Zaman, bütün sükûnetiyle akarken bir anda bir olay ile karşılaşırsınız, hayatın rutin akışı değişiverir düşünce ve duygu dünyanızda. Böylesi çetrefilli anlarda siz tüm akıl yollarınızın ışıklarını yakıp, çareler üretmek için kelimelerle cebelleşirken bir de bakarsınız ki sizden önce yaşamış birileri çoktan bilge sözlerini etmişlerdir bile o konu üzre!
Dertler aynı seyirde işlemiş midir bilinmez; “Bak şimdi hanım, biz yaşadık gün gelir bizden sonra ki evlatlarımıza lazım olur diyerek kızanların çeyiz sandığına hiç üşenmemişler söz de atmış atalarımız.
“El elin eşeğini türkü çığırarak ararmış” sözünü küpe yapıp kulağımıza, eee hadi öyleyse düzülelim yola, hazin gerçeklerimizle yüzleşmeye. Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan deyip, eğri oturup doğru söylemeye…
-Şimdi ara ki bulasın tozlu fistan aralarında bize uyanları deyip attım elimi ataların miras söz sandığa.
-Tövbe atalarım ne yaptınız siz öyle?
-Ehhh yeter bu kadar nedir densizlerden çektiğimiz deyip, savurduklarınızı duymazdan geliyorum. A aaa… O ne sözler, bükülmüş belinize, âdâb-ı muaşeretimize uyuyor mu hiç? Uzun etekliler de gözümden kaçmadı bilesiniz, zamanı gelince o sözleri de yenileyeceğiz!!
Sinirleri boşalıp kafasını duvara toslamış, ateş püsküre püsküre burnunun dikine giden, giderken de cürmü kadar yer yakan gölge yığınları arasında, Beyazıt Bestami Hazretlerinin sesinde buluyorum sözümüzü;
“ Kula bela gelmez Hakk yazmayınca, Hakk bela yazmaz kul azmayınca.”
Bal damlamış ağzınızdan bal… dememe kalmıyor, öldürdüğü genç kızların kanında banyo yapan Kanlı Kontes beliriveriyor, ne işi varsa kızanlarımızın sandığında, hayali Katarina çıksa bir nebze anlayacağımda; “ Yaptığınız yanlışlar geliyor fitil fitil burnunuzdan!” deyiveriyor, fütursuzca.
-Sesin hain tınısına içerleyip ağzına kürekle vurma isteğim gelse de doğru söze ne hacet!
-Ağzına kürekle vurmak mı dedim ben? Kızım kendine gel karşında “Pamuk Prenses” yok, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en kanlı katili var,601.nci sen olursun alimallah seni kendi kanında boğar diyorum…
-Nefretten sözü kan çanağına dönmüş ses soluyarak, güzelll… anladın beni diyor. Korkmuyorsun değil mi? diye ekliyor, o zaman Srpski’yi seyret! Benden daha kötüleri var ve siz onlarla yaşamak zorundasınız deyip, kayboluveriyor.
Srpski Film!
Yok artık diyorum tamam bu filmi izleyeli epey zaman oldu da 1500’lerin Macarlısı nereden bilebiliyor? Demek zaman farklı olsa da olaylar aynı seyir işliyor!
İnsan beyninin ne kadar korkunç olaylara imza atabileceğini göstermesi bakımından “Sodom’un 120 günü”nden sonra izleyebileceğiniz en dehşet film. İzlemediyseniz, izlemeyin! (+20)
Yazıyı okumanız biter bitmez bu filmi indireceksiniz biliyorum, o nedenledir ki şu hatırlatmayı da yapmalıyım, bu filmin eleştiri konusu yapılmasının bile suç kapsamında olduğu söyleniyor! O kadar mı demeyin daha fazlası. Dehşet-ül vahşet görüntülerle sizi oturduğunuz yere çiviliyor, uzun süre kendinize gelemiyorsunuz. Arada bir çağrışım yaptığında ilk günkü mide kasılmalarını, şiddetli kusma hissini yaşatmayı başarabiliyor. O filmden aklıma kazınan ise son sahnesinde ki genç annenin bebeğine tecavüz edilirken ki paronayaklı tebessüm ifadesi!
