Tanrım, insanları yavaşlat yoksa şeytan kazanacak!
Aklım, deliliğin sınırlarında dolanıyor yine. Dağınık değil, darmadağınık. Delilik sınırını geçmeden düşünmeliyim diyorum, daha derine inmem için delirmem gerekiyor çünkü! Fakat ona daha vakit var. Tek gerçek, kafamda susması için yalvardığım sesler, hafızamdan silmek istediğim görüntüler var.
Yahuda’nın beşiğine yatırılması gereken kötüler, beşiği gözünü kırpmadan sallayacak kanunlar gerek, beyaz bir kundağın üstünde bile kadın silueti görebilecek kadar sapmış, sapkın ruhlara!
Beş bin yıldır değişen bir şey yok. Hiçbir şeyin değişeceğine de inanmıyorum. İnsanların değişeceğine, kötülüklerin biteceğine de inanmıyorum.
Çatladı gök,
Titredi toprak,
Yıkıldı kökler.
Korkuysa korku,
Tükenmeyse, tükenme.
Bitmeyse, bittik!
Ahlaken bitmişliği, vicdan muhasebesiyle kurtarabilir miyim? Sanmıyorum. Ne bileyim yine de yazayım dedim, üzerimde kalmasın ağırlığı. Mirabel kardeşlerin uçuruma atılan cansız bedenlerini diriltemem, Cansu’yu, Irmağı, Ceylin’i, Eylül’ü, Dilruba’yı, son bir yılda tecavüze uğrayıp öldürülen 2196 kadını ve onlardan biri Emani’yi de geri getiremem ama ne bileyim yine de yazmak istedim.
Sadece kadının değil, insanlığın yazgısı bu aslında. Kötülük, herkes için her yerde dünyada.
Savaşlar, sınıf çatışmaları, halkların kavgaları, soykırımlar, işgaller, vahşet görüntüleri…
Ülkeler parçalanıyor, devrimler yapılıyor, insanlar yok ediliyor.
Kafa kesenler, aç kurtlar, tecavüzler, büyüyemeyen çocuk yüzleri, umutsuz son bakışlar, çıldıranlar, direnenler…
Oradan oraya savrulanlar, göçler, yollar, bohçalara tıkıştırılan yaşamlar, ölü bedenlere ağıtlar, … Çağımızın kirli insanlık hikayeleri! Ortaçağ kirini, giyotinle temizledi. Ya! bu çağ ne ile temizleyecek?
Lanetlenmiş bir kez, insanın yazgısı. Değişmedi, değişmeyecek!
Suçlusu kim tüm bunların? Hayat mı, insanlar mı, dünya mı?
Soruluyorsa soralım hesabını dünyaya!
Bak gülümseyişine dünyanın, git işine der gibi!
Şeytanın sütünü içen soysuzlar yok olmadıkça yeryüzünden bitmeyecek kötülükler!
Biz de suç!
Unutuyoruz, çok çabuk unutuyoruz kötülükleri. Unutuldukça tekrarlanıyor ve biz ahlarımızı boşluğa haykırıyoruz. Yenidünya düzeni, insanı yok etmeye programlı sistemler, sisteme uşaklık etmek için yetiştirilen yenidünya insanı profilleri, yaşamları daralttıkça daraltıyor.
Madem en büyük insanlık sorunu olarak unutmayı aldık, hatırlayalım o vakit, aklın çığlığını susturmadan, aynı yerden canımız yanmadan, acı felaketler bizim de küçük kıyametimiz olmadan. Fikirler üretelim, ecelsiz ölümlerden korkup hayrete düşelim, düşelim ki düşünelim! İnsan mecbur kalmadıkça düşünmeyi aklına getirmez çünkü!
365 günde 2196 kadın tecavüze uğradı ve öldürüldü!
Hatırlar mısınız?
Nereden hatırlayacaksınız, o kadar uzunnn zaman geçti ki üzerinden.
Hani, bir anne acıdan çıkmayan sesiyle sormuştu hepimize bundan tam bir yıl önceydi!
-Hemen ölmüş müdür?
Bir anne, ölüm dilenmişti, can verdiği can için Yaratandan.
-Allah’ım ne olur hemen ölmüş olsun!
