Ahmed Ziyàeddin GÜMÜŞHÀNEVÌ Hz. (1813-1894), Osmanlı ekonomisinin ve pazarının emperyalist Batı’nın eline geçişini önlemek, gelen yabancı bankaları işlevsizleştirmek, yerli sermaye oluşturmak için yardım sandıkları kurdu.
Amacı, yabancı sermayeye karşı Millî/Yerli sermayeyi ve Yerli Üretimi güçlendirmekti.
İş kurmak isteyen yetenekli kişilerle ortaklık yoluyla şirketler kurdu.
GÜMÜŞHÀNEVÌ Dergâhı, “Türkler Müslümanlığı sadece oruç tutup-namaz kılmak zannediyor.” diyenlere de àdetà Türk Milleti’nin ilk şamarını atmıştı.
Bu günün yerli tanımları ile baktığımızda hele de Cumhur İttifâkı perspektifi ile Ahmed Ziyàeddin GÜMÜŞHÀNEVÌ Efendi, sadece GÜMÜŞHÀNEVÌ Dergâhı’nı kuran bir din adamı değildi. O, aynı zamanda ülkesini Batı sermayesine ve sömürüsüne karşı korumak için mücadele eden bir milliyetçiydi. Burada gevurun dayattığı Milliyetçilik tanımlarından da herkes kurtulsun artık. İstiklâl Marşı’mızın şàiri birilerinin “Milliyetçi mi, İslâmcı mı” diye tartıştığı Mehmet Akif’e bakın. Hiçbir Türk Milliyetçisi İslâmsız bir Türk tasavvur etmez, Turan’ı, Türk Birliği’ni İttihâd-ı İslâm’ın (İslâm Birliği’nin aşaması olarak görür.)
Osmanlı ve Cumhuriyet aydınlarının, okumuşlarının, bürokrat, akademisyen, üniversitelilerinin Nakşibendi GÜMÜŞHÀNEVÌ Ocağı’na gitmelerinin ana nedeninin bu “MİLLİ DURUŞ” olduğu ortada değil mi?
Ahmed Ziyàeddin GÜMÜŞHÀNEVÌ Hz.’nin “İslâmî hassasiyetle çıktığı Millî yoldan kendisinden sonrakilerde gitti. Osmanlı’da kurulan MİLLİ SANDIKLAR, Cumhuriyet’te adını GÜMÜŞHÀNEVÌ Hz.’den alan GÜMÜŞ MOTOR Fabrikası’na dönüştü. Aslında 1980 öncesi kurulmaya çalışılan Ağır sanayi Hamlelerini, Organize Sanayì Bölgelerini de lütfen vicdànınızla bir düşünün.
Türkiye’de Siyasal İslamcılık diye kısaca ifàde edilen gelişim ve değişim Milliyetçilik ile iç içe olmuştur. Nedeni de çok açık…
Türk Milliyetçiliği ırkçı ve seküler nitelikli gelişmemiş, Müslüman Türk ana mihverli ve İctimài Millet kavramı ile Anadolu’dan Türk Dünyası’na ve Osmanlı Medeniyet Coğrafyası’na yayılmıştır. Bu nedenle bir Müslüman Arnavut’un, Arab’ın, Boşnak’ın, Çerkez’in, Kürt’ün “Türküm” demesi ve Türk Milliyetçiliği yapması şaşırtıcı değildir.
Günümüze uzanan yolda son yüzyılımıza emek veren birçok siyasi ve ilim adamı bu ocakta yetişmiştir. Bu insanların yetişmesine vesile olan zat Mehmet Zahit KOTKU Hz. (1897-1980)’dir. En büyük talebesi Millî Görüş Siyasetini tanımlayan merhum Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamdır. ERBAKAN Hocamın icraatlarının kökünü şimdi daha iyi anlamış olacağız.
