Başlangıçta yalnızca Tanrı ve su vardı!
Bu sözün derinliğini anlayabilmek; Yaratıcı ve suyun sırrına erebilmek için, Su Kasidesini yazan Fuzuli gibi, Fırat’ın kenarına gitmenize gerek yok. Açın musluğu, o su aynı su. Gönül gözünüz açıksa, suyun şırıltısında dans eden su perileri, Orhun’dan Tuna’ya taşınan bir kültürün tüm değerlerini size anlatacaktır.
Dünya tarihinin ulaşılabilen en eski dönemlerinden günümüze, toplum ve insan hayatında yer alan en esaslı iki konudur, inanç ve su konusu. En ilkel topluluklardan, en modern toplumlara kadar, yaşamsal ve kültürel gelişmişliğin en temel belirleyicisi sudur. Ve tarihin bütün büyük savaşları da inanç savaşları olmuştur.
O nedenledir ki istisnasız her toplumda Tanrı ve su konuları en hassas başat konulardır! Bir yan da koskoca evrende insanın yalnızlığını ve acizliğinin ağırlığından kurtulmak için sığındığı kutsalı bir Tanrı, bir yan da yokluğunu yaşayan her varlığa açlık ve ölüm getiren su! İnsanın içsel huzurunu sağlayan, toplumda birlik ve bütünlük sağlayan inanç ile insanın yaşam kaynağı su hakkında atılacak her olumsuz adım sıkıntı ve huzursuzluğu da beraberinde getirecektir.
Her ne kadar düşünce ve inançları için mücadele eden, hesap soran, sesini yükselten, sorgulayan akıl, toplumu yönetenlerce kabul gören bir vatandaş modeli değilse de sosyal, demokratik hukuk devletinin vatandaşa verdiği haklar gereği sosyal adaleti sorgulamak da vatandaşlık görevidir.
İleri demokrasilerde devlet vatandaş için vardır. Bizim gibi henüz tam anlamıyla demokrasiyi yaşayamayan ülkelerde tam tersi vatandaşın devlet için var olduğu algısı dayatılır. Vergisini veren, yasalara uyan, seçimden seçime sahip olduğu söz hakkını kullanan vatandaş da iyi vatandaş olma normlarını yerine getirdim sanrısıyla bir kenara çekilir. Daha doğrusu bir kenara itilir, sonrası vur sırtına, al ağzında ki lokmayı devri başlar. Verilen hizmetle yetinilir. Kendine öğretilen görevleri yerine getirmiştir, vatandaşın gönlü rahattır. Onun için de suya sabuna dokunmayayım, aman başıma bir şey gelmesin korkusuyla susar. Daha da sesi soluğu çıkmaz vatandaşın… Sistemin istediği vatandaş da tam olarak budur.
“Başa gelen her şeyde bir hayır vardır” inancıyla rıza makamına yaklaşılsa da, o hayrı sorgulamak için bir de akıl verilmiş insana! O aklı kullanırken vicdanı ile aklı arasında hataya düşmesin diye de Fatır suresini; ey Müminler diye değil, ey insanlar! Diye başlatmış Yaratıcı!
Bir de gönül meselesi var tabii. Zira yola çıkarken olaya “Gönül” meselesi karıştırıldı. “Yüz Kâbe’den yeğrektir, bir gönül ziyareti” diyen Yunus’un gönül tasvirine çok uymayan bir gönül meselesi.
Öncelikle kamusal alanda yönetim işleri öyle gönülle yapılacak işlerden değildir. Dünyalık, gönlün yolu duygusallıktan geçer. Eğilip, bükülmeye müsaittir. Duygusallaşmak ise liyakatsizliği getirir! Bir de maneviyatımızın gönlü vardır ki, işte o gönle yanlış yapmak, en tehlikelisidir. Zira gönül, Allah’ın evidir! Bilinçli ya da bilinçsiz orada tahribat yapmaktır. İnançları maddi değerler için evirip çevirmek ise inancımıza aykırı bir davranıştır! Tehlikesi de buradadır.
Tehlikeli sularda yüzmek değil de nedir bu şimdi?
İnancı deforme etmeye yatkın bir politik söylemin içselleştirilmeden söylendiğini, verilen sözlerin tam aksi yönde alınan kararlardan anlıyoruz. Ve o nedenle önemlidir din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması!
