Alparslan’ın Anadolu’yu fethinden beri birlik ve beraberliğimizi sağlamaya çalışıyoruz!
Gün geçmiyor ki bir siyasetçimiz, devlet adamımız halkın huzuruna çıkıp “gün, birlik ve beraberlik günüdür. Bu karanlık ve fitne dolu günleri el ele vererek aşacağız!” demesin.
Birlik ve beraberlik nasıl sağlanır?
Ortak ülkü ve hedefler belirleyerek. Toplumu o hedeflere doğru koşmanın gerekliliğine iman ettirerek.
Yüreklerin topluca vurduğu hedeflerde muhakkak bir kutsallık payı vardır, olmalıdır!
Şimdi soralım: Şu yaşadığımız toplumumuzda ortak hedefimiz, hedeflerimiz nelerdir?
Veya şöyle soralım: B”ütün toplumu derinden etkileyecek yücelikte, kalplerimizin etrafında çarptığı hedeflerimiz var mı?
“Var!” diyen buyursun sıralasın!
Var demek o kadar zor ki!
Zira öyle bir toplum modeli oluştu ki, toplumu oluşturan hemen hiçbir unsur hayatından memnun değil!
Türkü, Kürdü, Kemalisti, Batılısı, Çağdaşı, Liberali, Koministi, Faşisti, Irkçısı, Osmanlıcısı, İslamcısı, Türkçüsü, İlericisi, Gericisi, Tarikatçısı, Cemaatçısı…
Listeyi daha da uzatalım, şu toplum mozaiğinde yer alan ve kendisini bir şekilde tanımlayan herkes mutsuz, şikâyetçi, umutsuz, huzursuz. İşin ilginci bütün bunları bir arada tuttuğunu farz edebileceğimiz ortak hedefler de kaybolup gitmiş.
Bütün bu grupları zaman zaman bir araya getiren sahte ortaklıklar olmuyor değil, ama bunlar milletin geleceğini kurmaktan ziyade grupların anlık çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor!
Kızıl Elmaya, Kızıl Elmaya!
Orhon Abideleri bize gösteriyor ki, Türklerin tarihin başından beri hedefi “Batıya, daha Batıya!” olmuştur!
Selçuklular devrinde Müslümanların birliğini, düzen ve istikrarı sağlamak, kutsal topraklara sahip çıkmak ve korumak!
Osmanlılar devrinde en temel hedef “Îlâ-yı Kelimetullah”tır ve peşinden de Kızıl Elma’yı almak.
Ömer Seyfettin, Kızıl Elma’yı anlattığı hikâyesinde, Kızıl Elma’nın neresi olduğunu sorgular. En son anlaşılır ki Kızıl Elma diye belli bir yer yoktur. O, bir ülküdür, hedeftir, imgedir, metafordur, ebedi semboldür ve orası padişahın atını çevirdiği yöndür!
Yani Îlâ-yı Kelimetullah’ın dalgalanacağı yeni yer!
Tanzimat’tan sonra bütün bu hedefler, imgeler, semboller yerle bir olmuştur.
Bırakın onlar için savaşılmayı, onların adını anmak bile utanılası bir hale gelmiştir.
Hedefler ille de savaşmayı, boğuşmayı, çatışmayı gerektirmez. Onların varlığı milletin varlığının çimentolarıdır.
Bu çimentolar Tanzimat’la birlikte un ufak olmuştur.
Asılların gittiği yerde, sahteler boy gösterir. Nitekim öyle olmuştur.
Komşuda Pişer de…
Öyle bir coğrafyada mukimiz ki, başımız hiç bir zaman beladan uzak olmayacak!
Komşularımıza bir göz atalım:
Yunanlıların Megalo ideası var! En büyük hayalleri İstanbul, Bursa, İzmir vb. neyimiz varsa almak! Bu hayali gençlerine vermekten uzak durmuyorlar!
Rusların ezeli Sıcak Denizler miti var! Yetmiyor, Kars’ı isterler, Doğuya talipler!
Ermenilerin hal-i pür-melalini bilmeyen yok! Her Ermeni çocuğuna şöyle
dermiş: “Güneşin doğuşunu Ararat’tan gördüğümüzde asıl bayramımız olacak!”
Yani Ağrı dağını, Ağrı’nın kendisini alacaklar. Bu ideali körü körüne veya görü görüne işleyip duruyorlar!
İran’ın ülkemiz üzerindeki ezeli ve ebedi hayallerini bilmeyenimiz mi var!
Ülkemizin nerdeyse yarısı İsrail’in mevhum haritalarını süslüyor! Onların arz-ı mevûdu bizi de içine alıyor demek ki!
Bütün bunlar bilinen şeyler de… Bütün bunlar zaman zaman trajik olmaktan öte komik şeyler de… Bütün bunlar insanlık adına utanç verici şeyler de…
Bu şeylerin utanılası hali onların gerçek olmasını engellemiyor!
Peki, biz nesillerimize hangi ideali veriyoruz? Bir müsamere gösterisi olmaktan öte gitmeyen hümanist ideolojilerin gerçeklik payı nedir?
Bizim gençlerimiz, nesillerimiz etraflarında olan biteni biliyorlar mı?
Tanzimat sonrası asırlık ideallerin kaybıyla inanılmaz boşluklar oluştu!
