“Şeytan bir gün uyuyakalır. Rüzgâr sert eser, üç tüy düşer şeytandan dünyaya; biri mevkie, diğeri ihtirasa son tüyde paraya yapışır. O günden sonra şeytan hiç bir iş yapmaz dünyada.” En eski düşmanlık hikâyesi de böyle başlar yeryüzünde.
İblisin tutkuları ve Âdemin onurunu koruma savaşıdır artık dünyada yaşanan.
İblisin tutkusu; İnsanoğlunu en iç sızlatıcı ve yüz kızartıcı biçime sokup yere sermektir. Şeytan, insanı yanıltmak için her yolu dener.
İlk çağ medeniyetlerinde, nasıl kölelerin ve esirlerin gözyaşları ve acılarıyla oluşum bedeli ödenmişse, yaşadığımız çağda da bedel ödeyen kesimler, iblisin tutkusuna kapılıp, en iç sızlatıcı ve yüz kızartıcı hale sokulup, topluma çok yararlı olabilecekken “Hiçleştirilmektedir.
Teknoloji ve toplumsal refah seviyeleri bazı sınıflar için artarken, bir kesim, olanla yetinmeme sonucu farklı arayışlara sürüklenmekte, o çok özenilen sınıfa dâhil olabilme hayalleriyle, felaket ve sefaletin iki zıt kutbunda, ruhlarını ve bedenlerini alçaltarak, beyinlerini uyuşturmaktadırlar.
Bohem hayata özen, sınırsız özgürlük isteği, toplumsal, etik ve sosyal düzene başkaldıran küskün ruhların, kendilerini deşarj etme yolu arayışları, onları kötü sonun başlangıcına sürükleyen en önemli sebepler.
Her şey olup bittikten sonra oluşumun seyir defterine bakmak çok da anlamlı değildir, o nedenledir ki “gençlik ve uyuşturucu dosyası” daha bir özenle açılmalıdır.
Uyuşturucu ve keyif arttırıcı madde kullanım yaşının 11’lere düştüğü günümüzde gençlere gösterilecek özen, toplumumuzun sosyal ve etik hayatının yükselmesinin tek ölçüsüdür.
Öncelikle “Altın vuruş ”tabiri kullanım alanlarından çıkarılmalıdır. Bilmeden kimlerin değirmenine su taşıdığımızın farkına varmalıyız. Uyuşturucu literatüründe “Altın Vuruş” ölümden çok, keyif anını anlatır! Görsel ve yazılı medya bu kullanımla, uyuşturucu âleminin söz argümanlarını güncelleştirmektedir.
“Altın vuruşun” Türkçe tam karşılığı; ”Ölüm Vuruşudur.”!
Şimdi bu isimle adlandırılsa ölüm tacirleri zehirlerini, diğer tabire göre hangi oranda pazarlayabilir? Öncelikle bu vurguyu kullanmayalım.
Duymaz hale getirilen, uyuşturulan beyinler var karşımızda. Keremin arpa tarlası gibi yanan genç bedenler var.
Suçlamadan, yol gösterici olalım!
Tek suçlu bu gençler mi, yoksa sistem mi, kanunlar mı, aileler mi?
Karanlık düzenin akbabaları, toplumun gençliğini parçalıyor. Bu gençlerin aklına kim düşürüyor yılan deliğinde ki zehrin acısını?
Peki ya bu gençlerin asıl sorunları ne?
Hadi siz de düşünün ve bir doğruda siz söyleyin şimdi.
Baştan yanlış temellere oturtulmuş hayatlar;
Yokluklar, özentiler, hırslar, öfkeler, bazen de verilemeyen sevgilerin maddeyle sıvanma çabası belki de onların ki.
Arka sokak fırıldakları tarafından kıskıvrak sıkıştırılan, çaresiz bırakılmış yalnız genç bedenler var karşımızda.
Ne çok hüzün var bilip de görmekten kaçtığımız arka sokaklarda.
