Enam-59, Tekvir-24 bütün sorguların İlahi izni!
Ezelden ebede zaman, “O” iznin şahidi… Ben duvara karşı ağlamıyorum, indirdim duvardan İlahi kelimeleri!
Ayarsız bir zamandan geçiyoruz. Zaman tuzak kurmuş insanlığa, bir bir yakalanıyoruz.
Tanığız.
Eskiden akşamlar getirirmiş ölümleri, şimdilerde sabahlar getiriyor.
Emin ellerde değiliz, bir şeyler yanlış gidiyor,
Farkındayız.
Zamanın içinde akıyoruz acemice. Ölümün eli ensemizde, akıl ile kalp arasında, tüy gibi hafif yaşarken ve yalnızlıklar icat etmişken en sanalından kendimize, akıldan kalbe akamıyoruz nedense. Ruhumuz yara almış, kalpler ateş yağmuru altında kalmış buz gibi…
Duygular siliniyor…
Aşağıda şehirler, yukarı da kentler yarattık, anısız. Haylaz çocuklar gibi kıra döke yaşamayı öğrendik, her renge bürünüp, renk vermeyen düzende. Aceleci insan sakarlığı bizimkisi. Hep bir şeylere yetişme telaşı ama hiçbir yere yetişememe döngüsünde, “bir derdi bir derdimize derman ederek” koşuşturuyoruz… Bir de pusulası, kendi keyfiyetinin belirsizliğinde dönüp duranlar var kendi eksenlerinde!
Dünya bizi değil de biz dünyayı giymişiz sanki üzerimize. Ciddiyetsiz, gülünç yüzlerimizle dur yeter diyemez olduk zamana.
Acıya yazgılı, bir nefeslik yaşam aralığında;
Bir varmış bir yokmuş boşluğunda, avucumuzun içinden kayıp giderken zaman…
Bir taş atmalık;
Nankör yorgunluklarımız var, dudağımızın kenarına asılı kalmış nasipsizliklerimiz. İhtiraslarla örülü dünyada tebessümlerimiz arsız.
Kaynağından ayrı düşmüş nehirde çırpınan balık misali kanat çırpışlarımız. Göğün koynundan akan yıldızların, kapkara sularda kayboluşu gibi ölümleri seyredişimiz.
Şeytan takmış parmağına dünyayı çeviriyor…
Küçük ölümler, büyük ölümler yaşıyoruz. Her ölüm bir leke bırakıyor insanlık tarihimize.
Hadi, şimdi ikna edin beni, nasıl temizlenecek bu lekeler? Merhamet ile vicdan, hak ile hukuk arasında, bütün doğrularımız yok hükmünde.
Sırtını sokağa dönmüş bir kadın, “çocuklar ölmesin, çocuklar ölmesin” tekrar edelim diyor, sayı kırkı bulana dek!
Çocuklar oynamıyor, çocuklar oynamıyor artık sokak aralarında.
Çocukların canı yandı,
Çocuklar uyudu. Uyanmıyor.
Bırak, uyandırma diyor kadın;
Acıları dindi.
Sustuk, sustuk, sustuk…
Hepimiz öldük, o susmaların korkaklığında.
Boş gözlerle bakıyorum sokaklara.
Mutfak camındaki kadının kederi sarıyor şehri. Camında çuha çiçekleri. Arka sokakların alçak bulutları, evlerin çatılarına yayılmış. Eski maroken koltukta uyuklayan adamda mı görmemiş olayı. Oysa hep oradaydı. Ya! dua eden yaşlı kadınların gülüşmeleri, onlar da mı, hayır? Merhametine sığındığımız Tanrının, ruhu gitmiş canıyla gezen bedenlere uyarısı da mı olmamış?
Çıngırak sesi işitildi, Tanrının dünyadaki gölgesi karardı;
İnce beyaz taşların üzerinde kürek kemikleri kıpırdadı. Hurma ağacı, yapraklarını döktü toprağa. Delilleri topladı bir el…
İşaret geldi!
