Teğmenlerin yemin Töreni…
Özetle…
Şanlı Ordumuza girişte yemin edilir, mezun olurken değil.
Teğmenlerin yaptığı bu yemin 1995 yılından bu yana Kara, Deniz ve Harp Okulları’nın mezuniyet törenlerinin resmi bölümlerinde okutulup kılıçlar çatılırken, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016’da uygulama pratik olarak kaldırıldı.
İlk yemin ettiren teğmen de Boğaz Köprüsüne Tank Taburunu çıkartan yarbay…
Ben 1987 yılında aynı törenle mezun oldum.
Biz yemini ki tüm devrelerde de böyle Harp Okulu’nun girişindeki Eğitim Kampının bitişinde ettik.
Burada ettiğimiz Askerlik Yemininin metni de değişmedi.
“BARIŞTA VE SAVAŞTA, KARADA, DENİZDE VE HAVADA, HER ZAMAN VE HER YERDE, MİLLETİME VE CUMHURİYETİME, DOĞRULUK VE MUHABBETLE HİZMET, KANUNLARA VE NİZAMLARA VE AMİRLERİME, İTAAT EDECEĞİME VE ASKERLİĞİN NAMUSUNU, TÜRK SANCAĞININ ŞANINI CANIMDAN AZİZ BİLİP, İCABINDA VATAN, CUMHURİYET VE VAZİFE UĞRUNDA, SEVE SEVE HAYATIMI FEDA EYLEYECEĞİME, NAMUSUM ÜZERİNE AND İÇERİM.”
Generalinden erine tüm askerler bu yemin ile askerlik hizmetine başlar…
Neden kimse bu yeminden söz etmiyor?
Ben bu yemin olayında FETÖ kokusu aldığımı hep ifade ettim. 1995’te de FETÖ şanlı Ordumuzda tedbir dediği münafıklık gereği, Atatürkçü görünmeye karar vermiş ve emretmişti.
Düşünün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün adı ne? “YURTTA SULH KONSEYİ!”
Teğmenler FETÖCÜ’dür demiyorum. Ancak operasyon FETÖ Tarzı…
Bu arada sivilde de FETÖ tüm tarikât, cemaat yapılarında ve siyasî partilerde de paralel yapılar oluşturdu. Tıpkı TÜRK SOLU grubunun FETÖCÜ lideri gibi. Tıpkı bürokraside farklı tarikatlar altında yapılandıkları gibi…
Teğmenler bu yemin için sıralı amirlerine birkaç kez başvuruyorlar. Olumsuz cevap alıyorlar. Buna rağmen bu yemini ediyorlar.
Yemin metni de ayrı bir tartışma konusu. Buna girmiyorum.
Teğmenlerin ihracı doğrudur. Siyasetin Şanlı Ordumuza girmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Rahmetli M. Kemal Paşam’ın başarısının arkasındaki gerçeklerden biri de budur.
Yakın silah arkadaşı Ali Fuat Cebesoy şöyle anlatıyor:
“1908’de Meşrutiyet’in ilanıyla Hürriyet’i sağlamakta az veya çok gayret göstermiş olan subaylar, kendilerini birdenbire politika içine yuvarlanmış buldular. Üst ve ast arasında orduyu ayakta tutan geleneksel saygı ve disiplin de çok azaldı.
“Bir gün, çok genç bir ittihatçı teğmenin, ömrünü savaş meydanlarında geçirmiş bir tümen kumandanından bahsederken, “Adam yüzüme dik dik baktı. Fakat ben selam vermek bile istemedim.” dediğini yakın bir arkadaşım anlattı. Talat (Paşa) bir gün bize, “Vallahi, ben de şaşırdım, kaldım. Suyun durulmasını bekliyoruz.” demişti.
Olaylardan en fazla etkilenen Mustafa Kemal’di. İhtilalden önce yaptığı uyarıların hiçbir etki yaratmamış olduğunu görmüş, üzüntüsü büsbütün artmıştı. Diyordu ki, “Ordu muhakkak ve derhal siyasetten çekilmelidir. Aksi takdirde, bir kudret olmak vasfını kaybedecektir. Bu ise memleket için bir felaket olacaktır.”
Mustafa Kemal ordu ve siyasetin iç içe olmasından rahatsızdı. Salih Bozok’a yazdığı mektupta bu görüşünü şöyle açıkladı:
“Orduyu, ülkeyi kurtarmak için çok özverili çalışmak gerekir. Başka çare yok! İstanbul çevresi çok pis, herkes kişisel çıkarından başka bir şey düşünmüyor!”
