Savunma Sanayiinde Riskler

Halil MERT

17-06-2026 17:46

"Bugün savaş alanlarında belirleyici olan unsur metal değil, algoritmadır."

 

Savunma sanayiinde gerçek bağımsızlık, yalnızca platform üretmek değil; o platformun aklını, yazılımını ve insan kaynağını da kontrol edebilmektir.

 

▪️ Milli uçağın yazılımı neden Hindistan’a emanet ediliyor?

▪️ Başarılı mühendisler hangi kurumsal hırslara kurban gidiyor?

▪️ Stratejik kurumlardaki Yönetim Kurulları ne işe yarar?

"Bir füzenin imha edemeyeceği zararı, bazen yanlış insan politikaları verebilmektedir."

 

Savunma sanayimizi dış tehditlere karşı koruyoruz; peki içerideki "stratejik körlükten", liyakatsizlikten ve yetişmiş beyinlerin tasfiye edilmesinden koruyabiliyor muyuz?

 

Giriş: "Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe!" Şiarı ve Bekâ

Türk devlet geleneğinin en temel harcı, devlette süreklilik esasıdır. Bu süreklilik, sadece bürokratik bir işleyişi değil; kökleri bin yıla uzanan bir beka şuurunu ifade eder. Kadim coğrafyamızda bu şuurun özeti tek bir cümleyle mühürlenmiştir: "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!" Bu söz, devletin ve milletin geleceği söz konusu olduğunda hiçbir şahsi ikbalin, hiçbir zümre çıkarnın ve hiçbir ihmalin kabul edilemeyeceğinin en net beyanıdır.

Son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, özellikle İran’a yönelik gerçekleştirilen taarruz ve operasyonlar, milli ve yerli savunma sanayisinin bir lüks değil, tam anlamıyla bir ölüm-kalım meselesi olduğunu bir kez daha kör göze parmak misali ortaya koymuştur. Ancak dışarıdaki tehditlere karşı bu denli hayati olan savunma sanayimiz, ne yazık ki içerideki bazı yapısal ve yönetimsel aksaklıkların, kişisel hırsların ve stratejik körlüklerin tehdidi altındadır. Özellikle göz bebeğimiz olan TUSAŞ gibi kurumlarda yaşanan bazı gelişmeler, devletin àlî menfaatleriyle bağdaşmamaktadır.

Devlet yönetiminde bazı gerçekler vardır ki bunlar zamanla değişmez.

Bunlardan birincisi, devletlerin dışarıdan yıkılmadan önce içeriden zayıflatıldığı gerçeğidir. İkincisi ise stratejik kurumların başarılarını çoğu zaman düşmanlarının değil, kendi bünyelerinde oluşan zaafların tehdit ettiğidir.

Türk devlet geleneğinin temelinde yer alan “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” anlayışı, aslında bir milletin devlet karşısındaki teslimiyetini değil; devletin bekasını her türlü şahsi hesabın, grup menfaatinin ve kurumsal taassubun üzerinde tutan yüksek şuuru ifade etmektedir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli savunma sanayii hamlesini gerçekleştirmektedir. Bu gerçeği inkâr etmek mümkün değildir.

İnsansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine, eğitim uçaklarından beşinci nesil savaş uçağı projelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede Türkiye artık yalnızca kullanıcı değil, üretici ve geliştirici bir ülke konumuna yükselmektedir.

Ancak tam da bu nedenle tehlike büyümektedir. Çünkü başarı büyüdükçe ona yönelik tehditler de büyür. Bugün Türkiye’nin savunma sanayiine yönelik en büyük risklerden biri dışarıdan gelebilecek tehditler değildir.

Asıl risk, içeride oluşabilecek stratejik körlüklerdir.

 

Stratejik Körlük Nedir?

 

Stratejik körlük, kurumların kendilerini sorgulama kabiliyetini kaybetmesidir. Başarıların eleştirilerin önüne geçtiği, sorgulamanın yerini övgünün aldığı, performansın ve liyakâtin yerini özel, alt ve dış aidiyetlerin doldurduğu her yerde stratejik körlük başlar.

 

Tarih boyunca birçok devlet, sahip olduğu askerî güç nedeniyle değil, karar mekanizmalarının gerçeklerden kopması nedeniyle gerilemiştir.

