Ülkemizde cereyan eden son olaylar pek çok kişinin, kuruluşun, devlet adamlarının öz eleştiri yapmasına vesile oldu, olmaya da devam ediyor.
Başbakan yardımcısı Bülent Arınç bir toplantı vesilesiyle kendilerine yapılan eleştirileri dikkate alarak şöyle söylemiş: "Birilerinin bizi silkelemesi lazım"
Malum basının bu sözü aktarma biçimi hayli pespayece oldu. Sanki bunu diyen kişi "biz haddimizi aştık, meydanlardakiler de bizi haddimizi bildirdi" demek istiyordu.
Halbuki sözün devamına, konuşanın göndermelerine, bu sözün Doğu bilgeliğindeki referanslarına baktığımızda anlamamız gereken şey hiç de basındaki o çarpıtılmış içerik değildir.
Hayata, varlığın anlam ve mazmununa, insanın doğum-hayat-ölüm üçgenindeki serüvenine gerçek bir bilgelik gözüyle bakanlar, insanlık tarihinin başından bu yana hakikatini hiç yitirmeyen, aksine her devirde daha da derinlikli anlamlar kazanan bu sözün anlamını çok iyi bilirler.
Bu söz insanı, geldiği yerle sonunda gideceği yer arasında bir yolcu olduğuna inanmaya davet ediyor. Kalıcılığa değil geçiciliğe vurgu yapmaya çağırıyor. İnsanın bu hakikati unuttuğu yerde bazı uyarıcıların devreye girmesinin gerekliliğini hatırlatıyor.
Nasıl mı? İşte şöyle:
Midas’ın Esrarengiz Odası
Gordion kralı Midas’ın anahtarı sadece kendisinde bulunan ve başka hiç kimsenin giremediği bir odası varmış
Zaman zaman bu odaya girer, bir müddet durur sonra çıkıp gidermiş.
Kralın veziri o kadar merak edermiş ki bu odayı, neden kralın bu odaya girdiğini ve içeride nelerin olduğunu, neden kimseye giriş izni verilmediğini?
Birkaç defa soracak olduysa da kralın hiddetinden çekinerek soramamış. Günün birinde merakına artık galebe çalamamış ve bir yolunu bularak odaya girmiş. Fakat içeri girince hayreti daha da artmış.
Kocaman bir odaymış burası. Bir köşede eski püskü bir elbise, bir kağnı arabası, birkaç ip parçasından başka bir şey görememiş. Şaşkınlığa mani olamamış vezir.
“Acaba burada benim göremediğim ama kralın gördüğü çok değerli bir şeyler mi var?” diye sağa sola daha dikkatlice bakmış, fakat nafile, olanlardan başka bir şeye rastlayamamış.
“Kralın koruduğu, kimseye göstermediği ne var ki bu odada? Bu kadar gizlenen ne?” sorularına bir cevap bulamayınca neye mal olursa olsun krala sormaya karar vermiş.
Vezirine kıyamayan kral yanına onu da alarak o gizemli odaya gitmiş ve ona şunları söylemiş:
“Bak vezirim! Bir zamanlar bu ülkenin kralı ölmüş. Bir varis de bırakmadığı için ülkede kimin kral olacağına karar verilememiş. Bu yüzden neredeyse bir iç savaş çıkacakmış. Ülkenin ileri gelenleri toplanarak bir çare aramışlar. İçlerinden bilge birisi demiş ki: “Bunu halletmenin yolu herksin üzerinde ittifak edeceği birini kral tayin etmektir. Fakat bu da şimdilik imkansız görünüyor. Bu yüzden yarın sabah şurada toplanalım ve şehre ilk kim girerse onu kral olarak kabul edelim!”
Bu fikir herkese harika gelmiş. Sabahleyin merakla toplanmışlar. Şehre ilk gelen kimmiş biliyor musun? Hayatını çiftçilikle sürdürmeye çalışan garip babam! Babam kağnısının önünde şehre ilk giren kişi olmuş. Şehrin âkıl adamları anlaştıkları gibi babamı kral olarak tahta oturtmuşlar.
Babam çok büyük bir insandı. Eğitimi yoktu ama merhameti ve adaleti boldu. Beni de çok iyi yetiştirdi. Bir gün beni bu odaya getirerek dedi ki: “Oğlum buraya iyi bak! Bir gün benim yerime sen kral olacaksın. Ama kral olduğunda bu odaya sık sık gelerek bu eski püskü eşyalara, bu paçavralara iyi bakmanı istiyorum. Bunlara dikkatlice bak ve nereden geldiğimizi unutma. Bunlar senin kibire ve gurura kapılmalarına mani olur.
Ne zaman bunalsan, kendinde bir üstünlük görsen, böbürlenmeye başlasan hemen bu odaya gel ve aslımıza dön! Bu oda sana her zaman asıl yerini hatırlatacak ve senin kibre mağlup olmana engel olacaktır.”
İşte vezir efendi bu odanın sırrı budur. Anladın mı?”
Demek ki Midas’ı silkeleyenler çiftçi babasında kalma eski kıyafetlermiş.
Hz. Ömer’i Kim Silkeliyordu
Hayat bizi daima mağlup eder. Sanki hiç ölmeyecek ve bu dünyadan ayrılmayacakmış gibi ölümüne bu hayata ve maddi varlıklara sarılırız. Fakat bu hal bir aldatmacadan ibarettir.
