Bir devletin uluslararası arenada söz sahibi olması, askeri ve siyasi ağırlığını koruyabilmesi, her şeyden önce milli ve güçlü bir ekonomiyle mümkündür.
Milli güç, sadece orduların gücüyle değil; o orduları, teknolojiyi ve toplumu ayakta tutan ekonomik bağımsızlıkla ölçülür. Tam bağımsız bir Türkiye vizyonunun temel taşı da tam olarak buradan geçer: Kendi kendine yeten, üreten ve küresel dengeleri yöneten bir ekonomik yapı.
1. Üretimin Temeli: Alın Teri ve Tasarruf Bilinci
Güçlü bir ekonominin inşasında ilk adım, fedakârlık ve amansız bir çalışma disiplinidir. Mucizeler beklemek yerine, toplumun her kesimiyle yerli ve milli üretimi bir hayat felsefesi haline getirmemiz gerekir.
Türk milletinin yeniden büyük hedeflere ulaşmasının ilk şartı çok çalışmaktır. Ecdadımız boşuna söylememiştir: "İşleyen demir ışıldar."
Milletlerin zenginliği yer altındaki madenlerden önce insanlarının çalışkanlığından gelir. Hiçbir millet tembellikle kalkınmamıştır. Hiçbir toplum tüketerek zenginleşmemiştir. Üreten milletler yükselmiş, sadece tüketen milletler ise başkalarına bağımlı hale gelmiştir. Bu nedenle gençlerimize çalışma ahlâkını, üretim kültürünü ve girişimcilik ruhunu yeniden kazandırmak zorundayız.
Yerli ve Millî Üretim Bir Tercih Değil Mecburiyettir. Bugün ekonomik bağımsızlığın temel şartı yerli ve millî üretimdir. Savunma sanayiinde son yıllarda elde edilen başarılar bunun en somut örneklerinden biridir. Kendi İHA'sını, SİHA'sını, gemisini, füzesini ve elektronik sistemlerini üreten Türkiye, dış baskılara karşı daha dirençli hale gelmiştir.
Aynı anlayışın; Tarımda, Enerjide, Yazılımda, Yapay zekâda, Elektronikte, Makine sanayiinde, İlaç sektöründe, Ulaştırma sistemlerinde de uygulanması gerekmektedir. Yerli üretim sadece ekonomik kazanç sağlamaz. Aynı zamanda istihdam oluşturur, bilgi birikimi oluşturur, teknolojik gelişmeyi hızlandırır ve ülkenin stratejik bağımsızlığını güçlendirir.
Ancak sadece üretmek yetmez; üretilen değerin doğru yönetilmesi, yani tasarruf edilmesi şarttır. Bir zamanların YERLİ MALI HAFTALARI’nı da hatırlatırım.
Ecdadımızın çok isabetli bir şekilde ifade ettiği gibi: "İşten artmaz, dişten artar." sözü de yol göstericidir. Ne kadar çok kazanırsak kazanalım, tüketim çılgınlığına kapılır ve milli servetimizi lükse, israfa ve ithalata kurban edersek kalıcı bir sermaye büyümesi sağlayamayız. Gerçek ekonomik bağımsızlık, elimizdekini yatırıma dönüştürmekten geçer. İsraf eden toplumlar fakirleşir. Tasarruf eden ve yatırım yapan toplumlar ise güçlenir.
2. Tarihsel Kalkınma Modelleri ve Türkiye'nin Yeni Yüzyıl Vizyonu
Tarih, doğru stratejilerle küllerinden doğan ve devleşen milletlerin örnekleriyle doludur. Ülkelerin kalkınma süreçlerine baktığımızda, her dönemin kendi ruhuna uygun bir seferberlik gerektirdiğini görürüz:
• Almanya’nın 1930'lardaki Kalkınması: Büyük buhran ve borç batağı içindeki Almanya, dışa bağımlılığı keserek "kendi kendine yetme" (otarki) modelini benimsemiştir. Ülke çapında başlatılan altyapı (otoban ağları), devasa sanayi atılımları ve istihdam seferberliği ile işsizlik sıfırlanmış, ekonomi ayağa kaldırılmıştır.