Devletler düşmanın ne yaptığını göremediği için değil, kendi kurumlarında olup biteni göremediği için zayıflar. Savunma sanayii gibi stratejik bir alanda bu risk çok daha büyüktür. Çünkü burada yapılan hataların bedeli yıllar sonra ödenir. Bir yanlış atama, bir hatalı tercih, bir kritik insan kaynağının kaybedilmesi veya bir proje kültürünün bozulması; etkisini yıllar sonra gösterir.

 

Ancak ortaya çıkan zarar çok daha büyük olur.

 

Stratejik Körlük: Milli Uçağın Yazılımı Kimlerin Elinde?

 

Savunma sanayisinde tam bağımsızlıktan bahsediyorsak, bunun ilk şartı "beyin ve yazılım" bağımsızlığıdır. Bugün dünya, siber savaşların ve dijital ambargoların gölgesinde bir güç mücadelesine sahne olmaktadır. Hal böyleyken;

Milli bir uçağımızın yazılım işlerinin Hindistan’a ihale edilmesi veya orada yazdırılması akıl tutulmasından başka bir şey değildir.

Hindistan’ın İsrail ile olan askeri, teknolojik ve istihbari yakın ilişkisini, yazılım dünyasındaki sabıkasını artık dünyada sağır sultan bile duymuşken, böylesine stratejik bir projenin yazılım omurgasını dışarıya teslim etmek nasıl bir güvenin veya ihmalin ürünüdür? Bu durum, milli güvenliğimiz açısından ciddi bir zafiyet ve sorgulanması gereken bir karardır.

 

Modern Casusluk ve Yeni Nesil Nüfuz Faaliyetleri

Soğuk Savaş döneminin klasik casusluk anlayışı büyük ölçüde değişmiştir. Artık amaç yalnızca bilgi çalmak değildir. Amaç; karar süreçlerini etkilemek, kurumsal refleksleri yönlendirmek, insan kaynağını kontrol etmek ve stratejik kurumların üretim kapasitesini azaltmaktır.

Günümüzde bir ülkenin savunma sanayiini yavaşlatmanın en etkili yolu, o kurumun içerisine güvensizlik üretmek, liyakât sistemini aşındırmak ve başarı üreten kadroları sistem dışına itmekten geçmektedir.

Bir füzenin imha edemeyeceği zararı bazen yanlış insan politikaları verebilmektedir. Bu nedenle savunma sanayiinde güvenlik denildiğinde yalnızca fizikî güvenlik veya siber güvenlik anlaşılmamalıdır. Kurumsal güvenlik de en az bunlar kadar önemlidir.

 

Başarı Üreten Kadroların Tasfiyesi Riski

Devletlerin yükseliş dönemlerinde ortak bir özellik görülür. Başarılı insanlar yükseltilir. Gerileme dönemlerinde ise başarılı insanlar tehdit olarak algılanmaya başlanır. Bir kurum içerisinde proje üreten, sonuç alan, teknik kapasitesi yüksek ve geleceğe yön verebilecek nitelikteki personelin korunması devlet görevidir. Çünkü bu insanlar sadece birer çalışan değildir. Onlar stratejik kapasitenin taşıyıcılarıdır.

Eğer bir kurumda başarı yerine yakınlık, liyakat yerine aidiyet, performans yerine ilişkiler belirleyici olmaya başlarsa kurumun geleceği tehlikeye girmiş demektir. Tarih bize göstermektedir ki büyük projeler para yetersizliğinden değil, insan kaynağı kayıplarından dolayı başarısız olur.

Bir mühendis kaybedildiğinde sadece bir personel kaybedilmiş olmaz. Bazen on yıllık bilgi birikimi kaybedilir. Bazen bir proje kültürü kaybedilir. Bazen de geleceğin teknolojik üstünlüğü kaybedilir.

 

Yazılım Egemenliği ve Milli Güvenlik

Bugün savaş alanlarında belirleyici olan unsur metal değil algoritmadır. Artık savaş uçaklarını uçuran şey motor kadar yazılımdır. Füzeleri hedefe ulaştıran şey mühendislik kadar veri işleme kabiliyetidir. Bu nedenle savunma sanayiinde gerçek bağımsızlık; yalnızca platform üretmek değil, o platformun aklını da kontrol edebilmektir.

