Laik Ortam Ve Müslümanlar

Nihat Güç

25-08-2025 17:18

İnsanoğlu için her şey istek, heves ve iştiyaka bağlıdır. İstek, heves ve iştiyak sahibi olmayan bir insana olumlu veya olumsuz manada bir işi yaptıramazsınız, bir sözü söyletemez, bir yanlışı kabul ettiremezsiniz.

O halde ister işlenen haramlarda, ister ifa edilen ibadetlerde insanın istek, heves ve iştiyakı mutlaka vardır ve etkendir. İç ve dış etkenlerden kaynaklanan istek, heves ve iştiyak olmasaydı cennet de cehennem de hak edilmiş olmayacaktı.

İstek, heves ve iştiyakı sevk ve idare eden en önemli iç etken kuşkusuz imandır. İman varsa imkân da vardır. İman yoksa hiçbir imkân bir işe yaramayacaktır.

İnsanda oluşan istek, heves ve iştiyak bazen de dış etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bu dış etkenler, imtihan için var edilen insanoğlu kendi elleriyle düzenlediğine rastlıyoruz. Yoksa başkalaşım geçirerek sahip olduğu her şeyini kaybedebilirdi.

İnsanoğlu su misali, özünü kaybetmeden girdiği kabın şeklini alabilen bir varlıktır. İmtihan için var edilen insanoğlu nelere takıldığını, nerelerde tutulduğunu, hangi ortamlara zorunlu olarak sevk ve idare edildiğini çok iyi bilmelidir. Yoksa içine girdiği çevrenin uygun olmayan şartlarına ayak uydurarak imtihanını kaybedebilir ve yanlışları doğru olarak algılayabilir. Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur, atasözü bunu doğrular mahiyettedir.

Türkiye’de İslam; yüzyıldır laik, demokrat, ateist ve müşrik kesimleri rahatsız etmeyecek seviyede ve düzeyde anlatılmaya çalışıldı. İslami olan fakat laik, demokrat, müşrik ve ateistleri kızdıracak kimi konular hiçbir şekilde dile getirilmedi /getirilemedi. Zaman zaman dile getirenler de derdest edilmekten yakalarını kurtaramadılar. O yüzdendir ki dini emirlerin doğru ve düzgün bir şekilde dile getirildiği zamanlarda feveran eden insanlara rastlayabiliyoruz.

Özellikle atesitleri ve müşrikleri rahatsız etmeyen bir İslam, Yüce Allah’ın gönderdiği din değildir. Yahudileri çileden çıkartmayan din, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in getirdiği din değildir. Hristiyanları sağa sola savurmayan bir din Kur’an’ı Kerim’in anlattığı din değildir. Müşrikleri dile getirmek bile istemiyorum. Müşrikleri delirtmeyen din, İslam dini olamaz. Farklı dünyaların insanları aynı potada eriyebilecek ve hiçbir rahatsızlık duymayacaklar, olacak şey mi bu?

Bunu böyle bellemek lazımdır. Ne diyor Yüce Allah; “İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” (Al-i İmran/119)