Millî İktisat, Millî Sermaye, Millî ve Yerli Üretim…
Şunu da üzülerek ifàde etmeden geçemeyeceğim.
Özellikle İngiliz+ABD etkisi ile yabancı bazı devlet-millet kavramlarından bigâne İslâm Düşünürlerinin etkisiyle Türk Milleti’nin direnci ve çözüm arayışları sonucu tekâmül eden Millî Duruş ve Mücàdeleyi maàlesef ırkçılık gerekçesi ile reddeden müfteri ve fitneciler türemiştir. Bunların da masum olmayanlarını ayıklamaktan başka çare yoktur. Düşünün İngiliz Kraliçesi ölmeden önce Londra’ya giden Müslüman! Büyük Haç Ödüllü Dünya’nın gözü önünde madalya takılmış Şövalyeleri…
Cumhurbaşkanımız R. Tayyip ERDOĞAN, Ahmed Ziyàeddin GÜMÜŞHÀNEVÌ Hz.’nin “İslâmî hassasiyetle çıktığı Millî yoldan yürümektedir. Özetle; AKPARTİ’nin topoğrafyasında yerli bir milliyetçilik damarı elbette vardır. MHP’nin bu gün verdiği koşulsuz desteğe şaşanların aklına şaşıyorum. Köksüz bilgisizliklerini ve yakın tarihten ne kadar uzak olduklarını da görüyorum.
Bu gün “ERDOĞAN, ERBAKAN’ın yolundan gitmiyor.” diyenler ERBAKAN Hocam’ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dâhil birçok önerisinin AKPARTİ ile hayat bulduğunu göreceklerdir. Aynı öneriyi Merhum Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ de yapmış geçmişte…
SİYASETTE GELİNEN NOKTA BÜYÜK, KÖKLÜ VE DERİN BİR MÜCADELENİN SONUCUDUR. BU MÜCÀDELEYE EMEK VEREN TÜM MİLLET FEDÀİLERİNİ DUA İLE ANIYORUM…
GÜMÜŞHÀNEVÌ Dergâhı ayrıca bir İlim Ocağıdır. GÜMÜŞHÀNEVÌYYE, Nakşibendi Tarikâtı’nın Halidiye kolundandır. Mehmet Zahit KOTKU Hz.’nden sonra Prof. Dr. Mahmud Esad COŞAN (14 Nisan 1938 Çanakkale-4 Şubat 2001, Sidney, Avustralya) Hoca, GÜMÜŞHÀNEVÌ Dergâhı’nın başında rehber olarak bulunmuştur. Bu büyük İslâm Àlimi öz yurdunda aldığı tehditler ve engellemeler sonucu Avustralya’ya gitmiş orada da menfûr bir sûikastla şehid edilmiştir.
Neden mi peki?
Sizinle son yazdığı makalesini paylaşıyorum. Cinayetin sebebi o kadar net ve anlaşılır ki…
Pekî, bu büyük Dàvà Adamını kimler ve ne için şehid etti?
Son makâlesini düşünerek okursanız cevaplarını fazlasıyla bulacaksınız.
Prof. Dr. Esad COŞAN Hocaefendi’nin 5 Mayıs 1990 sohbetinden;
“İslam'da cemaatle beraber olunması tavsiye edilir. Cemaatle beraber olmak “Hakla, hâkikâtle” beraber olmaktır! Tek başına olsa bile, hâkikâtle beraber olan cemaattir. hâkikâtten kopmuş olanlar, milyonlarca da olsa tefrikâdadır.
Bugün maalesef tüm İslâm Àlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslümanla takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hàin vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.
Herkese ajan demiyoruz. Metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!
Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın!
Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum.
Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!
Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. “Tek lider, vazgeçilmez insan...” diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.
Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor! Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını -hain bir kimseyi- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.
Müsàadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tàbi olmayın kimseye!
Bana da tabi olmayın!
Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, “Sen bu adamlarına şöyle yap, yaptır!” derler.
İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun!