Yine önümde bir film. Yine şiddet, yine kızların yüzünde acıdan haz alan paranok gülümseme!
Srpski Filmini izlerken de başıma ve mideme o korkunç ağrı saplanmıştı, şu an yine aynı ağrıları çekiyorum. İki seyrin paralelliği, insanüstü mesajlar vermesi, psikopat ruhluları seyrederken insanlığınızı sorgulatıyor olmaları.
Ne yazık ki hastalıklı insanlarla paylaşıyoruz bu evreni. Hep vardılar hep olacaklar. Ya onlar bize, insanı insanlığından utandıran olaylarla yaşamayı öğretecekler ya biz onlara insanca yaşamayı öğreteceğiz!
Resulullah Efendimiz (sav) buyurmuşlar ki; “Kardeşine zalim de olsa mazlumda olsa yardım et”
-Mazlumsa yardım ederim, zalime nasıl yardım ederiz?
-Onu zulümden alıkoyarsan, bu da ona yardımdır. O halde mazlum ahlarının aheste aheste çıkmasını sessizce seyretmeye vaktimiz yok, onlara yardım etmeliyiz.
İslam’ın şartı beş, altıncısı insaf diye boşuna dememişler. İnsaf; Merhamete, vicdana, mantığa dayalı adalet! Görüntüler akarken gözümün önünden, yok mu sizin insafınız diye haykırmak istedim, görülen o ki yok! Ne merhametiniz ne vicdanınız ne mantığınız kalmamış sizin. Bir de kız olacaksınız demek geçti içimden, gerisi ağır gelecek diye bir süre yutkundum… Gözlerimi kapamak zorunda kaldım izlerken. Acıya katlanmaya alışığız da aşil eşiği geçildi mi çekilir gibi değil. Bu toplumun gelecekte anneleri olacak olan sizler, kendinizi bu şekilde ifade edemezsiniz, bu hallerinizle kabul göremezsiniz! Bu gün acımasızca saç yolan, yumruk atan, yarın kendi çocuğunu duvara yapıştırır. Ergenlik zırvaları diye geçiştirilen sorunlar, gün gelir yetişkin facialarına dönüşür!
Bir de kız olacaksınız! Testiyi kıran da bir suyu getirende, şiddetin cinsiyeti, bahanesi olmaz ya yine de aynı taraf olmamız daha bir hırslandırdı beni! Akarsu çukurunu kendi kazar misal kendi çukurumuzu eşelemenin demek zamanı geldi!
Havva’nın kızlarına neler oluyor, neler oluyor da şiddeti tek çıkar yol görmeye başladılar? Yoksa Havva cennetten bizi kovdurdu diye öç mü alıyorlar akıllarınca?
Şiddeti şiddetle durduramayız. Etki tepkiyi doğurur, başa döneriz bilesiniz kızlar…
Bir an aralarına dalıp, bir şey hissetmiyor musunuz, diye sormak istiyorum.
-İnsan merhametlidir, acır diyorum sizin hiç mi acımadı içiniz?
-Ya suçluluk o da mı yok?
Tahammül edemeyip patladın mı?
-Yani diyorsun ki ben kendimi insani dille ifade etme yeteneğinden uzağım o nedenle 90 derece açıyla ağzının ortasına…
-opsss, dur bakalım orada, şiddet yok!
Halen susmuyor. Vur diyor vur elmacık kemiklerine vur!
-Şiddet dürtün tavanda geziyor halen, öyleyse derin derin nefes al ondan geriye saydır bakayım sen, çıkart çıkart o ayağındaki çorapları, çıplak ayak bas toprağa alsın fazla elenktiriğini…
-Nasıl? Olmadı mı, hala mı açı aynı?
