığlık çığlığa…
-Meselem diyor, bu benim meselem,
Derin mesele.
Ezelden edebe giden…
Derin meseleler, benim senin değil, toplum olarak hepimizindir oysa.
Öyle derin bir mesele var şimdi de karşımızda.
Adalet meselesi! Yazılı hukuka gelene kadar, yazısız hukuk kurallarının ihlali aslında.
Bir toplumda adalet; Hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Her ne kadar temel dayanağı yazılı hukuk kuralları olsa da bireylerin toplum içindeki davranışlarını düzenlediğinden ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir. Yasayı uygulayan, yazılı kurallara bağlı kalma zorunluluğu taşısa da olayın seyri ve gelişimini değerlendirip sonuca bağlarken, yaşadığı toplumun vicdan kurallarını da göz önünde bulundurarak karar verme yetisine sahip olmalıdır!
Meseleler, toplum meselesi adalet, hukuk, ahlak, din, vicdan ve her ne kadar insani ve toplumsal kurum varsa hepsinin meselesidir.
İşte, o en derinlerimizi acıtan, bizim meselelerimizden sadece birinin hazin hikâyesi bu anlatılanlar; okuyun zaten anlayacaksınız…
Nefes almakla nefessiz kalmak arasında derin bir nefes alın, başlıyoruz;
Arka sokaklarda yoksulluğun ve cehaletin kol gezdiği köhne bir ev. Başı yaşmaklı iki kadın ellerinde ki kirli paraları göğüs aralarına sıkıştırırken sıkı sıkıya da tembih etmeyi unutmuyorlar. Dikkatli olun aman ha kanlanmasın çarşaf. Ona göre muamele yapın.
Görev anlaşıldı. Birbirinin sırasına riayet edilerek gerçekleştirilen ahlaksız eylemin her sıra savucusu diğerini uyarır;
Aman ha!
İlk ile son eylemci arasında tam 28 (yirmi sekiz) tecavüzcü, iki kadın, kirli paralar ve 13 (on üç) yaşında bir kız çocuğu vardır.
Olaydan sonra küçük kızın oturmasını sağlayabilmek için tam dört ciddi ameliyat yapılır. Fakat haklarını yerde koymayalım. Zar sapasağlam yerindedir. Suç unsuru yok. Ameliyatlar insaniyetten, oturabilsin diye yapılmıştır.
Sonrası…
İyi hâl indirimi alır sanıklar. Tüm sanıkların dikkatlerini mükâfatlandırmak değil de ne bu adalet eliyle!
İhbar edin beni asıl suçlu benim. Bakın ellerim kan içinde. Cezam neyse razıyım Hâkim Bey.
…
Bir ihbarname!
Ne çabuk ihbar edildim? “Arsız güçlü olunca, haklı suçlu olurmuş” ondan olsa gerek adaletin burada hızlı işleyişi!
Ağır ve kasvetli havasıyla bir mahkeme salonu.
Mağdur; (Sanık mı demeliydim? ) On üç yaşında bir kız çocuğu.
Sanıklar; (Mağdurlar olmalı )
Yirmi sekiz kişilik bir “Bel Hum Adal “ topluluğu var adaletin karşısında.
Seyirde; Güneş K.ve Beylik düzü sahilinin sessiz, kaçak dalga seslerinin huzursuz çırpınışı… Bir de ben, en ağır suçlu sıfatıyla, elimde “Ağır Roman’ımla.
Okuması zorun zoru, Ağır Roman bu hikâye!
“Ağla sevdam ağla,
Ağla, zorba bu dünya.
Ağla susma ağla”…
-Sus kızım ağlama, sen anlat.
Göster bakimm, nasıl tecavüz ettiler?
“Kördüğüm çember dört duvar,
Can evinden bıkar, can uçar!”
…
Küçücük bir beden, küçücük bir can, kuş misali titreyen.
Kadının beden tılsımının izlerini arıyorum üzerinde, sanki bulsam hafifletici sebep olacak vicdanlara. Acizlik çukuruna batmış sefil insanların bedeninde ve ruhunda açtıkları yaralarına dokunuyorum tüm benliğimle, insanın içini sızlatıyor sessiz çırpınışı.