Allah'ın dinine hizmet edin!
Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun! O zaman İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz!
“Aa, efendim, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon bozulmasın.” diyorlar.
Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün. Ama senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap! Yapmıyorsa, silkele at be!..
Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın?
Beni sırtında taşımak zorunda mısın?
Kimse kimseye hürriyetini vermesin!
Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah'a kul olur.
“Allahım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz…”
Söz bitti. Bu sözlerin sonu şehadet oldu…
Neden pekî?
Çok düşünelim…
Strateji ve Yönetim Uzmanı
Emekli Yarbay Halil MERT
Amansız bir savaşta yerini tam al; cepheni doğru seç! Ağustos 1997
PROF.DR. MAHMUD ES'AD COŞAN (KS) diyor ki;
“Dünyada pek çok millet ve devlet var. Bütün insanlar kardeş olduğuna göre, birbirlerini severek, yardımlaşarak yaşamaları gerek. Ama gerçekte işler böyle gitmiyor. Büyük menfaatleri yakalamış, zenginleşmiş ve başkalarını gaddarca sömürerek semirmiş ve güçlenmiş bazı devletler, hatta bunların yönetimini ele geçirmiş bazı küçük zümreler ve gizli teşkilatlar, büyük çoğunlukların aleyhine çalışıyor, zulüm yapıyor, hakları çiğniyor, özgürlükleri engelliyor, masum ve mazlum hakları çok mağdur ediyor, cihanı fesada veriyor; binlerce, milyonlarca insanın canına kıyıyor.
Ne yapmak lazım?
Düşman zengin, düşman kuvvetli, düşman uyanık, düşman teçhizatlı, düşman gizlenmiş, düşman büyük idarî, askerî imkânlara sahip; düşman usta hırsız misali yaygaracı, velveleci, farfaracı, reklamcı, kandırıcı, aldatıcı, saptırıcı, hilekâr ve madrabaz... Ortada gözükmüyor, ele geçmiyor, kendini belli etmiyor, perde arkasında duruyor, ajan kullanıyor, milletleri içinden idare ediyor, birbirlerine kırdırıyor...
Etrafa bakınız, yurt içi ve yurt dışı olaylarını inceleyiniz, her taşın altından sayılı, birkaç, aynı, sicilli, belli, mahut, mâlum, gizli örgütün çıktığını göreceksiniz. Bunlar hakkında ciddi araştırmalar da yapılmış, değerli kitaplar da neşredilmiş. Belki herkesin kitaplığında bunlardan birkaçı mevcut, sizde de var. Belki siz de biliyorsunuz, isim isim, firma firma, örgüt örgüt... Ama tek başınıza birşey yapamıyor, oturduğunuz yerden kızıyor, köpürüyor, çaresizlik içinde çırpınıyorsunuz.
Önce şunu biliniz ki çok ciddi, çok mühim, çok vahim, çok bilgili, çok tehlikeli bir düşmanla, bir ölüm kalım savaşı yapıyorsunuz. Düşman sizi Bosna’da, Çeçenistan’da olduğu gibi mahvetmek, yok etmek istiyor; karınızı, çoluk çocuğunuzu kesecek, evinizi barkınızı yıkacak, ülkenizi istila edecek, parçalayacak, bölüşecek.
Siz savaşı mâzide, tarihte, geride, dışta, uzakta, sanıyorsunuz, o öyle düşünmüyor; siz gevşemiş, rehavete düşmüşsünüz, o tüm hızıyla tahribata devam ediyor; insafı, merhameti yok; gayzı, nefreti, kini çok; sabotaj yapıyor, vurup kırıyor, çalıp çırpıyor, orman yakıyor, her fırsatı değerlendiriyor, her türlü zararı yapıyor, her gün yeni bir melânet uyguluyor. Günü gelince, ortam hazırlanınca iç karışıklıklar ve çatışmalarla işi tırmandırıp sonuca ulaşmaya çalışıyor; sen ise işinde, gücünde, tatilinde, yazlığında, gafletinde, zevkinde, keyfinde devam ediyorsun, seferberlik var, haberin yok; top sesleri geliyor, sen uyumaktasın.
