Türkiye son 300 yılda düşünce ufkunu tamamen kaybetti diye düşünüyorum. Böyle düşünmemin de belli başlı bazı sebepleri var. Örnek Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi’ni hepiniz okudunuz biliyorsunuz. Orada yıkılışımızı ham yobaz kaba softayla başlatan bir duruşu var biliyorsunuz.
Ayrıca biliyorsunuz Atilla İlhan'ın nefis bir değerlendirmesi var. Ne diyor Atilla İlhan “Bizim bir %10 hain potansiyelimiz var. Son 300 yılda özellikle Türk Milletini entelektüelleri, aydınları batırdı halk çıkardı.” diyor. Bu tespit çok değerli bir tespit.
Biliyorsunuz Ömer Seyfettin, Atilla İlhan ile aynı dönemde yaşamamış olmasına rağmen O da ne diyor; “Türk Milleti Âlim değildir Ancak ariftir.”
Şimdi bütün bunlara baktığınızda değerli dostlar gerçekten Türkiye'de ciddi manada bir İdrak ve mütefekkir sorunu olduğunu görüyorsunuz. Düşünmek, düşünceden doğru sonuçlar çıkarmak çok önemli.
Peki, Türkiye'de düşüncenin ekseninin ne olması gerekiyor? Temel sorun bu…
Değerli dostlar tüm dünyada her zaman ifade ediyorum toplumların 4 temel dinamiği var. Bunlar Birincisi Milletin Değerler Sistemi Töresi Terbiyesi. Bu hassasiyete biz genel manada MİLLİYETÇİLİK demişiz ama Türk Milliyetçiliği ırk esasına dayalı değil biliyorsunuz. Türk Milliyetçiliğini dizayn eden ilkler İçtima-i Irk yani Sosyal Millet demişler. Burada töre terbiye ve Medeniyet Birliği var.
Toplumu bir araya getiren diğer parametre ortak Vatan.
Vatanseverlik, ortak Vatan çok değerli. Bakın yan tarafımızda İran var. Bu ülke düşünün ta Safevi Türk Devleti’nden bu yana doğusunda bir Türk Devleti Babür, batısında başka bir Türk Devleti Osmanlı olduğu için önce ortak Vatan duygusuyla halkı bir araya getirmiş. Orada da ana dil ve benzeri talepleri olan halklar var ancak bunların ülkeyi bölmek gibi bir hedefleri yok. Diyorlar ki İran bizim vatanımız düşünebiliyor musunuz?
Diğer bir birliktelik ise İnanç Birliği. Din Birliği…
Türkiye'de değil dünyanın birçok yerinde bütün Türklere baktığınızda hemen hemen %90'a yakını Müslüman. Müslüman olmayan Türklerde biliyorsunuz bir devlet olarak Macaristan. Arkadaşların ifadesiyle komik bir şey söyleyeceğim sizlere… Macaristan Devlet Başkanı Yozgat Ülkü Ocakları
Başkanı gibi konuşuyor..
Düşünebiliyor musunuz değerli dostlar, inanç birliğimizin dışında olan Türk halkları da bizimle tamamen hemhal olmuş durumdalar. Gagavuzlar yine bir diğer Hristiyan Türk Topluluğu. Aynı şekilde.
Bu arada özellikle Osmanlı Medeniyet Coğrafyası içinde Türk kökenli olmayan halklar var. Ama bu halkların içinde düşünebiliyor musunuz Etiyopya'da Somali’de Afrika'nın orta yerinde bile kendisinin Türk soylu olduğunu ifade eden ve o halkların içinde örnek teşkil eden büyük aileler var. Buna Eritre, Somali Sudan Kuzey Afrika ülkelerini saymıyorum bile yani Libya, Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkeleri… Buralarda zaten terbiye tamamen Anadolu ile aynı…
Değerli dostlar diğer bir ortak payda da DEVLET.
Ecdadımız “Ya devlet başa ya kuzgun leşe!” demiş. Devlet en büyük değerlerden bir tanesi..
Şimdi geliyorum asıl konuya…
Bakın bu kıymetler gerçek manada Dünyanın her yerinde insanları bir araya getiren değerler.