Anlatamıyorsan göster diyor adaletin o tok sesi…
Göster!
Küçük bir kız çocuğu o! Yaşadığının ne olduğunu nereden bilecek de anlatacak. Ne gördü de gösterecek. Bilse bilse yaşadığı dehşet dolu anların acısını ve korkusunu bilir. Nereden bilsin acının, korkunun resmi sözcüklerle nasıl çizilir. Acıları ve korkuları taşıyabilecek sözler daha icat edilmedi ki. Onlar enikonu yaşanır, bilmezler mi?
Bilmediği acılar üzerine ceza kesen adaletin, belki de budur en büyük eksikliği! Bilse acısını, yaşasa korkusunu hafifletici sebeplere keyfi mazeretten indirim kesmez!
Bakan, beylerden birinin arsız sesi yükseliveriyor adalet salonunun sarı duvarlarının arkasında!
-Sen yok musun sen, ne fettansın!
-Yaz kızım: bu yaşta ki kızlar ne baştan çıkarıcı olur siz bilmezsiniz, ben bilirim! Bir keresinde… Sil kızım, bu bölümün olayla ilgisi yok!
-Hadi ya…
Bakan Bey! Uzaktan bakmakla çözülmüyor memleket meseleleri.
-Anlat kızım sen.
Bakan baksın, O utanmıyorsa sen de utanma!
-Hâkim Bey amca bakın anlatayım.
- Anlatayım mı göstereyim mi?
-Önce anlat.
Yaşaya yaşaya anlat. Tekrar tekrar yaşa aynı acıyı ki daha bir kalıcı olsun izleri.
Sonra göster! Her hareketi göster…
Kelimelerimin başı eğilmeye başladı çoktan. Ahlakın, vicdanın ve utancın.
-Yok, bu böyle olmayacak.
Sen iyisi mi gel şöyyyle!
-Anlat yavrum, sen anlat!
-Nasıl yaptılar?
Travma! Travma üstüne travma.
-Bak artık canında yanmıyor.
-Geçti…
Sahi geçti mi?
Daha mevsimleri, ayları, günleri ayırt etme yetisine sahip olamayan zihinsel engelli bir kız var karşımızda. Adet olmanın bile ne olduğunu bilmeyen. Bir ay gecikmesinde vücudunda oluşan bir canlıyı dahi 16 hafta içinde hissedemeyen bir kızın rızasından bahsediliyor bu mahkeme salonunda!
Deli olmuyorsak eğer halen bunca alçaklığa, sesini duyuramayanların sesi olabilme yükündendir.
_Geçti değil mi?
Bir çocuk bedeninde erkekliğinin erkini arama acizliğini göstermeyi düşünebilecek kadar alçalabilen sıfatsızlar…
_Siz anlatın. Nasıl yaptınız?
_Kan(ı)t ‘ın söylediği gibi yaptık.
_Adaleti, kılıflayacağız diyorsunuz!
-Kant;
_ “Eylem, ödev duygusu bilincinde uygun ve ölçülü davranışta yapılırsa ahlaklıdır.” Dedi, biz ona uyduk hâkim bey. Bakın ahlaklıymışız da! Koskoca feylesof yalan mı söyleyecek?
-İşinize gelmeyince Batı tu_kaka işinize geldiğinde şahit ahlaksız eylemlerinize öyle mi? Ödev bilinciyle yaptınız!
Şerefs…Elinde olmadan delirenlerden olacağız sonunda toplumca…
-Hem kısmi bozulma var diyor raporunda.
-Yani!
Cezai yaptırımı yok!
Adalet Sarayında, cam çerçeve yerde.
Ellerimde kan izleri.
Adaletin namusu, kan revan içinde.
Sorun yok, dün yaşananı bu gün unutanlar sorun yok.
Dikeriz adalet ipiyle, namus zarını.
Çözüm! Eskiden olsa kolaydı evlendirirdik tecavüzcüsüyle kapanırdı yaralar.
Yazık! o hükmü kaldırmışlar.
Yirmi sekiz kişi!
