Bir milleti yıkmanın tek yolu tanklar değildir.
Hatta tarih göstermektedir ki, tanklarla yapılan darbeler çoğu zaman yıllar içinde sona erer; anayasa değişir, hükümetler değişir, kurumlar yeniden yapılanır ve devlet kendisini zamanla toparlayabilir.
Fakat bir milletin zihin dünyasına yapılan darbeler çok daha uzun ömürlüdür. Çünkü fikir darbeleri devleti değil, milletin ortak hafızasını hedef alır. Askerî darbeler yönetimleri değiştirir; fikir darbeleri ise insanların birbirine bakışını değiştirir. Bunun etkisi bazen onlarca yıl, hatta nesiller boyunca devam eder.
İşte bu nedenle psikolojik harp uzmanları, modern çağın en etkili silahının artık tanklar değil; algı yönetimi, etki operasyonları, propaganda ve toplum mühendisliği olduğunu ifade etmektedir.
1. Giriş: Görünmez İşgal ve "Zihinsel Darbeler" Teorisi…
Zihin Darbeleri Nasıl Yapılır?
Bir ülkeyi parçalamak isteyenler önce onun ortak kimliğini tartışmalı hâle getirir. Sonra ortak tarihini sorgulatırlar. Ardından ortak değerlerini birbirine rakip gösterirler. En sonunda ise aynı milletin evlatlarını birbirine düşman hâline getirirler.
Bundan sonra artık dışarıdan işgal ordusu göndermeye gerek kalmaz. Çünkü toplum kendi içinde bölünmüş, birbirine güvenini kaybetmiş ve enerjisini kendi iç kavgasında tüketmeye başlamıştır.
İşte psikolojik harbin en büyük başarısı budur.
Ayrıştırma Stratejisi
Bir milleti yönetmenin en kolay yolu onu küçük kamplara ayırmaktır. Önce ikiye... Sonra dörde... Sonra sekize... Ve sonunda herkes birbirini tehdit olarak görmeye başlar.
Türkiye'de uzun yıllardır farklı dönemlerde şu ayrımların derinleştiğine şahit olduk:
Türk – Kürt, Sağ – Sol, Alevî – Sünnî, Laik – Muhafazakâr, Milliyetçi – İslamcı, Cumhuriyetçi – Osmanlıcı…
Bu ayrımların her biri farklı tarihsel süreçlerden beslenmiştir. Ancak ortak sonuç, toplumsal müştereklerin zayıflaması ve ortak hedefler etrafında birleşmenin zorlaşması olmuştur.
Fikir Darbeleri Neden Daha Tehlikelidir?
27 Mayıs geçti. 12 Mart geçti. 12 Eylül geçti. 28 Şubat geçti. 15 Temmuz darbe girişimi milletimizin direnişiyle başarısızlığa uğratıldı. Ancak bu dönemlerde toplumun zihnine yerleştirilen önyargılar, kutuplaşmalar ve karşılıklı güvensizlik duygusu hâlâ yaşamaktadır.
Asıl tehlike budur.
Tanklar çekilir.
Silahlar susar.
Fakat zihinlere yerleştirilen ayrışma yıllarca yaşamaya devam eder.
Siyaset bilimi ve yakın tarih okumalarında "darbe" denildiğinde akla ilk gelen resim; sokaklara inen tanklar, namluları sivil iradeye çevrilmiş silahlar ve bildiri okuyan üniformalı askerlerdir. Oysa bu fiziksel darbeler, devlet mekanizmasını hedef alan buzdağının sadece görünen kısmıdır. Asıl yıkıcı, kalıcı ve sinsi olanı; doğrudan milletin omurgasını, sosyolojisini ve düşünce dünyasını hedef alan "zihinsel darbelerdir."
Fiziksel bir darbe anayasayı askıya alır, hükümetleri düşürür ama günün sonunda sandık yeniden kurulur ve sistem şeklen de olsa eski rayına oturur. Ancak bir toplumun zihin dünyasına, kavramlarına ve inanç kodlarına vurulan darbeler nesiller boyu sürer. Kavramların içi boşaltıldığında, ortak mukaddesler birbirini yok etmek için kullanılan silahlara dönüştürüldüğünde, toplumun "sosyal bağışıklık sistemi" çöker. Bir milleti dışarıdan askeri güçle işgal edemeyen küresel akıllar (özellikle İngiliz ve Amerikan emperyalizmi), o milletin evlatlarının zihinlerine sızarak onları kendi değerlerine ve birbirlerine düşman ederler. İşte en büyük ve en kalıcı darbe budur.
