İlahi-Yat

Dursun Ali Tökel

18-09-2013 09:43

YÖK genel kurulu görülen lüzum üzerine olmalı ki İlahiyatlardan felsefe derslerini kaldırıyor!

Herhalde ilahiyatçılara “bana felsefe yapma!” demek istiyor!

YÖK genel kurulu din sosyolojisi dersini gereğe gerek görmüyor olmalı ki bir tarafa öteliyor.

Herhalde “Dinin sosyolojisi mi olurmuş canım!” demeğe getiriyor!

YÖK genel kurulu ilahiyatlardaki Dînî Mûsıkî dersini müstakil bir ders olmaktan çıkarıp bunu başka derslerle (İslam sanatları) birleştiriyor!

Herhalde “bana caz yapma!” demeye getiriyor!”

YÖK genel kurulu dini psikoloji dersini fazla görüyor.

Herhalde “benim psikolojimi bozma!” demek istiyor.

YÖK genel kurulu ilahiyatlardaki zaten olmayan edebiyat dersini, yani varmış gibi yapan Türk İslam edebiyatı dersini rafa kaldırıyor!

Herhalde “bana edebiyat yapma!” demeye getiriyor.

YÖK genel kurulu felsefe, psikoloji, sosyoloji ve benzeri ders gruplarını kaldırarak veya azaltarak ilahiyatları sadece dini ilimler adı altında toplanan bilim dallarına hasretmek istiyor!

Herhalde, “Ben ilahiyatçının felsefesiz, sosyolojisiz, psikolojisiz, edebiyatsız ve musıkîsiz olanını severim!” demeye çalışıyor!

 

Karar Alınacaaaak!

 

İlahiyat fakültelerinin ders programları üzerindeki değişikler üzerine yapılan tartışmalar gündemdeki önemi korumaya devam ediyor.

YÖK genel kurulu Ağustos ayı içerisinde toplanarak İlahiyat fakültelerinden bazı dersleri kaldırıyor, bazı dersleri birleştiriyor, bazı derslerin kredi saatlerini artırıyor, bazılarını da düşürüyor.

Tabi ki YÖK bu işlemleri yaparken muhatapları olan İlahiyatlara sormuyor.

Sormadıklarını nerden biliyoruz? 

Yapılan değişikleri basın yoluyla öğrenen ve bunun üzerine feryadı basan ilahiyat hocalarından!

Dersleri yapanlar onlar, yıllardır bu kurumlarda öğrenci okutan, mezun eden iş-güç sahibi olmalarına katkı sağlayan, dolayısıyla hangi derslerin daha elzem, hangileri değil en iyi bilen onlar, yani ilahiyat hocaları!

Peki, bunca önemli değişiklik bu insanlara sorulmadan neden yapılır!

Sorulmuyor, çünkü gerek görülmüyor. Her halde “nasıl olsa bunlar, seslerini çıkarmaz, razı olurlar!” diye düşünülüyor. Çünkü şimdiye kadar öyle olmuş!

 

Dersleri Kim Koyuyor?

 

Fen-Edebiyat veya Ziraat yahut da diğer fakülteler okutmak istediği dersleri kendileri seçer. (YÖK Kanunu’nun 14b ve 44b maddelerinde, ders adları, içerikleri ve kredileri belirleme hakkı öğretim üyeleri ve üniversite senatolarına verilmiş .)

Öğretim üyeleri fakülte ve üniversite yönetimine bu dersleri ve içerikleri sunar, büyük bir ihtimalle de bu dersler kabul görür ve okutulur!

Ama ilahiyatlarda bu böyle olmaz!

Yani ilahiyat fakültelerinde yüzlerce öğretim üyesi vardır, onlar ders teklif edemez bunların ders programları YÖK’ten gelir.

Neden?

Neden YÖK’teki üç kişi yüzlerce hocanın elini kolunu bağlar, onları belli dersleri okutmaya mahkûm eder? Bu üç kişi kimdir, hangi salahiyetle bu ders programını yapar? Bu üç kişinin yaptığını neden ilahiyatlardaki onlarca profesör yapamaz?