Devlet öncülüğünde gerçekleştirilen altyapı yatırımları, sanayi hamleleri ve istihdam seferberliği sayesinde kısa sürede ekonomik canlanma sağlandı. Elbette bu dönemin daha sonra dünyayı büyük bir savaşa sürükleyen siyasi ve askerî yönleri ayrı değerlendirilmelidir. Ancak ekonomik açıdan bakıldığında planlama, üretim ve istihdamın önemi açıkça görülmektedir.
• Japonya’nın 1945 Sonrası Kalkınması: İkinci Dünya Savaşı'ndan atom bombalarıyla tamamen yıkılmış olarak çıkan Japonya; sarsılmaz bir disiplin, eğitime yapılan tavizsiz yatırım ve teknoloji odaklı üretim hamlesiyle mucizevi bir şekilde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelmiştir.
• Güney Kore’nin 1960 Sonrası Kalkınması: Tarım ülkesi ve yoksulluk içindeki Güney Kore; devlet destekli teknoloji şirketleri, ağır sanayi atılımları ve agresif ihracat politikalarıyla küresel bir teknoloji devine dönüşmüştür. Bu başarı ihracat odaklı sanayileşme, eğitim yatırımları ve teknoloji geliştirme politikaları sayesinde elde edilmiştir.
• Türkiye’nin Gelecekteki Kalkınması: Geçmişin sanayi devrimlerini yakalamaya çalışan değil, geleceğin dijital ve teknolojik devrimini yöneten bir ülke olmalıyız. Merhum Necmettin ERBAKAN 1960-70’lerde Ağır Sanayii derken 1990’larda ısrarla teknoloji, bilişim, yazılım, savunma sanayii demesi yeni hedeftir. Türkiye'nin kalkınma rotası; yerli üretim, yazılım, yapay zekâ, savunma sanayii, küresel lojistik üssü olma hedefleri ve hepsinden önemlisi devasa bir pazar ve güç birliği sunan Türk Dünyası ile ekonomik entegrasyon üzerine inşa edilmelidir.
Türkiye ne Almanya’nın ne Japonya'nın ne de Güney Kore'nin kopyası olabilir. Türkiye kendi tarihine, kültürüne ve jeopolitik avantajlarına uygun millî bir kalkınma modeli oluşturmalıdır.
Bu model; Yerli ve millî üretimi, Yüksek teknolojiyi, Yapay zekâyı, Yazılım sektörünü, Savunma sanayiini, Tarımsal üretimi, Enerji bağımsızlığını, Bilimsel araştırmaları, Meslek eğitimini, Girişimciliği, İhracatı, Lojistik ve ulaştırma altyapısını esas almalıdır.
21'inci yüzyılın en büyük ekonomik gücü; bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve bunu ürüne dönüştürebilen ülkeler olacaktır.
3. İçeride İstikrar ve Toplumda Birlik: Ötekileştirme Tuzağına Karşı Durmak
Yukarıda saydığımız bu büyük kalkınma hamlelerinin en büyük yakıtı güven ve istikrardır. Yatırımın ve büyümenin olduğu yerde istikrar; istikrarın olduğu yerde ise toplumsal barış vardır.
Son yüzyılda Türkiye üzerinde oynanan en büyük oyunlardan biri, yapay kavram kargaşaları yaratarak toplumu kutuplaştırmak ve insanları birbirine ötekileştirmek olmuştur. Toplumu fraksiyonlara bölerek birbirine düşman kılmaya çalışmak, doğrudan milli ekonomimize ve geleceğimize vurulan bir darbedir. Bu kabul edilemez oyunu bozmanın tek yolu; içeride birlik ve beraberlik içinde kenetlenmektir.
Kardeşlik bağları güçlü olan ve iç istikrarı sağlayan bir toplumun, teknolojik ve ekonomik şahlanışını dışarıdan durdurmaya kimsenin gücü yetmez.
Birlik ve Beraberlik Olmadan Kalkınma Olmaz. Son yüz yılda milletimizi birbirinden uzaklaştırmak için birçok oyun oynandı. İnsanlarımız çeşitli kimlikler, ideolojiler ve yapay ayrımlar üzerinden karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Oysa ekonomik kalkınmanın temel şartlarından biri toplumsal birliktir.
Birbirine güvenmeyen toplumlar büyük hedeflere ulaşamaz.