“Şüphesiz Tanrı her şeyi bilir” diye fısıldadı bir ses!
Dara düştü, kimsesiz bir insan;
Bu şehirlerin günahkâr solukları bizi de yok etmeden, dönelim dedi, Çingene kızı.
-Dönelim, şeytanın doğmamış çocuklarına gebe etme beni.
-Yeni yollara, eski haritalarla çıkmışız,
-Nereye, neye dönülür bu saatten sonra, kaybolduk o yollarda!
Yıkık dökük bahçe duvarının kenarlarına eğrelti otu gibi ayrı yazılmış bizim kaderimiz bu şehirde.
-Zorlama. Dönelim.
-Düşeriz. Düşürürler. Bir dost bir dayanak arayışında, “vav” gibi eğildi insan!
Oysa sözler yürekten geliyordu! Bir dinleyen yok muydu?
Kötüler, tuzak kurdular!
Şeytan, ben kötülüğü sizle yaşarken öğrendim, dedi…
Biz utandık kötülüklerden, kötüler utanmadı.
Zaman ihtiyarladıkça,
Havada;
Bozuk peynir kokusu. Mideleri bulandıran.
Bulantı, acı bir tat ağızlarda.
Sokaklar, kendi yolunu tüketenlerin son adımlarını, hüzünlü gözlerle seyrediyor.
Garda;
Kaçan trenlere bakakalıyor pişmanlar, dolu vagonlar uğurlanıyor, selametsiz.
Denizden;
Balıkçı teknesinin kalp atışları geliyor. Huysuz ihtiyar piposunu düşürmüş yine suya. Tuttuğu topu topu “iki balık” sepetinde. Belli ki rastgelesiz uğurlanmış sefere. Hırsından yırtık muşambanın sarıçiçeklerini fırlatıyor sonsuz denize; hırçınlaşıyor kıyısız deniz. Üzerinde kuru dallar ve yaş dallar yüzmede…
- İlahi ihtiyar diyor, dalgacı martılar; aldatma insanları, denize ekilen çiçeğin tuttuğu nerede görülmüş?
“Ya tutarsa” diyor, çatık kaşlarını havaya kaldırarak ihtiyar.
-Hem, Çay Ninesi yardım edecek bana… Kirli damlaları temizleyeceğiz yedi deryadan.
Belli ki ihtiyar kelimelerini iyi dinlendirmiş içinde. Deniz; bildiğin lacivert.
Sümbül saçlı Denizkızı da altın tarağını düşürmüş lacivert suya.
Keşke tutsa diyor denizkızı, bir umut olur karada sığınanlara!
Karada;
Rüzgâr esmiyor, kiraz ağacının yaprakları hareketsiz. Kökü altıncı gökte, dalları yedinci de! Sınır; Sidre’ül Münteha, gayrısı gaybımız!
Hümanist akrepler, kuyrukları havada geziniyor… Ortalığı Nemrut Dağının sisi kaplamış.
Hayat ne kadar tuhaf diyorum, koşuşturan kalabalığa bakarak. Hayat tuhaf değil oysa düşüncelerde tuhaflık. İnançla inançsızlık arasında ateistler şaşkın bakıyor yüzüme, tuhaflık sen de der gibi.
-Olun diyorum olun, ateist olun tabii, ama ölürseniz sıkıntı.
-Ölüm; sadece hayatın yaşam ayrıntısı diyor bir ateist. Kendimi savunacak değilim fakat söyleme öyle, düşünürsen düşünen her beyin bizden!
-Hem siz sordunuz mu kendinize bu gidiş nereye?
-Dinleyin, takıntılı sevgisizler; Cennet benim içimde.
Ve
-Eğer, Tanrı varsa; Neden İyilere dünyayı zindan, kötülere cennet ettiğini soracağım, dönüşte!
Kalbim ürperiyor…
Bir delinin hükümsüz sözleri diyor dedem, duyma!