Yazılımın, görev bilgisayarlarının, veri altyapılarının ve yapay zekâ bileşenlerinin milli kontrol altında olması artık tercih değil zorunluluktur. Savunma sanayiinde teknolojik bağımsızlık parçalı değil, bütüncül olmak zorundadır.

 

Yönetim Kurullarına Düşen Tarihî Sorumluluk

Savunma sanayii kuruluşlarının yönetim kurulları sıradan şirket yönetim kurulları değildir. Bu kurulların sorumluluğu sadece bilanço denetlemek veya yatırım kararı vermek değildir. Asıl sorumlulukları devlet adına stratejik denetim yapmaktır.

Bir kurumda liyakat sistemi bozuluyorsa…

Kritik insan kaynağı kaybediliyorsa…

Projelerde açıklanamayan gecikmeler yaşanıyorsa…

Kurumsal aidiyet milli hedeflerin önüne geçiyorsa…

Yönetim mekanizmalarının bunları görebilmesi gerekir. Göremiyorsa zafiyet vardır.

Görüp müdahale etmiyorsa daha büyük bir zafiyet vardır. Çünkü yetkinin olduğu yerde sorumluluk da vardır.

Savunma sanayii şirketlerimizin tepesinde devasa Yönetim Kurulları yer almaktadır. Sormak gerekir: Bu yönetim kurulları ne işe yarar?

•         Bu kurulların varlık maksadı, Cumhurbaşkanımız ve Devletimiz adına aşağıda olup biteni kontrol etmek, denetlemek ve yön vermek değil midir?

•         Eğer aşağıda dönen yanlış işlerden, stratejik hatalardan ve tasfiyelerden bu kurullar sorumlu değilse, o koltuklarda neden oturmaktadırlar?

Sorumluluk alınmayan yerde imza atmak, sadece bürokratik bir formaliteye ortak olmak demektir ki bu durum devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz.

 

Devlet Adamlığı ve Gerçek Sadakat

Türkiye’nin savunma sanayiindeki büyük dönüşümünün arkasında güçlü bir siyasi irade bulunduğu tartışmasızdır. Ancak devlet yönetiminin en büyük risklerinden biri, liderlerin etrafında oluşan bilgi filtreleridir. Tarih boyunca hükümdarlar, komutanlar ve devlet başkanları çoğu zaman düşmanlarından değil, gerçekleri kendilerinden saklayan çevrelerden zarar görmüştür.

Devlet adamlığı sorunları gizlemek değildir.

Devlet adamlığı sorunları büyümeden görebilmektir.

Sadakat, eksiklikleri örtmek değildir.

Sadakat, devlete zarar verecek hususları zamanında ortaya koyabilmektir.

Gerçek sadakat şahıslara değil devletedir.

Gerçek bağlılık makamlara değil vatana duyulur.

Liyakat Zincirinin Kırılması: "Amerika Mezunları" ve Başarı Kıskançlığı

Kurumlardaki üst düzey yönetim kadrolarına bakıldığında, liyakatten ziyade belirli networklerin (görünür bağların) öne çıktığı dikkat çekmektedir. Amerika’da aynı dönemlerde bulunmuş, master veya doktora çalışmalarını beraber yapmış bazı üst düzey yöneticiler ile eski bakan yardımcılarının oluşturduğu bu klik, adeta kurumlarda kapalı devre bir sistem kurmuştur. Bu isimlerin bir kısmının 15 Temmuz öncesi sosyal medya paylaşımları ve duruşları da hafızalarda tazeliğini korumaktadır. Kimseyi doğrudan itham etmek istemesek de ortaya çıkan tablo, ortak geçmişe dayalı bir "koruma ve kollama" refleksinin liyakatin önüne geçtiğini göstermektedir.

Bu durumun en acı örneği, projelerde ter döken yerli ve milli mühendislerimizin harcanmasında görülmektedir.

•         Hürjet gibi Türkiye’nin vizyon projesini sırtlayan, gecesini gündüzüne katan başarılı bir proje müdürü, sırf altındaki başarılar üstündeki genel müdür yardımcısını gölgede bırakmasın diye pasif bir müdürlüğe sürülüyor.

•         Yönetim kurulunda ise bu tasfiyeye, "O aldığımız yeri güçlendirmek için bu atamayı yaptık" gibi kılıfına uydurulmuş bir gerekçe sunuluyor.

Bu, açıkça milli başarıyı şahsi egolara kurban etmek, üreten beyni harcamaktır.

