Karşımda korkunç bir manzara. Kimseler kafasını bile çevirip bakmadığına göre belki de öyle değil de ben abartıyorum. Kalbimde bir yerlerin sızladığını hissederek bakıyorum manzaraya. Karşımda kaderin kazasına uğratılan,42 yıllık bir şehir emektarı bina yıkılıyor hunharca. Çocuğun ürperten bir olay karşısında kakılıp kalması gibi öylecene donup kalıyorum. Duyguları gerilerde, bedeni burada bomboş bakıyorum yıkım alanına.
Ama ama… diyorum benim orada 18 yaşım kaldı, üniversite kahkahalarım, gençliğimin en derin hüzün anları, sevinçli yüz ifadelerim kaldı. Benim orada en güzel anılarım kaldı. Başım öne düşüyor istemsiz, gözyaşlarım sessizce akıyor yanaklarımdan. Eski bir dosta veda eder gibi sarsılıyor duygularım. Yutkunuyorum, kelimeler boğazıma düğümleniyor. O an zerre bir düşüncenin aklımdan geçtiğine emin değilim. Sadece hissettiklerim var. Tek kelimeyle hissettiklerimin özeti koyu bir yas hali. Gökten son kez yorgun ve parçalanmış bedenine, hüzün yağmurları damlarken, aldığı darbelerle göz göz olmuş taş duvarlar, yaralarını saracak tanıdık bir yüz ararcasına, o her daim tıklım tıklım insan seli olan sokağın içine bakıyor sanki.
Harabeye dönmüş moloz yığınlarının arasında, yüzü üzüntüden bal mumu rengini almış, karanlıkta el feneriyle yer göstermekten, gözlerinin beyazı kıpkırmızı bir iltihapla kaplanmış, gömleğinin mavisi griye dönmüş genci seçiyor gözlerim. Gözlerimiz aynı acının çıkmazında buluşuyor. Kapat diyorum kapat feneri artık kimsenin ihtiyacı yok o ışığa.
Kapattık zaten diyor kapattık abla. Eliyle işaret ettiği yere çeviriyorum başımı.
Bir daha açılmamak üzere kapatılmıştır! Yazısı neyin hikmeti ise yaldızlı harflerle yazılmış.
Sükût et diyorum kendime.
Sükût deniz, kelam dere misal, olmuyor işte, susamıyorum yine.
-Peki, sen neden halen oradasın? diyorum teşrifatçı gence.
-Hep unuturlar diyor, bir şeylerini unuturlar. Bak,1 numaralı salonun en arka koltuğunda yine unutmuş birileri bir şeylerini…
-İkinci sırada en sağ koltuğun üzerinde diyorum, unutulmuş anılar var. Soran yoksa ben alayım. Gerçek sahipleri için demek o kadar da değerli değilmiş!
En köşedeki sağ koltuğun üzerine bırakıyorum kendimi sahipsiz anılar avuçlarımın içinde. Her yıkılan duvarda onlarca sinema perdesi açılıyor gözlerimin önünde. Siyah perdeden kimler kimler gelip geçiyor, beynim tutmuş yüreğimin elinden anı fırtınasına tutulmuşçasına oradan oraya savuruyor beni.
Bir rüya gibi “Avrenos’un Müşteriler”i geçiyor önümden, “Irmakların Türküsü” nü mırıldanarak. İş makinalarının uğultusu, türkünün o güzelim sözlerini ezip geçiveriyor.
Kader mi diyelim şimdi buna Küçük Emrah? Bak taş duvarlar “Boynu Bükükleri” oynuyor, en sahicisinden. Ya “Meçhul Kadın” kaybettiklerini mi arıyor sence, yıkıntıların içinde? “ Düne… Bu güne… Yarına” ait her neyse! Bir patırtıdır kopuyor geriden, kaçın diyorum kaçın sokağı “Ali Baba ve Kırk Haramiler” bastı!
İki adım önümde “Rambo Ramiz” elinde “Polis Dosyası” yla “Halk Çocuğu” nun gölgesini hırpalıyor. Bir hışım yapma diyorum, yapma ne istiyorsun el kadar çocuktan? Gücün yetiyorsa gerçek “Düşman” ı hırpala.