Kim yanıltıyor bu gençleri?
O genç ellerin en çok tutulmaya ihtiyacı olduğu zamanlarda, o elleri boşluğa salıverenler mi yoksa uzanan elleri itip boşluğa düşen gençler mi hatalı şimdi?
Oysa onlar;
Gençtiler, tecrübesizdiler bilemediler. Çaresiz savrulurken boşlukta, kimin eli demeden yapıştılar yabancıların kirli ellerine.
Dudaklarında ki sevgi sözcükleri tükendi önce. Sonra yürekleri katılaştı. İçlerinde biriken kindi. Kafaları zaten karışıktı. Herkesten farklı olduklarına inanmışlardı. Tökezlemişlerdi bir kez, öyle bir yerde buldular ki kendilerini ne geri dönebildiler, ne düştükleri yerden kalkabildiler.
Biz bu filmi çok seyrettik. Bu oyunun sonu belli gençler!
Tıpkı lagar beygirini koşturtma yöntemi oyunları…
Lagar beygirini yürütmek için, hayvanın burnunun ucuna havuç asılırmış. Ha eriştim ha erişeceğim hayaliyle fukarayı yürütürlermiş. Bu batağa saplanan gençlerin durumu da aynı. Ulaşacaksınız beyninizde ki hayallere, mutluluğa. Kavuşacaksınız paraya, pula, servete uçuş anlarında. Ha oldu ha olacak…
Sonuç; asla ulaşamazsınız o tozpembe hayallerinize çünkü beygir sadece yemsiz, gayesiz koşturtulmak için planlanmış.
Oyunun kuralı bu! Tehlikeli oyunlar…
Gençler, oyunu görün. Bütün üçkâğıdı öğrenin hayatta, siz oynamak zorunda değilsiniz. En azından oyun ansızın karşınıza çıktığında sobelenmezsiniz. Tanırsınız gelişinden, duruşundan, size yaklaşımların sinsi tezgâhını.
Devlet, sosyal kurumlar ve aileler bir olup, bu gençleri koruyup kollayacak, toplumcu, insancıl önlemler alınmalı. Yoksa;
İki ters bir düz işler!
Bırakalım gençlik yok oluyor, değerler elden gidiyor edebiyatını. Biz bu gençler için hiç bir şey yapmıyoruz. Çelişkiler, çatışmalar arasında yok olan gencecik bedenleri dışlamaktan başka.
Gözden çıkarılan, horlanan kimlikler onlar. Devletin hesapsızlığı, ailelerin ilgisizliği, kanunların çelişkileri, gençlerin “ters yön zihniyetleri” değiştirilmeli öncelikle.
Her tarafın kendine göre çıkar hesabı var o bedenlerde.
Taraflar belli!
Kazananlar, kaybedenler, göz yumanlar, torbacılar, posta koyanlar, bakanlar, bakmayanlar belli!
Bu oyunda güçlü olan kazanır, diğer figüranlar ezilmeye ve yok olmaya mahkûmdur.
Güç= Para!
Her şeyin dizginlerini elinde tutan yegâne gerçek bu ne yazık ki yaşadığımız çağda. Adam, para diyor para bu dünyanın tanrısıdır! O tanrı kurban istiyor, o kurban sensin genç arkadaşım!
Bu nokta da dokundurmadan geçemeyeceğim. Benim de küçücük bir sitemim olacak Lidyalılara! Ne gerek vardı da buldunuz para denen illeti! İnsanoğlunun başına gelen tüm kötülüklerin baş nedeni o değil mi?
Peki, sorun bu kadar açık ve net ortadayken çözüm ne?
Çözüm; Eğitim!
Eğitimin olmadığı yerde boşluğu dolduranlar yavaş yavaş zehirleyip, işleri bittiğinde tek “ölüm vuruşuyla ”alıveriyorlar zamansız canları.