Yapamaz mı?

Demek ki yapamaz ki yaptırmıyorlar ve bu tartışma hiç gündemden inmiyor!

Demek ki ilahiyat fakültelerinde derslerin hocalar tarafından seçilmesinde, konulmasında, okutulmasında bazı sakıncalar var!

Bu fakültelerde hocalar uygun görülen dersleri okuturlar da yıllarca “neden biz de kendi derslerimizi kendimiz seçip okutamıyoruz?” diye sormazlar mı acaba?

Veya sordularsa hangi cevapları aldılar, merak ediyorum!

Yoksa YÖK’teki üç kişinin zannettiği gibi bunlar zaten kaderlerine razı olup önüne konan dersleri okutmayı sorgulamayı hiç mi düşünmediler?

 

Peygamberimizin En Büyük Mucizesi Neydi!

 

“Peygamberimizin en büyük mucizesi nedir?” diye sorulduğunda buna verilen cevap bellidir: Edebî mucize!

Her peygamber kendi devrinde insanlığın en zirvesindeki sanat, kültür, bilim alanı neyse o konularda eşsiz bir bilgi ve eylem donanımıyla gelmiştir!

Hz. Musa devrinde en etkili alan sihir ve büyüdür. İnsanları en meşhurları, beğenilenleri, imrenilen ve taklit edilenleri sihirbazlardır!

Bu yüzden Hz. Musa’nın mucizeleri o alanlar üzerine olmuştur.

Hz. İsa devrinde tıp ilerlemiştir. Bu yüzden Hz. İsa’nın mucizeleri (ölüyü diriltmek, körlerin gözlerini açmak vb.) bu sahada cereyan etmiştir.

Peygamberimiz devrinde bütün sanatların üzerinde söz sanatları olan şiir ve belagat insanların en gözde uğraş alanları idi.

O devirde imrenilen kişiler şairlerdir. Toplumun en üst katmanında yer alırlar, saygı görürler, el üstünde tutulurlar.

Bu yüzden Hz. Peygamber eşsiz bir belagat ve hitabetle gelmiş, hele hele de kendisine inen Kur’an-ı Azimle de bütün şairleri dilsiz bırakmıştır!

Bu yüzden Kur’an edebî bir mucizedir. Peygamberimizin en büyük mucizesi de edebî mucizedir.

Ama İlahiyat fakültelerinde edebî mucizenin ne anlama geldiğini kendisi aracılığıyla anlayacağımız edebiyat dersi yoktur!

Baştan savma kabilinden Türk İslam Edebiyatı adı altında bir dönem ve iki kredilik bir ders konulmuş, bu işe ne kadar değer verildiği de böylece gösterilmiştir.

Yeni programla bu dersin akıbeti hepten meçhul olacaktır!

Bütün bir din Kitap ve söz üzerine kuruludur ama garabete bakın ki bu metinleri inceleyecek edebiyat bilimi bu fakültelerin kıyısından bile geçmez!

Buna hiçbir itiraz yok mudur?

Bir ilahiyatçıya şahitlerle edebî mucize sorulsa acaba ne cevap verecektir?

Felsefe okumayan bir ilahiyatçıya dinin doğası ve gereksizliği üzerine felsefik bir itiraz gelse acaba bu kişi (cevap, sorudaki metodolojiyi gerektirir ya!) nasıl cevap verecekti?

 “Arkadaş ben edebiyat ve felsefe okumadım!” mı diyecekti?

 

Kurulma ve…

 

İlahiyat fakülteleri kuruluşundan beri daima bir tartışma ortamında kalmıştır.

Kuruluşunda “maalesef böyle bir fakülte kurmalıyız galiba!”nın fevkalade etkili olduğu anlaşılıyor.

İlk dönemde, bırakın tefsir ve hadis derslerini ilahiyat fakültelerinde Kuran ve Arapça dersi bile yoktur!

Bu fakültelere İmam-Hatip öğrencileri alınmaz, sadece düz lise çıkışlılar girebilir! Bunu anlamanın bir imkân ve ihtimali var mı?