Harp var diyorum, anlamıyor musun?
Sivil, görünmez bir harp, şiddetli ama gizli bir mücadele, şaşırtmacalı bir ceng-ü cidâl. Dost gibi görünen sahte tebessümlere aldanma; sûret-i haktan görünen maskeli bàtıla kanma; reklama, afişe, boyaya, hayale, hülyaya, palavraya, propagandaya inanma. Onlar bu kandırmacaların savaşın bir parçası olduğunu çok iyi biliyor ve aldatmacaya çok önem veriyorlar; ancak milleti kandırabildikleri ölçüde başarı kazanabileceklerinin çok iyi farkındalar. Bu uğurda milyarlar, trilyonlar harcıyorlar, sonra da bunu bizim kesemizden, bizim bütçemizden, bizim devlet hazinemizden, halkın sırtından çıkartıyorlar. Çok acı, çok feci bir durum. Bu necip millete, bu aziz ümmete çok yazık oluyor, senin gafletin, cehaletin, rehavetin, saflığın, sekâmetin yüzünden...
Bu topraklarda en az iki asırdan beri süren korkunç ve amansız bir din, iman, medeniyet, irfan, ümran savaşı...
Sebep hep aynı: Türk ve İslâm düşmanlığı. Amaç: Senin devletini yıkmak, ülkeni parçalamak, yutmak.
Sen onların esiri, işçisi, çöpçüsü olacaksın, onların dinine gireceksin, entegre olacaksın, eriyeceksin, biteceksin.
Onlar Bizans’ı ihya edecek, Pontus’u yeniden kuracak, Ermenistan Karadeniz’e, Akdeniz’e kadar genişleyecek, Ege Kıyıları, Antalya Akdeniz sahilleri onların zevk-ü sefâ yerleri olacak; petrolü, madenleri, ülkenin maddî yer üstü ve yer altı servetlerini onlar sömürecek; paraya, idareye, zenginliklere onlar sahip olacak, sen kan kusacak, mahrum yaşayacak, hor ve zelil öleceksin.
Sana konuşma hakkı yok, sen istekte bulunamazsın, sen gönlünce ibadet edemezsin, sen İslâmca yaşayamazsın, sen dinî kurum kuramazsın, sen büyük ticaret yapamazsın, sen sanayici olamazsın, sen finans kurumu açamazsın.
Başörtü yok, sakal yok, çarşaf yok, tesettür yok; İmam Hatip Okulu, Kur’an Kursu, din tahsili, tasavvuf, mânevî eğitim, nefis terbiyesi yok; ahlâk, edep, namus yasak, kötü, çağ dışı, çağdaşlığa laikliğe aykırı... filan.
Aklını başına iyi topla, şeytanın ordusuna katılma, Rahman’ın safında yerini al, kime hizmet ettiğini, hangi amaca alet edildiğini iyi anla; bozguncuya, yıkıcıya, fitneciye, kâfire, müşrike, münafıka yâr ve yardakçı, destekçi ve yardımcı olma; ülkeni Cezayir’e, Suriye’ye, Filistin’e, Afganistan’a çevirttirme!
Allah’tan kork. Hesabı, mahkeme-i kübrâyı iyi düşün; dindaş, gönüldaş ve ülküdaşlarınla sıkı bir iş birliğine gir, hak ve hürriyetlerini iyi koru, ülkeni yabancılara kaptırma, müstevlileri kov, eski diyarları kurtar, İslâm’ı cihana yay!
Düşmandan korkma.
Cenâb-ı Mevlâ’ya tam tevekkül eyle ki O, mü’minlerin dostu ve yardımcısıdır.
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)