ABD büyükelçiliğine saldıran canlı bombanın Ordulu olması -siyaset yazıları yazmayı tercih etmememe rağmen- bende bazı hatıraların canlanmasına ve bu yazının ortaya çıkmasına sebep oldu.
Ordu’dan gelen bir ailenin çocuğuyum. Samsun'da doğdum ve bu civarlarda büyüdüm. Bir şehir olarak Ordu'yu pek bilmem. Anne babam Ordu'nun bir dağ ilçesinin bir dağ köyünden buralara gelip yerleşmişler. Bin bir meşakkat ve sıkıntıyla bizleri yetiştirmeye, okutmaya çalışmışlar.
Kalabalık bir ailede büyüdük. On iki kardeş idik. Dolayısıyla her birimize düşen sevgi payı nerdeyse sıfıra yakındı. Zavallı annem hangimizi sevsin, onca iş güçten zaman bularak hangimize vakit ayırsın?
Babam evde hemen hemen hiç konuşmazdı. Akşam eve gelir, sessizce yemeğini yer, bir köşede namazını kılar, sonra hemen eline bir kitap alır ve sessizce okumaya başlardı.
Bize bir nasihat verdiğini, bir fiske vurduğunu, bağırıp çağırdığını hiç hatırlamıyorum.
Kendisi, bütün nafilelere kadar hemen her ibadetini bizim asla sarf etmediğimiz bir dikkatle ifa etmeye çalışırdı. Ama bir kez olsun yüksek bir ses tonuyla bizi bu ibadetlere davet ettiğini duymadım.
Babam, klasik anlamda bir medrese hocası olacak derecede İslami ilimlere vakıftı. Buna rağmen biz çocuklarına derin bir saygı duyar, bazen yanımıza gelir en olmadık konularda görüşlerimizi sorardı.
Sevgisi eksik, merhameti bol, tamı tamına adam yerine konulduğumuz, fikirlerimize değer verilen, tercihlerine saygı duyulan bir ailede büyüdük.
Annemiz okumamız için her zahmete, her meşakkate, bazen işkence derecesine varan mahrumiyetlere katlandı.
Çoğu zaman yokluk, varlığımızın en mahrem katığıydı. Ama ben annemin ağzından hiç bir zaman bir şikâyet cümlesi duymadım.
Bizi suçlayan, aşağılayan sözlerine şahit olmadım.
Derin bir tevekkül, eşsiz bir tahammül, sonsuz bir iman onların daimi dostuydu. Bu dostlar onlarla öylesine hem-haldi ki şeytan en ufacık bir boşluk bulup da onların iman coğrafyasına sızamamıştı.
Bir Devrimcinin Anatomisi
"Bunların canlı bombayla ne ilgisi var?" Diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
O canlı bombanın babasının sözlerini okuyunca bunları düşünmekten kendimi alamadım.
Ailesi o canlı bombadan on beş yıldır haber alamıyordu. Bu sözler yıllar yıllar öncesine götürdü beni:
12 Eylül öncesi zamanlarda, köylere yeni gelen elektrik nedeniyle Ordu'nun kasabalarında, bazen köylerinde elektrik tesisatçısı olarak bulunmuştum.
Bazen ağabeyimde, bazen babamla beraber okul harici zamanlarda elektrik tesisatı için pek çok köy evinde konaklamak zorunda kalırdık.
Bu evlerde, bu köylerde acıları ciğerlere işleyen ne hikâyelere şahit olduk:
Fatsa'nın bir köyündeydik. Bütün köy duvarları devrimci sloganlarla doluydu.
O zaman Fatsa'nın şöhreti malum: Bu şirin şehrimize küçük Moskova derlerdi. Belediye başkanı Terzi Fikri namında bir kişiydi. Şehrin okullarında sabahları istiklal marşı değil, enternasyonal marşı okunurdu.
İkinci günü oradaydım, çok iyi hatırlıyorum Terzi Fikri âdeta bağımsızlık ilan etmiş, bir gecede Fatsa'nın bütün sokakları, caddeleri devasa kayalarda örülmüş, devletimiz askeriyle, tankıyla, topuyla Fatsa'ya girmişti.
Fatsa küçük Moskova'ysa bizim elektrik işi yaptığımız dağ köyü de küçük Fatsa'ydı.
Elektrik işleriyle uğraştığımız evlerin birinde yaşlı bir karı koca, üç yaşında oğlu olan bir gelin ve evin tek evladı olan 14-15 yaşında bir delikanlı vardı.
Evdeki küçük çocuğun babasını, dolayısıyla da genç gelinin kocasını hiç görmedim. Genç gelin hemen hiç konuşmuyor, derin bir sükûnetle daima suskunluğu tercih ediyor, yüzünde acı bir kederin derin izleri okunuyordu.
Bir gün delikanlıya bu genç gelinin kim olduğunu sordum: "Abimin karısı" dedi, yengem demedi.
"Abiniz gurbette mi?" diye tekrar sordum. "Orasını sorma" dedi. Üsteleyince bana kısaca hikâyesini anlattı. Anlattıkları bugün bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor:
Bu delikanlı Lenin'in ve benzeri komünist yazarların kitapları arasına gömülmüş sürekli onları okuyordu. Büyük bir öfkeyle anlatıyordu: Abisi faşistin birisiymiş, bir gün onun kitaplarını yakmış o da abisini Fatsa'ya şikâyet etmiş, abisi halk mahkemesinde yargılanmış ve ölüme mahkûm edilmiş. Fakat kardeşinden özür dilemek ve Fatsa'yı terk etmek şartıyla affedilmiş.
