Hiç düşündünüz mü? Biz aslında nereden geldik?
Bir sabah dünyaya gözlerimizi açtık ve kendimizi burada bulduk. Bir ailede, bir şehirde, bir ülkede, belli bir iklimin içinde doğduk. Kimi insan karın, soğuğun ve uzun kışların ortasında dünyaya geldi; kimi sıcaklığın, güneşin ve denizin kıyısında. Kimi dağların arasında büyüdü, kimi kalabalık şehirlerin içinde…
Ama hepimiz aynı gökyüzüne baktık. Belki de insanın en eski merakı buradan başladı.
“Ben kimim ve nereden geldim?”
Bugün bilim bize çok daha büyük bir hikâye anlatıyor. Vücudumuzdaki birçok elementin kökeni, milyarlarca yıl önce yıldızların içinde gerçekleşen süreçlere kadar uzanıyor. Yani bir anlamda hepimiz gerçekten de yıldızların geçmişinden gelen maddelerden oluşuyoruz.
Fakat burada ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Yıldızlardan gelmiş olmamız, karakterimizin de yıldızlar tarafından belirlendiği anlamına gelir mi?
İşte tam bu noktada astroloji ile bilim birbirinden ayrılıyor. Çünkü insan gökyüzüne bakarken yalnızca yıldızları görmedi. Kendini de gördü. Korkularını, umutlarını, kaderini ve geleceğini yıldızların arasına yerleştirdi.
Belki de astrolojinin asıl hikâyesi gökyüzünden çok insanın kendisini anlama çabasının hikâyesidir.
İnsan neden kendisini yıldızlarda arıyor? Düşünün!
Gece gökyüzüne bakıyoruz. Milyarlarca yıldız var. Biz ise küçücük bir gezegenin üzerinde, küçücük hayatlarımızı yaşıyoruz.
Bir yanda evrenin sonsuzluğu… Diğer yanda bizim birkaç on yıllık ömrümüz…
Böyle bir durumda insanın kendisini evrenin merkezinde hissetmek istemesi anlaşılır bir şey değil mi?
Belki de bu yüzden binlerce yıl boyunca insanlar yıldızlara baktı ve onların arasında anlam aradı.
“Ben şu tarihte doğdum.”, “Ben şu burcum.”, “Demek ki şöyle bir insanım.”
Bu düşünce insana bir kimlik verir. Ama burada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Gerçekten doğduğumuz gün mü bizi biz yapan şeydir, yoksa o günden sonra yaşadıklarımız mı? Bir insanı yalnızca doğduğu tarihle açıklayabilir miyiz?
Mesela aynı gün, aynı saatte doğan iki insanı düşünelim!
Biri İstanbul'un kalabalığında büyüsün. Diğeri Anadolu'nun küçük bir dağ köyünde…
Biri çocukluğundan itibaren trafik, internet, alışveriş merkezleri, sosyal medya ve kalabalıklarla iç içe yaşasın. Diğeri dağları, hayvanları, toprağı, karı ve sessizliği tanısın.
İkisi aynı burçta olacak. Peki gerçekten aynı kişilikte mi olacaklar? Dağın insanı ile şehrin insanı aynı olabilir mi?
İnsan yalnızca genlerinden ve doğum tarihinden oluşmaz. İnsan aynı zamanda yaşadığı çevrenin çocuğudur. Dağda yaşayan insanın dünyayla ilişkisi farklıdır. Dağ insana mesafeyi öğretir.
Ufuk geniştir. İnsan gökyüzünü daha fazla görür. Doğayla mücadele etmek zorundadır. Kış geldiğinde bunun ne anlama geldiğini bilir. Hayvanlarla, toprakla, suyla ve mevsimlerle daha doğrudan ilişki kurar.
Şehir insanının dünyası ise farklıdır. Şehir hızdır. Trafik, gürültü, kalabalık, rekabet, zaman baskısı, para, kariyer, teknoloji ve sürekli değişen ilişkiler...
Şehir insanı belki doğayla daha az mücadele eder ama insanlarla daha fazla mücadele eder.
Şimdi düşünelim! Dağın sessizliği ile şehrin gürültüsü aynı kişiliği mi üretir?
Elbette hayır! Ama bu farklılığı açıklamak için mutlaka Mars'a, Venüs'e veya Satürn'e ihtiyacımız var mı?
Belki de cevap çok daha yakınımızdadır. Yaşadığımız hayatın içinde…
Sıcak iklimin insanı, soğuk iklimin insanı… İklim de insan hayatını etkiler.
Fakat burada dikkatli olmak gerekir. “Şu iklimde doğan insan şöyledir, bu iklimde doğan insan böyledir.” demek bilimsel olarak fazla iddialı olur.
Çünkü insan davranışı tek bir nedene indirgenemez. Ancak çevrenin insan üzerinde etkisi olduğu gerçeğini de inkâr edemeyiz.
Güneş ışığı, sıcaklık, beslenme, uyku düzeni, hastalıklar, fiziksel hareketlilik ve yaşam biçimi insanın gelişimini etkileyebilir.
Örneğin gebelik döneminde annenin maruz kaldığı güneş ışığı, beslenmesi, bazı enfeksiyonlar ve çevresel koşullar gelişim üzerinde biyolojik etkiler oluşturabilir.