Çıplak ayakla ölüme koşanlara;
-Koşmayın diyor deli. Deli deli koşmayın, bu hiçbir işe yaramaz. Yorulduğunuzla kalırsınız. Zaman ki insana düşman. Hem söyleyin Othello’ya akılsızca işler yapıp, Desdemona’yı boğmasın. Ezebildiklerini ezmesin. Gücü varsa Tomoe’nin aklına yumruk atsın. Olmadı, dönsün birileri geçmiş yüzyıla getirsinler samuray kadınlarını, kadın samuray ordusu kurulsun, dizsinler kapılara bir bir… Başka türlüsü zor.
Madem öyle;
Bu iş için seni görevlendiriyorum Albırt diye bağırıyor deli. Atla zaman arabana, hallet şu işi! Galileo, ısırma dudaklarını sen de. Şaşıracak bir şey yok. Zaman, böyle bir zaman.
Düşünmek ağır geliyor,
Kolera günlerinde,
Aşkı yaşatan zamanı.
Kızı yirminci kattan attılar, düştü dedi, elimizin kiri kâğıtlar. Oysa çarpılan kapılar, sımsıkı örtülen camlar, tırnak aralarında ki etler şahitti!
Şahitler, çare olamadı çaresizliklerimize…
En iyisi inanmak,
“Ol” dedi!
Oldu!
Olduğu gibi kabul et…
-Tanrı, bir sapığı sınadı diyor,
Zaman;
Bir bardak süt için, insanın insana düşmanlık ettiği zaman…
Oysa
Meryem, henüz değil gebe. Düşler görmede bir kadın, gariplikler ülkesinde.
Keşke, şu insancıkların beyinlerinin içine girmek mümkün olabilseydi. Ne çok isterdim bana bakarken ne düşündüklerini öğrenebilmeyi. Ve çırılçıplak düşünceleriyle yüzleşebilmeyi.
-Deli, sen de git işine, zaten baş edemiyorum aklımdakilerle.
-“Kimin deli, kimin akıllı olduğunu Tanrı bilir, belki de deli olan sensindir” diyor,
Elinde kargıdan mızrağı, saldırıyor rüzgârgüllerine. Baka kalıyorum ardından. Güneş tepede yükseldikçe şehrin sokakları da kalabalıklaşıyor. İşte tam o ara bizim sokağı, Elfler basıyor. Katledilmedikçe ve kederden solmadıkça ölmeyen Elfler… Ve gökyüzünde kaplumbağalar uçuşuyor, sadece çocuklara görünen…
Tuhaf haller.
Ateş kuşları, kırmızı vücutlarını kuru dallara zamklamakla meşgul. İtbaraklar karanlıklar ülkesine sefere çıkmış. “Bahşedilen sizden geri alınacak” diyor, çarmıhtaki İsa; Hırçınlığa, edepsizliğe, hırsa kapılmayın boş yere.
Ve çarmıhın son çivisini çakıyor günahkârlar.
Oysa Meryem halen bakire…
Âdem’in elmaları yanıyor cennette.
Ve
Gökte kuş cıvıltıları kesiliyor…
Ve
Ben;
Yanık elma kokuları soluyorum bu şehirde. İçim daralıyor.
Yetmeyen bir şeyler var bu sokaklarda. Yoksun bırakıyor insanı yaşama sevincinden. Evlerden sokağa taşan insan sesleri renksiz. Camdan sarkmış eski bir ses; “Ne güzel günler, fesleğen ekip, sardunya kokluyoruz diyor. Dönüp bakıyorum, camlar kimsesiz.
Kandırılıyor muyuz?
Kaldırım taşlarını sütle yıkıyor papaz Sandro, üzerinde mavi robası ile. Yanlışlıklar komedyasında fırtınaya tutulduk, gemi kazasında tren battı denizde, Amontillado fıçısını da kurtaramadık diyor, Allen inleyen bir sesle.
Papaz, elinde kemikle duada;
-Huzur içinde yatsın tüm ölüler, amen…
Şimdi anlaşıldı dağlar neden kırmızı duvak takmış, gökyüzü ondan durmadan ağlıyor bu şehirde, boş gözlerle bakıp geçiyorum papazın elindeki kemiğe.