Ne zaman hatırlasam bu sözleri, vücudumda bir irkilme hissediyorum. Cansu’nun bileklerini kesen bıçağın soğukluğu geziniyor bedenimde.
Korku acıyla birleştiğinde insana neler söyletiyor. İnsanın insana yaşattığı zulümden kurtulmak için, hayatın en büyük acısı ölüme sığınmak değil de nedir bu?
Bak biz de birer sığınmacıyız! Her insan bir sığınmacı! Diğerlerinin merhametine, insanlığına sığınan sığınmacılarız.
Hayatın mantığı çok ironik işliyor değil mi? Ölüme sığınmak! Ya da sadece sığınmak! Sonuç aynıysa ne fark eder kelimelik ayrımcılıklar. Ne fark eder oralı, buralı olmak!
Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek. O an güvenilir yeri, ölüm görmek. Ya da tehlikelerden kaçarak bir ülkeye sığınmak, canını, namusunu korumak adına sığınmak! Karıştırmayalım olayları! Günlük siyaset konusu değil bu yazılanlar. Mülteci sorunu, çözümleri, uygulanan yanlış, doğru devlet, uluslararası politikalar da değil konu! Mülteci karşıtlığı ya da yandaşlığı da değil. Konu insan ve insanlık sorunu!
Bir kadına tecavüz ve cinayet konu!
Bir insanın yaşamı böylesi korkunç bir sonsa şimdi söylenecek her söz utançtır aslında. Dünya dönüyor, döndükçe hız alıyor kötülükler. İnsan insana ıstırapların en acısını yaşatıyor, ölüm bile kurtuluş olarak görülebiliyor bazı anlarda.
Heyhat, bu nasıl bir dünya?
Ölüm, yaşamın dip notuymuş, güya…
Ölüm, yaşamın dip notuysa bu korkunç ölümlerin altında ki kimin bu imza ?
Düştü insanlık, düştüm, düştük… Bu kaçıncı düşüştü sayamadık. Kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan kediler gibi dönüp duruyorum, aklımın sokak aralarında. Hani her kötücül bir olayın ardından vicdanımızı temizleyecek bir suçlu arıyoruz ya, suçu atıp üzerimizden temize çıkabilecekmiş gibi!
Yaşananlar bir düş olsa, biri çıksa da uyan artık uyan dese. O kadar da değil, “Kâinatın en şerefli mahlûkunu” düşürdüğün duruma bak dese, suçlasa beni. Tek suçlu ben olsam yeter ki yaşanmamış olsa. Ağız birliği edip aforoz etse beni insanlık, nasıl bu kadar gaddarlığı, vahşiliği, merhametsizliği yakıştırabiliyorsun insana, diye…
Nerelerden geldik buralara. Oysa sadece sığınmak demiştik. Sıradan bir kelime bir an da nasıl da sıra dışı oluverdi değil mi?
Nereden geldik buralara? Vicdanımızı susturmanın en kestirme yolundan geldik aslında.
Cansu bizimdi. Emani, Suriyeli mülteci bir kadın!
Korkunç ıstırapları, çaresiz kabullenişleri, vakitsiz ölümlerin zemheri kesiği acılarını bak bizde yaşıyoruz… Yalpalayan bir ruh hali, bezgin kelimeler, sözlerin anlamını yitirdiği anlar.
Karı koca, bir çocuk, doğmamış bir bebek. Onlarda sığınmışlardı, koca bir milletin merhametine!
Fark etmiyor kötüye, barış gelinine bile edilmedi mi tecavüz, öldürülmedi mi beyaz gelinliği ile bu ülkede!
Tarihe not düşüldü:8 Temmuz 2017
Korkudan titreyen bir beden. Dünyalık rezillikler…
Zifiri karanlıkta küçük bir kız bağırıyor;
Anneee… Sarıkız Çayı utanıyor, şeytanın dölü utanmıyor! Havada bir sopanın tok sesi duyuluyor, iki büklüm karnını korumaya çalışan kadının elleri kan içinde.
Sopa defalarca cılız, kanlı elin üzerine iniyor. Sonra başı taşla eziliyor. Defalarca defalarca… Taş, recmi reddediyor, ama günahkar olan duymuyor, durmuyor…
Kadının korkudan ve acıdan kesilen sesi fısıldıyor; Yapmayın hamileyim…
-Hamileyim!