Yerlerine konan idealler maalesef tutmadı, kaynaşmadı, yapışmadı. Tam aksine ayrıştırdı, bölüştürdü, ötekileştirdi, safları daha da parçaladı!
Goethe’yi Dinleseydik…
Beşere tapacak bir şey verilmezse o tapacak bir şey yaratacaktır!
Devletin çekildiği, kutsalın kovulduğu, hakikatin çekip gittiği boşlukları kimler doldurdu?
İdeolojiler, siyasal aktörler, cemaatler eski tabirle mefkûresiz, yani idealsiz bırakılan gençliği kapma yarışına girdiler.
Cemaatler, ideolojiler gençleri güya yetiştirdiler de nasıl bir yöntem uyguladılar? Kendi kitapları dışında kitapları okumayı yasakladılar!
Alternatifsiz hakikat kumkumaları kurdular! Ötekini düşman olarak belirlediler. Öylesine bir dünya kurdular ki, kendi dışındakilere asla yaşam hakkı tanımadılar.
Tanıyormuş gibi yaptıklarında takıyenin en âlâsı içinde olduklarını belli etmemeye çalıştılar.
Hâlbuki ötekini tanımayanın kendisi de yoktur!
Hâlbuki insan sadece kendi görüşü çerçevesinde yüz bin eser okusa yine de cahildir!
Oysa bir zamanlar Goethe’nin bile hayran olduğu bir insan yetiştirme ülkümüz vardır!
Keşke onu koruyabilseydik!
Ne diyordu Goethe:
“Müslümanlar felsefe derslerine şu öğreti ile başlıyorlar; karşıtını içermeyen hiçbir şey var olmaz; gençliğin ruhunu böyle eğitiyorlar, ileri sürülen her görüşte karşıt görüşü bulup ifade ederek kendilerine düşeni yapmış oluyorlar, bundan da gerek düşüncede, gerek konuşmada büyük bir kıvraklığın ortaya çıkması gerekir.” (Eckermann, Goethe İle Konuşmalar, s. 236)
Biz bu kıvraklığı batıya verdik, sonra döndük onlardaki bağnazlığı aldık demek ki…
Ne yapıp edip bu ilkeyi tekrar elde etmeye ve eğitimizin temel felsefesi haline getirmeye hayati ihtiyacımız var!
Kendi yarattığımız canavar kendimizi parçalamadan bu ilkeyi hayatımızın ve eğitimimizin temeline yerleştirmeye acilen ihtiyacımız var!
Yoksa şunu demememiz için hiçbir sebep kalmayacak!
Bin yıllık maceramız gösteriyor ki bizim birlik filan olacağımız yok!
Birlik, beraberlik nutukları atmayı bırakıp, bir yolunu bulup; ikilik, üçlük, beşlik ve belki de onluk halinde yaşamayı öğrenmeliyiz artık!
Not:
Geçen haftaki yazımızda tarikat ve cemaat arasındaki farklara işaret ederken Arvasi hazretlerinden bir kıssa nakletmiştik. Yazının yayımından sonra Mehmet Zahit Arvas beyefendiden bir e-mail geldi. Mehmet Bey, yazımızdaki kıssanın Abdülhakim Efendi’nin başından geçmediğini, onun halifesi Seyyid Muhammed Sıddık Efendi’de vuku bulduğunu belirtmiş ve konuyu Süleyman Kuku Bey’in Son Halkalar ve Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin Külliyatı adlı kitabından ilgili yerin fotokopiyse bilgimize sunmuş.
Mehmet Zahit Bey’e bu hassasiyeti ve ideal okurluğu için kalbi teşekkürlerimi sunuyor, tasavvuf tarihi ve düşüncesi için fevkalade önemli olduğuna inandığım ilgili kıssayı kitaptan aynen aktarıyorum:
“Muhammed Sıddık hazretleri Arvâs’ta ve Van’da icrâ-yı vazife etmiştir. Hazret, Şeyh’ten sonra Arvâs’a yeni bir hayat vermiştir.
Bir gün Arvâs’ta eshabı ile güzel bir bahçede sohbet ediyordu. Yanlarındaki büyük ceviz ağacına bakarak: “Şu ağacın şu kurumuş dalı kırılıp düşse, yemek ve çay pişirmek için odun ihtiyacımızı görür” buyurdu. Bir dakika geçmeden dal kırıldı, düştü. Eshabı hayret dahi etmediler yahut hayretlerini gizlediler. Birine sorup: !Biz dedik diye mi şu dal kırıldı?’ Buyurdu. ‘Hayır efendim, dalın kırılma saati ilm-i ilahide gelmişti, onun için kırıldı’ dedi. Bir diğerine sorup, ‘sen ne dersin?’ Buyurdu. O da öyle cevap verdi. Kime suâli tekrar ettiyse, hep aynı cevabı aldı. Sonunda ‘Elhamdülillah, bunu bizim kerametimize haml edip, bizi rezil etmediniz. Zira bizim Arvâs’ta kerâmet değil istikamet mühimdir. Bir istikamet bin kerâmetten üstündür. Bizim büyüklerimizin yolu hep istikâmet üzere bulunmaktır… Bizim uslüb ve usûlümüzde en büyük kerâmet istikâmettir ve Rabbinden hiç gafil olmamaktır’ buyurdu.”
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)