Bir tarafta 1151 km uzunluğu ile ülkemizin en büyük akarsuyu Kızılırmak, bir tarafta Yeşil ırmak, Mert ırmağı, Kürtün Çayı, Terme Çayı,…
Gönlünüz nasıl el verdi,
Samsun’da suya %25, sayaç okuma bedeline %150 zamma?
Su diyoruz azizim su…
Allah’ın suyu!
“Almadan vermek Allah’a mahsustur”
Amenna! Da…
Kabul edin oyunu siz bozdunuz!
Seçim öncesi suyun önünü kes; seçim geçsin, aç kapakları şehri su bassın. Halk boğulsun. Hem karşılığını peşin ödemiş bu şehir halkı. (Size oy verenler) İnanmış size. Bakın inanmışlık büyük bir olaydır! Kazanmışsınız. Asıl siz aldığınızın karşılığını vermiyorsunuz.
Az hakikatli ve hakkaniyetli olun. Var mı böyle gönül işi?
Siz bu halkı çok hafife alıyorsunuz. Bu gün size inanıp verdiğini, yarın geri almayı çok iyi bilir bu halk! Su akar yatağını bulur diyen de suyu bıçakla kesenleri su çarpar diyen de atalarımız. Ben rahatça kendimi ifade edemiyorum! Zorlanıyorum. Canım sıkkın. Yıldırıcı bir zamandan geçiyoruz. Düşünen kelimeler karanlıkta. Üzülüyorum da bu duruma! Bin yıllık Hayyam Rubaisine ceza kesen irade atasözü dinler mi? Hani siz de olurda ifade özgürlüğü var deyip ifade almak isterseniz; tarihe, ataların ayağına gideceksiniz artık…
Suyu bulandırmak çok da hayra alamet değildir. Bu şehir halkı da bir bardak soğuk suyu esirgemez, ikram eder. Suyu kesilmiş değirmene dönersiniz sonra.
Siz siz olun;
Suyu yokuşa akıtmayın, akıtmayın ki su testiniz suyolunda kırılmasın. Hem her dünyalık olayınıza Allah’ı niye karıştırıyorsunuz ki? Daha mı inandırıcı oluyorsunuz?
Söyleyelim, olmuyorsunuz!
Hani yola “gönül belediyeciliği” sloganıyla çıktınız ya, bu açıdan baktığımızda da “Halka hizmeti Hakk’a hizmet” olarak görmeniz gerekmiyor mu? Bu durumda halka eziyet, Hakk’a eziyet olmuyor mu? Hak deyince, akan sular durulmaz mı siz de?
İtiraz ediyoruz!
Kar, susuzluk kandırmazmış. Bu sözün ağırlığını biliyor musunuz? Biz biliyoruz. Halk biliyor! “Asgari ücretle yaşamak” diye bir gerçek var bu ülkede. Milyonlarca insan açlık sınırının altında bir maaşla yaşamaya çalışıyor. İnsanlar işsiz. Yanlış ekonomik kararlar sonucu üretmiyor bu toplum. Özendirilen tüketim toplumunun sonucu borç içinde yaşıyor vatandaş. Bu gerçeğin farkında mı bu ülkeyi yönetenler? Vatandaş sıfatıyla, o ücretin bilmem kaç katıyla “yaşam mücadelesi” verenlere haksızlık ediyoruz bu soruyu sormakla değil mi?
Pardon…
Bunları anlayabilmek için halk adamı olup, halk gibi yaşamak gerek. Hoş, herkesin geldiği yeri de çok iyi biliyor bu halk. Unutanlar, tatlı su kurnası olup, suyun başına bağdaş kurup oturanlar!
Bir koyup bin alacağınız, açık kapatacağınız yer vatandaşın cebi değildir!
Her ne kadar beylik çeşmeden su içme demişlerse de; sefalet içinde yaşayan insanların varlığını göz ardı edenler için, akan sular durulmasın. Madem siz istediniz, suyu biz bulandıralım. Bulandıralım ki su bulanmayınca durulmazmış.
