Onların dinleri dillerindedir.
Onlardan olurlar, bunlardan görünürler; yahut da tersidir: Bunlardan olurlar, onlardan bilinirler.
Daima kıyılarda, köşelerde, kuytularda, zulalarda, loşluklarda, izbelerde, merdiven altlarında, kapı artlarında, duvar diplerindedirler, ama daima ortada görünürler.
İnsanın yüzü gülünce gözleri de güler. Bunların dudakları gülme pozisyonu aldığında gözlerinin derinliğindeki hırs göz bebeklerinden karanlık dalgalar olarak yansır. Çünkü gülüşleri sahte, tebessümleri zehirlidir.
Gözlerini o kadar zirvelere dikmişlerdir ki, ulaşabilecekleri hiç bir yükseklik arzulanan yükseklik olamayacağı için daima tedirgin, daima kaygılı, daim huzursuz, doyumsuz ve saldırgandırlar.
Ulaştıkları mevkiler, birilerinin kanından beslendiği için kurtlaşmaları için dolunaylara ihtiyaçları yoktur.
Onlar için her an dolunay, herkes kıpkırmızı bir kan yumağı, her an hırsa teşne kan oluğudur.
Vardıkları hiçbir menzil onları doyurmaz, dindirmez, ikna etmez, yüzlerini güldürmez; her menzilden öte bir menzil olduğu için ulaştıkları mevkilerin keyfini sürmek yerine, daima ulaşamadıkları zirvelerin acısını ve ıstırabını çekerler.
Ulaştıklarında mutlu olacaklarını zannederler; oysa ulaşılacak daha da ötelerde bir yerler olduğu için ulaşmak, daima mutsuzluklarını katlamaktan başka bir işe yaramaz.
Bundandır ki, şikâyet karakterleri, doyumsuzluk gıdaları, tatminsizlik uykuları, serzeniş yastıkları, nankörlük yatakları, ikiyüzlülük sofraları, tedirginlik, huysuzluk, karaktersizlik hayatları olmuştur.
Gri Alan Ne ki
Değerli edebiyat araştırmacısı, yazar, düşünür, iyi bir kitap dostu, aynı zamanda sahaf, gezi olaylarında aktif ve inançlı bir eleştirmen olan Ömer Lekesiz, dört yıl önce Kadıköy'de açtığı ve pek çok kitapseverin uğrak yeri olan sahaf dükkânını kapatmış.
Şaşırdım, üzüldüm.
Sahafını niçin kapattığına dair bazı izahatta bulunuyor: Kitaba rağbetin azaldığı, internette kitap işine de girildiği, mekânın yeni düzenlemede farklı amaçlarla kullanılacağı vb. gerekçeler arasında.
Fakat başka bir sebep daha ileri sürüyor ki derinlemesine düşünmeye değer.
Hatta derinlemesine düşünmemiz fevkalade elzem.
Ömer Lekesiz, son zamanlarda karşıt veya farklı düşünceli insanlar arasında gri bir alan oluşturulduğunu, bu alanın kendisine ümit verdiğini ve kendi sahafının bu tür insanların uğrak yeri olduğunu/olmasını istediğini ve fakat gezi olaylarıyla bu gri alanın tamamen ortadan kalktığı ve bu hadisenin kendisini etkilediğini söylüyor.
Cümleleri tam olarak şöyle:
“(Kapatmamın ikinci nedeni ise) gri alanın Taksim eşkıya kalkışmasıyla birlikte bıçakla kesilir gibi kesilmesi olmuştur. Düşüncelerimizi perdelemeksizin rahatça paylaşabildiğimiz insanların büyük bir bölümü gözleri dönmüş bir şekilde eşkıyaya destek çıkıverince o elbirliğiyle, özenle oluşturmaya çalıştığımız gri alan da parçalanıverdi. Üzüntü duymuyorum ancak o insanların benimle kurdukları arkadaşlığın bir stratejik arkadaşlıktan ibaret olduğunu görmekle yaralandığımı saklayamam. Bunu ahlaki bir sorum olarak gördüm ve bu yüzden mekânım gözümdeki tüm cazibesini, gerekliliğini yitiriverdi.”
“Bence gri alan oluşturuldu. Ancak söz konusu zamanda ve o şiddet olaylarında fedakârlıkta bulananların sadece bizler olduğunu, diğer arkadaşlarınsa bizim dostluklarımızı istismar ettiklerini, bizimle stratejik arkadaşlıklar kurduklarını çok net bir biçimde gördüm.” (Yeni Şafak, 01.09.2013)
Gri Alan Münafıkları
Gri Alan neresi, bu gri alanda gözü dönmüş eşkıyaya destek verenler kimler?
Ömer Lekesiz söylemiyor ama biz rahatlıkla bunlara işte bu sıfatı takabiliriz: Bunlar gri alan münafıklarıdır.
Bunların dostlukları stratejik dostluktur.
Bunların kim olduğu söylemiyor, Sayın Lekesiz. “Onları siz de biliyorsunuz” diyor. Onların adlarını vermeyi ahlaksızlık sayıyor, belli ki onların yaptığını tersinden kendisinin yapmasını etik bulmuyor.
Bu gri alan münafıkları insanoğlunun bulunduğu her yerde vardılar. Bu tip münafıklar kapkara, kopkoyudurlar. Beyaz bir alan gördüklerinde eğer güçlüyseler karanlıklarını fütursuzca haykırırlar, eğer kendilerini zayıf görürlerse beyaz alanlarda hemen gri alanlar açarlar.
Beyazların saftirikliği, onların karanlığını fark edemez.
Çünkü beyazlar renk değiştirmezler, nasılsa öyledirler.