1918’de İstanbul’da “Minber” gazetesi, Mustafa Kemal’e sorduğu sorunun yanıtını yayımlıyordu:
“… Benim anlayışıma göre kuvvetli bir ordu denildiği zaman anlaşılması gereken anlam her bireyi, özellikle subayı, kumandanı uygarlığın ve tekniğin icaplarını kavrayan, tavır ve hareketlerini ona göre uygulayan yüksek ahlakta bir topluluktur. Kuşku yok ki tek amacı, görevi, düşüncesi ve hazırlığı vatanın savunmasıyla sınırlı olan bu topluluk ülkenin siyasetini yönetenlerin en sonunda verecekleri kararla faaliyet haline geçer.”
Konu Atatürk’ün askeri olmaksa en baştaki askeri Mareşal Fevzi ÇAKMAK’tı. Öyle değil mi?
Şu anda konuşulmayan şudur.
Türk Milleti’nin Millî Mefkûresi!
Ne olmalı?
Birilerinin Atatürkçülüğü mü?
Birilerinin İslamcılığı mı?
Birilerinin Modernliği ve laikliği mi?
Bunlar hep birilerinin…
İslâm Tarihi’ne bakınız.
Sevgili Peygamberimiz SAV’den hemen sonra iç savaşlar başlıyor ve dört büyük halifenin üçü Müslümanlarca öldürülüyor. Günümüzde İslâmcı kisvelerde çıkan kaç grup, örgüt, cemaat, tarikât, siyaset gördünüz tüm toplumu bir araya getirmeyi amaçlayan? Vatan, Millet, Devlet hassasiyeti olan…
Şimdilerde her kesim ne diyor?
Ahlâklı toplum. Ahlâk olmadan din olmaz. Evet, tam “Günaydın”lık bir durum.
Atatürkçülük…
Şu ana kadar ki tüm darbecilerin maskesi son FETÖCÜ 15 Temmuz dâhil Atatürkçülük değil miydi? Sorarım size 1960 darbesini yapan askerler Atatürkçüydü de Celal BAYAR ve Adnan MENDERES değil miydi? Harp Okulu’nu ayaklandıran Talat AYDEMİR Atatürkçü’ydü de karşısındaki İsmet İNÖNÜ Atatürkçü değil miydi?
1980 İhtilâli’nde darbeci generaller Atatürkçüydü de Süleyman DEMİREL, tutukladıkları Bülent ECEVİT değil miydi? Süleyman DEMİREL CHP seçmeni olarak öldü.
Bakın Osman Yüksel SERDENGEÇTİ ne diyor?
“Bizim davamız Allah için, millet için, vatan için bütün mukaddesler aşkına can veren, kan veren, canını, cananını, bütün varını veren, Mehmetçiğin davasıdır.”
İşte Büyük Türk Milleti’nin Millî Mefkûresinin özü budur.
Siz hiç vasiyet yazan şehitlerimizin vasiyetlerinde Atatürk, şeriat vb. klişe söz gördünüz mü? Siz hiç şehit analarının ağzından “Benim oğlum Atatürkçülük uğruna ya da şeriat uğruna şehit oldu.” diyen duydunuz mu?
Ne diyorlar?
“Benim oğlum, vatanı, milleti, dini için şehit oldu…”
Herkes meseleye şehit analarının gözünden ve yüreğinden baksın.
Teğmenler suçludur. Yeni atanmış Kahraman Alay Komutanı’nın cezalandırılması yanlıştır. Bu teğmenlerin asıl Okul Komutanı nerede? Bu teğmenlerin asıl bir hafta önce akademiye atanan general yapılan Alay Komutanları nerede?
Ordumuz, Mustafa Kemal’in ordusu değildir. Yaşasaydı ilk kendisi bu isimlendirmeye karşı çıkardı.
Ordumuz, hükümetin ordusu da değildir. Hükümetler gelir gider.
Bakın Karabağ’da büyük kahramanlık göstermiş Azerbaycan Türk Ordumuza bir muhabir, “Bu ordu Şah İsmail’in Kızılbaş Ordusu’dur.” dedi. Görün ne büyük fitne!..
Ordumuz bağrından çıktığı Büyük Türk Milleti’nin ordusudur.
Ordumuz, Peygamber Ocağı’dır.
Askerimizin adı Mehmetçik’tir. (Küçük Muhammed SAV)
Hani ANADOLU İRFANI diyoruz yaaa!..
Merhum M. Kemal Paşa ne diyor Şanlı Ordumuza hitap ederken; “Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle birlikte uygarlık nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu!..”