Apansız bir “ Yalnızlık Duygusu” sarmışken havayı “Yaman Gazeteci” nin tiz sesi dolduruveriyor meydanı. Yazıyor yazıyor “Yer çekimli Aşklar” ın hazin sonunu yazıyor.
“Vay Anasını”, “ Zampara Seyfettin”, “Naylon Karının” peşinde yine. Beton kirişlerin bedenlerinden fırlamış, küflü demir uçları dikkat et dememe kalmıyor yırtıp geçiyor bacağını. Bu gün diyorum “Güneşin Tutulduğu Gün” olmalı. Bütün uğursuzluklar üste üste gelmede yarışıyor.
Binanın son görüntüleri silinirken, mart ayında “Eylül Fırtınası”, “ Absürdistan”a sürüklüyor“ “Dökülen Yaprakları”. Umarsız gelip geçen insanların küçülmüş gölgeleri, öğle üzeri karanlığında iz bırakmadan geçip gidiyor yerle bir edilen binanın kıyısından. Korna sesleri yıkık salon duvarlarına çarpıp çarpıp boşlukta uzaklaşarak kayboluyor…
Basit bir metruk bina yıkımı gibi görünse de olay,
- “reca ederim bu bahsi burada kapatmayalım.” Zira bu şehir bizim. O mekanlarda bu şehrin soluk alıp veren ruhları vardı! Gözlerim dolu dolu yıkımı seyrederken, oraya, anılarımın, arasına dalıp bağırmak istedim bir an;
-Hal bilmezler, çekin o kirli ellerinizi bu şehrin taşta olsa yaşayan bedenlerinden. “Eksik” bırakacaksınız ruhumuzun pınarlarını. Öyle sözde kalmayıp saçlarınızı bir dağıtırım sizi ananız bile tanıyamaz. Siz nasıl bizim en ince duygularımızı tarumar ediyorsanız ben de sizi ederim! Kırık bir tebessüm oluşuyor sadece dudağımın kenarında, düşüncelerimin ağırlığından. Eyleme geçmek ne haddimize. O zaman siz diyorum “Polis Akademisi Alaturka” çalmayı bıraksanız da müdahale etseniz ya şunlara. Bakın öldürüyorlar bu kenti karnını yara yara!
“Yok Artık”, “Vesvese” mi diyorsunuz, benim gördüklerimi siz görmüyor musunuz?
“Takım, Mahalle Aşkına”, görsün her kes “Tehlikeyle Flörtte” sahildeki gökdelenle, Kurşunlu Camii minaresi! Nasıl unutursunuz daha dün değil miydi meydandaki “Güvercin Uçuverdi” ya “Çekme köy Underground” un yalısına. Sizde yetmez deyip “61. Bölge”yi de teslim ediverdiniz şimdi öyle mi?
“Öyle ya da Böyle”, “Cin Tuzağı” bu yaşananlar. “Hayat Öpücüğü” deyip yapıştığımız o dudaklar “Nadide Hayat” larımızın “Azap” ları oldu. “Uzaklarda Arama ”suçluları “ Şevket Yerimdar” sen kapadın, o kapadı, hepimiz kapadık gözlerimizi “Düğün Dernek” çalgı cümbüş sesleri arasında “Kafes” lediler bizi!
Yıkım makinaları toprağa çelik dişlerini geçirdikçe, “İçimde Akan Nehir” pis bir “Bulantı” olup içimi dışımı çalkaladıkça çalkaladı, “ Abluka” ya aldı düşüncelerimi. “Bana Masal Anlatma” sın kimse “Fatih’in Fedaisi Kara Murat” gelse bu “Helak” olmuş “Kayıp Köy” ü kurtaramaz gayrı çöküşten. “Çarşı Pazar” ımızda “Manda Yuvası” nın temelini atacaklar, “Karamanın Koyunu” ondan sonra ortaya çıkacak! Bize de “Bir Varmış Bir Yokmuş” sızlanışıyla “Mandıra Filozofu” na, “Bizim Hikaye” mizde bu diyeceğiz. “Krallar Kulübü” buzlu viskilerini yudumlarken sahildeki “Şer” gökdeleninden Karadeniz manzaralı, biz ormanlarda “Ali Baba ve Yedi Cüceler” ile “Delibal” aramaya çıkacağız!