Oysa yeni testi suyu soğuk tutar diye bilirdik. Görülen, testinin kaplaması erken döküldü, testide ki su çabuk ısındı. Başımıza ne geliyorsa söz dinlememekten gelmiyor mu? Dinlemeliydik, gelecek kuşaklar hata yapmasın diye onca söz söylemiş atalarımızı. Akan suya inanma, eloğluna güvenme sözünü nasıl da haklı çıkardılar, burgaçlı icraatlarıyla. Bu şehir, hatasının elbet farkında. Komşu kızı almadık ki bize kalaylı kaptan su içirsin! Suyu çekilmiş kararlarla gelen beyler şunu da unutmasınlar; Su çok hassastır. Varlığı yaşatır, çokluğu boğar. Şimdi,
Su küçüğün söz büyüğün inceliğinde,
Siz bir kenarda suyunuzu içe durun; sözler, halkı umut ile karamsarlık arasında bırakan algıyı biraz rahatsız etsin.
Öncelikle;
-Suyu görünce teyemmüm bozmak hiç adil bir davranış değil. Yedi adım yolun, bir yudum suyun hakkı vardır, demiş Aristo felsefesinin âlâsını yapan atalarımız. Yedi adım da sizinle yürüyenlerin, bir yudum sularına göz dikerseniz;
-Yel üfürür, su götürür sözü aklınızın bir köşesinde dursun!
Hem siz,
Su içene dokunuyorsunuz, farkında mısınız?
Şehremaneti döneminde yaşamıyoruz lakin İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi 1864’lerde düzenlendi. O günden bu güne ilk ilkesi; Toplum yararının korunması ilkesidir. Kamu yönetiminde en etkili reform hareketleri;
Tutumluluk,
Verimlilik,
Hesap verebilirlik,
Yönetimin vatandaş odaklı olmasıdır.
Yani,
Kimsenin sizden deniz feneri misal, “Amme Hizmeti” beklediği yok. Bir zahmet sizler de vatandaşa yaptığınız hizmetleri babanızın hayrına yapıyormuşsunuz edalarına bürünmeyin. Vergi borçları bir kalemde sıfırlanan hak yiyicileri seyrede seyrede, devlet malını, devletin imkânlarını deniz olarak görmeyen bu ülkenin onurlu vatandaşları her kuruş vergisini ödüyor bu ülkeye. Karşılığında tek istediği adil, eşitlikçi, faydacı bir yönetim.
Faydacı demişken;
%150 sayaç okuma bedeli zammının topluma faydalı yönünü biz göremedik. Birileri bunun faydasını açıklayabilir mi bu şehre?
Hayırdır, sayaç memurlarınız, Bedevi Çölünde su kuyusu mu kazacaklar? Öyleyse çağırın geri gelsinler o topraklardan bize ekmek çıkmaz! Bırakın ekmeği, fırsatını bulsalar bir kaşık suda boğarlar bizi. Tarih şahit!
El insaf yahu! Mutluluğun resmini yapamayan Abidin Dino’yla mı inatlaştınız, ağlayan suyun tasvirini yaparak…
Dilimiz susamış, her ne olursa o dil susmaz artık. Bir şeyi daha hatırınızdan çıkarmayın, halk derin sudur! Derin sular yavaş akar. Bazen olur, o akışta buğdayın yanında acı ot da sulanır. Fakat dibi görünmeyen suya girilmişse de çıkmasını bilir bu halk.
Düpedüz ekonomik şiddet bu.
Bu ülkede;
Vatandaş ekonomik zorluklar altında eziliyorsa,
Bir anne çocuklarını doyuramadığı için,
Bir baba oğluna okul pantolonu alamadığı için ölüyorsa,
Atanamadığı için öğretmenler intihar ediyorsa,
Şehirlerin ışıltılı yüzüne bakmayacaksınız, arka sokaklarına bakacaksınız, o sarı ışıklı evlerde aç uyuyan insanlar varsa, bebekler açlıktan yaşama haklarını kaybediyorsa,
Ölenlerin ruhuna Fatiha okutmayacaksınız,
İtibardan tasarruf edeceksiniz!
Edilmiyorsa; ne adaletten, ne merhametten, ne haktan hukuktan ne de vicdandan söz edilemez. Gönül bağı kuramadığınız halka hizmet edemezsiniz. Bıçağı kestiren kendi yüzü suyuymuş. Madem gönül meselesini işin işine karıştırdınız, halkla güçlendirin gönül bağınızı. Pişmiş aşa su katıp, incir ağacı dikmeyin ocaklara. Bir gün su içeceğiniz çeşmeye çamur sıçratıyorsunuz!