Camilerde ve okullarda İslam dini Allah’ın isteğine, Kur’an’ın anlatımına, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetine, sahabelerin yaşantılarına uygun bir tebliğ faaliyeti sergilenmediği müddetçe insanlara etki etme, onları harekete geçirme, yanlışlarını düzeltme oranı hep cılız, hep zayıf, hep bodur kalacaktır. Çünkü yarısının üstü yasaklanarak kapatılan İslam; insanları iyileştirecek, dini bir yaşama, dini bir düşünceye sevk edecek güçten yoksun kalacaktır. O yüzdendir bu ülkede hem namaz kılan hem puta tapan, hem başörtü kullanan hem de kozmetiğin her türlüsünü üzerinde sergileyerek pazarlayan, hem oruç tutan hem de faizin âlasını yapan insanlar çıkmıştır, çıkmaya da devam edecektir. Bu durumun ortaya çıkmasının en bariz sebebinin laik sistemi rahatsız etmeyecek bir şekilde ılımlı bir İslam’ın dillendiriliyor olmasından kaynaklandığını söylememiz gerekmektedir. Başka bir neden aramaya, dinini tam anlamıyla yaşayamayan Müslümanlara kızmaya, onlara hakaret etmeye, kusurlu göstermeye gerek yoktur. İslam değişmiş ya da miadını doldurmuş bir din değildir. Diridir, faaldır ve etkendir. Ancak laiklik kuralları gereği dört duvar arasına hapsedilmiş bir din olduğunu söyleyebiliriz. Ayakları kesilmiş, gözleri köreltilmiş, kafası kopulmuş bir din etkiden uzaktır. Günümüzde caminin iç duvarlarında olmak kaydıyla seslendirildiğinde mahkemeye başvurulan bir din haline getirilmiştir.

Eskiden sosyal hayatta dile getirilen İslam’a ait emir ve yasaklara karşı çıkanlar olurdu. Camiye dadanana rastlamak pek mümkün değildi. Çünkü dinin sosyal hayattan kopmasını ve camiye hapsedilmesini isteyen laik bir sistem vardı. Bu durum zamanla gerçekleşti ve din tam anlamıyla camiye mahpus hale getirildi.

Şimdilerde ikinci raunda geçildiğini söyleyebiliriz. Camilerde anlatılan dine, hutbelerde dile getirilen konulara, sohbet arasında konuşulan emir ve yasaklara dahi müdahale edilmeye başlandı. Pervasızca saldırılar düzenlenmektedir. Resmiyette (kanun ve yasayla) icraya konulmayan ayetlere pranga vurmak adına mahkemeler nezdinde dava açılıyor, camilerde okunmasına bile yasak getirilmek isteniyor. Bu kesimin elinden gelse bu ülkede Kur'an-ı Kerim’i ortadan kaldırılacak, Hadis-i Şeriflere de ket vurulacaktır. Hz. Muhammed (s.a.v.) yasaklanmış isimler arasına kaydedilecektir.

Durumun bu derekeye evrilmesinde yani bu süreçte Müslümanlar mı çok pasif kaldılar yoksa bu bir avuç azgın azınlık mı biraz daha azıtmaya, biraz daha cozutmaya, biraz daha uydurma dinlerine bağlanmaya başladılar bilemiyorum.

Günümüzde İslam ile beslenmeyen insanlar hemen her yönüyle Avrupa’ya tutsak olmuş vaziyettedirler. Okuyanı da okumayanı da bu duruma düşmüşler. Avrupa’nın değer yargıları ile Müslüman dünyasının değer yargıları hiçbir zaman birbiriyle uyuşmaz. Farklı dünyaların insanları oldukları için değer yargıları da haliyle farklı olacaktır.

Türkiye’de entel dendiğinde değer yargılarını Avrupa’dan devşiren manasında kullanıldığını söyleyebiliriz. Müslüman kalarak Hristiyan âleminin değer yargılarıyla anlam bulmaya çalışmak mümkün değildir. Bizi biz yapan Kur’an ve Sünnettir. Bizi Avrupa değerlerinden uzaklaştıran Hz. Muhammed (s.a.v.)’e olan bağlılığımızdır.

“Entellektüel, bilge, medeniyet, kültür, erdem, vefa ve hakşinast” gibi kavramları hep Hristiyan ve Ateist Avrupa insanları üzerinden anlatılması ve tanıtılması esaretin ve teslimiyetin bir başka ifadesidir. Kişi böyle davranmakla ya Kur’an’dan habersiz ya da bildiklerinin üstünü örtmeye çalışan biri olduğunu söyleyebiliriz. Bunun başka bir açıklaması da yok zaten. Bu durumun ortaya çıkması dinin karıştırılmadığı ortamların her geçen gün biraz daha çoğaltılmasıyla doğru orantılı olduğunu söyleyebiliriz.