 

Arsızlar ve Duyarsızlar Kıskacı

Tüm bu aksaklıklar, yanlış yazılım hamleleri ve yetişmiş insan kaynağının kıyıma uğratılması süreçleri, zaman içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın etrafındaki isimlere, bu yöneticilere referans olan siyasilere ve yönetim kurulu başkanlarına tek tek, raporlarla arz edilmiştir.

Ancak gelinen noktada üzülerek görmekteyiz ki, karşımızda iki duvar vardır: Milli menfaatlere uygun olmayan bu faaliyetleri yürütenlerin "arsızlığı" ve bu durumları düzeltmesi için kendisine çağrı yapılanların "duyarsızlığı."

Bugün bu duyarsızlığa sığınanlar, her sıkıştıklarında "Cumhurbaşkanımız çok çalışıyor, Türkiye'nin önünü açtı" diyerek bir lider arkasına saklanma refleksi göstermektedir. Evet, Cumhurbaşkanımızın liderliğine, ufkuna ve mücadelesine sonuna kadar iştirak ediyoruz. Bizler de kendisini gönülden seviyor ve destekliyoruz. Peki, sizin bu duyarsızlığınız, problemleri halının altına süpürmeniz ve gerçekleri liderin kendisine taşımamanızın sebebi nedir? Cumhurbaşkanı’nın yükünü almak yerine, onun açtığı vizyonun içini boşaltan bürokratik hırsları gizlemek, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

 

Son Söz

Türkiye artık savunma sanayiinde yeni bir safhaya geçmiştir. Bundan sonraki mücadele üretim mücadelesi değil, kurumsal kaliteyi koruma mücadelesidir. Bu aşamada karşı karşıya olduğumuz soru şudur:

Savunma sanayiimizi dış tehditlere karşı koruyabilecek miyiz? Bu önemlidir. Ancak daha önemli olan ikinci soru şudur: Savunma sanayiimizi içeride oluşabilecek stratejik zaaflardan koruyabilecek miyiz? Devlet aklı işte bu soruyu sormayı gerektirir.

Çünkü tarih göstermektedir ki devletler dışarıdan gelen darbelerle değil, içeride fark edilmeyen zayıflıklarla yıkılırlar.

Türkiye’nin savunma sanayiindeki büyük yürüyüşünün devam etmesi için teknoloji kadar liyakate, üretim kadar kurumsal denetime, mühendislik kadar devlet aklına ihtiyaç vardır. Mesele bir kurumun, bir yöneticinin veya bir dönemin meselesi değildir. Mesele devletin geleceğidir.

Devlet söz konusu olduğunda susmak değil, uyarmak görevdir.

 

Sonuç: Cumhurbaşkanımızın Vizyonunu Korumak

Savunma sanayiinde elde edilen başarılar hepimizin gurur kaynağıdır; ancak bu başarıların arkasındaki yapısal çürümeleri, adam kayırmacılığı ve stratejik hataları görmezden gelmek, gelecekteki büyük bir yıkıma davetiye çıkarmaktır.

Liderin mücadelesine sadakat, sadece alkışlamakla değil, onun etrafını saran bu sis perdesini aralamak ve yanlışları haykırmakla olur. Savunma sanayiimiz, egolarını, şahsi menfaatlerini tatmin etmek isteyen, dış bağlantıları olduğundan da endişe ettiğimiz bürokratların oyun alanı değil, milletin istikbal kalesidir. Bu kalede çatlaklara izin vermemek, devlet şuuruna sahip her vatan evladının asli görevidir.