Oysa onlar öyle mi ya? Her renge girerler, hangi renkte olmaları gerekiyorsa o renge hemen bürünürler.
Bunların ne dinleri vardır, ne milliyetleri, ne haysiyetleri, ne kutsalları…
Ne olmaları gerekiyorsa ondandırlar ve oradandırlar.
Saftirik insanlarımız kendilerini alaya alanları hep ciddiye aldılar.
O gri alanlarda yanlarına yaklaşanların düşüncelerinin de griye çaldığını zannettiler.
Fakat bu münafıkların kendileri gri alanlardaydı, oysa düşünceleri maalesef bulundukları alandan intikam alırcasına daha koyu, daha siyah, daha katı, daha tavizsizdi.
Bunlar Şunlar ki…
Ksenefon, Sokrat'ın idamı üzerine düşüncelerini yazdığı eserinde Sokrat'ın tamamen haksız ve mesnetsiz yere idam edildiğini söyler.
Sokrat'ın idam gereçlerinden biri de gençleri yoldan çıkardığı iddiasıdır.
Oyda Ksenefon bunun tam tersini haykırmakta ve Sokrat’ın gençleri eğittiğini ve onları yola getirdiğini söylemektedir.
Bu arada Ksenefon mayasında bozukluk olan iki de gençten bahseder: Bunlar makam ve ikbal hırsıyla kudurmuştur. Gözleri iktidara gelmekten başka hiçbir şey görmez. O makama gelmek için de her kumpası, her fitneyi, her alavereyi mubah görürler, Sokrat'ı kullanmayı bile.
İşte Ksenefon'un anlattığı bu iki muhteris insan gri alanların müdavimidir. Orada olmak için değil, insanlık adına orada bulunmak için değil, sadece ve sadece bir yerlerde olmak için ordadırlar.
Karanlık emellerini gerçekleştirmek ancak o gri alanlarda bulunmakla mümkün olduklarını bildikleri için oradadırlar.
Bunlar, bunların boyunları kibirlerinden daima kazık yutmuşçasına dimdik olduğu için aşağılara, ayaklara bakma nimetinden mahrum bırakılmışlardır.
Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır. Fakat, Tanrı tavus kuşuna hiç yoksa ayaklarına bakarak aczini anlama fırsatını vermişken, bu gri alan münafıklarını bundan da mahrum bırakmıştır; bunlar ayaklarına bakarken bile kanat görürler…
Montaigne: "En büyük ve en şerefli eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. Geri kalan her şey, başa geçmek, para yapmak, binalar kurmak, nihayet ufak tefek eklentiler, yollardır." (Montaigne, Denemeler, T.İş Bankası Yay; s.17 )der.
Gri alan münafıkları için bu söz tam da tersinden geçerlidir: Bunlar için en büyük ve şerefli iş başa geçmek, para yapmak, binalar kurmak, çıkarları peşinde koşmak, menfaatleri için en sevdiklerini ile ipe yollamaktan çekinmemektir.
Onlar için doğruluk ve dürüstlük gibi kavramlar için yaşamak aptallıktan başka bir şey değildir.
Onlar Horatius'un acıdığı şu zavallı köylüye benzerler:
Erdemli olmayı göze al; bu yola gir;
İyi yaşamayı sonraya bırakan, yolunda bir ırmağa
Rastlayıp da akıp gitmesini bekleyen köylüye benzer:
Irmak hiç durmadan akıp gidecektir." (Montaigne, Denemeler, s. 147).
Montaigne herkesin şöyle düşünmesini istiyor: "Bizi para tutkusu, mevki tutkusu, saygısızlık, geri kafalılık içimizden yıkarken gidip de dünyanın dönüşüyle mi uğraşacağım?" (Montaigne, Denemeler, s. 146).
Bunlar bu sözün tersini hayatlarının ilkesi edinmişlerdir, adeta şöyle derler: “Para kazanmak, bir mevkie gelmek varken dünyanın başka işleriyle mi uğraşacağım?
Bunlar bazen de dindardırlar, öyle görünürler, kendilerinin böyle olduğunu zannederler, böyle bilinmek için de hiçbir fırsatı kaçırmazlar.
Fakat onlar Günaha Son Çağrı filminde Aslan'ın söylediği eleştiri cümlesindeki iktidar muhterisleridir: "Her şeye egemen olmaktı amacın. Sen, ‘Tanrı, Tanrı!’ diyordun ama gerçekte iktidarı istiyordun!"
Bunların tanrıları iktidardır; kabeleri koltukları, kıbleleri egoları, ibadetleri yaltaklıkları, niyazları güçlüler huzurunda şerefsizce el ovuşturmaları, duaları bir makama oturmaları, ahretleri muhtemel diğer koltuklarıdır.
Bunlar kimleri kandırmadılar ki Ömer Lekesizleri kandırmasınlar.
Kapkaranlık bir gecede, kapkaranlık bir taş üstünde, kapkaranlık bir yılanın kapkaranlık kıvrımları kadar karanlık, gizli ve sinsidirler.
Bunlar; nimet, lezzet, afiyet saydıkları taze boka konmak için birbirleriyle boğuşan sinekler gibidirler.
Ömer Lekesiz onları sahaftayken birden Gezi parkı civarında görmüş, sadece oralarda zannetmeyin, şöyle bir etrafınıza bakın; hemen yanı başınızda onları zehirli tebessümleriyle ayaklarınızı nasıl kaydıracaklarının hesaplarını yaparken göreceksiniz!
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Hüseyin KURT
Sessiz Savaş Türkiye Kıyılarına Yaklaşıyor…
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)