Halbuki tüm bu kavramların hatta bu kavramların fevkinde başka başka kavramların da en üst zirvesine Kur’an ile çıkılabildiğini unutmamamız lazımdır. Kur’an’dan yoksun bir toplumda ya da başka bir ifadeyle laiklik adı altında Kur’an’dan yoksun bırakılan bir toplumda Kur’an ile yükselmek, Kur’an ile bir düşünce, bir değer üretebilmek herkese nasip olacak bir konu değildir. Çöl bedevilerini medenileştiren yegane kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunu gözden ırak tutamayız.

Toplum olarak Avrupa’yı rehber ve önder edindiğimizden bu yana dünyanın her neresinde bir Müslüman varsa o bize düşman; dünyanın her neresinde bir Yahudi, bir Hristiyan, bir Ateist, bir Mecusi, bir putperest, bir Müşrik veya bir Dürzi varsa o da bize dost oldu. Dostlarımızı acımasızca eleştirirken, düşmanlarımızı da alabildiğine alkışlamaktayız. Kısacası yönümüzü Avrupa’ya çevirdiğimizden bu yana Allah’ın tüm düşmanlarını sevmeye ve başımızda bir değer olarak taşımaya başladık. Ayak olmayı hak edemeyenler baş, baş olmayı hak edenler de ne yazık ki ayak bile olamadılar bu süreçte.

Allah biz Müslümanları bir tek kafiri bile sevmekten, onların arasında bulunmaktan hıfz-ı muhafaza buyursun! Dedim ya içinde bulunduğumuz ortamın, bir süre sonra tamamlayıcı elemanı olabiliyoruz.

Allah kimseyi şaşırtmasın! Allah kimseyi yanlışı savunacak, yanlışı alkışlayacak derekeye yuvarlatmasın! Allah kimseyi düşmanına benzeyecek, düşmanları gibi davranacak, düşmana ait değerleri savunacak kadar yoldan da çıkartmasın! Biz Müslümanların en büyük sorunu budur. İslami olmayanları savunmaya, İslami olanlara da karşı çıkmaya başlamamız Laik sistemin oluşumuyla başladığını itiraf etmek durumundayız.

Rabbim şaşırtacak olursa kişi; ya düşmanını dost edinmeye başlar ya da düşmanının yanlışlarını doğru olarak kabul eder. İslam’ın hâkim olmadığı ortamlarda kâfirlere ait yanlışlar hoş görünmekle kalmaz hayatın birer felsefesi olmaya başlarlar.

Zaten en büyük sapıklık, en büyük akılsızlık, en büyük delalet, düşmana benzemek veya düşmana ait yanlışları doğru olarak bellemek, dosta saldırmak, düşmanı alkışlamak değil midir?

Ne yaparsan yap, ne söylersen söyle, kime dokunursan dokun, nasıl kazanırsan kazan, istediğin düşünceye sahip ol; Allah, din, iman, cennet ve cehennem yokmuş gibi davran ama unutma bir gün mutlaka hesaba çekileceksin. Hesap kitap günü artık geri dönüşün olmayacak. Hesaptan yakanı kurtaramayacak olursan (Allah muhafaza) işte o zaman laikliğin ne olduğunu iyicene anlayabilirsin…