Abisi şu anda İstanbul'daydı ve bir daha asla buralara gelemezdi!
Zavallı dul kalmış yengesi, yetim kalmış üç yaşındaki yeğeni umurunda filan değildi, gözlerini dehşet bürümüştü, benimle bir daha asla konuşmadı.
Sevginin Mahrumiyetinde
O köyden bir gece yarısı kaçarak canımızı zor kurtardık!
Başka bir sefer, Fatsa yolu kapalı olduğundan Samsun'a Korgan-Çarşamba arası dağ yollarından bütün bir gece yolculuk yaparak, yolumuz silahlı devrimciler tarafından kesilerek ve içimizdeki hasta yaşlılara acınarak canımızı zor kurtardık!
Bölgenin arazisi malum: Dağlık arazi, ekilecek toprak kıt; temel olarak mısır, kabak, lahana ve patatesten başka yiyecek yok!
Toprağın kıtlığına inat nüfus fazla. Her evde en azında 6-7 çocuk.
Babamın doğup büyüdüğü yerlerde de gördüm:
Geçim şartlarının zorluğu insanları gurbete mahkûm etmiş. Zavallı anne çocuklarıyla yapa yalnız, baba aylardır gurbette. Çocuklar anneye ve Allah'a emanet!
Öyle aileler gördüm ki, çocuklarına gösterecek zerre kadar sevgileri kalmamış, coğrafyanın sertliği ruhlara nüfuz etmiş…
Namazını kılan anne-baba bile bunun gerekliliğini çocuğuna anlatırken şiddeti tercihten başka yol bulamamış.
Bilhassa erkek çocukları daha reşit yaşları bulmadan gurbetin yollarını tutuyorlar. O küçücük omuzları maden ocaklarını taşıyamadığından göçük altında canlar veren ne sabiler var.
Şundan eminim, Korgan'ın en az bir evladını maden ocaklarında bırakmamış bir tek köyü yoktur.
Çocuklar babasız büyüyorlar. Erkek çocuk demek eve para getirmesi muhtemel işçi demek; madene gidecek, gurbete gidecek, inşaatlarda çalışacak, yazın mutlaka fındığa gidecek… Ne yaparsa yapsın eve para getirmesi gerek.
Pek çok ailenin çocuklarıyla aralarında uçurumlar olduğunu görmüştüm.
Çocuklarından yıllardır haber alamayan aileler var:
Baba ile delikanlı kavga etmiş, çocuk evi terk etmiş bir daha haber alınamamış.
ABD büyükelçiliğine saldıran canlı bombanın adı Ecevit’miş. Bizim memleketin insanları Ecevit’e ne umutlar bağlamışlardı!
Bu canlı bomba da yedi kardeşten biriymiş.
Bu canlı bombadan da babası on beş yıldır haber alamıyormuş.
Bunları okuyunca yukarıda yazdıklarımı düşündüm.
Şu anda bile çocuklarından haber alamayan, ümitsizce yollara bakan ne aileler var!
Aralara öyle husumetler girmiş ki çocuklar babalarının cenazesine gelmiyorlar.
Neredeler, ne yapıyorlar, neyle yaşıyorlar, canlılar mı ölüler mi kimse bilmiyor. Bilenler de bilgilerinin bir işe yaramadığı çok iyi biliyor.
Bu insanlar canlı bombadır demek istemiyorum.
Ama yuvalarına, hayatlarına, anne-babalarına kahrederek gurbet illerde; yoksul, perişan sevgisiz ve sefaletler içinde yaşayan bu insanlar kimin umurunda olacak?!
Yetkililerden Ricadır!
Bu yazıyı okurlar mı bilmem!
Bendeniz özellikle yöneticilerimizden bir istirhamda bulunmak isterim.
Lütfen yıllardır çocuklarından hiçbir haber alamayan bu aileleri bir araştırsalar.
Onlarla bir görüşseler, bu zavallı insanların yaralarına bir merhem bulmaya çalışsalar!
Bütün bunları yapmak zor mudur? Kolaydır.
Ama bunu ciddiye alarak teşebbüste bulunmak zordur!
O canlı bomba ortaya çıktığı için kim olduğu bilindi.
Ama hâlâ ortalarda olmadığı için, annelerini, babalarını, kardeşlerini, sevenlerini daha da ötesi hemen her gün kendilerini öldüren o kadar canlı bombalar var ki…
Ordu’da, bizim oralarda acaba ebeveynine kahrederek yuvasını terk eden ve hayata küsen kaç kişi vardır? Bilmiyorum.
Bu yazıyı da bunu bilmesi çok kolay olanlar ve yüreklere merhamet adlı çınarın varlığını hatırlatacak olanlardan o merhameti dilenmek için yazıyorum.
Fatma Saçak Akbulut
LEYLEK
Fatih ORUÇ
Abd Ve İngilizlerin Irak Felluce Katliamları
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Hüseyin KURT
Karadeniz’i Atık Çukuru Yapmak
Halil MERT
Türkiye–iran kardeş devletleri için Emperyalizmin büyük tuzaklari
Eyüphan KAYA
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)