Çiçekler, gülmekten kırılıyor halimize… Evrimleşiyoruz besbelli, din ile bilim arasında.
İyi yürekli Berre Hatun, bir eliyle yeşil kuşları besliyor, bir eliyle sokağa dadanan siyah sinekleri kovalıyor. Henüz on yedilik, beceriksizce boyanmış bir taşra kızı, hızla geçiyor yanımdan. Otuzluk yaşlı eteği omuzuma çarpıyor, dönüp bakmıyorum. Uzaklaşıyor yüksek ökçeler, Rakım Efendi Sokağından.
Işıksız bir elektrik direğinin dibinden bir çift mavi göz, sızı olup akıyor içime… Bir yerlerimin taşlaştığını hissediyorum. Ne yapsam tamamlanamıyorum. Bu sokakta her şey Leyla, bu sokakta her şey ürkünç bir tuhaflıkta.
Bilmediği bir şeyden korkmasa bari diyorum. Zeytin, olmayan ellerini uzatıyor Leyla’ya. Gölge olup uzaklaşıyorlar. Korkuyorum, kırmızı topuzlu imparator güvercinlerinden, korkuyorum çöl kırkayaklarından. Korkuyorum, üç tırnaklı, koca göbekli kızıl tefecilerden.
Şaşkınım, kurtulmam gerek bu korkulardan.
Uzaklaşmalıyım bu çılgın kalabalıktan, bir yerlere sığınmam gerek. Yıpranmış lekeli resimler gibi akıyor şehir ve insanlar ve raylar ve hatta yüzsüz akıllı binalar tramvayın dikiz aynasından. Bir hayat kadınının yıpranmış paltosunu asmışlar, kibirli bir bakire gibi sallanıyor meydanda Meryem. Ölü seviciler, kirli elleriyle alkışta. Gökyüzü tükürüyor üstlerine.
Toprak fırlatıyor bedenindeki günahkârları. Ceset kokuları sarıyor etrafı. Kral haddini bildiriyor halkın. Ayağa kalkmak istediğinde zafer çığlıkları atarak iniyor parlak kılıcı, kölelerin bedenine. Garip rüzgârlar esiyor, doğudan kuzeye. Acınacak hallerde gevşek adımlar geçiyor yanımdan. İşten el çektirilmiş muallimeler, taş mektebin kapısında nöbette.
Etrafına bakınıyor muallimeler. Sarıklı, karanlık bir beynin elinde anahtar şıngırtısı. “Şıngırdatma o sahte anahtarları, anahtarların sahibi belli, sen ki ne halefim ne selefim değilsin” diyor muallim! Kavgaya tutuşma benimle “ladini de değilim! İlahi Kanunum, İlahi Kelamım belli. Vedayı hatırla! Hepimiz Âdem’in çocuklarıyız.”
Bir sus iki dinlemeli sözler geçiyor gözümün önünden. Âlimle ilim merak, cahille cehalet hayretler içinde.
Üç maymunu oynuyor psikopat böcek katilleri. Kara böcekler, Kafka’nın yatağını istila etmiş. Adalet, davasını görüyor dönüşümün. İzlerini siliyor, hafiyeler toplu ölümlerin. Yanmış iskeletler şahitliğe duruyor mahkemede. Hakikat ışığı yanıp sönüyor suçluların gözünde. Hayri ileri aldıkça, ustası Nuri Efendi saatleri geri alıyor, saatleri ayarlama enstitüsünde. Ayarcı Halit bozuyor düzeneği. Ölüme yatmanın hiç zamanı değil diyor Adalet. Kalkın, eski aynalarımızı kırıyorlar.
Şehir;
Ruhum yaşlandı diyor, aynanın sırrında mavi bir umut aramaktan.
Yaralarımızı nasıl saracağız?