İnsan, bir gün her şeyini yüz üstü bırakarak bu hayatı terk edeceği bilincini nasıl canlı tutar, bunu nasıl başarır?
Bu sorunun cevabı insanı silkeleyeceklerin neler olduğunda yatmaktadır.
Hz. Ömer bu bilinç halini sürekli tutmaya çalışan tarihteki en önemli insanlardan biridir.
Rivayete göre maaşını kendisi vererek bir adam tutmuştur. Bu adamın görevi olur olmaz herhangi bir yerde Hz. Ömer’e “Ey Ömer, ölüm var!” demekten ibarettir.
Bu müthiş cümle insanda derin bir iç hesaplaşmaya sebep olmaktadır. Ölümün olduğu yerde varlık kavgası vermenin ne manası vardır? İnsanın götüremeyeceği şeyleri biriktirmesinin ne anlamı vardır?
Mevlana bir gün birisine dedi ki: “Malını mı çok seversin yoksa günahlarını mı?” adam da dedi ki “ O nasıl soru, tabii ki malımı severim!” o zaman Mevlanâ buyurdu: “Madem öyle, öldüğünde neden o çok sevdiğin malını burada bırakıyorsun da, hiç sevmediğin günahları beraberinde götürüyorsun?” Bu sorunun bir cevabı var mı?
Hz. Ömer’in muhasebesinin bu olduğuna şüphe yok. Çünkü ölüm ağızların tadını bozar!
Hz. Ömer bir gün o adama artık görevinin bittiği söyler ve işine son verir. Adam da “hayırdır ya Ömer artık hatırlatıcılara ihtiyacın mı kalmadı?” deyince Hz. Ömer “Hayır, dediğin gibi değil. Sakalımda ak kıllar peyda oldu. Onlar bana senin hatırlattıklarını fazlasıyla hatırlatıyorlar, yani sana gerek kalmadı” diye cevap verir.
Yani Hz. Ömer’i silkeleyenler önce ölümün varlığının hatırlatılmasıydı, sonra ise saç ve sakalında ak tüyler.
Mağrur Olma Hünkârım
Osmanlı hükümdarları kendilerine yeni silkeleyiciler buldular.
Midas’ın babasının dediği gibi mağrur olma ihtimalilerinin olduğu bir zamanda ortaya birileri çıkar ve onları tepeden tırnağa silkelerdi.
Ne zaman öyle bir ihtimal belirse, hemen kimin tarafından söylendiği bilinmeyen bir ses duyarlardı:
“Mağrur olma pâdişâhım, senden büyük Allah var!”
Bu cümleyi duyan bir inananda artık gurur mu kalır, kibir mi kalır, dağdağa, debdebe, şa’şaa mı kalır?
Tabii ki kalmaz!
Demek ki padişahlar kendilerini böyle silkeletiyorlardı.
Onların yanında ya hakikati çekinmeden söyleyen birileri yahut da işaretlerle, simgelerle bu hakikatleri fısıldayan meçhul sesleri olurdu?
Şimdikileri kim silkeleyecek!
Hz. Ömer halife olduğunda minbere çıkmış ve üstlendiği görevi ağırlığından, sorumluluğunun çetinliğinden bahsederek: “EY insanlar ben yanlış yaparsam ne yaparsınız? Diye sormuştu.
Cemaatin içinden birisi ayağa kalkmış ve kılıcını kaldırarak “seni bununla doğrulturuz ey Ömer!” diye karşılık vermişti. Bu hale Hz. Ömer’in tepkisi adam kızmak değil, tam tersine Allah’a şükretmek olmuştur.
Demek ki Hz. Ömer etrafında kendisini silkeleyeceklerin sayısını artırma telaşındaydı, şimdikiler ise onları yok etmenin gayretinde.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
İktidarın, otoritenin o ezici ve yok edici gücü sizi demirden bir halkayla çevirir.
O gücün, hayatın ebediyen bizde olacağı vehmi peşimizi bir an bırakmaz.
Yokken var oluşumuz, varken yok olacağımızın en büyük delilidir.
İşte bunu hatırlatacak olanlar silkeleyicilerdir.
Sizin silkeleyicileriniz var mı?
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Öztürk Samuk
Yağmalanan Tarihimiz
Mehmet Nuri BİNGÖL
Son Emir- Öykü
Halil MERT
Askeri darbe ne ki!
Adnan ÖZ
Süper lig fikstürü çekildi!
Bülent ERTEKİN
Maskeler Düşerken…
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Recep YAZGAN
Agape hause - Sevgi Evi’nden, Samsun Protestan Kilisesi’ne!
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Ömer Naci Yılmaz
Hûd 112’den Rahatsız Olanlar
Mehmet BOZKURT
İnsanlık Tarihi Acılarla Dolu
Mehmet Ali Çamoğlu
İsimleri Unutuldu, Faturası Baki Kaldı
Hüseyin KURT
NATO Zirvesinde Bir Tabanca
Nihat Güç
Dine değerlere düşman olarak yetişen bu nesil yurt dışından mı ithal edildiler?
Vehbi KARA
Kurtuluş Savaşı Yerine Milli Mücadele
Seyfettin BUDAK
Sosyal Medyanın Geç Kalmış Açlıkları
Eyüphan KAYA
Risale-i Nur Nurculuktan büyüktür!
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)