O yıllardan sonra pek çok değişiklik bu fakültelerin yakasından hiç eksik olmaz!

Şüphesiz bu fakülteler, laik bir devletin eğitim kurumlarıdır!

Kendisinden beklenenle, kendisinin gösterdiği performans arasında dağlar kadar fark vardır!

Lehinde olanların aleyhinde, aleyhinde olanların lehinde olanlar kadar çok olduğu bu kurumlar toplumun din hizmetlerini yürüten kişilerin yetiştiği yegâne kurumlar olduğu için her zaman dikkatin odağında olacaktır!

 

“Düşünme sadece hisset!”

 

İlahiyat fakültelerindeki hocaların kariyer basamakları arasındaki boğuşma/boğuşturma trafikleri o kadar elzem ve hayati önceliği haizdir ki, bu tartışılan mevzular asla onların gündeminde toptenin bir numarasını işgal edemez!

Ali Fuat Başgil’in bu fakülteler için söylediği “Buralardan din âlimi değil ancak din tenkitçisi çıkar!” sözü o kadar hakikat payı kazanmıştır ki, buradan çıkanların fetvaların kahir ekseriyeti toplumun din adına yüzyıllardır kazandığı bütün birikimleri sıfırlamak niyetini taşımaktan başka bir işe yaramamaktadır!

Yapılan çalışmaların ekseriyeti toplumun dinî tarihi, mevcut problemleri ve bunların kaynakları üzerine olmaktan ziyade dinin tarihi ve dini metinlerin kritikleri üzerinedir.

Bu dini metinler de bizim toplumumuza yön ve istikamet veren metinler değildir.

Bugün hemen her yerde hemen her an ve hemen her iş için okunan Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ilahiyat için ne ifade eder? Neden bu millet hemen her töreninde gece gündüz bu metni okur?

Yahya Kemal’in “Türklerin dini bu kitap üzeredir” dediği Yazıcızade’nin Muhammediye adlı eseri İlahiyatların hangi ders içeriğinde, hangi ders kur tanımında yer alır ve hangi gözle incelenir (incelenir mi?)

Asırlar boyu Osmanlı Türk toplumunun hemen her okuryazarının evinde bulunan ve kutsal birer metin gibi okunan, hatmedilen, ezberlenen Müzekki’n-Nufus, Delâil-i Hayrât, Ahmediye, Muhammediye vb. eserler bir hurafe olmanın dışında ne ifade eder bir ilahiyatçı için?

Bu eserler Müslüman Türk’ün kütüphanesinin baş eserleri olmuştur, yüzyıllar boyunca.

Türk milletinin din algısının tespit ve teşhisinde varsa maraziyetinin tedavisinde bu eserler olmazsa olmazlardır!

Bunlara kim bakacak ve bu gözle kim inceleyecek?

Mevcut durum zaten pek çok tartışmanın odağındaydı.

YÖK’ün yeni kararları tartışmayı ve işlevi ne olduğuna dair vehimleri daha da alevlendirdi!

YÖK galiba ilahiyatlara ” düşünmeyi bırakın ve ilahi söyleyin ve yatın!” demeye çalışıyor!

İyi de…

Musıki dersi de kadük olduğuna göre, “ilahi söyle!” kısmı da güme gidecek ve korkarım sadece “yat!” kısmı kalacak!