Tek istediğimiz hiç birinin hayatı acıklı bir gençlik hikâyesi olarak kalmasın. Toplum olarak, aile, okul, devlet olarak öyle bir şey yapalım ki değişsin hayat hikâyelerinin kötü sonu.
Oturup, kurtlar sofrasında takipsiz gençleri yiyen kan emicileri seyretmeyelim.
Sen genç arkadaşım; Sakinleş öncelikle. Birkaç büyük sözle sorunların çözülemeyeceğinin bilincindeyiz. İnsana acımadan kıyanların yanında, insan yaşamının kutsal olduğuna inananlarda var. Yani senin gördüğün kadar da yaşanmaz değil hayat. Bedenlerinizi hiçliğe kurban etmeyin. Toplum sizi acıyan gözlerle seyrediyor. Oysa siz acınacak varlıklar değilsiniz. Gelin birlikte hayaller kuralım. Gerçekleşmese de denedik deriz. Gelin birlikte adaletsizliğe, eşitsizliğe, farklılıkların o dayanılmaz ayrımcılığına beraber karşı koyalım. Birlikte direnelim.
Değerlisiniz aileniz için, toplum için değerlisiniz. Gençliğin büyüsüne kapılmayın. Unutmayın, yeri değiştirilen fidan sert rüzgârlara dayanamaz. Yalancı baharlarında sonu gelecektir elbet, sonu son-bahar. İlk yazlar yaşamak varken neden bu acele sonlara?
Zaman her şeyi yeniler siz yeter ki ruhunu şeytana satmışlardan uzak durun. Yaşam yanılgılar yumağıdır ya her şeyi yaşayıp tecrübe edecek kadar uzun değil hayat. Nasihatlerden, yaşanmışlıklardan ders almayı öğrenin. Her ne kadar Atalarımız; Bir musibet bin nasihatten iyidir demişse de, her sözün yerinde ağırlığı olduğunu unutmayın.
Bu musibetin kazandıracağı tecrübeyi görme gibi bir şansınız yok!
Hayata son bakışınız adı güya “Altın vuruş “olan eylemle galya çukurunda son bulmasın…
Toplum olarak önümüzde iki yol var;
Buyurun, ya hep birlikte gidelim ölen gençlerin cenaze namazına!
Ya da;
İnsan insanın kurdu olmazsa, insan insanın umudu olabilir deyip, her koşulda beraberce beyaz bayrak açalım gençliğin kurtuluşuna. İblisin tutkularına uşaklık etmektense, Âdem’in onurunu koruyalım toplumca!
Hayat bu gençler ve hayat gaflete gelmez asla. Sokaklar hükmünü sürer senden sonrada. Senin yok oluşunla ilgilenmez o sokaklarda arkasına takılıp gittiğin siyah gölgeler. Avcılar, yeni avlar bekler her sotada. Ve sen kötü bir hikâyenin zavallı kahramanı olarak göçüp gidersin bu dünyadan, anlamsızca.
Bu gün karşı çıktığın o ailen var ya! işte bir tek onlar yanar sana. Şunu da asla unutma genç arkadaşım, seni annenden daha çok sevecek bir kalp, babandan daha çok koruyup kollayacak bir güç yoktur. Sen bir köşe başında yapayalnız ve acılar içinde dünya değiştirirken;
Bir tek ailene miras kalır acın…
Ve
Anneler, babalar ilgilenmeyeceğiz çocukları getirmeyin dünyaya demek için geç kalınmışsa, o halde dünyaya getirdiğiniz çocuğun elini koşullar her ne olursa olsun sakın bırakmayın. Yoksa o gecelerce başında sevgiyle beklediğiniz canlarınız, birer istatistik sayısı oluverir kâğıt üzerinde!
Ve
Benim çocuğum asla yapmaz demeyin!
Yapar!
Hiç ummadığınız bir anda çarpışırsınız gerçeklerle.
İyi izleyin çocuklarınızı. Emin olun, sizden daha denetimli izleyenler var.
Hepsi bu!
Hülya Bulut
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)