2. Kırılma Noktası: Milliyetçi-İslamcı Ayrışmasının Tohumu (1969 Olayı)
1969 yılında Avukat Bekir Berk ile N. Mustafa Polat tarafından kaleme alınan "İslâmî Hareket ve Türkeş – Tarihî Vesikalar Işığında" adlı eser, dönemin milliyetçilik ve İslamcılık eksenli fikir tartışmalarının dikkat çeken polemik çalışmalarından biri olmuştur.
Bu eser, Alparslan Türkeş'in fikirlerini sert biçimde eleştiren metinlerden biri olarak dönemin siyasi ve fikrî atmosferinde geniş yankı uyandırmıştır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Türkiye'deki milliyetçilik ve İslamcılık eksenli tartışmaların yalnızca siyasi rekabet olarak değil, aynı zamanda toplumun ortak zeminini etkileyen fikir mücadeleleri olarak da değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Burada önemli olan geçmişi yeniden tartışmak değil; fikir ayrılıklarının kalıcı toplumsal kamplaşmalara dönüşmesinin hangi sonuçları doğurduğunu doğru okuyabilmektir.
Türk siyasi tarihinde inançlı kitleler ile milliyetçi kitleler arasına döşenen ilk büyük "ZİHİNSEL FAY HATTI", 1969 genel seçimleri öncesinde çok somut bir yayınla kırılmıştır.
O döneme kadar Türkiye’de "inançlı, yerli ve milli" dinamikler (Mukaddesatçılar ve Milliyetçiler), yükselen küresel tehditlere karşı "Milli-Mukaddesatçı" çatı altında omuz omuza duruyordu. Ancak bu birliktelik, küresel akılların yerli taşeronları vasıtasıyla hedef alındı.
• Tarihi Belge: 1969 yılında İttihad Gazetesi Yayınları’ndan çıkan, Avukat Bekir Berk ve dönemin haftalık İttihad gazetesinin genel yayın müdürü ve başyazarı N. Mustafa Polat (bu kadro, 1970'te kurulan Yeni Asya gazetesinin doğrudan kurucu çekirdeğidir.) imzalı bir kitapçık basıldı: "Tarihi Vesikaların Işığı Altında: İslâmî Hareket ve Türkeş".
• İçerik ve İddialar: Soru-cevap formatında hazırlanan bu kitapçıkta, Alparslan TÜRKEŞ’in savunduğu milliyetçilik, Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerindeki "Menfi Milliyetçilik" (Irkçılık/Unsurculuk) kavramına dayandırılarak doğrudan "ırkçılık" olarak itham edildi.
Türkeş, Mısır’da dindar kesimin desteğiyle gelip sonra onlara kan kusturan Cemal ABDÜNNASIR’a benzetildi; dindar gençleri "Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti" söylemleriyle aldatmakla suçlandı. Ayrıca Türkeş’in 27 Mayıs 1960 ihtilalindeki rolü üzerinden ezanın tekrar Türkçe okutulmasını isteyecek kadar seküler bir geçmişi olduğu iddia edildi.
Rahmetli Alparslan TÜRKEŞ ile Merhum Necmettin ERBAKAN’ın birlikte yürüyecekleri büyük siyaset yolu ki bugün Cumhur İttifâkı bileşenlerinin kökü olacak büyük birlik bu iftira ve darbe ile yıkıldı. Sorarım size hangi askerî darbenin böyle kalıcı izi olabilir?
Toplumsal Bağın Parçalanması ve Sokak Çatışmaları
Bu broşür muhafazakâr ve milliyetçi gençlik arasında adeta bir deprem etkisi yarattı. Kitapçığın basıldığı matbaa (Sırdaş Matbaası) komandolar tarafından basıldı, nüshalara el konulup imha edilmeye çalışıldı.