_Of of! Kızım bak, millet bir tane koca bulamazken başına “Devlet Kuşu” konacaktı ya! tüh kaybettin şansını.
_Uzatmayalım.
_Karar!
Yaz kızım: On üç yaşında bir kız çocuğu tüm fettanlığıyla bilerek isteyerek ve hatta ve hatta kadınlığını kullanarak, yirmi sekiz beyimizin aklını başından alıp, günahların en büyüğünü işlemiştir. Üstelik çığlıkta atıp yardım istememiştir. Demek ki isteklidir! Bunlar böyledir, adamı cennetten sürdürür…
Sil kızım, son satırın olayla ilgisi görülmedi!
Davaya son nokta konuldu. Yaygaraya gerek yok!
_14.Dairede insan oturmuyor beyim.
Boşaldı!
Sahi Yusuf’un da beyaz gömleği arkadan yırtılmamış mıydı?
_Yaz kızım, delil!
Olayla ilgisi var mı?
Var!
Kara(ar)…
Dava bitti. Dava kapandı. Değişmesi, değişmesinin teklif dahi edilmesi kutsal kitabın değiştirilemez hükmü kadar mümkünsüz dendi. Bakanlar şahitti.
“Kutsal kâse” çatlat fakat kırılmamış. Hafifletici sebep, iyi hal delili sayıldı!
_Peki, hesap görüldü mü?
_Gördük ya hesabı beyim. Biz namuslu insanlarız. Devlet erkânından Bakan şahitlerimiz var. Ödedik hesabımızı. Hem bayramda karnını doyurup, üst başta alacağız tümden kapanacak hesap, o kadar da vicdansız değiliz hani.
Benim onun yaşında kızım var hâkim bey!
-Kızınla mı hesaplaşalım?
-Haşa!
O daha ÇOCUK! Beyim, çocukla hesap görüldüğü nerde görülmüş.
Görülmemiştir ya sizin gibi alçağında alçakları sayesinde insanlık hesapları kirlendi.
Hesap diyorum; önce insanlık hesabı sonra dünya hesabı en son ahiret hesabı!
Hayır, hesap bitmedi. Asıl hesap ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün görülecek dendi…
Öldürücü bir utançla hesap defterleri sol eline verilenler,
O gün şunları söyleyecekler: “Bana keşke kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi kesip bitirseydi.”
İki hesap, iki hüküm!
Bu gün kesilen hesap o gün tersine dönecek! “O gün dile gelecek uzuvları onların günahlarına şahitlik edecekler. Onlar ki aşağılanmış ve zavallı bir şekilde haklarında hüküm verilmesini acizlikle bekleyecekler.” Burada adalet işlemedi deyip, İlahi Adaletin tecellisine güvenin, yarım kalmış dünyalık hesaplar çözülecek dendi, inandık, Sûr sesi vicdanlarımızda üflendi, yerin yedi kat altındaki zindanlarda kötülerin inleme sesleri elin kûrunda dediler kesilmeyecek, ona da eyvallah!
Suç dünyalık ceza ahretlik olunca gecikmeyecek mi o adalet mazluma. Geciken adalet, adaletten sayılır mı bunu kim cevaplayacak bu dünyada?
Adalet; Bak biz çığlık atıyoruz karşında!
Kanıtlar ortadayken, sanıklar delil yetersizliğinden neden serbest?
Çıl-dır-dık Halkça!
Adalet!
Adalet!
Adalet!
Çaresizleri koruyup kollamıyorsan, zulüm edenlere ceza niyetine ödül veriyorsan, hak, hukuk arka sokağında dağıtılan kapılar olmuşsa, kötünün de kötülerine hizmet ediyorsan;
Çaresizliklerime tek çare kalsan da çözümsüzlükten kıvransam da, derman diye taş duvarlara vururum başımı da çalmam kapını.
Adalet, onları en ağır cezalarla cezalandır ve Tanrım affetme onları, çünkü onlar ne yaptıklarını biliyorlardı.
Adalet, zararına son kararların!
Ya dön yaptığın yanlışlardan, ya kapat kara kaplı kitabını.
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)