Şimdi bakıyorsunuz birileri dindarlık adına töremize terbiyemize devletimize vuruyor ne diyor mesela işte vatan duygunuz için diyor ki “Yeryüzü size Mescit kılındı.” Eyvallah Ayet-i Kerime. Peki, Vatanın farkını da söyle. Vatan sizin özgürce üzerinde kullaştığınız özgürce üzerinde seccade serdiğiniz
Toprak. Vatan burası…
“Devlet Putu!” diyor değerli dostlar. Devlet olmadan ne olur düşünebiliyor musunuz?
Geliyoruz diğer tarafa. Bu adamlar da sözde Batıcılık, çağdaşlık, modernlik deyip saldırıyorlar. Aynı şekilde her iki entelektüel kesiminde vurduğu Vatan, Milletin Değerler Sistemi ve Devlet. Her iki tarafta bu değerlere vuruyor.
İlginç bir şey değil mi?
Bakıyorsunuz dinimize vuruyor. Mesela laik kesim, çoğunlukla doğrudan vuramıyor. İslam kardeşlerimiz Araplar üzerinden vuruyor mesela…
Geçen Türk Milliyetçisi olarak geçinen birisi bir resim paylaşıyor resmin üzerinde 5. yüzyılda bir Türk Hanı ve yanında karısı var. Diyor ki “Biz karımızı yanımızda bulundururken Araplar kızlarını kuma gömüyordu.” Yahu neden Arap? 19. yüzyılda İngilizler boynuz takıp karılarını pazarda satıyorlardı. Oysa Araplar kötü adetlerini İslâm'dan sonra terk ettiler. Dert değerli dostlar Arap’a vurmak değil, İslam'a vurmak… Avrupa hala köleci, barbar… Oradaki İngiliz gâvurunu görmüyorsunuz!...
İslamcı camia mesela “Kahrolsun Siyonizm” diyor. Siyonizm ne gerçekten? Soruyorum nedir Siyonizm? Boğa güreşçisinin elindeki kırmızı perde değil mi? Gerçek düşman elindeki mızrağı bize saplayan boğa güreşçisinin kendisi değil mi? Boğa Güreşçisi yani gerçekte düşman, bir devlet İngiltere ve onun bağlaşıkları Amerika vs. değil mi?
Yine aynı şekilde bakıyorsunuz “Kahrolsun İsrail!” diyorlar. İsrail bağrımıza sokulmuş bir hançer… Eyvallah da bu hançeri bağrımıza sokan el kim?
Ben bir tane İslâmcı entelektüel adamdan “Kahrolsun İngiltere!” sözünü, “Bizim İslam Dünyası’nın baş düşmanı İngiltere’dir” cümlesini duymak istiyorum.
Ne Şii dünyada ne de Sünni dünyada “Kahrolsun İngiltere” diyen kimseyi duymadım.
Türkiye’de bakıyorsunuz her iki tarafta bu günü tartışmıyor sürekli Atatürk, Osmanlı, Abdülhamid Han vesaire üzerinden bu milletin beynini yemeye devam ediyorlar. Değerli dostlar Bizim bugün problemlerimiz var. Bizim yarına dönük çözümlerimiz olmalı. Bunları, yarınları adım adım konuşmalıyız.
Yakın tarihe vicdanımla baktığında aslında her iki tarafa da katılmadığım o kadar çok şey var ki…
Değerli Dostlar mesela cennet mekân 2. Abdülhamid Han döneminde yaşasaydım tekliflerimden biri şu olurdu “Hünkârım bu Yahudilere otonomi (özerklik) için istedikleri toprağa verelim Ama Devletimizi (Devlet-i âliye’yi) kurtaralım…
Mustafa Kemal Paşa ile aynı dönemde yaşasaydım ezanın Türkçeleştirilmesine karşı çıkardım.
Alfabenin değiştirilmesine karşı çıkardım. Kılık kıyafet dayatmasına karşı çıkardım. Ama İstiklal Harbi'ne sonuna kadar destek olurdum. Kur'an-ı Kerim'in tefsir edilmesini alkışlardım. Yeni okulların açılmasını desteklerdim. Okuma-yazma seferberliğini desteklerdim.
Milli Sanayi için gösterilen gayretleri desteklerdim.
