Mutlu Olmak mı, Başkasını Mutlu Etmek mi?

Seyfettin BUDAK

28-10-2026 18:30

“Hayatında mutluluğu yakaladın mı?” Ve “Hayatın başkalarına mutluluk getirdi mi?”

2007 yapımı The Bucket List (Şimdi ya da Asla) filminde, Morgan Freeman'ın canlandırdığı Carter Chambers ile Jack Nicholson'ın canlandırdığı Edward Cole, Mısır piramitlerinin üzerinde otururken bu sorular üzerine konuşurlar. İyileşmesi mümkün olmayan ve yaşamın son dönemine gelmiş iki hastanın ölmeden önce yapmak istedikleri şeyleri gerçekleştirmek için çıktıkları yolculuk, zamanla yalnızca bir “ölmeden önce yapılacaklar listesi” olmaktan çıkar; hayatın anlamı, mutluluk, pişmanlık, dostluk ve insanın geride bıraktığı iz üzerine bir düşünme yolculuğuna dönüşür.

Carter'ın anlattığı eski Mısır inanışına göre insan cennetin kapısına geldiğinde iki soruyla karşılaşır. İlk soru kişinin kendi hayatında mutluluğu bulup bulmadığıdır. İkinci soru ise daha çarpıcıdır: “Senin hayatın başkalarına mutluluk getirdi mi?”

İşte belki de bütün mesele burada başlıyor. Çünkü insan çoğu zaman ilk soruyu düşünür, ikinciyi unutur. Günlük hayatın küçük olaylarına baktığımızda bunun ne kadar derin bir mesele olduğunu görürüz.

Bir arkadaşımız WhatsApp'ta bir şey paylaşır. Biz ona moral vermek için güzel bir cümle yazarız. Belki kendi yazdığımız bir makaleyi göndeririz. Belki onun hoşuna gideceğini düşündüğümüz bir fotoğrafı paylaşırız. Sonra bekleriz.

Gördü mü? Beğendi mi? Kalp attı mı? Teşekkür etti mi? Bir şey yazdı mı? Bazen hiçbir şey olmaz. Mesaj görülür. Fakat cevap gelmez.

İşte insanın içinde küçük bir hesaplaşma o anda başlayabilir. “Ben ona değer verdim, o bana değer vermedi.”, “Ben onun moralini düşündüm.”, “Ben onun paylaşımına karşılık verdim.”, “O ise benim yazdığımı gördü ve hiçbir şey yapmadı.”

Sonra zihnin başka bir cümle kurar. “Bir daha ben de onun paylaşımına bakmam.”

Fakat burada çok önemli bir soru ortaya çıkar. Birini mutlu etmek gerçekten iyilik midir, yoksa karşılığında mutlu edilmek için yapılan gizli bir alışveriş midir?

İnsanın karşılık beklemesi bütünüyle anormal değildir. İnsan sosyal bir varlıktır. Görülmek, anlaşılmak, değer verilmek ister. Sorun beklentinin varlığı değil; beklentinin gerçekleşmemesiyle kendi değerimizi sorgulamaya başlamamızdır.

Bir insan bize teşekkür etmediğinde: “Demek ki yaptığım şey değersizdi.”

Bir insan kalp göndermediğinde: “Demek ki beni önemsemiyor.”

Bir insan bizim gösterdiğimiz ilgiyi göstermediğinde: “Demek ki ben fazla değer verdim.” demeye başlarsak, kendi duygusal dengemizi başkasının davranışına teslim etmiş oluruz.

Oysa bir insanın verdiğimiz güzel bir söze nasıl karşılık verdiği, bizim değerimizi belirlemez. Onun davranışı onun davranışıdır. Bizim niyetimiz ise bizim niyetimizdir.

The Bucket List'in iki sorusu aslında birbirini tamamlıyor. Filmin piramitler sahnesini bu açıdan düşündüğümüzde iki soru çok daha anlamlı hale geliyor.

“Hayatında mutluluğu yakaladın mı?” Sorusu bize şunu söylüyor: Kendi hayatını yaşamayı unutma! Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışarak kendi hayatını tüketme! Herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini mutsuz etme! Başkalarının beklentileri içinde kendi varlığını kaybetme! Çünkü insanın kendi hayatında mutlu olması da bir sorumluluktur.

“Hayatın başkalarına mutluluk getirdi mi?” Sorusu da bize başka bir şeyi hatırlatır. Sadece kendin için yaşama! Demek ki hayatın anlamı iki uç arasında kuruluyor. Kendini ihmal etmeden yaşamak ve başkalarının hayatına dokunabilmek… Sadece kendini düşünmek ve sadece başkalarını düşünmek de eksik… Asıl mesele ikisi arasında bir denge kurabilmek…

Peki başkasını mutlu etmek için mi yaşamalıyız?