Nasıl göremezsiniz? Bu şehrin çocuklarının geçmişi “Piyasadan Büyük Alacağım Var” bahanesiyle “Yolunda A.Ş Çin Çin Bağları” masalı eşliğinde tarumar ediliyor. “İçimdeki İnsan”ı, “Münafık” yaptı bu yüzsüz “Mihrez Çin Padişah” ları. Oysa biz parayla saadet olmaz diye büyütülmüştük. Kandırıldık mı şimdi bizde? Sözde avuntularla kapatıldı konuşan ağızlar. Kandırılmadık Da susturulduk biz. Laf söylemenin kerametini ehilsiz ağızlara bırakarak. Zati lafa da fatura kesselerdi dünyadaki tekmil bankalar bu ülkenin “Ekmek Parası” peşinde koşan “Halk Çocuklarına “değil de “Banker Bilo” lara çalışırdı!
“İki Dünya Arasında”, “Düşman” zabitlerini, bizim “Kayıkçı” getirip götürüyor sisler arasında. “Kara Kentin Çocukları” nı,“Kahpe Bizans” ın askerleri yoksa nasıl bu kadar kolay zapt etsin!
İçimde yumruk gibi bir sıkıntı nefesimi tıkıyor. “Mayıs Sıkıntısı” desem değil, ay tutmuyor. Sen söyle “ Nilgün” bu neyin sıkıntısı şimdi? “Sevgilim İstanbul” un en ücra köşesinden, “Salkım Hanımın Taneleri” saçılıyor Islak Kentimizin üzerine. Madem senden kaynaklı bu yaşananlar “Bekle Beni İstanbul” diyorum“ Duruşma Günü” geleceğim bende “Propaganda” yapmaya…”Üçüncü Sayfa” haberi olacağım, sözde birinci sınıf boğaz aşireti mecbualarına! Bir tek benim mi bu “hatıralar dosyası” attınız üzerime sizde? Sakın diyorum sakın “Bensiz Beni Yargılama” yınız mülki amirler. Söz savunmanın diyeceksiniz mahkemenin elbet bir yerinde.
-Tanrım ne kadar bedbahtım… Hatıralarım bu “ Kıskaç” tan nasıl yarasız kurtulur? Ya “Kuşatma Altında Aşk “nasıl yaşanır? Hoş bende bir rahat durup “Sakin Kasabanın Kadını” olamadım ya. Bundandır içimde kanamalı yaralar, dilimde kederli “Yalnızlık Şarkıları” var.
Şimdi bu yaşananlar “Yürek Yarası “değil de ne? Sen söyle “Şakir Tamkeriz “ ben nasıl sessiz kalayım?
“Mektup” diyorum bir mektup yazsam, ruhuma dokunacağınıza “Usta Beni Öldürsene” ile başlayan. Kimbilir belki bir “Nihavent Mucizesi” yaşanıverir de bu şehrin insanları bir ağızdan “Yanlış Saksının Çiçeği” siniz, “Ne Ekersen Onu Biçersin” bak uyarıyoruz o ektiğiniz çiçekleri yaşatmayız aramızda diye haykırmayı başarıverse!
“Akrebin Yolculuğu” benimkisi molozlar arasında. Gözlerimle “Babamı Arıyorum ”Babama da maşallah, “Bizim Adese” yi satmış yabana, çıkmış orta yere “Çökertme” oynamakta. Hiç ummazdım bunu senden baba diyorum. Sen satarsan bizi böyle kim ne yapmaz!
Yine de umutluyum ben. “Dört Yanım Hüzün”, “Bitmeyen Bekleyiş” lerde olsam da. Birileri mutlak duyar sesimi diyorum. Her kes sağır değil ya bu kentte! Hani olur ya sesim “Gecenin Çığlıkları” gibi inletir yeri göğü de “Kaside-i Bürde Şairi/ Kaab Bin Züheyr” duyuverir. Beyaz zambaklar ülkesindeki gibi “ Beyaz Umutlar” yeşerir “Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri” nde.