Şanlı Ordumuzun görevi ile ilgili de; “Ordumuz Türk Birliğinin, Türk Gücünün ve yeteneğinin, Türk Vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz Türk topraklarının ve Türkiye ülküsünü gerçekleştirmek için harcadığımız sistemli çabaların yenilmez güvencesidir.”
Özetle, Ordumuz her türlü menfaatin, siyasi çıkarın ve mülâhazanın üzerindedir. Ağzını açan TSK’ni diline dolayamaz.
Türk ordusu, Aziz Milletimizin bağrından çıkmıştır.
Merhum Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Harbiye’sinden derece ile mezun olmuş başarılı, Kahraman bir subay ve generaldir. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu devlet adamıdır. Milletimiz meclisinde kendisine Atatürk soyadını vermiştir.
Konu Mustafa Kemal’in askeri olmaksa o nasıl bir asker ve subay istiyor? Hiç merak ettiniz mi?
“Bir ordunun kıymeti zabitan ve kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür.” İşte “Harp Okulu’ndan nasıl bir subay çıkmalı?” sorusunun cevabı.
“Türk Milleti ordusunu çok sever; onu, kendi idealinin harisi telâkki eder.” Komutanların hedeflediği ordu yapısı millet vicdanına uygun olmalı.
“Efendiler, komutanlar, askerliğin görev ve gereklerini düşünür ve uygularken, beyinlerini siyasi görüşlerin etkisi altında bulundurmaktan kaçınmalıdırlar. Siyasetin gereklerini düşünen başka görevliler bulunduğunu unutmamalıdırlar.” İşte Ordu-siyaset ilişkisi. Şanlı ordumuzun subaylarının çoğu bu bilinçtedir.
“Komutanların, emirleri altına verilen millet evladını, memleket vasıtalarını, düşmana ve ölüme doğru sürerken, düşündükleri tek nokta, milletin kendilerinden beklediği vatan görevini ateşle, süngüyle ve ölümle yerine getirerek sonuç almaktır.” İşte bir subayın mihengi bu olmalı.
“Lafla, politika ile düşmanın aldatıcı vaatlerine kulak vermekle askerlik görevi yapılamaz. Omuzlarında ve özellikle kafalarında askerlik sorumluluğunu yüklenecek kadar kuvvet bulunmayanların feci sonuçlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır.” İşte FETÖCÜ, NATOCU subayların ülkeyi nereye götüreceklerinin siz tahayyül ediniz.
“Zaferi, milletimizin azim ve iman gücü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının süngüleri kazanmıştır.” (1922, Bursa) Bakın zafer için ne gerek? Var mı bahseden?
“Türk milletinin yüce ideallerinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir.” (1931, Konya)… İşte burası çok önemli. Türk Subayı’nın vicdanında taşıdığı bu büyük ruha düşman olanları bu millet affetmeyecektir.
“Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.” Bu cümle o kadar önemli ki!.. Atatürkçülük iddiasında olanların umurunda mı?
Sonuç olarak;
TÜRK MİLLETİNE TAARRUZ EDEN DÜŞMAN ÖNCE TÜRK SUBAYINI AŞAĞILAMAK İSTER. Mustafa Kemal Atatürk’ün 31 Temmuz 1920 tarihinde Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben yaptığı konuşmadan:
“Efendiler!
…
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephânelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almağa çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecâvüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.
…
Orduyu imhâ etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hâkikât karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.
…
Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askerî hakikat, felsefî hakikattir; “Ordunun ruhu subaylardadır.”
…
Şahsî ve özel hayatları itibâriyle de subaylar, fedâkârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür, onları aşağılar ve hor görürler…
…
Sonuç olarak;
Teğmenlerin yemin töreni kaosu FETÖ Operasyonu gibi durmaktadır. İlk yemin töreni uygulaması da 1995 yılında FETÖCÜ kadronun usulsüz eseridir.
Teğmenler izinsiz ve usulsüz davranmışlardır. Böyle bir tatbikât ve yemin metni yoktur.
Teğmenlerin Alay Komutanı’nın atılması hukuksuzluktur. Asıl bir hafta önce yeni görev yerine giden Okul Komutanı ve Alay Komutanı nerede? Bu teğmenleri kim yetiştirdi?
Toplumu Atatürkçü, İslâmcı, Lâik, vs. diye tarafgirlikle yönlendirenleri azıcık vatanımızı, milletimizi ve devletimizi sevmeye davet ediyorum. Teğmenler üzerinden toplumu gerenler samimî değildir.
Biz Şanlı Ordumuza da, Devletimize de, Dinimize ve Vatanımıza de tıpkı Mehmetçik gibi, tıpkı onları yetiştiren Anadolu’nun yiğit Şehit Anaları gibi sahip çıkacağız.
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)