Hayır! Ama başkasını mutlu etmekten hiç mutluluk duymamalı mıyız?

O da hayır! İşte ince çizgi burada… Bir insanın yüzünü güldürmekten mutluluk duyabilirsiniz. Bir arkadaşınızın zor gününde yanında olmaktan huzur duyabilirsiniz. Bir çocuğa güzel bir söz söyleyebilirsiniz. Bir öğrencinin hayatına dokunabilirsiniz. Bir dostunuza moral verebilirsiniz.

Bunları yaparken karşılığında hiçbir şey gelmese bile içinizde: “İyi ki yaptım.” diyebiliyorsanız, işte orada iyilik başka bir boyuta geçer. Çünkü artık yaptığınız şeyin ödülü dışarıdan gelmiyordur. Ödül, yaptığınız şeyin kendisidir.

Asıl özgürlük burada başlıyor. Belki de insanın ulaşabileceği en güzel psikolojik özgürlüklerden biri şudur: “Ben iyi davranacağım; fakat senin de bana aynı şekilde davranmanı zorunlu kılmayacağım.”

Birine güzel bir söz söyleyebilirsiniz. Ama teşekkür etmek zorunda değildir. Bir arkadaşınıza moral verebilirsiniz. Ama o sizin moralinizi yükseltmek zorunda değildir. Birinin paylaşımına kalp bırakabilirsiniz. Ama onun da sizin paylaşımınıza kalp bırakması gerekmez.

Çünkü aksi halde yaptığımız şey iyilik olmaktan çıkar, duygusal bir sözleşmeye dönüşür. “Ben sana bunu yaptım, sen de bana bunu yap.”

Oysa sevgi sözleşme değildir. Dostluk muhasebe değildir. İyilik borç senedi değildir.

“Bir daha onun paylaşımına bakmayacağım” düşüncesi… İşte burada insan kendisini yakalayabilir.

Karşı tarafın davranışı bizi kırmıştır. Ve içimizden: “Ben de ona aynısını yapacağım.” diyebiliriz. Bu düşünce insana kısa süreli bir güç hissi verebilir. Fakat aslında hâlâ onun davranışına göre hareket ediyoruzdur.

O bize ne yaptı? Biz ne yapacağız? O kalp atmadı. Biz de atmayacağız. O yazmadı. Biz de yazmayacağız. O ilgilenmedi. Biz de ilgilenmeyeceğiz.

Bu özgürlük gibi görünür. Ama aslında hâlâ karşımızdaki insanın davranışı tarafından yönetiliyoruz. Gerçek özgürlük ise başka bir yerde: “Ben ne yapmak istiyorsam onu yapacağım; seni cezalandırmak için değil, kendim için.”

İşte bu çok farklıdır. Belki de The Bucket List'in o iki sorusunun yanına üçüncü bir soru daha eklemeliyiz:

 “Ben başkalarını mutlu ederken, onların beni mutlu etmesini beklediğim için mi bunu yaptım?”

Bu soru insanı kendi içine götürür. Çünkü bazen iyiliğimizin içinde bile küçük bir beklenti saklıdır. Bunu fark etmek kötü insan olduğumuz anlamına gelmez. Tam tersine, kendimizi tanımaya başladığımız anlamına gelir.

Bir daha birine güzel bir şey göndermeden önce kendimize şunu sorabiliriz: “Bunun karşılığında hiçbir şey gelmeyeceğini bilsem yine de yapmak ister miyim?”

Cevap evet ise yapın! Çünkü o zaman davranışınız gerçekten sizin seçiminizdir. Cevap hayır ise belki de biraz beklemek daha iyidir. Çünkü belki de o anda karşımızdaki insanı mutlu etmekten çok, onun aracılığıyla kendimizi değerli hissetmek istiyoruzdur.

Mutluluk, başkasının elindeki bir kalp işareti değildir. Günümüzde bunu sosyal medyada çok daha fazla yaşıyoruz. Bir insanın sizi görmezden gelmesi de değerinizi ortadan kaldırmaz. Sizin değeriniz, başkasının parmağındaki “kalp” butonuna bağlı değildir.

Belki de The Bucket List'in piramitlerin önünde ortaya koyduğu o iki soru, ölümden çok yaşam hakkında konuşuyor.

“Hayatında mutluluğu buldun mu?” Bu, kendine dön ve hayatını erteleme! Sevmeyi, gülmeyi, dostluğu, doğayı, müziği, bir fincan çayı, bir yolculuğu, bir sohbeti, bir sabahın sessizliğini fark et!