DİĞER YAZILARI Müslüman Ahlaklıdır 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi'ne Başlarken 01-01-1970 03:00 İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur 01-01-1970 03:00 ABD-İsrail Ve İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Ramazan’a Elveda 01-01-1970 03:00 İsrail-ABD, İran Ve Biz 01-01-1970 03:00 Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız! 01-01-1970 03:00 Rol Modellerimz (!) 01-01-1970 03:00 İyi İnsan, Kötü İnsan 01-01-1970 03:00 İnsanlarımız Ve İslam 01-01-1970 03:00 Cahiliye Düzeni 01-01-1970 03:00 Faizli banka aracılığıyla maaşımı almak istemiyorum! 01-01-1970 03:00 Kur’an’dan Birkaç Mesaj 01-01-1970 03:00 Ana Eksenimiz Ne? 01-01-1970 03:00 Gittikçe Bunalıma Batıyoruz 01-01-1970 03:00 Müslüman Ve Kâfir 01-01-1970 03:00 Güvenlik Gerekçesi 01-01-1970 03:00 İman Etmek veya Küfre Düşmek 01-01-1970 03:00 Sumud Filosu 01-01-1970 03:00 Haini Çok Olan Bir Coğrafyada Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 İslam Ve İnsan 01-01-1970 03:00 İbadetlerde Özgürlük, Haramlarda Tutsaklık 01-01-1970 03:00 Yasaklanan İslam’dır. 01-01-1970 03:00 Gündem Gazze! 01-01-1970 03:00 Dua ve Savaş 01-01-1970 03:00 Yahudileşmek Ya Da Hamas Silah Bıraksın Demek 01-01-1970 03:00 İsrail’e Askeri Müdahale Şart 01-01-1970 03:00 Suriye Ve Durziler Meselesi 01-01-1970 03:00 Şaşkın İnsan 01-01-1970 03:00 Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Müslümanlar Ve Kâfirler 01-01-1970 03:00 İsrail İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Gazzeli Mücahitler Dünya Müslümanlarının Lokomotifi Oldular 01-01-1970 03:00 İşlevsel İslam 01-01-1970 03:00 Akıllı Olan Müslümandır Müslüman Olan Akıllıdır 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -2- 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -1- 01-01-1970 03:00 Adil Olmak Veya Zulmetmek 01-01-1970 03:00 İnsanların Hedefleri ve Başarıları 01-01-1970 03:00 Sûni Sınırlar Aşılmadan Gazze Kurtulamaz 01-01-1970 03:00 İslam’a Tabi Olmak 01-01-1970 03:00 Değişimi Iskalamak 01-01-1970 03:00 Si(s)temsel Bir Eleştiri 01-01-1970 03:00 İsimlendirmeleri Yeniden Yapalım 01-01-1970 03:00 Gündemi Değerlendirme Biçimi 01-01-1970 03:00 Bir Filistin Yazısı Daha 01-01-1970 03:00 Hesabı Da Unutmayın! 01-01-1970 03:00 Ardımızdan Ağlayanımız Olacak Mı? 01-01-1970 03:00 Kurtuluş Noktası 01-01-1970 03:00 GAZZE 01-01-1970 03:00 Takva Elbisesi Ve Tesettür 01-01-1970 03:00 Ayak Uyduramıyorum 01-01-1970 03:00 İslam ve Beşeri Sistemler 01-01-1970 03:00 Her İnsanın Bir Karnesi Vardır 01-01-1970 03:00 Gazze’de Ateşkes Uygulanmaya Başlandı 01-01-1970 03:00 Sünnettüllah 01-01-1970 03:00 Niyet -2- 01-01-1970 03:00 Niyet -1- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -3- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -2- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -3- 01-01-1970 03:00 Bir Oku Bin Düşün 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -2- 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -1- 01-01-1970 03:00 Biz, Bize Benzemek Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bahaneleri Çok 01-01-1970 03:00 Kime Göre Neye Göre 01-01-1970 03:00 Şahidimiz Bedenimizdir 01-01-1970 03:00 Bir Ayetin Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 7 Ekim El-Aksa Tufanı 01-01-1970 03:00 Cahiliye Dönemi Anatomisi 01-01-1970 03:00 Gazze ve Biz 01-01-1970 03:00 Sitem ve Sistem 01-01-1970 03:00 Yasin suresi 14. Ayetin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -5- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -4- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -3- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -2- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -1- 01-01-1970 03:00 Şeriat’a Karşıyım 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -5- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -4- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistin ve Biz 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -2- 01-01-1970 03:00 Bangladeş’te Kıyam 01-01-1970 03:00 İsmail Haniye 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -1- 01-01-1970 03:00 Elleri Kuruyasıcalar! 