İngiltere Polis Teşkilatı’nda baş gösteren “masonların açığa çıkma zorunluluğu” genelgesi, mason localarını sokağa döktü. Oysa masonluğun Land Mark’ları yani kesin ayırt edici özellikleri arasında, vatandaşı olunan ülkenin yasalarına karşı gelinemeyeceği ilkesi yer almaktadır.
İyi vatandaşlık ve kanuna aykırı eylemlere başvurmama ilkesiyle hareket ettiklerini her fırsatta dile getiren, devletine bağlılıklarıyla övünen masonlar, bir kez daha söylem–eylem çelişkisi içine düştüler.
İngiltere’de mason localarına üye olan polislerin, masonluklarını amirlerine beyan etme zorunluluğu getiren genelgeyi hukuka aykırı bulan mason locaları bir dizi eylem başlattı. Protestolara dayanak olarak da “insanların dinî ya da felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılamayacağı” evrensel ilkesi hatırlatıldı.
Elbette felsefi bir kabullenişin, dinî bir tercihin ya da inancın kişinin kendi iradesi dışında açıklanmaya zorlanması kabul edilemez. Ancak İngiliz masonluğuna yakından bakıldığında, bunun yalnızca felsefi bir kabulleniş olmadığı, son alınan kararla da masonluğun bundan böyle İngiliz hukuk sistemi içinde sıradan bir sivil kuruluş olarak görülemeyeceği anlaşılıyor.
İngiltere Büyük Locası (UGLE) içindeki hiyerarşik disiplin, masonluğa kabul töreninde kılıçların yer alması, adayın gözünün bağlanması ve bu şekilde loca kurallarına uyacağına dair yemin ettirilmesi, ister istemez masonluğun dernek yerine farklı bir kategoride değerlendirilmesine neden oluyor.
Loca içinde askerî nizamı andıran düzenli duruş, dereceye göre değişen parola ve işaretler, her yıl değişen senelik kelimelerin kulaktan kulağa yayılarak üyelere bildirilmesi ve bu kelimelerin kâğıda yazılmaması, localarda gizliliğe ne kadar önem verildiğini gösteriyor.
Ayrıca masonların dış alemde tanışmak için kullandıkları ve sadece kendileri tarafından anlaşılabilen işaretler, dokunuşlar ve kulağa fısıldanarak söylenen kelimeler, ritüellerin herkese açık olmaması, masonluğun İngiltere Polis Teşkilatı açısından bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesine geçtiğini düşündürebilecek niteliktedir.
İngiltere’deki mazisi 400 yıldan fazlaya dayanan mason localarının, asırlar sonra kendi halinde bir sivil örgütlenme ya da kişisel gelişim yöntemi olmadığının İngiliz müesses nizamı tarafından anlaşılıp önlem alınmaya başlanılması, bir devrin yavaş yavaş kapandığının göstergesi olmalıdır.
Masonlar, İngiliz medyasının gündemine ilk defa gelmiyor. 2019 yılında İngiltere’deki tanınmış yazar, siyasetçi, akademisyen ve iş insanlarının gizli localara üye oldukları ve adresi bilinmeyen mekânlarda ayinler düzenledikleri iddiası basına yansımıştı.
İngiltere’de 2025 yılının son çeyreğinde baş gösteren "mason polisler" tartışmasının temeli, esasen 1987’deki Daniel Morgan cinayetine kadar uzanıyor.
Özel dedektiflik yapan Morgan, Londra’da bir gece kulübünün çıkışında kafasına balta ile vurularak öldürülmüş ve bu cinayet bir türlü çözülememişti.
İngiliz adalet sisteminde büyük bir yara açan Morgan cinayeti soruşturmasındaki başarısızlıktan sayısı binlerce olduğu tahmin edilen mason polisler ve amirleri sorumlu tutulmuş, delil karartma iddiaları gündeme gelmişti.
Soruşturmadaki rolleri kamuoyunda uzun süre tartışılan mason polisler, doğruluğu henüz tam olarak kanıtlanamamış isnatlara maruz kalmışlardı.
Geçen süre içinde şehir efsanesine dönüşen Morgan cinayeti, mason polislerin üyeliklerini amirlerine açıklama zorunluluğuna dönüşecek kadar toplumda derin bir yara açtı.
İngiltere’den sonra Kıta Avrupası’na bakıldığında, masonların devlet sistemi içindeki rolünün uzun süredir tartışıldığını görmek mümkün. İtalya’da büyük bir skandala dönüşen P2 (Propaganda Due) mason locası, derin yapılanma olarak değerlendirildi. P2 locasına üye birçok tanınmış isim bulunuyordu. Bu isimler arasında bulunan Giuseppe Santovito askerî istihbaratın başındaydı. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin de bir dönem P2 locası üyesi olduğunun anlaşılması, mason localarının İtalya gibi büyük bir ülkenin devlet sistemi içinde bile gizli yapılar oluşturabilecek nitelikte olduğunu kanıtlamıştı. Banco Ambrosiano’nun başkanı Roberto Calvi’nin P2 locası üyesi çıkması ve Vatikan bankası IOR ile ilişkileri, mason localarına dair haberlerin büyümesine ve adli soruşturmalara yol açtı ancak mahkeme aşamasında bazı istisnalar haricinde önemli ceza kararları çıkmadı.
Dünya basınında sıkça yer almaya başlayan haberler, masonluğun artık Avrupa'da, hatta masonluğun kaynağı olarak kabul edilen İngiltere'de bile katlanılamayacak boyuta geldiğini gösteriyor. İngiltere'de alınan önlemler kelebek etkisine dönüşebilir.