Devlet, izler, takip eder, endişe eder, tespit eder ve gereğini yapar…

DİĞER YAZILARI Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası 01-01-1970 03:00 Türklük Tanımının Güncellenmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü… 01-01-1970 03:00 Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti… 01-01-1970 03:00 Bir Çöküşten Dirilişe Uzanan Yol 01-01-1970 03:00 Tarih Yazmak, Geleceği Yazmaktır 01-01-1970 03:00 Duygusallıkla Değil, Ferasetle Ayakta Kalınır… 01-01-1970 03:00 Dirilişten Direnişe, Direnişten Kurtuluşa Türk Milleti… 01-01-1970 03:00 Kan aynı kan, vicdan aynı vicdan Devlet ebed müddet için vicdanlara hitap! 01-01-1970 03:00 Türkiye–iran kardeş devletleri için Emperyalizmin büyük tuzaklari 01-01-1970 03:00 Şehirler medeniyetin merkezi mi, suç kaynağı ve alanı mı? 01-01-1970 03:00 İslam Dünyası Neden Paramparça? 01-01-1970 03:00 İslam dünyası neden paramparça? 01-01-1970 03:00 İran–Amerika Gerilimi 01-01-1970 03:00 Bu Coğrafya Bizimdir 01-01-1970 03:00 Bu Bayrakta Türk, Kürt Demeden Büyük Türk Milleti’nin Kanı Var… 01-01-1970 03:00 Suriye, ırak, iran, lübnan… s. Arabistan, pakistan, israil… Ne olmalı? 01-01-1970 03:00 İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması 01-01-1970 03:00 İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı 01-01-1970 03:00 Polislerimiz şehid oldu 01-01-1970 03:00 Libya neresi mi? Vatan! 01-01-1970 03:00 Ela Rümeysa ve Mehmet Akif'in Hatırlattıkları... 01-01-1970 03:00 Papa Daveti, Fener Patrikhanesi… 01-01-1970 03:00 Düşen uçağımız ve şehitlerimiz... 01-01-1970 03:00 İngiliz+Abd Oyunları Bozulmalı… 01-01-1970 03:00 Batı Karadeniz’in Türk Tarihi 01-01-1970 03:00 KÜRT TÜRKLERİ'NE... 01-01-1970 03:00 Küresel Kaos Ve Zulümden Millî Birlik Ve Millî Güç İle Kurtuluruz 01-01-1970 03:00 Yüksek Askerî Şura Kararları Millet İstikbâlidir 01-01-1970 03:00 Suriye'de Birlik, Millî Birliğimizin Bir Parçasıdır 01-01-1970 03:00 BOP... 01-01-1970 03:00 Yanlışa "dur!" dememek 01-01-1970 03:00 En İyi Fetöcü Vahşi Misâli... 01-01-1970 03:00 En iyi fetöcü vahşi misâli... 01-01-1970 03:00 İran’ı neden desteklemeliyiz! 01-01-1970 03:00 İran-İsrail Savaşı… 01-01-1970 03:00 Kürt Türkleri Tanımı 01-01-1970 03:00 Millî devlet süreci nasıl yönetmeli? 01-01-1970 03:00 Pakistan-Hindistan Gerilimi 01-01-1970 03:00 Coğrafyamızda Hangi İdeoloji Soru Sorup Cevap Arıyor! 01-01-1970 03:00 Küresel Senaryoları Yazan Ülkeler 01-01-1970 03:00 Büyük Devlete Büyük Devlet Adamları Gerek… 01-01-1970 03:00 İstiklâl Marşımızı, Bayrağımızı Hazmedemeyenler Gaflet, Delàlet Hatta İhànet İçindedir 01-01-1970 03:00 Suriye... Devletimizin yanındayız 01-01-1970 03:00 Avrupa Yenildi 01-01-1970 03:00 Terörsüz Türkiye 01-01-1970 03:00 Ukrayna... Sonuç! 01-01-1970 03:00 Dünya Küreselleşiyor 01-01-1970 03:00 Güçlü türkiye, büyük türk milleti... 01-01-1970 03:00 Liyákâtli nöbetçileri hep nöbet yerinde bilerek tutmak, zulüm değil mi? 01-01-1970 03:00 Türk Ordusu'nda Yemin ve Kaos… 01-01-1970 03:00 Anadolu, Kafkasya, Yakındoğu ve Balkanlarda Türkler 01-01-1970 03:00 Büyük Türkiye İdeali İçin Mücàdele Edenler Birlik Olmalı 01-01-1970 03:00 Amerika yanıyor! 