Ve “Hayatın başkalarına mutluluk getirdi mi?” Bu da dışarıya dön! Birinin hayatına güzellik kat! Birinin yüzünü güldür! Birinin umudunu artır! Bir çocuğun elinden tut! Bir dostun yalnızlığını azalt! Bir insana “Sen değerlisin” hissini yaşat! Ama bunu yaparken karşılığını istemeyi unut!

Çünkü belki de gerçek iyilik tam olarak budur. Birinin hayatına ışık bırakıp, o ışığın size geri dönmesini beklememek…

Ve hayatın sonunda… Belki insanın kendisine soracağı en önemli soru: “Beni kim mutlu etti?” değildir. Daha önemli soru: “Ben kimleri mutlu ettim?” Ama onun da önünde başka bir soru vardır: “Bütün bunları yaparken ben kendi hayatımı yaşamayı unutmuş muydum?”

İşte The Bucket List'in iki sorusu burada birbirini tamamlıyor. Kendi hayatında mutluluğu bul! Ama mutluluğu yalnızca kendine saklama! Başkalarına mutluluk ver ama kendi mutluluğunu onların tepkilerine teslim etme!

Birine iyilik yap! Kalp gelmezse de yapmış olduğun iyiliği geri alma! Birine güzel bir söz söyle! Teşekkür etmezse sözün güzelliğini inkâr etme!

Birinin yanında ol! O gün senin yanında olmadı diye geçmişte verdiğin desteği değersizleştirme! Çünkü insanın gerçek zenginliği, kaç kişinin kendisini mutlu ettiğinde değil, kaç insanın hayatına dokunduğunda saklı olabilir. Ve belki ölümün kapısında gerçekten böyle iki soru sorulsaydı, hepimizin vereceği cevaplardan önce kendi hayatımıza bakmamız gerekirdi.

“Hayatında mutluluğu buldun mu?” ,“Hayatın başkalarına mutluluk getirdi mi?”

Belki de üçüncü soruyu kendimiz eklemeliyiz:  “Bütün bunları yaparken, başkalarının bana vereceği karşılığı beklemeden yaşayabildin mi?”

Çünkü insanın gerçek özgürlüğü belki de tam burada başlar. Mutlu olmak için başkalarının bizi mutlu etmesini beklememek; başkasını mutlu ederken de onun bize borçlu olduğunu düşünmemek…

İşte o zaman yaptığımız iyilik bir alışveriş olmaktan çıkar ve bir yaşam biçimine dönüşür.