Türk Tarihi ile ilgili yapılan çalışmaları desteklerdim. Ama yeni bir Türk yaratma projesini karşı çıkardım.
Nihayetinde şunu söylemek istiyorum…
Tarihte bütünlük var, sebep sonuç ilişkisi var. Bunları akılla, bilgi ile değerlendirmedikten, istişare ile doğru sonuçlar çıkarmadıktan sonra bu kadar eğitimin bu kadar donanımın ne kıymeti var?
Yakın tarihi değerlendirirken söz birliği etmişçesine solcu, Marksist ya da toplumda İslamcı atfedilen arkadaşlarımız mesela diyorlar ki “İşte Galata bankerleri Osmanlı'yı batırdı.”
Bu adamları savunmak için söylemiyorum. Ancak bu bankerlerin kökü nereden gelmişler? Karaylar yani Musevi Türkler bunlar..
Kim getirmiş? Fatih Sultan Mehmet Han. Sen elinden kaybetmişsin kendi ülkendeki bu sermaye sahiplerini… İngilizler Fransızlar senden çalmışlar, tepe tepe kullanıyorlar.
Biliyorsunuz dünyanın tepesindeki küresel gücün iki ayağı var.
Bir sermaye, uluslararası şimdilerde Siyonizm vesaire diye isimlendirilen.. Bir de İngiltere Hanedanın akrabası olan Avrupalı hanedanların uzanımları. Bunlara dünya KARA ASALET diyor. Dikkat edin Kara asalet dediğimiz grupla Yahudi Sermayesi ya da en Genel manada Musevi Sermayesi demek daha uygun. Çünkü bunların tamamı Yahudi değil. Musevi demek daha doğru olur.
Neden bu ayrıntıya girdim? Çünkü Dünya’nın Tepesi çatladı. Bir tarafta İbrani Soylu kendilerine Rabban yani “Rabbani” diyen kendi içlerinde Ayrıca Kohenler diyen grupla onların karşılarında İbrani Soylu olmayan Museviler yani Hazar Türkleri var. Neden bu ayrıntıya girdim? Çözümü artık yenidünyanın Büyük Ülkesi, Büyük Milleti olarak hayata bakıp dünyaya bakıp böyle bulmalıyız.
Büyük Türk Milleti…
Yeni bir bakış yeni bir vizyon gerek. Yeni bakışa ihtiyacımız var. Ancak bu yeni süreçte ne Töremiz Terbiyemizden ne de inançlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Geleceği doğru okumamız gerekiyor.
Düşünebiliyor musunuz değerli dostlar Rusların bir TURAN projesi var, İngiltere'nin bir TURAN projesi var, Amerika'nın bir TURAN projesi var, Çin'in bir TURAN projesi var
Soruyorum şimdi size Türkiye'nin TURAN Projesi nedir, aşamaları nedir, sınırları nedir ve hangi süreçte hal tarzı geliştirecek?
Yine küresel sermaye ikiye bölündü Amerika'da biliyorsunuz Rothshild Ailesi’nden insanlar öldü. Amerika Devleti ile ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Çin-ABD Savaşı beklentisi boşuna değil.
Peki, buradaki boşluğu kim dolduracak?
Ayrıca Türk Milleti’nin ve Türk Dünyası’nın önlenemeyen bir yükselişi var. Bu Rabb’imizin tasarrufu. Yoksa bizim özel manada çok çok çalışıp gayret gösterdiğimiz bir şey yok. Üzülerek ifade ediyorum yabancı ve emperyalist güç bunu görüyor ve onların da bir Turan, İttihad-ı İslam projeleri var. Bundan eminim.
Şunu söylemek istiyorum.
Bizim menfaatlerimiz bu dış güçlerle bazen çakışacak bazen çatışacak. Biz ne kadar bu adamlarla aynı masaya oturmaya hazırız ya da bu soruyu kendi omuzdaşlarımızdan kendi cephemizden kaç kişiyle istişare edebiliriz?
Temel problem hepimiz için budur.
Geldiğimiz nokta şudur.