Şaşkınız!… Dün verilen sözler bu gün nasıl unutulur?
Şaşkınlıkla karışık bir kafa karışıklığı yaşıyoruz. Yaşamıyoruz, bekliyoruz. Beklerken zaman kanseri oldu bu millet. Sabreden derviş çatladı kahrından biz hala sabrediyoruz…
Gönlüne giremediklerimizin şamar oğlanına döndük.
Yok, hayal kırıklığına uğramadık. Gerçekleri bir kez daha yaşayarak hatırladık sadece.
Vatanın makbul vatandaşı olmak zorumuza gitmiyor da zorumuza giden toplumda var olan sosyal adaletsizliğin giderek artması. Hukuk devleti içinde yaşanmaması gereken durumlara maruz kalmamız.
Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün;
Her şeyi zapt eden Hayy, suyu neden serbest bırakmıştır?
Belki dimağınızdan kaçmıştır. Bu kadar dar görüşlü olmayın. Büyük resmi de sorgulayın bir ara: Bu yapılan halka olduğu kadar, “gönüldaşınız” merkezi de zora sokacak zamansız, zararlı bir hamle değil midir? Tam da içine şaibe karıştığı düşünülen bir büyük seçim öncesi, inandırıcılığınızı yerle bir etmiyor mu bu eyleminiz?
Su hizmeti en kutsal hizmettir ve en değerli ikramdır. Verirsiniz, su gibi aziz ol duası alırsınız. Vermezsiniz, siz bilirsiniz. Su hakkında bir şey tartışılacaksa eğer, bu şehrin içme suyunun ne kadar sağlıklı olduğunu tartışalım. Suyun rengi, kokusu, sülfat, arsenik değerlerini konuşalım. Bu şehirde tertemiz düşünen, öyle de yaşamaya çalışan insanlar var. Hep birlikte üretelim, hep birlikte şehrimizi güzelleştirelim. Küçük suyumuzda büyük balıklar yetiştirelim. Çünkü bu şehirde yapılacak çok şey var. Çünkü bu şehir, “ülkemizin kurtuluş yüzü, aydınlık yüzü, cumhuriyet yüzü”
Umutları kirletmeyelim. Zira suyun temizleyemeyeceği kirler var hayatta! Hak, hukuk, adalet, tarafsızlık yolu tutulursa hiç kimsenin söyleyecek sözü de olmaz.
Biz halk olarak sorumluluklarımızın bilincindeyiz. En azından sorgulama yeteneği gelişmiş olanlar için bu böyle. Alnımız ak, sular seller gibiyiz..
Tavsiyemizdir;
Yönetici olmanın erdemini, yöneticinin halkla ilişkisini, siyaset ve siyasette ahlak felsefesini daha iyi anlamak için 11. Yüzyılda Husuf Has Hacib’in kaleme aldığı “Kutadgu Bilig” kitabını mutlaka okuyun. Ola ki öğüt alırsınız da ardınızda düzgün bir nam bırakırsınız. Okuyana kutlu olsun. Adaletiniz ve kararlarınız Kontagdı’nın güneşi gibi olsun. Işığı ve ısısı tüm halkın üzerine eşit düşsün…
Zamandır su gibi akar geçer, o sandıklar ortaya yeniden konur… Gece gül dalına asılıp, sabah suya bırakılan hacet mektubunuza iyi dilekler yazılmamışsa, suda akar gidersiniz…
Eleştiri hakkımızı kullandık. Eleştiri hakaret değildir. Eleştiri: Demokrasi kültürünün bize verdiği bir haktır!
Ne ideolojiler, ne partiler ne liderler bu satırları yazanın umurunda bile değil! Devletimizin ve milletimizin geleceği tek kaygımız. Bu ülkenin huzuru…
İstiyoruz ki,
Hâkimiyetin kayıtsız şartsız Türk Milletinde olduğu bir an bile göz ardı edilmesin.
Ve unutulmasın ki;
İktidarlar da, mevkiiler de, makamlarda geçicidir.
Güç, halkın gücüdür…
Varsa boy ölçüşmek isteyen halkla,
O zaman hodri meydan,
Halep oradaysa, arşın burada.
Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)