Şehrin sabır ipliği, çözülmüş. Kaygılı gözlerle bakıyor aynaya. Görülenler göründükleri gibi değil. Akıyor zaman düş ile hayal arasında. Her şey hiçbir şey oluyor ayna ile sır arasında.
Şehir kaygılı, ben kaygılıyım.
Şimdi ben bu şehrin neresindeyim derken göğsüm sıkışıyor, boğazıma yutkunamadığım bir sertlik çöküyor. Doğduğum yere mi olduğum yere mi aitim derken iyice büzüşüyorum sokak ortasında. Ait olduğum ırk mı, mensubu olduğum din mi, konuştuğum dil mi benim kimliğim derken iyiden iyiye tıkanıyorum.
Sokak;
Anlamadığım bir dille karşılık veriyor sanki. İşaret ettiği yere bakıyorum.
Ayakkabı boyacısının önüne patlak ayakkabılar dizilmiş. Yırtık, kirli. Aniden önümde beliriveren, nereden geldiğini anlayamadığım, beyaz entarili adamı görüyorum. Yüzü sarı sapsarı, gözbebeklerine kadar sarı. Susarak bakıyor yüzüme yüzüme.
Ne var hemşerim diyemiyorum, biliyorum hemşeri değiliz o beyaz entarinin içindeki sarı benizliyle. Benim gözüm parlak mokasenlerinin püsküllerinde. Oradan sarsıla sarsıla bakıyorum, çınar ağacının dibinde bir avuç kalmış toprağa. Sarsıla sarsıla ağlıyorum dükkânların önünde.
-Ağlama diyor ayakkabı tamircisi demirini topraktan çekerken, ağlama diyor, ağzına çivileri dolduruyor. Bana ağlama diyen koca adamın gözyaşları, çarpışa vuruşa yanaklarından nasırlı ellerine akıyor. Hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlıyor.
Bir kargaşadır, çatışıyorum benimle.
- Âmin, diyorum sen soktun bu kargaşaları düşüncelerime.
Âmin, sessizce başını sallıyor karşı kıyıdan. Ölümcül sorular sorma kendine der gibi… Şöylecene bakıyorum etrafıma; Her kes sorgusuz sualsiz itaatte, iman ile inkâr arasında.
Sonra benime dönüyorum;
- Kimim ben öyleyse, var ile yok arasında?
Asi denizin üzerinden kırmızı yüzlü fener cevaplıyor sorumu: “Nihayet Meryem’in doğum sancıları başladı…”
Duygusuz bakıyorum kırmızı yüzüne. O zaman Markos’dan önce Yuhanna ilk antlaşmayı yazmaya başlamış olmalı diyorum. Doğumun ilk işareti, ilk kan akıyor dünyaya… Bir daha durmuyor…
Kuru gürültü çıkarma hırçın kız diyor dedem; Kalbinle dinle, unuttuklarını hatırlıyorsun. Yüreğin yol alıyor. Ezelden ebede yer ile gök arasında…
Bir düşünce uzağımda, kırçıllı yelek cebinden çıkardığı köstekli saatine bakarken, elini ve başını ters giden bir şeylerin huzursuzluğunda sallayarak; Ürkütme yüreğini, daha bilmediğin çok bela var. Çektiklerine razı gel. Bil ki her bela, şükür ile sabır arasında…
Dedemin ellerindeki kemiklere takılıyor gözüm. On üç çift ayak, on üç çift el; toplamı on üç çocuk eder…
Seziyor düşüncemi;
-Ha! Bunlar mı diyor; Sur duvarları dibinde bulduğum kemikler. On üç çocuğun yenmiş olduğuna delalet ediyor!
-Tanrı, diyorum; Tanrı, bizi ne ile sınıyor?
Tanrım, daha da geç olmadan unuttuklarını hatırlat insana…
Yıldızlar dökülüyor şehre. Zaman yağıyor üzerime. Zamanın bulanık ışığı dağıldığında hatırlıyorum;
Dedem Yemen’de rediflikte!
Ve
Dedem öleli var bir yüz sene…
Hülya Bulut
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)