Aklımızı, vicdanımızı, birileri çok kolay ipotek altına alıyor kontrol ediyor. Biz üniforma giymişçesine yahu akla üniforma giydirilir mi? Bilgiye üniforma giydirilir mi? Birebir içinde bulunduğumuz kadrolar gibi düşünmeye zorlanıyoruz. Böyle düşünürsek Ortak akıl, istişare gelişir mi? Asla gelişmez…
Nihayetinde entel-dantel her kesimden yobaz sürüsü ve toplumun tepesinde hükmetmeye çalışan toplumu kontrol etmeye çalışan niteliksiz, çözüm önerileri mahdut bir kesim ortaya çıkıyor.
Asıl mücadele etmemiz gereken toplumu ötekileştiren kesimlerdir. Ben bu kesimleri samimi bulmadığımı çok açık olarak ifade ediyorum. Hangi toplumda insanlar ötekileştirilerek birbirlerine düşman haline getirilerek çözüm bulabilirler? Bu ancak art niyetli birilerinin işine yarar ve yarıyor.
Değerli dostlar…
Toplumların temel ideolojileri milletleri, devletleri ile beraber kalkınmak, büyümek, etkinleşmek, dünyada güç oluşturmaktır. Bunu yapamazsanız ne dininizi adam gibi yaşayabilirsiniz, ne törenizi adam gibi yaşayabilirsiniz, ne de insanlık âleminde gerçek anlamda varlık gösterebilirsiniz? Ancak zihinsel tatminle ömrünüzü tüketir son nefesimizde de “Ben ne yapacağım öbür tarafta, nasıl hesap vereceğim?” diye kahır içinde ölürsünüz.
Gelin artık kendimizi kandırmayalım. Bizi kaba tarafgir yapan art niyetli kesimlerle hep birlikte mücadele edelim. Bu kesimler inanın şaibeli kesimler, bu kesimler istisnalar hariç samimi değiller… Bunu bilmenizi arzu ediyorum ya da ben en azından artık böyle düşünüyorum
Uzun zamandır şunu gördüm. İçinde bulunduğumuz kesimlerin, özel kaygılarının, kişisel hesaplarının, ülke menfaatlerinin önüne geçtiğini gördüm.
Bunun için de böyle manifestoya dönüşmüş bir yazı kaleme almayı ve sizlerle bunu paylaşmayı uygun gördüm.
Esasında Türkiye'deki bu düşünce kümelerine ve burada istişareyi, özgür düşünceyi kaybetmiş yapılara itiraz ediyorum. Bakıyorsunuz çok kolay iftira eden, çok kolay rencide eden, çok kolay dışlayan bir hal var. Yahu bu büyük bir ahlaksızlık…
Geçen gün yaşadığın bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum…
Bir sosyal grupta yazımı paylaştım ve isim zikrederek emekli olmuş İsmail Metin Temel Paşam gibi Cihat Yaycı amiralim gibi değerli İnsanların neden Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde olmadıkları ile ilgili bir uyarıda bulundum.
Adam şöyle bir cevap yazmış milli görüşün eskileri, teşkilatın eskilerinden de hiç kimsenin ne kendileri ne de çocukları da işte cumhurbaşkanlığında yok.. Eyvallah da yani teşkilatın eskisi olmak milli görüşte yıllardır olmak bir konuda ehliyetli, liyakatli olunduğunun göstergesi midir? Ben emekli bütün Subaylar bu göreve layıktır demedim ki böyle bir iddiada bulunabilir miyiz? Burada bir de kökünde subay diyorsak Harp Okulu eğitim var değil mi?
Milli Görüşçü arkadaşlarımızın içinde yetişmiş nitelikli insanların da Cumhurbaşkanlığında olmaması eksiklik buna katılıyorum. Ancak “Emekli generaller neden yok? Bu kıymetli insanlar sahayı bilen insanlar..” dediğimizde karşısına “Millî Görüş’ten de insanlar da yok” cevabı tam bir körlüğün apaçık beyanı.. Artık bu körlükten her manada sıkıldım…
Bakıyorsunuz diğer yanda da işte adam Atatürkçü, laik, çağdaş… Adam bize “KARNINI KAŞIYAN ADAM” muamelesi yapıyor.
Kimsin Sen? Kimsin!.. Eğitimin ne? Donanımın ne? Birikimin ne? Hayatın neresindesin, dünyanın neresindesin? Yahu sen hem “Atatürkçüyüm” deyip hem de “Libya'da Mehmetçiğin ne işi var?” diyen cahil bir adamsın. Oraya “Mustafa Kemal'in gözü” diyor yabancılar bile. Yani sen nasıl Atatürkçüsün nasıl Kemalist’sin?