Bilim burada bize önemli bir ayrım öğretiyor: “Mevsim insanı etkileyebilir” demek başka şeydir; “burç insanın karakterini belirler” demek başka şeydir.
İşte bu ayrımı çoğu zaman gözden kaçırıyoruz. Bir insanın doğduğu mevsim ile bazı biyolojik özellikleri arasında küçük istatistiksel ilişkiler bulunabilir.
Fakat buradan kalkıp: “Sen Akrepsin, o yüzden intikamcısın.”, “Sen Balıksın, o yüzden duygusalsın.”, “Sen Koçsun, o yüzden lider ruhlusun.” demek bambaşka bir iddiadır.
Peki sosyal medyada burç yorumları neden bu kadar tutuyor?
Çünkü insan zihni olağanüstü bir anlamlandırma makinesidir. Sosyal medyada bir burç yorumu okuyorsunuz: “Dışarıdan sakin görünüyorsun ama içinde fırtınalar kopuyor.” Okuyan kişi ne diyor?
“Aynen beni anlatıyor!”
Bir başka cümle: “İnsanlara kolay güvenmiyorsun ama güvendiğin zaman çok bağlı oluyorsun.” Yine: “Tam ben!”
Peki neden?
Çünkü bu cümlelerin büyük bölümü çok geniş bir insan kitlesine uyabilecek şekilde hazırlanmıştır.
Psikolojide buna Barnum ya da Forer Etkisi deniyor. İnsan, kendisine özel olarak hazırlanmış gibi sunulan genel ifadeleri kişisel ve doğru kabul etmeye eğilim gösterebiliyor.
Daha ilginci ise şu: Kendimize uyan kısmı hatırlıyoruz. Uymayan kısmı unutuyoruz.
Mesela burç yorumunda on cümle var. Sekizi size hiç uymuyor. İki tanesi tam sizi anlatıyor.
Siz ne diyorsunuz? “Burç yorumum beni tam anlatıyor.”
İşte insan zihninin küçük ama güçlü oyunu burada başlıyor.
Biz gerçekten yıldızların etkisinde miyiz, yoksa anlam arayan varlıklar mıyız?
İnsan yalnızca yaşayan bir canlı değil. Anlam arayan bir canlı… Ölümün farkında… Zamanın farkında... Yalnızlığın farkında... Ve belki de en önemlisi, kendi varlığının farkında…
Bu yüzden sürekli kendisine bir hikâye arıyor. “Ben kimim?”, “Niçin böyleyim?”, “Hayatımın amacı ne?”, “Beni diğerlerinden ayıran şey ne?”
Burçlar bu sorulara kolay cevaplar verebiliyor. Çünkü karmaşık bir insanı birkaç kelimeyle açıklamak rahatlatıcı…
“Ben Akrep olduğum için böyleyim.”, “Ben Terazi olduğum için kararsızım.”, “Ben Oğlak olduğum için çalışkanım.”
Böyle söylediğimizde kendimizi çözmüş gibi hissediyoruz.
Ama gerçekten çözmüş oluyor muyuz? Belki de tam tersine, kendimizi anlamaya çalışmayı bırakıyoruz.
Öyleyse insanı sadece doğduğu tarihe bağlamak ne kadar doğru?
Belki daha doğru soru şudur: “Ben hangi burçtayım?” değil, “Ben hangi yaşantıların sonucuyum?”
O halde belki de insanlara bakarken yıldızlara değil, hayatlarına bakmalıyız. Gökyüzüne bakmaya devam edelim. Ama yıldızlardan kaderimizi okumak için değil... Kendimizin evrendeki yerini anlamak için…
Çünkü biz yıldız tozundan gelmiş olabiliriz. Ama bizi insan yapan şey, yıldızların nerede durduğu değil; bu kısa hayat içinde neye dönüştüğümüzdür. Ve belki insanın asıl burcu, doğduğu gün değil, hayat karşısında aldığı tavırdır.
Şimdi kendimize şu soruyu soralım!
Bizi gerçekten yıldızlar mı anlatıyor, yoksa yıldızlara bakarken kendi içimizde gördüğümüz insan mı?
Seyfettin BUDAK
Yıldız tozundan gelen insan, burçlardan mı ibaret?
Mehmet Ali Çamoğlu
Babamın Bıraktığı Ülkede Değişenler
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Duyulmak İyileştirir
Eyüphan KAYA
Zaman Ömer’leri arayıp bulma zamanıdır Reisim
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Adnan ÖZ
Süper lig başlıyor Samsunspor hazır mı?
Adnan İPEKDAL
Problem Çözmek İsteyenlere Formüller
Memiş OKUYUCU
D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı,
Ömer Naci Yılmaz
Bana Altmış Yıldır Anne diye Seslenebilmeyi…
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Recep YAZGAN
Samsun’un Yeniden Kırklanması Lazım!
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Songül KARAMAN
Ne Olur
Öztürk Samuk
Allah Bizi Korumuş
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mekke Anlaşması’ndan Cemahir-İ Müttefika-Yı İslâmiye’ye
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Ahmet SAĞLAM
Beğenilme Duygusu
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)