NATO Zirvesi, Jeopolitik Gerçekler ve Millî Birlik...
NATO ZİRVESİ VE MİLLÎ BİRLİK: MİLLÎ MENFAATLER VE MİLLÎ BİRLİK DEVLET AKLI İLE SİYASETİN ÜSTÜNDEDİR...
Türkiye, tarihinin önemli diplomatik eşiklerinden birini daha yaşamaktadır. Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, sadece liderlerin bir araya geldiği rutin bir toplantı değildir. Bu zirve; Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Orta Doğu'dan Kafkasya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde yapılmaktadır. Böyle dönemlerde devletler sadece askerî güçleriyle değil, siyasi birlikleriyle ve milletlerinin ortak iradesiyle de değerlendirilir.
Ne yazık ki ülkemizde bu zirvenin stratejik önemini kavrayamayan bir anlayış hâkimdir. Bir kısım muhalefet, sanki Türkiye'de böylesine kritik bir uluslararası toplantı yapılmıyormuş gibi davranmaktadır. Daha da ilginci, samimiyetinden şüphe duymadığım bazı vatansever insanlar bile tartışmayı "NATO bize ne kazandırdı?" sorusuna indirgemektedir.
Bu soru eksiktir.
Asıl sorulması gereken soru şudur:
Türkiye NATO'nun dışında olsaydı bugün daha mı güçlü olurdu?
Devlet yönetimi duygularla değil, jeopolitik gerçeklerle yapılır.
Evet...
NATO, Türkiye'ye her zaman adil davranmamıştır.
Terör örgütlerine verilen destekleri unutmadık.
Silah ambargolarını unutmadık.
Çifte standartları unutmadık.
15 Temmuz gecesi takınılan tavırları da unutmadık.
Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye'nin NATO'da bulunması, bugün hâlâ millî menfaatlerimizin önemli bir parçasıdır.
Çünkü mücadele, kapının dışında bekleyerek değil, masanın içinde oturarak verilir.
Masada olmayan devlet, karar veremez.
İtiraz edemez.
Pazarlık yapamaz.
Kendi tezini savunamaz.
Uluslararası siyasette boş bırakılan hiçbir alan boş kalmaz. Siz çekilirseniz, sizin yerinizi rakipleriniz doldurur.
Bugün Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve zaman zaman Almanya ile ciddi görüş ayrılıklarımız olabilir. Ancak bu ülkelerle mücadele etmenin en önemli platformlarından biri de NATO'nun bizzat kendisidir.
Unutulmamalıdır ki diplomasi, dostlarla yapılan sohbet değil; çıkarların çatıştığı masalarda yürütülen mücadeledir.
Türkiye artık eski Türkiye değildir.
Bugün kendi SİHA'larını üreten...
Kendi savaş gemilerini inşa eden...
Kendi füzelerini geliştiren...
HÜRJET'i gökyüzüyle buluşturan...
KAAN gibi beşinci nesil savaş uçağını geliştiren bir Türkiye vardır.
Elbette henüz aşmamız gereken teknolojik eksikliklerimiz bulunmaktadır. Özellikle motor teknolojileri gibi kritik alanlarda dış kaynaklara ihtiyaç duyduğumuz bir geçiş süreci yaşamaktayız. Ancak hedefimiz bellidir:
Tam bağımsız savunma sanayii...
Bu hedefe ulaşıncaya kadar da Türkiye, her platformu kendi lehine kullanmak zorundadır.
NATO da bunlardan biridir.
Zirvenin ilk gününde verilen mesajlar oldukça dikkat çekiciydi.
Türkiye, hiçbir ülkeye mecbur olmadığını açık biçimde ortaya koydu.
Savunma ihtiyaçlarını tek bir merkeze bağlı kalmadan karşılayabileceğini ifade etti.
Bu, bağımsız dış politikanın en net göstergelerinden biridir.
Benim dikkatimi çeken başka bir konu daha oldu.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun diplomasi trafiği sırasında oldukça yorgun görünmesiydi.
Devlet yönetmek kolay değildir.
Hele Türkiye gibi aynı anda terörle mücadele eden, Karadeniz'i takip eden, Suriye'de operasyon yürüten, Doğu Akdeniz'de haklarını savunan, Kafkasya'da denge kuran ve küresel güçlerle aynı anda müzakere eden bir ülkenin lideri olmak, sıradan bir siyasi görev değildir.