DİĞER YAZILARI Bulutlar Arasında Saklambaç Oynayan Ebabiller 01-01-1970 03:00 Kalbin İstediği mi, Aklın Bildiği mi? Sevgi mi, Arzu mu? 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman gerçekten kendisi olur? 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Yalan Söyler? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın Hayatta Kalma Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Yeniden Hayata Doğmak 01-01-1970 03:00 Düşünce Tarlası 01-01-1970 03:00 Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir? 01-01-1970 03:00 Tamamlanmak İsteyen İnsan 01-01-1970 03:00 Yıldız tozundan gelen insan, burçlardan mı ibaret? 01-01-1970 03:00 Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi? 01-01-1970 03:00 Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik? 01-01-1970 03:00 Sosyal Medyanın Geç Kalmış Açlıkları 01-01-1970 03:00 Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti 01-01-1970 03:00 Yorgun olan insan mı, yoksa içinde yaşadığı sistem mi? 01-01-1970 03:00 Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne? 01-01-1970 03:00 Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin! 01-01-1970 03:00 İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi? 01-01-1970 03:00 Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı 01-01-1970 03:00 Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine 01-01-1970 03:00 Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa 01-01-1970 03:00 Gölge Operasyonu: Beynimizdeki "Sistem" Fitresi Ve Toplama İnsanların Senfonisi 01-01-1970 03:00 Merhametin İnfazı 01-01-1970 03:00 Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler 01-01-1970 03:00 Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı? 01-01-1970 03:00 Aynada Gördüğünüz Siz misiniz, Yoksa Toplumun Diktiği Bir Kostüm mü? 01-01-1970 03:00 İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi? 01-01-1970 03:00 İnsanlık yeni bir bayram hikâyesi yazamaz mı? 01-01-1970 03:00 Görünmek mi, var olmak mı? 01-01-1970 03:00 Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında 01-01-1970 03:00 Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu? 01-01-1970 03:00 Neden Lise Yılları Unutulmaz? 01-01-1970 03:00 Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? 01-01-1970 03:00 Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? 01-01-1970 03:00 İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? 01-01-1970 03:00 Tek bir taşla kaç kuş vurulur? 01-01-1970 03:00 Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi 01-01-1970 03:00 Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? 01-01-1970 03:00 “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! 01-01-1970 03:00 Neden Doymuyoruz? 01-01-1970 03:00 Neden iyi olan kaybeder! 01-01-1970 03:00 Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? 01-01-1970 03:00 Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? 01-01-1970 03:00 Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? 01-01-1970 03:00 Dahilik mi, Delilik mi? 01-01-1970 03:00 Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? 01-01-1970 03:00 Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? 01-01-1970 03:00 Ölümün Tesellisi 01-01-1970 03:00 Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! 01-01-1970 03:00 Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? 01-01-1970 03:00 Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? 01-01-1970 03:00 Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu 01-01-1970 03:00 Hikâyelerim Öldü mü? 01-01-1970 03:00 Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği 01-01-1970 03:00 Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? 01-01-1970 03:00 Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! 01-01-1970 03:00 Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? 01-01-1970 03:00 Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? 01-01-1970 03:00 Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? 01-01-1970 03:00 Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları 01-01-1970 03:00 Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! 01-01-1970 03:00 Zamanın Dili 01-01-1970 03:00 Ne Zaman İnsan Uslanacak? 01-01-1970 03:00 Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? 01-01-1970 03:00 Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? 01-01-1970 03:00 Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? 01-01-1970 03:00 Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu 01-01-1970 03:00 İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü 01-01-1970 03:00 Geçmiş mi Gelecek mi! 01-01-1970 03:00 Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler 01-01-1970 03:00 Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler 01-01-1970 03:00 Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? 01-01-1970 03:00 Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 01-01-1970 03:00 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 01-01-1970 03:00 İnsanlar Eşit Midir? 01-01-1970 03:00 Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! 01-01-1970 03:00 Varlık özgürlüğü kısıtlar mı 01-01-1970 03:00 İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 01-01-1970 03:00 Gelenek Bir İnanç Mıdır! 01-01-1970 03:00 Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? 01-01-1970 03:00 Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? 01-01-1970 03:00 Akıl Mı Fikir Mi Karışır? 01-01-1970 03:00 Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi 01-01-1970 03:00 Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? 01-01-1970 03:00 İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? 01-01-1970 03:00 Tükenmişlik Hissini Yaşamak 01-01-1970 03:00 İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi 01-01-1970 03:00 Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek 01-01-1970 03:00 Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek 01-01-1970 03:00 Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? 01-01-1970 03:00 İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? 01-01-1970 03:00 Giysiye Bakıp Aldanmamak 01-01-1970 03:00 Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? 01-01-1970 03:00 Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? 01-01-1970 03:00 Platon’a Göre Eğitim 01-01-1970 03:00 Zevkimiz okumaya dönüşür mü? 01-01-1970 03:00 Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar 01-01-1970 03:00 Kötüden İyi Çıkar Mı! 01-01-1970 03:00 Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? 01-01-1970 03:00 “Ben” bilinci Üç pizzacı 01-01-1970 03:00 Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? 01-01-1970 03:00 Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! 01-01-1970 03:00 İnsanın Sorularla Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy 01-01-1970 03:00 Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew 01-01-1970 03:00 Sözün Özleri 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar 01-01-1970 03:00 Erken Karar Verme Hastalığı 01-01-1970 03:00 Özel Bireylerin Dünyası 01-01-1970 03:00 Otizmli Yağmur Adam Raymond 01-01-1970 03:00 Aklın Tarihsel Gelişimi 01-01-1970 03:00 Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? 01-01-1970 03:00 Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Aforizmaları 01-01-1970 03:00 İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua 01-01-1970 03:00 Altıncı His 01-01-1970 03:00 Gençler için ne yapmalı? 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? 01-01-1970 03:00 Ölüme Teselli Aramak 01-01-1970 03:00 Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? 01-01-1970 03:00 Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam 01-01-1970 03:00 Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia 01-01-1970 03:00 Dert İnsanı Olmak 01-01-1970 03:00 Aşk imanın özgürlük bedeli midir? 01-01-1970 03:00 Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı 01-01-1970 03:00 Kurban bayramınız mübarek olsun! 01-01-1970 03:00 Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim 01-01-1970 03:00 Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak 01-01-1970 03:00 Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak 01-01-1970 03:00 Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… 01-01-1970 03:00 Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… 01-01-1970 03:00 Gönül Bahçesinde Yürümek 01-01-1970 03:00 Gözyaşım Düştüğü An 01-01-1970 03:00 Gönül Bahçesinde Yürümek 01-01-1970 03:00 Tefekkürün Serencamı 01-01-1970 03:00 Denizde Yürümek 01-01-1970 03:00