“ Çıkmaz Sokaklar” da kaybolmuş, beş köşeli Pentagon köpekleri, sokak başında ulumada acı acı. “Acıların Çocuğu” nun “Beddua” sına gülüyorum bu arada. Boş yere “Günah” a girme diyorum. Köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı.
Denizin üzerinde “Fırtına Kuşları”, “Muallim Bey” diye fısıldayıveriyor;
- Değilim diyorum ben muallim bey değilim. Ben “ Muallime” yim… Olsun diyor sen yine de dinle. ; “Tatar Ramazan” da sürgünde! Fırsat bu fırsat deyip “Kayıkçının Küreği” ni çektiriyorlar bize! “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” la sızıyorlar içimize. Hep o “Piyano Piyano Bacaksız” ın işleri bunlar. “Zıkkımın Kökü” nü içesice alkolden uyuşmuş beyniyle “Bişr-i Harfi” gibi kodlamış dilini çözemiyoruz! “Küçük Adamlar” ın “Hemşo” su herifçiler!
-“Komiser Şekspir mi dedin?
-O mu? “O da Beni Seviyor” ya “Oyun Bozan” işte. “Şellale” mübarek “Dansöz” gibi kıvıra kıvıra “Fasulye” ektiler toprağımıza! Anlayacağın “Asmalı Konak” ta hayat çamurlaştı ziyadesiyle!
“Gülüm” sen bana aldırma, “Metropol Kabusu” bu yaşananlar. Bak “Rus Gelin” de şahit olanlara. Eğreti Gelin” gibi arka kapının anahtar deliğinden “Bizans Oyunları” nı izlemekte. Eğreti gelin dediğime bakma, bulsa bir fırsatını ilk o bindirir bizi “Gece Yarısı Expressine”! “Meleğin Düşüşü” en çok ona yarayacak neticede!
Sizde “Jan Jan” “Kabadayı” ları hafife almayın bu halkı. “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” değilsek de gözümüze batırıla batırıla yapılan “ Hokkabaz” lıkların farkındayız! Rantçı fırsatçılar için dinle bak ne diyor biletçi Kemal abi;
“Adem’in Treni”ne binmişler güya, gözünüzü açın ey ahali “Amerikalılar Karadeniz’de”, Avrupalı “Barda”, “Maskeli Beşler Irak’ta”, “Polis”, “Kiraz Operasyonunda”! “Yumurta Kırıldı” bir kez Rıza ağabey “Aşk Tutulması” yaşıyor bizim “Avanak Kuzenler” de meydanda! “Recep İvedik “kahkahaları arasında malı götürüyorlar gözümüzün içine baka baka. “Karanlıktakiler”, “Yedi Kocalı Hürmüz “olmuş. Senin neyine lakırtı etmek bu konularda. “Çıplak Vatandaş”sın sonuçta!
“Abim” bak. “The Net 2:0” yenildik bir kez daha bu kayıpla! “Cenneti Beklerken “, “Kanalizazyon” a düştü “Neşeli Hayatlar”…
“Gerçek” şu ki “Kanımdaki Barut”, “Uzak İhtimal “değil bir patlarsa bir kez daha “Türkler Çıldırmış Olmalı” diye bağıracak tüm dünya. Lakin “Nefes” şimdilik yeter ki “Vatan Sağ olsun” gerisini nasılsa çözeriz diyor!
İnsanların içindeki “Dabbe” ne zaman canavarlaşır bilinmez, zira bu halkın “Rot Balans Ayarları” yla fazlaca oynandı! Tek bildiğim, “Melekler ve Kumarbazlar” aynı şehirde yaşayamaz “Evrim Teorisi” ne ters. Gün gelir bir “Kolpaçino” çıkar “Kurtlar Vadisi Gladio” yu çeker, “İki Dil Bir Bavul” “Gölgesizler” i bindirir “Devrim Arabaları” na ,“Şeytanın Papuçu! nu ters giydiriverir, akıl tutulması yaşarlar! “Üç Maymun” u oynayan “O…Çocukları” na “Peri Tozu” yutturulur da bir “Güz Sancısı”yla “Kutsal Damacana” ya tıkılıverirler!