-Gözü dönmüş adamın yüzüne bakıyor sonra. İnsandır diyor,
Belki merhamete gelir, insandır, vaz geçer de biter bu kâbus!
Kentin kuytusunda, karanlık bir ormanın insansız ücra bir köşesinde, yapayalnız bir kadın Emani. Gözü Halaf’ı arıyor. En son beraber yattıkları yer döşeğinin bir ucunda kıvrılan ufacık vücuduna bakıp, içlenişini hatırlıyor, belki de. Sonrası kapıda ki tıkırtılar ve başuçlarında beliriveren bu iki adam. Gündüz gözüyle görse tanıyacak kim olduklarını. Bilecek düş mü kâbus mu? Ortalık zifiri karanlık. Gurbet toprağında mı, sıla toprağında mı belirsiz…
Hazin bir hayat hikâyesi ! Hazin, yeterli kelime mi bunu bile bilmiyorum. Aklıma ilk gelendi onu yazdım. Hayatların, hazin birer hikâyeye dönüşmesi, sadece kaderin yazgısı olabilir mi?
-Keşke hiç gelmeseydik buralara. Bir bağırsam bir duvar arkası duyarlardı sesimi. Şimdi o duvarlar yıkık! Yıkanlar suçlu! Gece gibi siyah gözlerinden akan gece siyahı yaşların sıcaklığına karışan anne haykırışları…
İlk nefes ile son nefes arası son söz, anne olsa gerek!
-Anneeee… Kötü adamlardan koru kendini derdin de kötülükle yüz yüze geldiğim de ne yapmam gerektiğini neden öğretmedin bana?
-Öğretemezdi küçük kız, yok çünkü… Nefs tezkiyesi yapmayı öğrenememişler, söz de Müslümanlar! Söz de bile olmayanlarda “Puslu Tarih Atlasında”
Yapmayın Allah hakkı için yapmayın. Hamileyim ben, hamile… Dokuz aylık, yarın, ertesi doğacak!
Allah’ım bana beş dakika ver! Aklımı toplamam için. Oturup bağıra bağıra ağlamam için. Susup, aklıma mukayyet olmayı telkin etmem, acıyı hissetmem için!
Acım arttıkça dilim keskinleşiyor. Dilimin ucunda ki hakaretlerin, meşrepsiz küfürlerin, en lanetli bedduaların bini bin para.
Kadına atılan o ilk tekmede kesilseydi bu toplum manyaklarının cezası en ağırından, hamile kadınının karnı, kadının kahkahası, saçının teli, eteğinin boyu çekiştirilmeseydi, ipotek konulmasaydı insan olma sıfatına en yukarılarda, bu kadar acımasız sonlarda yazılmayacaktı kadına!
Sustum, sövdüm, lanetledim... Onlar insansa ben neyim?
-Cevabı yoktu.
-Bir bilsen ruhum, içim, dışım nasıl ağrıyor.
Ölünce geçer mi bu ağrılar?
-Bir sopa, daha doğmamış bebeğin başını parçalıyor.
-Geçer mi bu utanç?
Nefsine tükürdüğümün hayvanları, hamileyim diyor, hamileyim! Sanki hamile olmasa kabul edilebilirmiş gibi!
Emani yırtılmış elbisesi, kan içinde bacakları, yüzü, gözü kan içinde, oradan yattığı yerden gözlerimin taaa içine bakıyor. Donmuş bakışları. Kıpırtısız vücudu. Soluksuz nefesiyle bakıyor.
Çağın yaşayabileceği en aşağılık, en vahşi olay olarak vurulsun Emani adı çağa!
Aşağılıksınız!
Ağladım, bağıra bağıra. Sesim kısılıp, gözyaşlarım, söz yaşlarına dönüşene kadar.
Duvardan duvara çarptım insanlığı,
Durdum!
Geri getirir mi onları?
Sopa her karnına indiğinde, gözlerimi acıdan kıstım kısabildiğim kadar. Bir bebek çığlığı ölüm dilendi yaratandan. Bir küçük çocuk minik elleriyle kapadı gözlerini, annesine yapılanları görmemek için…
Ölüme, yaşama, insanlığa, inançlara ihanet değil de neydi bu?
Aynalara bakamıyorum!
Hiç, ettiniz insanlığı!
Hiç, ettiniz aklı, merhameti, vicdanı!