Birbirini ötekileştiren milletler büyük projeler gerçekleştiremez.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni kavgalar değil, yeni fabrikalardır. Yeni ayrışmalar değil, yeni teknolojilerdir. Yeni kutuplaşmalar değil, yeni ihracat rekorlarıdır. Yeni ideolojik cepheleşmeler değil, yeni yazılımlar, yeni patentler ve yeni buluşlardır.
4. Dünyanın Merkezinde Bir Türkiye: Jeopolitik Güç ve Köprü Rolü
Türkiye’nin coğrafi konumu, ona dünyada eşi benzeri az bulunan bir stratejik üstünlük sağlamaktadır. Üç kıtanın kesişim noktasında, kelimenin tam anlamıyla dünyanın merkezinde yer alıyoruz. Türk Milleti olarak bu benzersiz avantajı sadece izlemekle kalmamalı, lojistik, ulaştırma, bilişim ve ticarette dünyanın ana arabulucusu ve oyun kurucusu olmalıyız.
Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı gibi adımlarla Türk Dünyası arasında kurulacak ekonomik, ticari ve lojistik entegrasyon, bu coğrafi gücü küresel bir hegemonyaya dönüştürecek en büyük anahtardır.
Türkiye'nin En Büyük Avantajı: Coğrafyasıdır. Türkiye sıradan bir ülke değildir. Üç kıtanın kesiştiği noktada bulunmaktadır. Karadeniz, Akdeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Türkistan havzalarının merkezindedir.
Dünya enerji yollarının, ticaret koridorlarının ve ulaştırma ağlarının kesişme noktasındadır. Bu konum Türkiye'ye eşsiz fırsatlar sunmaktadır. Lojistik merkez olabiliriz. Enerji merkezi olabiliriz. Üretim üssü olabiliriz. Finans merkezi olabiliriz. Teknoloji merkezi olabiliriz. Ancak bunun için dünyayı iyi tanımak zorundayız.
Türk Dünyası ile Ekonomik Güç Birliği
Türkiye'nin gelecekteki ekonomik vizyonu yalnızca kendi sınırlarıyla sınırlı olmamalıdır. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan Türk Dünyası; genç nüfusu, doğal kaynakları, enerji rezervleri, ulaştırma koridorları ve geniş pazar imkânlarıyla büyük bir ekonomik potansiyel taşımaktadır.
Ortak yatırımlar, ortak teknoloji projeleri, ortak sanayi bölgeleri ve ortak ticaret ağları oluşturulabildiği takdirde Türk Dünyası 21'inci yüzyılın önemli ekonomik güç merkezlerinden biri haline gelebilir.
Sonuç: Küresel Güç Olmanın Anahtarı "Dil ve Vizyon"
Bu büyük vizyonu hayata geçirmenin ve coğrafyamızın hakkını vermenin yolu, küresel bir iletişim gücüne sahip olmaktan geçiyor. Dünyanın merkezindeki bir millet, komşularının, büyük güçlerin ve ticaret ortaklarının dillerine, kültürlerine tam anlamıyla hâkim olmalıdır.
Yabancı dilleri ve küresel diplomasiyi bir silah gibi kullanan, yapay zekâ ve savunma sanayiini üreten, Türk Dünyası ile bütünleşen ve kendi içindeki kardeşliğini koruyan bir Türkiye; yeni yüzyılda dünyanın en büyük ekonomik ve siyasi kutuplarından biri olacaktır. Unutmayalım ki; tam bağımsızlık, güçlü bir milli ekonomiyle taçlandırıldığı an ölümsüzleşir.
Güçlü ve büyük Türkiye'nin yolu çok çalışmaktan, üretmekten, tasarruf etmekten, teknoloji geliştirmekten, eğitim seviyesini yükseltmekten ve millî birlik ruhunu güçlendirmekten geçmektedir.
Unutmayalım ki 21'inci yüzyılın savaşları yalnızca cephelerde değil; ekonomide, enerjide, teknolojide, yazılımda, yapay zekâda ve bilgi alanında kazanılacaktır.
Güçlü ekonomi olmadan güçlü devlet olmaz.
Güçlü devlet olmadan tam bağımsızlık olmaz.
Tam bağımsızlık ise ancak millî ve güçlü ekonomiyle mümkündür.
Hamdi TEMEL
Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Öztürk Samuk
Kim bu İbrahim?
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Seyfettin BUDAK
İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi?
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)