-O zaman, giy üstünü giy çık dışarı, doğru doktora!
-Hastasın sen, hastasınız siz kızım!
-Ne hastası be abla, yedirtmem ben kimseye, “Sevdiğim adamın yanına yaklaşan yellozlara asfaltı yalatacak kadar kendimi güçlü hissediyorum.”
-“Kız senden korkulur, sen yaparsın…”
-Sen de çelimsiz ver gazı ver! Birbirinize kudret macunu olun. Kırk kocadan geri kalmış gibisiniz!
Ağır mı oldu? Olsun! Sizin ıssıza çökertip payladıklarınızın da yaşadıkları çok ağırdı!
-Ya! siz de hiç mi akıl izan, şuur yok? Hangi sorun bu yolla çözülür?
-Duyun ahali, kızlar kızlara asfaltı yalatacakmış! Bu gün sen yalatırsan, yarın sana yalatırlar mevzu buysa, ama değil…
Mevzu insanlıktan çıkma durumunuz! Anlık tepkiler en derin pişmanlıkları beraberinde getirir bunu da mı öğretmediler size?
-Buna da mı hayır?
-Ya tüküre tüküre konuşulmayacağını, döğüşe döğüşe yaşanmayacağını?
-Sizler ne yaptınız ey ebeveynler, yürek mi yedirdiniz bu kızlara? Lakin yüzleşme sırayla…
-Çıkışta görüşürüz mü dediniz?
-Görüşelim!
-Konu neydi?
-İlkel bir vasıfsızlık hali. Sizin kendinizi ispatlama yolunuz bu mu yani?
Şimdi ben de ifade yeteneğimi bir anlık kaybediversem şurdan beri beş kardeşi fiskeleyiversem o çomar ağzının ortasına…
-Şiddet!
-Tamam, şiddet yok!
Bu kızlar sürekli agresifler neden? Zehirli stres sarmış kızlarımızı, müdahale edilmezse tüm toplumu zehirleyecekler. Ayakları yere basan çözümler üretmeliyiz. Birileri bir yerlerde acı çekiyor, biz o acının hikayesi nasıl yazılır öğreniyoruz. Aramızda derin çatlaklar oluşuyor. Görülen o ki bu çatlaklar daha da derinleşip genişleyecek. Ta ki hepimiz içine yuvarlanana kadar… Canlı canlı tırnaklarımız sökülüyor, siz acısını hissetmiyor musunuz?
Topla öfkeni, hırslarını, nefretini kızım, haydi çözüm bulmaya gidiyoruz. Bir de biz yapmayalım ne olur, zaten yeterince karanlık dünya. Yerimiz yok bizim şiddet fırtınaların arasında. Yüklen bakalım yükünü, günler sahipsiz sanma. Hayatta her ne yaptıysak sonsuzluk döngüsünde yankılanıp yine döner bize, sana dönmeden yankısı uzak diyarlara bırakalım çirkin duygularımızı.
Bu senin hikayen kızım. Gün gelip utanma hikayenden. Gün gelip kelimeler anlamsız kalmasın zamanın çarkında.
Ve sizler; “Aslında sizler de bu durumun farkındasınız ama başkalarının çocuklarının işkenceye gitmesi, feda edilmesi, sizi hiç rahatsız etmiyor. Kendi çocuklarınıza sıra geldiğinde ise, işe yaramayan feryatlar koparıyorsunuz!”
Kızlar paranoyasını çok iyi tahlil etmek gerek. Onlar “Hiçlik” rüzgarında kaybolmak üzereler. Vurdukları her darbe aslında “yardım edin” çığlığı!,
Yanından geçerken aman Allah’ım ne kadar masum dediğimiz kızlar, kafelerde nargileyi burnundan üfleyip havada dumanından yirmi halkalı taklalar attırıyorlar.