Ve sizler “Bir Zamanlar Anadolu”da yaşayan “Dedemin İnsanları” sizde bırakın artık “Yahşi Batı”nın ağzınıza çaldığı bir parmak balı yalamayı. Görmüyor musunuz, “Beynelminel” “Av Mevsimi” devam ediyor. En iyi siz bilirsiniz ya “Fetih 1453” te “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak “la kurtarılmadı bu vatan! Uyanın artık “Kış Uykusu” na yatmanın zamanı hiç değil. Şehrin “Gözetleme Kulesi” sert “Duvar” a karşı “Beş Vakit” izlenmeli. “Küçük Kıyametler” yaşamaya devam etmemek için.
İçimdeki sessiz isyanı dindiremiyor ne yazsam da kelimeler. Değer mi diyor yanımdaki kadın, bunca söze, zaten çok eski bir binaydı. Yerine koskoca AVM yapacaklarmış. Nasıl baktıysam kadına artık bir adım geri sendeliyor. Yepisyeni avm binası yapılacak diye sevinen teyze, sen de dünyaca ünlü markaların satıldığı dress shopplara gider; “ Şiki Şiki Baba” kasedi var mı oğlum diye sorarsın artık.
Belli ki Konak’ın önünde hiç buluşmamış. Hayatında bir yeri yok, ilk filmini burada seyretmek nasip olmamış.
Evet, Konak Sineması çok eski bir sinema salonuydu,
Evet, salonları küçüktü, ses düzeni çızırtılıydı, efektleri yetersizdi, alt yazıları soluk, mercanı bozuktu,
Evet, koltukları dar, yırtık ve kirliydi,
Fakat ilk film gösterimi “Bebek Firarda” ile açılan bu perde, çoğu Samsunlunun çocukluklarının vazgeçilmez mekanlarından biriydi. Kendi tabirleri ile “İkinci Evim “adresliğini üstlenmişti. Bizim gibi sonradan bu şehre bir vesile gelenlerinde ilk tanıştıkları, Samsun’un şehir kimliğinin en önemli parçalarındandı.
Tıpkı; Atatürk Anıtı
Haşet,
Öğretmenevi,
Site Camii,
Alman doktorun binası gibi…
Yıkılmamalıydı! Yıkılmamalıydılar…
“Soğuktu ve Yağmur Çişeliyordu” bu şehre ilk geldiğimde “Konak’ın önünde buluşalım “ demişlerdi de saatlerce konak aramıştım. Gül Hanım Konağından birileri gülüşmeler arasında o konak bu konak değil deyip burayı tarif etmişlerdi. O gün bu gündür ne zaman bu binanın önünden geçsem bu anı beni gülümsetirdi. Benim gibi onlarca insanın yüzündeki küçük tebessümler donduruldu. Az şey midir?
“Gönül Kuşum” isyanda yine. “Mutluluk” olsun yarınlarımızın şarkıları derken “Ağır Roman “yazdırıyorlar bize. Leş gibi de kokuyor hava. Abdestsiz deyyuslar. Bit yavrusu gibi yayılıyorlar yeryüzüne, iğdiş edicen hepsini. “Organize İşler” bunlar diyor “Ankara Cinayeti”ne kurban giden “Beyza’nın Kadınları”
“Eşkıya” mısınız siz diye bağırmak geçiyor içimden. Şimdi diyorum getireceksin bu yıkım alanına “Hababam Sınıfı” nın haylazlarını, başlarına da komutan diye atayacaksın “Tosun Paşa”yı yeşil vadi nasıl talan edilir gösterecekler. “Süt Kardeşi” değilsek de din kardeşiyiz deyip toplayacaksın ahaliyi… diye ben ne hesaplar yaparken, yıkım çoktan tamamlanmıştı bile. Öylece baka kaldım. “Her şey Çok Güzel Olacak” masalı da “Kelebeğin Rüyası” da ayakta kalmaya çalışan son beton duvarın yıkılması ile bitti…
“G.O.R.A” ya çevrildi kentler, modernleşme adına!
Ben mi göremedim ey “Züğürt Ağalar” satılık şehir mi yazıyordu bu şehrin girişinde? Parsel parsel satıldı hatıralarla birlikte binalar, şehirlerin ruhunu taşıyan mekanlar, yıllanmış anılar.
