Değirmen taşı tersine dönüyordu. Alttaki çuvalda birikmiş unları alıyor ve yukarıdan buğday olarak veriyordu. Öyle bir düzenek kurulmuştu ki insanlar değirmene un almaya değil, un verip buğday almaya gelir olmuşlardı.
Peki unları nereden alıyorlardı? Yahut şöyle soralım, değirmenler buğday veriyorsa, un nereden geliyordu?
Bir sabah insanlar uyanıp evlerinden sokaklara çıkınca garip bir manzara ile karşılaşmışlardı. Şehrin meydanına, sokak aralarına, mahalle içlerine içi un dolu çuvallar konulmuş ve ihtiyacı olan herkesin buradan alması istenmişti.
Çuvalların yanında bir de not vardı: "Buğdaylarınızı buraya bırakıp hazır unları alabilirsiniz. Değirmene gitmenize gerek yok! Ne kadar buğday o kadar un!"
Meydan da görevliler ellerinde çetele hazır bekliyorlardı. Gelenlere buğdayları nisbetinde un verilecekti.
Ne harika işti böyle: Meydandan un alıyorlardı, değirmenden buğday!
İnsanlar akınlar halinde çuvallara saldırdılar, kapanlar evlerine yollandılar, hamurlarını, ekmeklerini, pastalarını, böreklerini onlarla yaptılar. Buğdaylarını çuvallar içinde meydanlara bırakıyor ve oradan hazır unları alıp evlerine yollanıyorlardı.
Arasıra " buğdaysız kalırsak ne olacak! Tarlalara un mu ekeceğiz? Bütün buğdayları un karşılığı vermek akıl işi değil!" deyip işkillenenler olmuyor değildi.
Fakat onlara verilecek cevap da hazırdı: "Yok yere endişeleniyorsun! Buğday lazımsa değirmene git, un lazımsa şehir meydanına! Seni buğdaysız bırakmıyorlar ya! Görmüyor musun, değirmenden aldığımız buğdaylar bizimkilerden çok daha canlı, iri, çok daha taze. Bildiğin hububat değil, himmet buğdayı. Evhamı bırak, keyfine bak!"
Bunları gönül huzuruyla diyenlerin bile aklı bir türlü şuna ermiyordu: Nasıl oluyor da değirmen taşı un alıp buğday veriyordu? Bu nasıl olabilirdi? Kendileri o capcanlı, pırıl pırıl buğdayları alırlarken verdikleri un nereye gidiyordu? Ve bu adamlar neden kendi buğdayları karşılığı un veriyorlardı da, sonra tekrar kendi buğdaylarına talip oluyorlardı?
Sorular arttıkça keyifleri kaçmaya başladı, sevinçleri de uzun sürmedi. Ne zamana kadar başkalarının verdiği unlarla yetineceklerdi. Bugün un dolu çuvalları verenler yarın vermezlerse ne olacaktı?
İnsanlar meydana toplandılar ve yöneticiler gelmeden meydanı terketmeyeceklerini söylediler. Onlar gelince de bu işe bir çare bulmalarını, daha ne kadar kaynağını bilmedikleri bir yerden besleneceklerini, yarın tarlalara buğday ekmek isteyeceklerse ne yapacaklarını sordular.
Aldıkları cevap hiç de bekledikleri gibi olmadı: Bu sorunun cevabını onlar da bilmiyordu, buğdayın ne olduğundan, un dolu bu çuvalları meydana kimlerin koyduğundan haberleri yoktu. Bildikleri tek şey gece herkes uyur ve derin bir sessizlik her yeri kaplamışken birilerinin şehir meydanına bu çuvalları koyduğuydu.
Yöneticiler buğdayla ilgili sorunu en kısa zamanda çözecekleri vaadettiler. Onlar da el kaşığıyla çorba içmenin hiç de doğru olmadığı kanaatindeydiler, ama şimdilik beklemekten başka çıkar bir yol yoktu.
Şehirdeki bütün değirmenler iflas etmek üzereydi. Kimsenin onlara buğday getirdiği yoktu. Bütün buğdaylar şehir meydanında un karşılığı veriliyor, daha sonra da o malum değirmene gidilip un karşılığı buğday alınıyordu.
Bir gün şehirde hiç kimsenin buğdayı kalmadığı haberi yayıldı. Herkes meydandaki unlar bedelinde anbarlarındaki buğdayları meçhul un dağıtıcılara vermişlerdi. Bundan hiç kimsenin hayıflandığı da yoktu, kendilerinkini vermişlerdi ve fakat değirmenden çok daha canlı, diri, iri ve parlak buğdaylar almışlardı. Depoları bunlarla doluydu. Zaman geldiğinde bu buğdayları ekeceklerdi. Yazın çok daha bereketli, bol başaklı mahsüller devşireveklerinden o kadar emindiler ki...
Herkesin buğdayının bittiği haberi tam da ekim zamanına denk gelmişti. Çiftçiler, un karşılığı aldıkları parlak, ışıklı buğdayları çuvallarına doldurmuşlar ve büyük bir keyifle tarlalarının yolun tutmuşlardı.
Yolunca yordamınca buğdaylar ekildi, mahsül devşirilecek zamanların hayali kuruldu ve evlere dönüldü. Herkes merak ediyordu, acaba bu yeni buğday cinsi ne zaman yeşerecekti ve acaba ne kadar ürün verecekti?
Endişeli bekleyiş çok uzun sürmedi. Ekinler bir türlü yeşermiyor, vakti çoktan geçmesine rağmen buğday filizleri yer yüzüne çıkmıyordu.
Yetkililere başvurdular, herkesi derin bir korku ve dehşetli bir bekleyiş sardı. Acı haber kısa zamanda arzı endam etti:
Un karşılığı aldıkları bütün buğdaylar sahteydi, plastikti, yapaydı. Gizli bir el hem buğdaylarını, hem bütün ekinleri iç etmiş ve karşılığında da herkesi suni buğdaylarla kandırmıştı.
Bütün şehri korkunç bir infial sardı, herkes birbirini suçluyor, bu kadar parlak, canlı, ışıklı, badem tipli buğdayların nasıl olup da sahte olduklarını anlayamadıklarını haykırıp duruyorlardı. Himmet buğdayları gitmiş, her tarafı cinnet buğdayları kaplamıştı.
Şehrin yöneticileri bile bedava buğday ve un aşkına şehrin halkını uyarmamıştı. Uyarmak ne kelime kendileri bile kandırıldıklarını farkına varmamış aksine bedavacıları teşvik etmişlerdi.
Herkes son bir çare olarak un verilip buğday alınan değimenin önüne koştu. Orada birilerini bulabilir, soruna bir çözüm arayabilirlerdi.
Değirmenin kapısı kocaman bir kilitle sımsıkı kapatılmıştı. İçeri girmeye çalıştılar fakat girecek bir içeri de bulamadılar.
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)