-Sen de çok cahilsin, herkes yapıyor artık canım onu!
-Herkes!
-Sorunumuz bu belki de herkesleşme, orada kaybolma! Bu nokta da herkes her şeye dönüşebilir!
-Ciddi misin sen?
-Suya yazmıyorum ben yazılarımı elbet ciddiyim!
Bir şeylerin bu gençlere yetmiyor olması gerek,
-Sürekli irkilme halleri,
-Dalıp dalıp gitmeleri,
-Ağlama nöbetleri,
-Boş bakan gözlerinin bir nedeni olmalı, ama ne?
Post modern dünyanın insanlığa dayattığı parçalanmışlığın sonucu çok özneli tiplerin, sınırsız ve belirsiz savrulmalarının sonucu bu yaşananlar. Çok kişilikli insanlar kendilerine bile yabancılar. Bu yabancılaşmanın sonucudur ki insan beyninin en kuytularında gizlenen zehirli mazohistik düşünceleri ortaya çıkmaya başladı.
Zaman rezil bir zaman asıl hikaye bu aslında! Tehlikeli sularda yüzüyor insanoğlu. Kaygılarla dolu gerçeklerimiz, gittikçe kötüleşen bünyelerin zulmü olup öfke patlamaları yaşıyor, şiddet dalga dalga hasmını arayan dava gibi yayılıyor toplumumuzda. Kontes haklı, yaptığımız yanlışlar fitil fitil burnumuzdan geliyor! Toplumumuzun beden ve ruh sağlığı tehdit ediliyor. Göremiyor muyuz cephe içten çökertilmeye çalışılıyor.
Bizi bizim olanla vurmaya çalışıyorlar! Aileler çocuklarınızın elini bırakmayın. Modernite denilen illet bizi yok etmeden toparlanmalıyız. Hedonizme yakalanmış gençliğimiz. Her ne kadar olaylar bireysel görünse de toplumsal çöküşümüzün göstergeleri.
Önce indirin o elinizi kolunuzu, ilkel duygularınızı tetikleyen her ne ise durdurun içinizde. İnsanız biz, duran canlıya tekme atarak kendinizi ispatlayamazsınız. Dünyanın kaç bucak olduğunu kimseye öğretemezsiniz bu yolla. Yolunuz yol değil! İnsanız biz, konuşarak çözebiliriz.
Hayatlarında zorluk görmeyen bir nesil var karşımızda. Buna rağmen yılgın, bıkkın küçük bedenler. Depresif, agresif tipler. En küçük kafa bozukluğunda tahammülsüzlüğe bağlı şiddet gösterebilen.
Sonuç: 46 yıl… Bak hayat senin yaşamının camını çerçevesini indiriverdi aşağıya! Hayatın karşısında ufalanıp, asfalt yalamak bu işte!
Sakat ata bahis oynamış hissi hissettiğim. Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür diyen atamın sesi yankılanıyor kulaklarımda tam da bu sırada.
-Dur sende yangını körükleme, halledeceğiz, diyorum. Biz öyle görmedik mi ağlayana omuz, inleyene çare! Hem halen gelincikler kırmızıysa solmalarına izin elbet vermeyeceğiz. Siz kendinizden vazgeçseniz de biz sizden vazgeçmeyeceğiz. Çetin günler geçireceğiz, anlaşıldı. Lakin bilesiniz ki cenneti anaların ayakları altından çekip, hiçlik çukuruna gömdürmeyeceğiz.
Siz de bilesiniz ki biz de satılık hayatlar yok, taş avlumuzdaki sinsi gölgeler.
Gençlerimiz, Gayya kuyusuna düşüp birer birer yitip gitmeden, faşizmle alakası yok Türklüğümüzü, yobazlıkla hiç ilgili değil inancımızı korumalıyız. Hakikat bu, ümitsizliğe gerek yok, halledeceğiz…
Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)