01-01-1970 03:00 Dileyen İnkar Eder Dileyen De İman Eder 01-01-1970 03:00 İlahlaşmak 01-01-1970 03:00 Yapacağınız Tercihlere Dikkat Edin 01-01-1970 03:00 Futbol En Büyük Afyondur 01-01-1970 03:00 7 Ekim Geç Kalınmış Bir Tarihtir 01-01-1970 03:00 Kültürel Emperyalizm 01-01-1970 03:00 Suçun Şahsiliği Esastır 01-01-1970 03:00 Hz. Aişe (r.ah.)’nin Yaşı 01-01-1970 03:00 İsteyenin İnandığı Bir Sistemden İsteyenin İnkâr Ettiği Bir Sisteme 01-01-1970 03:00 Aman ha! 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebi Bizleri Eğitmeye Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Arkası Gelmeyen Sorular 01-01-1970 03:00 Ah! Gazze ah! 01-01-1970 03:00 Serap Hakikat Değildir Hakikat Tektir, O Da Kur’an ve Sünnettir 01-01-1970 03:00 Doğruluk İspat Gerektirir 01-01-1970 03:00 Batı(L) Ülkeleri 01-01-1970 03:00 İman Hakikati 01-01-1970 03:00 Şehit Hasan Saklanan 01-01-1970 03:00 Filistin Okumaları 01-01-1970 03:00 Ne Dersiniz? 01-01-1970 03:00 Bitmeyen İmtihanımız Filistin 01-01-1970 03:00 Seçim Analizi 01-01-1970 03:00 Filistin Meselesinin Neresinde Duruyoruz 01-01-1970 03:00 Her İnsan Ölecek Yaştadır 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri -2- 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri 01-01-1970 03:00 Kime Göre Doğru, Kime Göre Yanlış 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -6- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -5- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -4- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -3- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -2- 01-01-1970 03:00 Ramazan Hoca’nın Şehadeti 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -1- 01-01-1970 03:00 Sorular Tek Bir Kitaptan Gelecek 01-01-1970 03:00 PUT -3- 01-01-1970 03:00 PUT -2- 01-01-1970 03:00 Put- 1- 01-01-1970 03:00 Vazgeçilmezler ve Dokunulmazlar 01-01-1970 03:00 Farklı Bir Bakış Açısı İle Filistin 01-01-1970 03:00 Evvet, oyun süperdi! 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -13- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak-12- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak -11- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -10 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -9- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -7- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -8- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -6- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak- 5- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak-4- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -2- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -1- 01-01-1970 03:00 İstişare 01-01-1970 03:00 Müminlerin Yapacakları, Yapmayacakları -3- 01-01-1970 03:00 Mü’minlerin Yapacakları, Yapmayacakları -2- 01-01-1970 03:00 Ne Yapalım, Ne Yapmayalım 1 01-01-1970 03:00 Bizler, bizlere ait olacağız Bizler, bize ait işler yapacağız 01-01-1970 03:00 Kötü Kokan Bataklık Kurutulmadan Güzel Kokan Gül Yetişmez 01-01-1970 03:00 İbadetlerin alternatifi var mıdır! 01-01-1970 03:00 Tüm bunları namazın mı emrediyor? 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu bu… Huyum batsın. 01-01-1970 03:00 Hz. Ömer mi Dediniz 01-01-1970 03:00 Kendimizi Unutmayalım! 01-01-1970 03:00 Nasıl Bir Doğru! 01-01-1970 03:00 Siz Ne Dersiniz, Bilmem 01-01-1970 03:00 Aynanın Karşısındayım 01-01-1970 03:00
haber medya kadın