“Yazıcıoğlu’nun yaşadığı memleket deniz kıyısıdır, oranın ahalisi çok balık yer, çok balık yiyen kişinin de aklı eksik (ahmak) olur.”
Bu itiraz üzerine kitabı getiren kişi, Yazıcıoğlu’nun “kitaba itiraz ederlerse verirsin” dediği mektubu Şeyhülislam’a uzatır. Şeyhülislam mektubu açar. Şunlar yazmaktadır: “Vallahi hiç balık yemedim!”
Türk insanın balık yemeyi sevmediğine, balık tüketimimizin dünya ortalamalarının çok altında olduğuna dair sık sık haberlere rastlıyoruz. Dolayısıyla herkes bunun sebebinin ne olduğu merak ediyormuş.
Bir gazetede çıkan habere göre, yılda 7 kilo balık yiyormuşuz. AB ülkelerinde bu oran 25 kilo, dünyada 16 kg imiş. Dünyada en fazla balık üretiminin yaklaşık 15 milyon ton ile Çin'de gerçekleşiyormuş. Onu 7 milyon ton ile Peru, 5 milyon ton ile Endonezya, 4.3 milyon ton ile ABD ve 4.2 milyon ton ile Japonya izliyormuş.
8 bin 300 kilometrelik kıyı şeridiyle İngiltere, Fransa, Norveç gibi Avrupa ülkelerini geride bırakan, Yunanistan'ı ise ikiye katlayan Türkiye için balık tüketiminin bu kadar az olması herkesi şaşırtıyormuş. (Yaklaşık 500 bin kilo)
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara’da kişi başına sadece 2 kilogram balık tüketildiğine dikkat çekmiş. Yetkililer Türkiye’de bu oranın 7-8 kilogram Avrupa’da ise 24 kilogram olduğunu belirterek, "Başkentlilerin insan sağlığına en yararlı besin kaynaklarından biri olan balığı sofralarında tercih etmiyor olması dikkat çekici” diyormuş.
Bu işlerden anlayan birisi de ''Balığı akvaryumda, denizde seviyoruz ama yemiyoruz. Balık tüketmeyi sevmiyoruz''demiş.
Niçin Balık Yemiyoruz
Bunun sebepleri etraflıca araştırılmış mı bilmiyorum, aramalarım da bir netice vermedi. Pek çok bilim adamı, araştırmacı, balık tüketiminin çok az olduğunu söylüyor, istatistikî rakamlar veriyor ama bunun sebepleri üzerine bir şey söylemiyorlar.
En yaygın sebeplerden birisinin balık fiyatlarının pahalılığıyla ilgili. Ama bunun da inandırıcı olmayacağı söylenerek, her mevsim her bütçeye uygun bir balık cinsinin mutlaka bulunacağı belirtiliyor.
Bu konuda yapılacak yorumlardan birisi, Türklerin Orta Asya kökenli olduğu, uçsuz bucaksız bozkırlarda yaşayan bu ırkın başlangıç çağlarından Anadolu’ya gelinceye kadar binlerce yıl boyunca balıkla hemen hiç ilişkisinin olmadığı yönündedir. Bizler protein ihtiyacımızın büyük bir kısmını kırmızı et, tavuk ve tahıllardan sağlıyormuşuz..
Zaten Türkçedeki balık adlarının pek çoğu Türkçe değildir: İstavrit, lüfer, çinekop vb. mevcut adlar da Türklerin Anadolu’ya geldiğinde burada yaşayan milletlere aittir.
Bizler balıklara ad vermişsek genellikle ya biçimine (kılıç balığı, dil balığı, taht abalığı vb) veya rengine göre (alabalık, sarıbalık vb.) ad vermişizdir.
Denizi pek sevmememiz de daha çok bu Asyalı kökenimizle alakalıdır. Bir divan şâiri şöyle söylüyor: Gemiyi duvarda suyu bardakta severim. Sâdî-i Şîrâzî’nin “gerçi nimet denizin ortasındadır ama selamet de sahildedir” sözüyle Harîrî’nin Makâmât’ında zikrettiği ”yüzme bilsen de denizle meşgul olma, çünkü selâmet sâhildedir.” Hikmetli beyanı, aslında Doğu milletlerinin denize bakışını gösteren iyi birer örnektir.
Muhammediye ve Balık
15. yüzyılda Yazıcıoğlu Muhammed’in yazmış olduğu Muhammediye adlı bir eser vardır. Bu eser yazıldıktan hemen sonra o kadar meşhur olmuştur ki okuryazar olan hemen her Osmanlının evinde bu kitap mevcuttur. Sadece bir kitap olarak görülmemiş, etrafında pek çok efsaneler oluşturulmuş, pek çok insan bu eseri baştan sona ezberlemiştir.
Fuad Köprülü’nün de belirttiği gibi “Hacı Bayram müritlerinden Yazıcıoğlu Mehmed’in 853 hicride ikmal ettiği Muhammediye, yalnız Türkiye’de değil, Kırım’da ve daha sonra Kazan’da ve Başkurt Türkleri arasında büyük bir kudsiyet kazanmıştır.” Osmanlı-Türk toplumunda da bu eser yüzyıllar boyu derin bir huşu, büyük bir hürmet ve özel törenlerle ezberden okunmuştur. 9000 beyitten fazla olan bu metni ezberleyenlerin bu metinlere nasıl kutsal bir gözle baktıkları bellidir. Yazıcıoğlu’nun Muhammediye ile nasıl bir eser ortaya koyduğu şu cümle ile gayet veciz bir şekilde dile getirilmiştir: “Şöyle bir sanat ihtirâ itmişdür, güyâ hemân âvâmın itikâdı anun üzerindedür.” Bu tespit şu hakikati dillendiriyor: Yazıcıoğlu öyle bir eser ortaya koymuştur ki sanki bütün inananların itikadı bu kitap üzerinedir.
