Samsunspor bizlere Avrupa da bu seviyeleri yaşattığı için tabii ki mutluyuz ve takımımızla gurur duyuyoruz. Geçmişimizi unutmuş değiliz fakat sürekli bununla övünmek ve gelişimimizi durdurmak sonumuz olabilir. Hedef küçülten, yerinde sayan ve her şeye mazeret üreten gerilemeye mahkumdur.
“Hatıran Yeter” kitabının fikir babası ve yazarlarından Yusuf Demircioğlu maç gecesi anılarda çıkan bir fotoğrafımızı gönderdi ve “Üzülmeye gerek yok, 9 yıl önce 13 Mart günü kapı kapı dolaşıp para topluyorduk! Bugün; Avrupa Kupası’nda son 16 maçına çıktık. Roma bir günde kurulmadı! Samsunspor için, çok daha güzel günler kapıda… Taraftara düşen biraz sabır, çokça destek…” diye sosyal medya paylaşımını yenilemiş.
Evet, biz de nereden nereye geldik diyor ve her halükarda elimizden geldiğince Samsunspor’u destekliyoruz. Fakat bizim için tarihi önemi olan bir maçta, tribünler uzun süre sonra bu kadar doluyken böyle silik, korkak ve mağlubiyeti kabullenmiş bir oyun beklemiyorduk. Sonuçtan ziyade bu oyun ve bu anlayış çok üzdü bizi.
Hocamız Thorsten Fink’i son oynadığımız iki buçuk maçta beğenmiş, oyun anlayışını taktir etmiştik. Bu cesur ve atak oyun, hücum pres ve gol aramak üzerineydi. Sonuçtan bağımsız olarak söylüyorum, yenik durumdayken bile bu yana ve geriye gereksiz pas oyununa üzüldük, hayal kırıklığı yaşadık.
Sayın Fink Hocam; maçı kendi seyircimiz önünde oynuyoruz ve yenilgiyi kabul edip maçı kaleci, stoperler, bekler ve ön liberolarının arasında top çevirmeyle bitiriyoruz. Sanki fark yememek için sahadaymışız gibi bir durum oldu. Bu oyun bize yakıştı mı?
Maçtan sonra da “Oyunda üstündük, topa hakimdik, topla oynama yüzdesi ve pas sayısında öndeydik.” diyor taraftarın önünde yenildiğimiz maçı neredeyse övüyorsunuz. Bu oyun anlayışına tribündeki Samsunspor taraftarının tepkisini görmediniz mi?
Ben Ntcham’ın gevşek oyununu görüp müdahale etmeyen ve onu sahada doksan dakika tutan hocanın hocalığından ümidimi kestim. Bir oyuncu her topu kendi kalesine doğru oynar mı? Her topu alışında geriye dönüp oyunu yavaşlatır mı?
Ntcham zaten haftalardır isteksiz ve etkisiz oynuyor fakat bunun nedeni belki de Başkanın, “Bu oyuncular doymuş, sezon sonunda yollarımızı ayıracağız.” söylemi oyuncularımızı olumsuz etkilemiş olabilir.
Rayo Vallecano maçında takımda hakkıyla mücadele eden, maçı alalım diye çırpınan, canla başla çalışan oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Böyle olunca bu mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Hoca, “Takımda kanat oyuncusu yoktu.” dedi, tamam fakat Fenerbahçe maçında kanat mı vardı? Herkes aslanlar gibi oynamıştı. Peki, bu maçta ne oldu da o oyun bitti. Bunu yorgunluğa bağlamak olur mu? Her takım, her oyuncu üç günde bir maç oynuyor. O zaman Fenerbahçe maçına bu maçtan daha fazla önem verdiğimiz düşünülmez mi? Taraftara yazık değil mi? Zor şartlarda o kadar uzak stada gelip bu soğukta tir tir titreyerek maç izliyor. Buna rağmen sahada ununu elemiş eleğini asmış, yenilgiyi kabullenmiş ve maç bitse de gitsek edasıyla oyalanan oyuncu topluluğunu görüyor. Hal böyle olunca bu taraftar bir daha maça gelir mi?
Böyle olmaz beyler, bu böyle olmaz. Oyuncu formanın hakkını verecek. Başkan ne konuştuğunu bilecek, sözünü tartacak öyle konuşacak. Taraftarı küstürmeyecek, oyuncusuna “çöp!” muamelesi yapmayacak. Rakip takımı küçümsemeyecek ve rakibi de kendinden büyük göstermeyecek.
Tur büyük ölçüde kaybedildi. Neden mi? Hocanın yenilgiyi kabullenmiş oyun anlayışı ve Başkanın rakibi övmesi bunun göstergesi de ondan. Oysa Başkan, “Bugün takımımız kötüydü fakat bu takım daha iyisini yaptı ve buralara geldi. Rakibimiz bizi burada nasıl yendiyse bizde onları orada pekâlâ yenebiliriz. İkinci maçta takımımızdan daha iyisini bekliyoruz.” dese belki bir şeyler olurdu…
Yukarıdaki satırları Avrupa Konferans Kupası maçı sonrası yazmıştım. Yine aynı fikirdeyim. Kayserispor maçını almış olmak fikrimi değiştirmedi. Kayserispor bu ligin en zayıf takımlarından birisi. Onu da yenemesek zaten küme düşme adayı olurduk.
Çıkmamış candan ümit kesilmezmiş. Takımın taraftarı yeniden tribünlere çekmesi için bu maç bir fırsat olsun. Rayo Vallecano maçında Samsunspor’a başarılar dileriz. Bu başarı tabii ki tur olsun isteriz fakat illa tur atlamak da değil, hiç olmazsa iyi oyun, güzel bir galibiyette olabilir.
Adnan ÖZ