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI Cinnet Buğdayları 01-01-1970 03:00 Âlim Kime Derlermiş 01-01-1970 03:00 Cedel Ve Bedel 01-01-1970 03:00 Bana Geleneğini Söyle... 01-01-1970 03:00 Alâmet Kıyâmeti: Şeysiz Şeyler Üzerine 01-01-1970 03:00 Özgürlük Neyimizdir 01-01-1970 03:00 Kimi Seçelim 01-01-1970 03:00 Samsun Büyüyor, Ya Kütüphanesi? 01-01-1970 03:00 Bu Kadar Aktörü Olan Eğitimden Ne Çıkar? 01-01-1970 03:00 Din Ne Kadar Umûrumuzda? 01-01-1970 03:00 Bu Hastalar Niçin Gülüyor 01-01-1970 03:00 Edilgenliğe Sığınma Yahut Sezai Karakoç Ne Diyor Ki 01-01-1970 03:00 Vefa Bayrağı 01-01-1970 03:00 Gri Alan Münafıkları 01-01-1970 03:00 Bir Süper İnsan Tasarımı 01-01-1970 03:00 Câmilerimiz Ve Kaybolan Rûhâniyetimiz 01-01-1970 03:00 Devletimiz “Akıl”Lanıyor 01-01-1970 03:00 Ben Kendimin Neyi Olurum 01-01-1970 03:00 Balık yemiyormuşuz, peki ama niçin? 01-01-1970 03:00 Tarikat, Cemaat Yoldur Varana da… 01-01-1970 03:00 Aldatanlar kimlerdendir 01-01-1970 03:00 İstemek 01-01-1970 03:00 Türkün Alfabe İle İmtihanı 01-01-1970 03:00 Âkıl Adam Kimdir? 01-01-1970 03:00 Açlıkla Doymak 01-01-1970 03:00 Bir sapma: Ölüm güzellemesi 01-01-1970 03:00 Mandelalar, Harunlar Hayatını Kaybetti De... 01-01-1970 03:00 Sizi Silkeleyenler Var Mı? 01-01-1970 03:00 Ezan deyip geçmeyelim! 01-01-1970 03:00 Bırak (ma) bu hayalleri, bana bir hayal kur! 01-01-1970 03:00 Eğitilmiş İnsan Kimdir? 01-01-1970 03:00 Öğrenci evleri de... 01-01-1970 03:00 TV'lerde Ne Konuşursak Doğru Olur 01-01-1970 03:00 Edepte fukarâ isek hakikate bigâne oluruz 01-01-1970 03:00 BİR UTOPYA: Birlik ve Beraberlik! 01-01-1970 03:00 Ramazan biraz da annedir 01-01-1970 03:00 Ayaklarımız Bize Neyi Hatırlatıyor 01-01-1970 03:00 İbadetin Nihayeti Ne İçindir? 01-01-1970 03:00 Gökten Kitaplar Kar Gibi Yağınca… 01-01-1970 03:00 444 01-01-1970 03:00 Bu anneler hangi yarışı kaybediyor? 01-01-1970 03:00 Görenedir Görene, Köre Nedir Köre Ne! 01-01-1970 03:00 DersHâne-TestHâne-TesellîHâne 01-01-1970 03:00 Anne-babalık çok mu kolay ki… 01-01-1970 03:00 Öte Dünya Fikri 01-01-1970 03:00 Gerekimizi anlayanlar var! 01-01-1970 03:00 Salâlar kimin için okunuyor/ Çanlar kimin için çalıyor 01-01-1970 03:00 Ruhlardaki Cömertlik 01-01-1970 03:00 Çocuklara sadece isim mi veriyoruz(3) 01-01-1970 03:00 Ahlâka İhtiyacı Olmayan Kim 01-01-1970 03:00 Gençleri Anlamak 01-01-1970 03:00 Meyve Adlarını Da Kaybetmişiz 01-01-1970 03:00 Körsel Vaazdan Görsel Vaaza 01-01-1970 03:00 Dördüncü kişi olmaktan nasıl kurtuluruz? 01-01-1970 03:00 Allah’ın Evleri İçin Layık Gördüğümüz Yerler… 01-01-1970 03:00 Kur’an da tercüme ediliyor da... 01-01-1970 03:00 Bana arşivini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim 01-01-1970 03:00 Güç" Kurdu "Öteki" Ağılına Girerse... 01-01-1970 03:00 Körsel Vaazdan Görsel Vaaza 01-01-1970 03:00 BU ANNELER HANGİ YARIŞI KAYBEDİYOR? 01-01-1970 03:00 ORDULU CANLI BOMBA (LAR) 01-01-1970 03:00 BİR İLACIMIZ BİLE YOKMUŞ! 01-01-1970 03:00 AÇLIK TOKLARDAN, YAZMAK BİLİNÇTEN 01-01-1970 03:00 İSTEMEK 01-01-1970 03:00
haber medya kadın