Henüz kesinleşmemiş bir kovuşturma süreci hakkında lehte veya aleyhte açıklama yapmanın doğru olmadığını düşünerek Sayın Sanver'e geçmiş olsun dileklerimi iletirim.
Tekamül süreci içinde birçok çiçekten bal almış ve çoğu masona göre içinde sakladığı farklı bir dünyası olmasına rağmen, masonlar arasında genel kabule aykırı davranış ve söylemlerde bulunmamaya çalışan Sanver'in cezaevi süreci içinde tasavvufi altyapısını biraz daha irdelediğini tahliye sonrası yaptığı açıklamalardan anlıyoruz.
İnsanların zorlayıcı süreçlerle yüz yüze kalması, Hakk'tan gelen bir ödüldür aslında…
Cezaevinin bir nevi Tefekkür Hücresi olarak görülmesi, acıyı bala dönüştürür. İnsanın kendisini sigaya çekmesini sağlar.
Batıni dünyada her şeyin bir sebebi ve her yaşanmışlığın da bir karşılığı vardır diye biliyoruz…
Eğer ki; "Ama ben suçsuzdum, ama ben haklıydım, ama ben bir şey yapmadım." diyorsanız sistemi biraz daha yakından incelemeniz gerektiği açıktır.
Kendilerine; hiç de hak etmedikleri hâlde "bir tekamül okuluyuz" deme şanssızlığını sergileyen Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, elbette tekamül yerine siyaseti baş tacı ettiği için, Sayın Sanver'i yargılaması bitmeden tartışmaya açacak, yüzüne gülen kardeşleri arkasından bin türlü laf söyleyecektir.
Sanver, dernek içi gayriresmî yargılamanın kulaktan kulağa yayıldığının bilinciyle, mahkemede verdiği savunmaların benzerini sosyal medyada paylaşarak, çevresine bir haksızlığa kurban gittiğini ispatlamaya çalışıyor.
Oysa dizelerini paylaştığı Nesimi şiirleri üzerine biraz daha tefekkür etme fırsatı bulabilseydi, bir de arkasına Pir Sultan Abdal'ın öğretisini alabilseydi, böylesine açıklamalar yapmaya ihtiyaç duymaz,
"Kalsın benim davam, divana kalsın." diyerek süreci atlatmaya çalışırdı.
Asıl öğreti, Sanver'in iki dizesini paylaşıp bıraktığı şiirin diğer dizelerinde saklı:
"Ben melamet hırkasını, Kendim giydim eynime Ar-ı namus şişesini Taşa çaldım kime ne"
Sayın Sanver'in kendi isteğiyle adım attığı Batıni dünyaya hakikati söyleme borcu olduğunu hatırlatmak isterim.
Öncelikli tavsiyem; masonluğu tekamül, kardeşlik ya da hakikat yolu göstererek bu yola hevesi olanların aklında gerçek dışı imajlar oluşturmaktan vazgeçmesi, Nur'un asla insanlar tarafından verilemeyeceğini kabul ederek bunun diğer masonlar tarafından kavranması için çalışması olacaktır.
Diğerlerini tefekkür ettikçe nasibi kadar keşfedecektir…
Yazımı iki dize ile hitama erdirmek isterim:
”Turgut Baba şikâre,
Aldanmayız ağyâre…”