Bu yük yalnızca bir insanın omuzlarına bırakılabilecek kadar hafif değildir.
İşte tam bu noktada devlet kadrolarına, siyaset kurumuna, bürokrasiye, akademiye, medyaya ve milletimize büyük görev düşmektedir.
Liderin yükünü artırmak değil...
Devletin yükünü paylaşmak gerekir.
Çünkü güçlü devlet, yalnızca güçlü liderle değil; güçlü kadrolarla, güçlü kurumlarla ve güçlü millet iradesiyle ayakta kalır.
Bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı yeni bir siyasi tartışma değildir.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı millî birliktir.
Çünkü dışarıdaki mücadele sertleşmektedir.
Küresel güç dengeleri değişmektedir.
Enerji koridorları yeniden şekillenmektedir.
Savunma sanayii yeni bir yarışın içindedir.
Yapay zekâ, uzay teknolojileri ve siber güvenlik artık savaşların yeni cephesidir.
Böyle bir dönemde içeride birbirimizi yıpratmak, yalnızca Türkiye'nin rakiplerine hizmet eder.
Millî meselelerde ortak duruş göstermek; iktidarı desteklemek değil, devleti güçlendirmektir.
Bu ayrımı yapamayan toplumlar, psikolojik harp operasyonlarının en kolay hedefi hâline gelir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; slogan değil, stratejidir.
Kutuplaşma değil, ortak akıldır.
Parti sadakati değil, devlet sadakatidir.
Çünkü devletler seçim kazanarak değil, kriz yöneterek büyürler.
Türkiye, NATO'nun içinde de kendi millî duruşunu koruyacaktır.
NATO'nun dışındaki tehditlere karşı da, gerektiğinde NATO'nun içindeki yanlış politikalara karşı da aynı kararlılıkla mücadele edecektir.
İşte gerçek devlet aklı budur.
Ve unutmayalım...
Millî birlik; tanktan, uçaktan, füzeden ve ordudan önce gelen en büyük millî güç unsurudur.
Çünkü tarih bize göstermiştir ki; içeride birleşen milletleri hiçbir dış güç yenememiştir.
Güçlü ve Büyük Türkiye'nin yolu, güçlü ordudan önce güçlü millî iradeden geçmektedir.
Türkiye, son 30 yılın en kritik, en stratejik diplomatik virajlarından birinden geçiyor. Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleşen NATO Zirvesi, sadece askeri bir ittifakın buluşması değil; küresel güç dengelerinin yeniden dağıtıldığı, Türkiye’nin merkez üssü olduğu tarihi bir eşiktir. Ancak ne yazık ki içerideki siyasi atmosfer, bu devasa gerçekliğin ağırlığını taşımaktan çok uzak bir manzara sergiliyor.
Masada Olmamanın Bedeli, Masada Mücadele Etmekten Büyüktür...
Muhalefet blokunun, ülkenin kaderini doğrudan ilgilendiren bu zirveyi adeta "görmezden gelmesi" rasyonel siyasetle açıklanabilecek bir durum değildir.
Siyaset üstü durması gereken, vatanseverliğinden şüphe etmediğimiz muhalif çevrelerde bile tek bir koro yükseliyor: "NATO bize ne kattı ki? NATO bizi hep aldattı."
Bu eleştirilerin tarihsel haklılık payı elbette var. Ancak gözden kaçırılan hayati bir "devlet aklı" gerçeği bulunuyor:
Ödenen Bedellerin Mirası:
Türkiye, Kore Savaşı’ndan bu yana bu ittifak içinde aziz şehitlerinin kanıyla, canıyla ve ekonomik fedakarlıklarla yer almıştır. Bugün "Bize ne kattı?" diyerek kapıyı çekip çıkmak, geçmişte ödenen tüm bedelleri çöpe atmaktır.
Düşmanla Aynı Masada Olmak:
Bugün Türkiye’nin çıkarlarına göz dikenlerin (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya) neredeyse tamamı NATO çatısı altındadır. Strateji bilimi der ki: Hasımlarınızla mücadele etmenin en etkili yolu, onlarla aynı masada oturmak ve veto yetkisini elinizde bulundurmaktır.
Nitekim, geçtiğimiz aylarda ABD kanadından yükselen "NATO içinde olduğumuz için İsrail’in yanında Türkiye’ye karşı istediğimiz gibi tavır alamıyoruz" serzenişi, Türkiye’nin ittifak içindeki varlığının karşı taraf için nasıl bir pranga olduğunun en net itirafıdır.