Değerli Halkım, Aziz milletim…
Kör insanlarla yol almak gerçekten mümkün değil artık. Yeni dönemde gerçek anlamda milli menfaatleri öncelemiş insanlar Omuz Omuza olmalıdır.
Bugün bir tarafta tarikat, cemaat vesaire diğer yanda siyaset. İşte solculuk, Kemalizm, Devrimcilik, orada da başka başka tarikatlar var Kemalizm Tarikatı, Batıcılık Tarikatı, Masonluk Cemaati, vs…
Bu çıkar, menfaat zebunu olmuş ve körleşmiş yapılardan milletimizi kurtarmak için gerçek manada vatansever, gerçek manada Mü’min, gerçek manada Milliyetçi, gerçek manada ülkenin geleceğini düşünen kesimlerin bir araya gelmesi kesinlikle şarttır. Yoksa bu körlükle biz ülkemizin, milletimizin, devletimizin zamanını ve geleceğini heba edeceğiz. Bunu bilmenizi isterim.
Bundan sonra kesinlikle ülkemiz menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu söyleyeceğiz, bunu yaparken de biz hata aramayacağız, kusur aramayacağız, eksik aramayacağız… Kimse kusura bakmasın eksiye eksi, iyiye iyi, kötüye kötü, hataya da hata diyeceğiz. Böyle yapmamak riyakârlıktır, samimiyetsizliktir, hatta daha da ilerisi bu münafıklığın ta kendisidir. Bizim bundan kaçınmamız icap eder…
Değerli dostlar…
Bu manifesto gibi değerlendirmeyi yapma gereği duydum. Yarınlar idare ederek değil, hataları görmezden gelerek değil, tam tersi tekâmül için daha iyi için mücadele vererek kurulur. Kolay menfaat temin etmek için yapıyor gibi görünenler, hata ve kötüye susanlar, bunlar gerçekten ahlaksızlıktır. Unutmayın Hakkâri’nin dağındaki çobana, fabrikalarda kan ter içinde çalışanlara, yıllarca evine gelemeyen Mehmetçik’e, tüyü bitmemiş yetime hesap veremeyiz…
Bu duygularla yeni süreçte gelin hep beraber doğrunun yanında olalım, gerçek anlamda milli menfaatlerin yanında olalım.
Değerli dostlar, her hareketin artıları eksileri, doğru yanlışları, zaaf alanları vardır. Siz bir durum değerlendirmesi yaparsınız. Eğer artıları, kazanımları ve faydaları çoksa, oluşacak zaaf alanlarını örtmeye çalışarak yürüyüşünüze devam edersiniz.
Bir taarruz düşünün Değerli Dostlar. Mevziiyi terk etmeden, hedef haline gelmeden, taarruz edebilir misiniz? Hedef haline geleceğiz diye insan ileri harekâttan, taarruz etmekten kaçınır mı? Burada esas olan akıl, muhakeme ve denge ile toplumu bir maceraya sürüklemeden ortak aklı harekete geçirerek -neden ortak akıl?- daha çok şey görebilmek için…. yapay zekayı düşünün milyonlarca beyni bir araya getirip sonuç alıyor makineyle… İstişarenin özünde istişarenin ruhunda ortak akıl, birlikte muhakeme yok mu?
“Soran Yanılmaz.” diyor ecdadımız. Bundan sonra artık birlikte istişare ederek ve ülkenin güçlü yarınlarına öncelik vererek hareket etme zamanı.
Değerli dostlar güçlü olmazsanız kuvvetli olmazsanız dünyada etkin olmazsanız FETÖ bekleyin, KESNİZÂNİ bekleyin, PKK bekleyin, fiili işgâl bekleyin, iç savaş bekleyin, bütün kötülükleri bekleyin. Kötülükleri yenmek için güçlü olmaktan başka çaremiz yoktur.
Güç içinde birlikte olmaktan ortak aklı harekete geçirmekten ve taassubu yenerek çok çalışmaktan başka çaremiz yoktur.
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)