Daha da önemlisi, bu yayınla birlikte milliyetçilik dinden, din de milli şuurdan koparıldı. Dönemin en büyük gençlik yapılanması olan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) kongrelerinde MHP'li gençler "Milliyetçi Türkiye!" sloganları atarken, bu broşürün zihniyetiyle zehirlenen gruplar "Müslüman Türkiye!" sloganlarıyla karşılık vermeye başladı. Yapay duvarlar örüldü, ortak refleks kırıldı. Bu sinsi fikir darbesi, sokakları çatışma alanına çevirerek 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden yolun zemin suyunu hazırladı.
3. Küresel Emperyalizmin İslami Hareketlere Nüfuzu
1969’da ekilen bu nifak tohumu tesadüfi değildi. Batılı istihbarat servisleri (özellikle İngiliz ve Amerikan aklı), İslam’ın sömürgeciliğe karşı doğal bir "direniş ve anti-emperyalist" karakter taşıdığını çok iyi biliyordu. Bu direnci kırmanın tek yolu, İslami hareketleri kendi milli sınırlarından koparmak, onları "vatansız" ve devlet refleksinden yoksun kozmopolit yapılar haline getirmekti.
İngilizlerin Ortadoğu’daki tarihsel sızma stratejileri (Lawrence Mirası), Soğuk Savaş döneminde ABD’nin "Yeşil Kuşak" projesiyle birleşti. İnançlı kitlelerin zihnine şu tehlikeli fikir aşılandı: "Sizin devletiniz, sınırlarınız, milli kimliğiniz önemsizdir; önemli olan sadece şekilsel bir ümmetçiliktir." Milliyetçilik "ırkçılık" parantezine alınarak şeytanlaştırılırken, dini yapılar da milli çıkarları savunamaz hale getirildi. Böylece emperyalizme karşı duracak en büyük kale, kendi içinde ikiye bölünerek çökertildi.
Psikolojik Harp ve Modern Dönemin Yeni Cepheleri
Artık savaşlar yalnızca sınır boylarında yapılmıyor. Devletlerin içine sızan yapılanmalar... Medyayı yönlendiren propaganda ağları... Dijital manipülasyonlar... Ekonomik baskılar... İstihbarat faaliyetleri... Toplumsal kutuplaşmayı besleyen söylemler... Bunların tamamı modern psikolojik harbin araçlarıdır.
Bugün devletler yalnızca askerî güçle değil, toplumlarının zihinsel ve kurumsal dayanıklılığıyla da ayakta kalmaktadır.
4. Zihinsel Darbenin Zirvesi ve Küresel İstihbarat Ahtapotu: FETÖ
1969'larda ekilen "devletten ve milli şuurdan kopuk, güya kozmopolit/evrensel din anlayışı" tohumu, en zehirli meyvesini Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile vermiştir.
FETÖ ne yerel bir sapkın inanç grubudur ne de tek başına sıradan bir terör örgütüdür. FETÖ; küresel emperyalizmin, CIA ve MOSSAD gibi servislerin, siyonist akılla tam bir entegrasyon içinde Türkiye’ye ve İslam Dünyası’na karşı sahaya sürdüğü "sivil maskeli bir taşeron istihbarat şebekesi"dir.
Bu örgüt kendinden önceki düşünce ve inanç gruplarından adam devşirdi. Başlangıçta Nurcuların Okuyucu Grubunda yer aldı ve İzmir Cemaati olarak anıldı. Şimdi de Yeni Asyacı vb. diğer gruplarla içiçeliğe devam ediyor. Yine eski Emniyet İmamı Kemalettin Özdemir ki Hablemitoğlu Cinayeti’nden yargılanması gereken adam şimdilerde yine şakirt pozlarda ve Kemalettin Abi…
FETÖ gibi gayrimillî İslamcı! Görünümlü birçok yapı fert bazında da sırf namaz kılıyor diye himaye edilen kişiler gibi muhafazakâr camia tarafından sorgulanmadan korundu, desteklendi ve yaşatıldı.