Savunma Sanayii ve "Müfredat" Gerçeği...
Yerli ve millî gururumuz olan KAAN ve Hürjet gibi projelerle gökyüzünde kendi imzamızı atıyoruz. Ancak realist olmak zorundayız; bu uçakların motor tedariki ve teknolojik altyapı süreçlerinde hala NATO bloğuna ve küresel müfredata belirli oranlarda bağımlılığımız sürüyor.
Alman basınının Eurofighter uçakları üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik haddini aşan soruları ve Alman Şansölyesi'nin "bize muhtaçsınız" imalı tavrı karşısında devletin duruşu nettir.
Cumhurbaşkanı’nın "Biz bu uçakları ve muadillerini her yerden tedarik ederiz" çıkışı, tam bağımsızlık iradesinin bir beyanıdır.
Ancak bu dik duruşun arkasının, içeride topyekün bir destekle doldurulması gerekir.
Siyasette Derinlik Noksanlığı ve Cumhurbaşkanı'nın Yalnızlığı...
Zirvenin ilk gününden itibaren verilen mesajlar bu denli net ve hayatiyken, iç siyasetteki yankısızlık ürkütücüdür.
Muhalefetin Yanılgısı: Cumhurbaşkanı’nın yanında durmayı "iktidara yaranmak" olarak gören muhalefet, devletin yanında durma sorumluluğunu ıskalamaktadır.
İktidar Çevresinin Sığlığı:
Öte yandan, Cumhurbaşkanı’nın yanında saf tutanların büyük bir kısmının ise meseleye entelektüel ve stratejik bir derinlik katamadığı, yalnızca "alkışçı" konumunda kaldığı gerçeğiyle yüzleşmeliyiz. Cumhurbaşkanı’na nitelikli argümanlarla, derinlikli analizlerle omuz verecek kurmay aklı eksiktir.
Bir İnsani ve Siyasi Tespit:
Zirve meydanında, omuzlarında dünyanın yükünü taşıyan bir lider olarak Cumhurbaşkanı’nın fiziksel olarak ne kadar yorgun olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Ve bu yorgunluğun en az %70-80 sebebi onun yükünü hafifletmek yerine ona yük olan yakın çevresinin ve kurmay kadrosunun gerekli sorumluluğu almamasıdır. Bu ülkeyi yöneten iradeye karşı herkesin biraz daha merhametli, hassas ve dikkatli olması bir vatandaşlık görevidir.
Sonuç: Millî Birlikten Başka Çıkar Yol Yoktur...
Türkiye, ne NATO’nun dışındaki tehditlere ne de NATO’nun içindeki "müttefik" görünümlü hasımlara karşı içerideki bölünmüş görünümle direnebilir mi?..
En net, en sarsılmaz duruşu yine bu NATO ittifakının içinde, masaya yumruğumuzu vurarak göstermek zorundayız.
Gün, iç siyasi hesaplaşmaları bir kenara bırakma günüdür.
Bu kritik NATO Zirvesi sürecinde, devletin başı olan Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı’nın arkasında millî bir blok olarak durmak, siyasi bir tercih değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için bir zorunluluktur.
Öztürk Samuk
12 Adalar Nasıl Gitti!
Halil MERT
Türkiye’nin En Kritik Yol Ayrımı
Adnan ÖZ
Samsunspor ve dünya kupası!
Mehmet Ali Çamoğlu
Bir Dervişin Alın Teri, Bir Esnafın Kibri
Recep YAZGAN
Çarşamba'da kim ilçe başkanı olmalı / olacak!
Hasan KARADEMİR
Tarih Tekerrür Ediyor
Eyüphan KAYA
Risale-i Nur Nurculuktan büyüktür!
Vehbi KARA
Kaos Karmaşa ve Kuantum
Ömer Naci Yılmaz
Siz Ne Zaman Rahatsız Olacaksınız?
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Nihat Güç
Dünden bugüne ne cennete giden yol değişti ne de cehenneme düşüren yol değişti
Seyfettin BUDAK
Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti
Mehmet BOZKURT
İslam alemi: bir isim mi, bir hakikat mi?
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Mehmet Nuri BİNGÖL
Nur Dersine Gidişim
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)