Hiç, ettiniz bir kadın, doğmamış bir bebekle bir çocuğun hayatını!
Geçer mi bu acı dedi ağızlar ilkin. Yaşanan değme acılar gibi geçti gitti. Geçtiği yerde hayat vardı çünkü sadece üçüncü sayfa olayıydı, okuduk bitti!
Geçti ve unuttunuz değil mi?
Ama ben de geçmedi. Uyuyamıyorum geceleri, kulaklarımda geceyi yırtıp geçen bir kadın çığlığı. Günlerdir odam da ışıksız yatamıyorum, oda kapısına sırtımı dönemiyorum… Karanlıktan, gecenin tekinsiz tıkırtılarından korkuyorum. Sokak kapısının vurulmasından, yabancılardan, tanıdıklardan korkuyorum.
Ne oldu, ne diyeceğiz şimdi?
İnsandır, beşer de şaşar da mı diyeceğiz?
Yoksa derin bir ohhh mu çekeceğiz? Bize olmadı diye… Söyleyin nasıl kabul edeceğiz? Bu kadar kolay unutulursa olanlar, bir daha ki olana kadar sessizce; “ Allah’ım lütfen kurban ben olmayayım” diye duamı edeceğiz?
Can acısı ölçülür mü?
Ölüyorum değil, geberiyorum acıdan!
Tutuştu kelimelerim yine.
Bu katilleri kim doğurdu, kim büyüttü? Yok mu anası, avradı, kızanı?
Siz de bırakın melankolik hallerinizi ey şairler, acılarda yanılıyorsunuz! Hüzün değil ki hissi, bu da bir ölüm biçimidir diye yutturamazsınız vahşeti!
Oysa eceliyle ölmeli her insan!
Gizli kalsın mı, neden?
Araba çarpmış ölmüş demekle aynı şey değil ki bu yaşananlar. Bu utanç, bizim günahımız!
-Bu utanç mı?
-Hangi utanç?
-Siz de haklısınız, o kadar çok ki hangisi bilemediniz!
Kim bilirlerden belkilere uzanan, umuda yolculuk etmişlerdi. Korkudan kaçtıklarına yakalandılar. Sil baştan hayatlar kurmaya çabalamanın bedelini çok ağır ödediler!
Emani, evet bir bedel ödedi!
Kimin, neyin bedeliydi bu? Doğru niyetler, yanlış adımlardı belki de bu acı sonu hazırlayan.
Kadın kımıltısız, kadın bir parça titrek et parçası, incelmiş göz kapakları, ruhsuz bedeni!
Midem bulanıyor, aklım dönüyor! Hiçbir yere hiçbir sıfata ait hissetmiyorum.
Anlamaya çalışıyorum bile diyemiyorum, anlamam imkânsız.
Emâni kelimesinin karşısında; Bir kimseye söz, işaret ve ya yazı ile mal ve can güvenliğinin emniyet altında olduğunu bildirme diyor sözlük. Nasıl bir takdiri ilahidir, ismin tecellisi?
Onlarında vardı ellerinde bir belgeleri!
Geçici Koruma Kimlik Belgesi!
Adı: Emâniydi!
Emanetti, emanete ihanet edildi!
Amasız, fakatsız cümleler gerek bize şimdi.
Ama çok mu güzelmiş?
Oldu o zaman hak etmiştir tecavüzü, tacizi, katledilmeyi… Öyle mi diyeceğiz?
Üç Suriyeli eksildi, gözümüz aydın olsun mu?
Akıl tutulması yaşıyorum duyduklarımdan.
Gerçeğin acılarını yazmak ne zormuş.
Acının tarifi mi olur muş? Dediler.
- Olmaz ya, yaşanır o dedim! Alırsın eline bir bıçak, derini deşe deşe yaşarsın. Yetmez, açtığın yaralara tuz basarsın. Nefesin kesilir, bağıramazsın.
-Acının tarifi olur elbet, et dediler; Tüm sıradağlar üzerime yıkıldı dedim!
Kapat perdelerini gökyüzü! Kadın gözleri açık öldü.
Adem’e secde et denmişti.
Şeytan, O benden aşağılık etmem dedi!
Geldi, ispatladı, gitti!
Cennete girmeyi bir tek şeytan hak etti…
Hülya Bulut
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)