15 Temmuz ile ilgili bir makale yazdım. Makalede emekli bir orgeneralden muhabbetle söz ettim. Eski yeni Asyacı, islamcı geçinen TSK’nden atılmış bir adam utanmadan tepki gösteriyor. Neden peki? Çünkü adamlar toplumda bu düşmanlıkla yer buluyorlar. Tek sermayeleri bu. Biz Millet ve devletimizin değerlerine bağlı insanların düşünce ve fikir Hareketlerine bakmaksızın birlikte olması gerektiğini savunuyoruz.
FETÖ vb. örgütler ki geçmişte Alevî kesimlerinde sol siyasetle kol kola benzer yapılanmaları oldu sadece devlete sızmadı; toplumun en saf inanç kavramlarına sızdı. "Hizmet, himmet, abi, abla, cemaat" gibi dini ve kültürel değerlerimizin içini boşaltarak onları kirletti. Vatansız, milli kimlikten arındırılmış, Batı’ya uysal ama kendi devletine düşman bir nesil yetiştirdi.
15 Temmuz gecesi atılan bombalar, aslında 40 yıl boyunca zihinlere atılan o sessiz ve görünmez darbelerin fiziksel bir patlamasıydı.
5. Sızdırılmış Devlet Tehlikesi: İran ve Hizbullah'ın Güvenlik Trajedisinden Alınacak Dersler
Bu sivil görünümlü, sinsi istihbarat sızmalarının devletlerin bağışıklık sistemini nasıl felç ettiğini anlamak için bugün Ortadoğu’da yaşanan güvenlik trajedisine bakmak yeterlidir.
İran devlet adamlarının, nükleer bilimcilerinin, generallerinin ve Hizbullah’ın en tepesindeki lider kadrolarının (Hasan Nasrallah’tan İsmail Heniyye’ye kadar) en güvenli sığınaklarda bile nokta atışı suikastlarla tek tek tasfiye edilmesi, askeri bir yenilginin değil, kılcal damarlara kadar sızmış bir istihbarat kanserinin sonucudur.
İran, dışarıdan kurduğu direnç hattına odaklanırken, içeride sivil, dini veya bürokratik maskelerle sızan casusluk ağlarının kendi devletini nasıl "sızdırılmış bir devlete" dönüştürdüğünü fark edememiştir.
İşte bu tarihi ibret vesikası, Türkiye için en büyük uyarı fişeğidir. Eğer bizler FETÖ ve benzeri sivil görünümlü, dışarıdan güdümlü paralel yapılara, cemaat/STK maskeli istihbarat hücrelerine karşı amansız ve tavizsiz bir tedbir mekanizması işletmezsek; yarın küresel bir fırtınada Türkiye’nin düşeceği durum da tam olarak İran’ın bugünkü zafiyeti olacaktır.
Unutulmamalıdır ki; içeriden çürütülen bir kaleyi dışarıdan savunmak imkansızdır. Peki bu ihanet ve yıkım sonucunun müsebbibi sivil müdahaleler darbe değil midir?
6. Madalyonun Diğer Yüzü: "Sahte Çağdaşlar" ve Kültürel Yabancılaşma
Zihinsel darbeleri sadece dini maske takan küresel aparatlarda aramak resmi eksik bırakır. Madalyonun diğer yüzünde, kendini "Atatürkçü, çağdaş ve laik" olarak pazarlayan ama aslında sığlıktan ve batı acenteliğinden öteye gidemeyen bir kitle vardır.
Bu kesim, gerçek Atatürkçülüğün temeli olan "Tam Bağımsızlık" ve "Anti-emperyalizm" ilkelerini tamamen rafa kaldırmıştır. Şekilci bir Batı hayranlığını (gardırop Atatürkçülüğünü) ilericilik sanan bu sığ zihniyet; Anadolu insanını, onun inancını, tarihini ve kültürünü "gericilik" diyerek aşağılamış, dışlamıştır.
Milli menfaatlerin savunulması gereken her kritik dönemeçte Batı’nın tezlerinin savunuculuğunu üstlenen bu yapı, millet ile devlet arasına aşılmaz duvarlar örerek başka bir yönden zihinsel darbe vurmuştur. Toplumun bir yarısını "mürteci/gerici", diğer yarısını "din düşmanı" ilan eden bu iki kutuplu zihinsel suikast mekanizması, emperyalizmin Türkiye'deki en kullanışlı aparatıdır.