Tılsımı bozan makine sesleri kesiliyor, koca gövdelerini hoplata hoplata enkazın üzerinden geçerken elimde, ayağımda en çokta kalbimde ince bir sızıdır sarıyor bedenimi. Sanki benimde üzerimden geçiyorlar…
-Siz ne dediniz?
-Metanetinizi muhafaza ediniz, daha güzeli yapılacak, müsterih olunuz mu?
Anlamıyorum ki size “Şeytan Tüyü” “Büyü”sü mü yapıldı, “İftarlık Gazoz İçine”? Hissedemiyor musunuz, “Osmanlı Pazarlama” satışta en incesinden. “Köstebekgiller”, “Dedemin Fişi” ni kestiler son bir hamle ile! “Somuncu Baba” kerameti sersek önünüze yine görmezsiniz değil mi? Siz “Çalsın Sazlar” “İçimdeki Balık” valse hazır diyorsunuz. Oysa “Kötü Kedi Şerafettin” pusuda.
“Figüran Münafıklar” ,“Sebahat ile Melahat” size de “Aşk Olsun” emi! “Evlenmeden Olmaz” dediniz dediniz en yüksek nemayı veren “Antikacı” zihniyetlere verdiniz bedeninizi!
Bakmayın siz bizimkisi “Gönül Yarası”. “Gönül Yarası” olanın sözü de çok olurmuş. Yoksa bize ne ki “Hacvat Karagöz neden Öldürüldü” kentin meydanında.
Kim o seslenen deyip son kez döndürüyorum başımı binanın enkazına. Yırtılmış sinema perdesinde Mahmut Hoca;
-Ne yaptın kızım sen? Diyor
-Sevdim hocam sevdim, diyorum. Ben bu şehri sol yanımda yarasını taşıyacak kadar çok sevdim…
Titreye titreye siyah perdenin orta yerinde Mahmut Hocanın hüzünlü yüzü kayboluyor, son yazı görünüyor, perde enkazı toz bulutu arasında yere düşüyor:
-THE END
Yine onlar kazandılar değil mi bu düzende çünkü onlara HEP YEK lik bizim şehirler. Bunca sözü edip ben de prim verdim gördünüz mü son sözüm ile onlara,
Oysa “OYUN BİTTİ” yazmalıydım…
İbretlik olsun Âkif'in sözleri belki bağlanmış basiretli hallerimiz çözülür bir şiirle…
"Zaman zaman görülen âhiret kılıklı diyâr;
Cenâzeden o kadar farkı olmayan canlar;
Damarda seyri belirsiz, irinleşen kanlar;
Sürünmeler; geberip gitmeler; rezâletler;
Nasîbi girye-i hüsrân olan nedâmetler;
Harâb olan azamet, târumâr olan ikbâl;
Sukût-i rûh-i umûmî, sukût-i istiklâl;
Dilencilikle yaşar derbeder hükûmetler;
Esâretiyle mübâhî zavallı milletler;
Harâbeler, çamur evler, çamurdan insanlar;
Ekilmemiş koca yerler, biçilmiş ormanlar;
Dunrur sular, dere olmuş helâ-yı cârîler;
Isıtmalar, tifolar, türlü mevt-i sârîler;
Hurâfeler, üfürükler, düğüm düğüm bağlar;
Mezar mezar dolaşıp hasta baktıran sağlar...
Atâletin o mülevves teressübâtı bütün!
Nümûne işte biziz... Görmek istiyen görsün!
Bakın da hâline ibret alın şu memleketin!
Nasıldın ey koca millet Ne oldu âkıbetin
Yabancılar ediyormuş - eder ya - istikrâh:
Dilenciler bile senden şereflidir billâh.
Vakârı çoktan unuttun, hayâyı kaldırdın;
Mukaddesâtı ısırdın, Hudâ´ya saldırdın!
Ne hâtırâtına hürmet, ne an´anâtını yâd;
Deden de böyle mi yapmıstı ey sefıl evlâd?"
(1990 - 2017 yılları arasında çekilen ve birçoğu Konak Sinemasında da gösterime giren film isimleri ve eski Yeşilçam repliklerinden harmanlanarak yazılmıştır.)
Hülya BULUT
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)