Eski zamanlarda hemen her evde bir Muhammediye bulunduğunu ve bunları ezberden okuyanların olduğunu Evliya Çelebi de rivayet etmektedir: “Evliya Çelebi nice bin âdemin Muhammediye’yi ezbere bildiklerini kaydeder. Bilhassa eskiden hemen her evde bir Muhammediye nüshası bulunur, kış gecelerinde okunur, yer yer ağlanırdı.”
Yahya Kemal Beyatlı annesinin Muhammediye okuma halini şöyle anlatıyor: “Annem Yazıcızâde'yi sabah namazlarını kıldıktan sonra okurdu. Beyaz başörtüsü ile elindeki kitaba eğilişini hâlâ görür gibiyim. Çok yerlerini anlamadığım halde, annemin yüksek sesle ve makamla okuyuşundan dinlediğim Muhammediye’nin o mısraları bana bizim öz maceramız, evimizin, mahallemizin, Üsküb'ün ve müphem surette bütün milletimizin dünya ve ahiret macerası gibi gelirdi. Daha o yaşta Yazıcızâde Mehmed Efendi'nin Türklük’le İslamlık’ı yoğuran milli-İslamî harsını benliğimde hissetmeye başlamıştım.”
Bilhassa dini kültürümüzü derinden etkileyen bu eserin yazımından sonra, eserin yayılması için devlet makamlarından gerekli iznin alınmasıyla ilgili bir rivayet vardır ki, burada bahsi geçen balık mevzuu asırlar boyu dilden dile yayılmıştır.
Yazıcıoğlu Mehmed, dostlarının da teşvikiyle Peygamberimizin sünnetini, mucizelerini, daha birçok vasıf ve özelliklerini yazmayı düşündüğü Muhammediye adlı eserini üç sene gece gündüzlü bir çalışma sonunda tamamlar.
Eserin zamanın şeyhülislamı tarafından onaylanması için de birisini kitapla beraber Şeyhülislam’a gönderir. Gönderdiği kişiye bir de mektup verir ve eğer Şeyhülislam kitaba itiraz ederse ona bu mektubu vermesini söyler.
Kitaba şöyle bir göz atan Şeyhülislam, Yazıcıoğlu’nun bazı meselelere bakışını beğenmemiş olacak ki kitaba itiraz ederek şöyle söyler: “Yazıcıoğlu’nun yaşadığı memleket deniz kıyısıdır, oranın ahalisi çok balık yer, çok balık yiyen kişinin de aklı eksik (ahmak) olur.”
Bu itiraz üzerine kitabı getiren kişi, Yazıcıoğlu’nun “kitaba itiraz ederlerse verirsin” dediği mektubu Şeyhülislam’a uzatır. Şeyhülislam mektubu açar. Şunlar yazmaktadır: “Vallahi hiç balık yemedim!” Yazıcıoğlu’nun bu kerameti karşısında şaşırıp kalan Şeyhülislam kitaba derin bir hürmet duyarak hemen mühürler ve getiren kişiye teslim eder. (Amil Çelebioğlu, Muhammediye, I. Cild, s. 88). Bundan sonra ”balık yiyen ahmak olur” diye bir söz ortalığı kaplar, kaynağı nedir bilinmez.
Sözün tesirli olması için hakikat olmasına gerek yok ki. Bu rivayet, keramet veya her ne ise bu vak’a doğru mudur, böyle bir hadise yaşanmış mıdır? Bunu bilemeyiz.
Asırlar boyu bir kutsal kitap gibi okunan bu eserin balık yemeyi olumsuzlayan bu efsanevî hikâyesi acaba milletimizin balık yememesinde etkili bir rol oynamış mıdır?
Hemen “böyle saçma şey mi olur, ne yani şimdi balık yiyenler hepsi aklından eksik, ahmak mı?” demeden önce bu ifadeleri sarf eden insanların eksik akıllı’nın veya ahmak’ın kim olduğuna dair şu sözlerini okuyalım:
“Aklı hiç olmayana deli denir. Aklı olup da aklını kullanmayana veya kullanamayana ahmak denir. Ahmak aklı az, görüşü kısa, basiretsiz, kötü huylu kişidir.”; “Anadan doğma körlerin görmesini sağlamak, hattâ ölüleri diriltmek bana zor gelmedi. Fakat ahmak olana, doğru sözü anlatamadım. (Hz. İsa)”; “Dünyayı ele geçirmek için âhireti ihmal etmek ahmaklıktır”; “Ahmağın üç alâmeti vardır: Farzlarda tembellik, boş işlerle uğraşma ve Allah’ın yarattıklarına eziyet etme”; “Aklı olan karı-koca birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek ahmaklık alâmetidir.”; “Ahmaklığın alâmeti, kendi ayıbını bırakıp, başkalarının ayıbıyla uğraşmaktır.”; “Yaratıkların en ahmağı nefistir. Çünkü her isteği kendi aleyhinedir. (O zaman en zavallı ahmak, isteklerinin pek çoğunun kendi aleyhine olacağını bile bile sürekli isteyip durandır.).
Efsâne, hurâfe, bidat, uydurma, bu çağda bu olur mu... ne derseniz deyin, balık yemekle bu tür akıl kıtlıkları veya ahmaklık arasında bir ilişki kurulabilir mi? Buyurun, bu da sizlere kalmış.
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Hüseyin KURT
Sessiz Savaş Türkiye Kıyılarına Yaklaşıyor…
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)