01-01-1970 03:00 Çakalı Yaralı Bırakmak Tehdidi Büyütmektir 01-01-1970 03:00 Çakalı Yaralı Bırakmak Tehdidi Büyütmektir 01-01-1970 03:00 Mezhepçilik belàsı bölücülüktür! 01-01-1970 03:00 Bölünmüş Suriye İstemiyoruz! 01-01-1970 03:00 1. Dünya Savaşı’nda Çalınmış Vatan; Suriye… 01-01-1970 03:00 Türk katliamları, gayrimüslim türkler… kim gevur? Türk töresi nerelerde yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Millî İstihbarat Teşkilàtı, Türk Devleti'nin Gözü Kulağı ve Namusudur 01-01-1970 03:00 Zayıflamış Bünye, Zayıflamış Millî İrâde 01-01-1970 03:00 Tam Bağımsızlık Millî Birlikle… 01-01-1970 03:00 Tusaş Saldırısı'ndaki İhmâller 01-01-1970 03:00 Bebek Katillerinden, GATA'daki Kardiyoloji Doktoru Şevket Balta'ya... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN DEĞİŞİYOR! 01-01-1970 03:00 Düşman değişiyor ve çoğalıyor. 01-01-1970 03:00 Aldığımız En Büyük Yenilgi 01-01-1970 03:00 Büyük ve Güçlü Türkiye'nin Nüfûzu, Etki ve İlgi Alanları 01-01-1970 03:00 İsrail dijital saldırıları, Türkiye’nin duruşu... 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk Ordusu 01-01-1970 03:00 Kahraman milletimizin geleceği tehdit altında… Cumhurbaşkanımızda menderes sendromu mu? 01-01-1970 03:00 Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz! 01-01-1970 03:00 Büyük Şehid Haniye… 01-01-1970 03:00 Zulmü Yenmek İçin Güçlü, Güçlü Olmak İçin Çok Çalışmak Zorundayız 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Millî Uyanış Günü Olmalı… 01-01-1970 03:00 Suriye Olayları ve Mülteci Meselesi’ne Psikolojik Harp/Harekât Yönü İle Bakış 01-01-1970 03:00 Savunma Sanayii Özel ya da Kamu Devlettir 01-01-1970 03:00 Tasarruf Ahlâktır 01-01-1970 03:00 Birlikte hâreket ve Erdoğan'la yeni bir yürüyüş! 01-01-1970 03:00 İsrail- iran mı! 01-01-1970 03:00 Yerel seçimlere dâir Değerlendirme ve Sonuçlar 01-01-1970 03:00 Rusya’daki Terör Saldırısından Çıkartılması Gereken Sonuçlar 01-01-1970 03:00 Medeniyet Coğrafyamızda Nevruz Bayramımız ve Büyük Milli Birliğimiz 01-01-1970 03:00 Fetö’yü Aklama Operasyonları… 01-01-1970 03:00 Mit’in Millîleşme Mücàdelesi 01-01-1970 03:00 Türk’süz Ordu İftirası 01-01-1970 03:00 28 şubat süreci’nin en büyük sonucu paralel devlet ve 15 temmuz 01-01-1970 03:00 Öze dönüş zamanı... 01-01-1970 03:00 Teröre Karşı Mücadele Medeniyet Değerlerinizin İhyàsıyla Olur 01-01-1970 03:00 STRATEJİ 01-01-1970 03:00 HATIR… 01-01-1970 03:00 Kul hakkı ve değer vermek… 01-01-1970 03:00 Ramazan Hoca’nın Şehàdeti ve Müslümanların Hàli 01-01-1970 03:00 İlk Astronutumuz Albay Alper Gezeravcı ve içinden çıktığı sessiz çoğunluk 01-01-1970 03:00 Hûtbe vak'àsı ve olması gereken hûtbe şekli... 01-01-1970 03:00 İdeolojiler ve İdeallerin İstismarı… 01-01-1970 03:00 İdeolojiler ve İdeallerin İstismarı… 01-01-1970 03:00 Terör Dağda Bitmez… 01-01-1970 03:00 Esat Coşan’ın Son Makalesi 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Yıla Başlarken… 01-01-1970 03:00 Ezeli Düşmanlarımızı, Onlarla İşbirliği Yapanları Deşifre Ediyoruz 01-01-1970 03:00 Şeyh said üzerinden siyaset yapmak fitnedir bölücülüktür! 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Grupları, Düşünce Grupları, Teklif ve Bilgilendirme Çalışmaları 01-01-1970 03:00 Türklerde Boylar, Ruğlar… 01-01-1970 03:00 Koca Arap ve İslâm Dünyası’nın Yerinde Hamas Mı Kaldı? 