Millî Birlik En Büyük Güvenlik Kalkanıdır…
Bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı yeni kamplar oluşturmak değildir. Yeni düşmanlıklar üretmek değildir. Milliyetçiyi dindara, Dindarı milliyetçiye, Laiki muhafazakâra, Muhafazakârı laike karşı konumlandırmak hiç kimseye kazanç sağlamaz.
Çünkü bölünmüş bir toplum, dış müdahalelere karşı daha kırılgan hâle gelir.
Millî güvenlik yalnızca sınırları korumak değildir. Millî güvenlik aynı zamanda ortak kimliği, ortak hafızayı, ortak tarihi, ortak değerleri ve millet olma şuurunu koruyabilmektir.
7. Sonuç: Milli Şuur ve Kavramsal Diriliş
Tarihin bize öğrettiği en çıplak gerçek şudur: Emperyalizmin gerek "din/hizmet" kılıfıyla (Bekir Berk'lerin, Yeni Asya vd.nin başlattığı, FETÖ'nün zirveye taşıdığı hat) gerekse "çağdaşlık/laiklik" maskesiyle (sığ Batıcılar) yaptığı bu zihinsel darbelere karşı tek bir sığınak vardır: Milli Şuurda ve kavramsal dirilişte birleşmek.
Türk Milliyetçiliği ile İslam'ı birbirine düşman gösteren, dindarlığı vatansızlık; vatanseverliği de inançsızlık gibi sunan tüm ithal paradigmalar çöpe atılmalıdır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Yunus Emre'nin mayaladığı; Büyük Osmanlı ile İ’lày-ı Kelimetullah’a dönüşen Kızıl Elma mefkûremiz, Gazi Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık karakteriyle taçlandırdığı o yerli ve milli ana damar yeniden tahkim edilmelidir.
Zihinlerimizi sömürgeci akılların laboratuvarlarında üretilmiş kavramlardan temizlemediğimiz sürece, askeri darbeleri engellesek bile zihinsel esaretten kurtulmamız mümkün olmayacaktır.
Askerî darbeler devleti hedef alır. Fikir darbeleri ise milleti hedef alır. Devletler yeniden inşa edilebilir. Ekonomiler yeniden toparlanabilir. Ordular yeniden kurulabilir. Fakat birbirine güvenini kaybetmiş bir toplumun ortak hafızasını yeniden inşa etmek çok daha zordur.
Bu nedenle Türkiye'nin geleceğini koruyacak en güçlü savunma hattı; güçlü kurumlar, hukukun üstünlüğü, sağlam eğitim, eleştirel düşünme becerisi, millî birlik şuuru ve ortak hedefler etrafında kenetlenmiş bir toplumdur.
UNUTMAMALIYIZ Kİ TANKLAR BİR GÜN ÇEKİLİR; FAKAT ZİHİNLERE YAPILAN DARBELER, TEDBİR ALINMADIĞI TAKDİRDE, NESİLLER BOYUNCA YAŞAMAYA DEVAM EDER.
Seyfettin BUDAK
Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik?
Mehmet Ali Çamoğlu
Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket
Aydın BENLİ
15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye
Ahmet SAĞLAM
Herkes doğru mu!
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Öztürk Samuk
Yağmalanan Tarihimiz
Mehmet Nuri BİNGÖL
Son Emir- Öykü
Halil MERT
Askeri darbe ne ki!
Adnan ÖZ
Süper lig fikstürü çekildi!
Bülent ERTEKİN
Maskeler Düşerken…
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Recep YAZGAN
Agape hause - Sevgi Evi’nden, Samsun Protestan Kilisesi’ne!
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Ömer Naci Yılmaz
Hûd 112’den Rahatsız Olanlar
Mehmet BOZKURT
İnsanlık Tarihi Acılarla Dolu
Hüseyin KURT
NATO Zirvesinde Bir Tabanca
Nihat Güç
Dine değerlere düşman olarak yetişen bu nesil yurt dışından mı ithal edildiler?
Vehbi KARA
Kurtuluş Savaşı Yerine Milli Mücadele
Eyüphan KAYA
Risale-i Nur Nurculuktan büyüktür!
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)