01-01-1970 03:00 Küresel Dünya’da Yeni Stratejik Etkinleşme Yöntemleri ve Jeopolitiği 01-01-1970 03:00 Öğretmen Millet İstikbâlinin Mimàrıdır 01-01-1970 03:00 Yerli-Millî Nesiller de Yetiştirmek Zorundayız 01-01-1970 03:00 Dàvà ve Fikirler Çoklarla Değil, İhlâslı, Fedàkâr ve Yiğit Adamlarla Büyümüştür 01-01-1970 03:00 Millî birlik-güç-etki alanımızda müessiriyet 01-01-1970 03:00 Siyonizm, Kara Asalet 01-01-1970 03:00 Birlikte Kutlu Geleceğimizi İnşa Zamanı 01-01-1970 03:00 Harp Silah ve Araçları Bizim mi! 01-01-1970 03:00 Filistin Cephesi’nde Son Durum 01-01-1970 03:00 Filistin mi, işgal edilmiş vatan mı! 01-01-1970 03:00 Türeyiş Strateji, Psikolojik Harp/Harekât Çalışma Merkezi 01-01-1970 03:00 Türkiye Tarihi, Genel İslâm Tarihi ve Genel Türk Tarihi Değil Midir? 01-01-1970 03:00 Millî Sanayii Gayretleri ve Darbeler 01-01-1970 03:00 Turan… kızılelma… ülkü… Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi ya da… 01-01-1970 03:00 Anadolu Hapsinden Çıkış Zamanı 01-01-1970 03:00 Devlet ve Millet Aleyhine Delil Oluşturup Millî Mirası Mahveden İç İhanet 01-01-1970 03:00 Millî İdeolojinin Temeli 01-01-1970 03:00 Ordumuz millî gücün mihenk taşıdır Gelenekleri İle Geleceğe Yürümelidir 01-01-1970 03:00 Devlet ve Millet Aleyhine Delil Oluşturup Millî Mirası Mahveden İç İhanet 01-01-1970 03:00 15 Temmuz İhàneti Sonrası… 01-01-1970 03:00 Kürt, Kürdistan ve Irkçılık Belâsı… 01-01-1970 03:00 Resmî Ordu Dışındaki Yapılar 01-01-1970 03:00 Savunma sanayii stratejiktir, tam bağımsızlığın, millet iràdenin göstergesidir. Millî kalmalıdır 01-01-1970 03:00 Türkiye Yüzyılı Hükümeti, Tepkiler, Beklentiler… 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanımızdan Ne Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 Emperyalizmin son oyunu Kılıçdaroğlu'nun Ümit Özdağ Soslu Hdp’li aldatmacası 01-01-1970 03:00 Ya devlet başa ya kuzgun leşe!... 01-01-1970 03:00 1.Tur seçim notları ve 2. Tur başkanlık seçimi 01-01-1970 03:00 Teknofest ya da büyük mefkûre birliği ya da ötekileştirmeye inat birlik profilimiz Teknofest 01-01-1970 03:00 Kürt, Kürdistan, Irk, İctimai Irk… Kimlik Bunalımı 01-01-1970 03:00 Ekonomi, Deprem, Bayram, Burukluk Ve Kırgınlık İçinde Bir De Seçim… 01-01-1970 03:00 Seçim Sürecinde Kazakistan’dan Bir Gazetecinin Soruları ve Cevaplarımız 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz ve Hangi Türk Milliyetçiliği 01-01-1970 03:00 Muhàrip Olmadan Mücàhid Olmaz 01-01-1970 03:00 Çanakkale, Nevruz, Millî Birlik… Ve Anka Misàli Yeniden… 01-01-1970 03:00 Namazsız Mücahidler, Ötekileştirme Körlüğü ve Husûmeti 01-01-1970 03:00 Deprem imtihânı’nın gerçek sonuçları (misafir gözüyle) 01-01-1970 03:00 Deprem İmtihànı ve Millî Devlet 01-01-1970 03:00 Deprem ve Afet Seferberliği 01-01-1970 03:00 Dünya’nın en önemli seçimi neden Türkiye'de? 01-01-1970 03:00 Bir Güzel Adam: Mübariz 01-01-1970 03:00 Seçim Süreci: Konuşulması Gerekenler 01-01-1970 03:00 Türk Milletinin Düşmanları 01-01-1970 03:00 Türk sorunu! Neden? 01-01-1970 03:00 Devlet ebed-müddet, siyasi partiler, stk. 01-01-1970 03:00 İran Türkleri nerede, ya Türkiye ve Azerbaycan!... 01-01-1970 03:00
haber yazılımı