Öğretmen, sene sonu yaklaşırken bir üst eğitim kurumuna yönelik çalışmalarını hızlandıran lise son sınıf öğrencilerine; “Hedefleriniz ne, nereye gitmek istiyorsunuz? Kazanmak ve okumak istediğiniz bölümler hangileri? Çalışmalarınız ile hedefleriniz tutarlı mı? Kazanacağınız fakülteler sizin kişiliğinizle uyumlu mu? Bir de sizden dinleyelim!” diyerek sorular soruyor, verilen cevaplar üzerinden doğru bir tercihe ulaşmanın yollarını sunmak istiyordu öğrencilerine. Öğrenciler de kendilerine yöneltilen soruları içtenlikle cevaplıyorlardı.
Kendinden emin bir şekilde; “Tıp fakültesi” dedi ilk sırada oturan öğrenci. Maddi getirisi son derece iyi. Halk içindeki itibarı da cabası. Herkesin alkışladığı rahat bir meslek.
“Ya siz?”
“Hukuk fakültesi” dedi diğer öğrenci. İtibarı son derece yüksek bir meslek. Tutturabilirsen zengin olursun. Kimsenin önünde önünü iliklemediğin yegane meslek hukuktur.
“Peki sen”
“Diş Fakültesi” Özel büro açıyorsun. Ve istediğin şartlarda çalışıyorsun. Kimseye bağlı ve bağımlı değilsin. Maddi olanakların da fena değil yani.
“Sen neyi yazacaksın?”
“Mühendislik” Mühendis olmak güzel bir duygu. Maddi kazanç için bir projeyi tutturabilmek yeterli gelir. Çok çalışmak gerekir. Dünyayı yönetenler aslında mühendislerdir. Tüm çizim işleri onların elinden geçiyor. Ben Mühendis olmayı tercih ederken aslında dünyayı yönetmek istiyorum. Bu yönüyle mühendis olacağım.
“Nereye gitmeyi tasarlıyorsun?”
“Eğitim Fakültesi” Bana göre en önemli meslek, öğretmenliktir. Dünyayı eğitmenin diğer bir adıdır. Düşünebiliyor musun tüm meslek sahibi insanlar senin eğitiminden geçiyorlar. Doktorları da, mühendisleri de hukukçuları siyasetçileri de sen yetiştiriyorsun. O yüzden ben insan yetiştirmek için öğretmen olacağım. Maddi getirisi benim için ikinci sırada.
“Senin hazırlığın neye yönelik?”
“Eczacılık” Rahat bir meslek. Gönderilen reçeteye göre ilaç hazırlıyorsun. Pek bir iş yapmıyorsun. Sıcaktan soğuğa, soğuktan sıcağa geçtiğin yok. İş yerine güvendiğin bir elemanı bulman yeterli. İstediğin zaman istediğin yere istediğin şekilde gidebiliyorsun. Anlayacağınız siz olmadan da iş güç tıkırında ilerler.
“İlk hedefin neresi?”
“Hemşirelik, İşletme, Maliye Vs.” dediler. Birbirine benzer hedefler sıralandı ardı sıra. Liste epeyce uzundu. Öğrenciler kendinden emindi. Hedefler albeniliydi. Uzun süren bir maratonda yapılan çalışmaların getirisi idi yapılacak olan tercihler. Uzun süredir devam eden maratonu sekteye uğratacak herhangi bir yanlışlığa göz yumulmamalıydı. Emekler zayi edilecek cinsten değildi çünkü. Sorun ve sıkıntıların oluşmaması adına tercihlerde kişilik ile fakülte uyumlu olmalıydı. Yoksa huzursuzluk oluşur, zayi olurdu tüm emekler. İnce elemek, sık dokumak gerek. Riske atmamak eğitimin temel hedeflerinden biriydi. Eğitimin ana hedefi, bundan başka ne olabilirdi ki?
Öğrenciler de hem çalışkan hem de dakikti. Koltuk ve para, zamanın en büyük getirisi olduğunun farkına varmışlardı. Bu hedefler örtük öğrenmeyle elde edilmişti. Evde veli, okulda öğretmen ve idareci, sokakta vatandaş, derste müfredat bunu telkin ediyordu. Ancak her hal-u karda öğretilmesi gereken bir öğreti idi.
Öğrencilerine bu farkı fark ettirdiği için içten içe seviniyordu. “Ne mutlu bana” dedi kendi kendine. “Başarılı bir öğretmenim” diye de ilavede bulundu. Yapılan tercihler hem makam hem mevkiyi hem de parasal getiriyi dikkate almalıydı. Herhangi birini öncelemesi akıllıca bir tercih olamazdı. Çünkü ikisini bir araya getirmek ve daha fazla kazanmak, daha iyi bir yerde oturmak zeki olmanın en büyük nişanelerindendi. Hangi meslekte para varsa, hangi meslekte koltuk varsa, hangi meslekte kariyer, itibar, bol alkış, makam, mevki ve şatafatlı bir hayat varsa o meslek tercih edilmeliydi. Özenle seçilmeliydi.
Öğretmen, tercihlerini dile getiren öğrencilere niçin tercih ettiklerini de açıklamalarını istiyordu. Kimisi kariyeri için iyi bir fakülte derken kimisi parası bol olanı tercih ettiğini dile getiriyordu. Kimisi baba mesleği diyerek geçiştiriyordu işi. Kimisi de “devlet yönetiminde söz sahibi olmanın, dünyayı yönetmenin, makam ve mevki sahibi olmanın yegane yolu bu fakülteden geçiyor” diyerek yaptığı tercihin seyri hakkında bilgiler ileri sürüyordu.
Belletilmişti her şey. Öğrencilerin mantıklı yaklaşımlar sergilemeleri öğretmenlerin en büyük hayali ve isteğiydi. Bu vesileyle fakültelerin yan dallarını da ilave ederek yol ve yordam göstermeye gayret ediyorlardı. Her öğrencinin dile getirdiği tercihler hakkında kendince açıklamalarda bulunarak konuşma ve tercihlerini dile getirme sırasını diğer öğrenciye veriyordu.
Arka sıralarda oturan bir öğrenci tüm bu söylenenlere bir sünger çekmiş gibi kimsenin beklemediği, mesai harcamadığı, ilgi ve alaka göstermediği, üzerinde düşünmediği cevabı vermek suretiyle herkesi şaşırttı. Gözler açık kaldı adeta. Şok olmuştu herkes.
“Hocam, ben cennete gideceğim. Cennete gitmek, tek hedefim. O hedefi gerçekleştirmek için diğer tüm hedefleri gözden geçirerek revize ettim. Bu hedef benim için kutsal bir hedef. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapmaktan geri kalmayacağım. Tüm mesaimi, tüm harcamalarımı, tüm çalışmalarımı, tüm okumalarımı, çözmem gereken tüm soruları bu hedefi kazanmak ve orada sürekli kalmak için harcayacağım. Bu hedefe ulaşmak için engellere takılmayacağım. Hiçbir engeli, engel olarak da görmeyeceğim. En doğru hedefin bu olduğuna inanıyorum.” dedi.
Sınıfta çıt yoktu. Herkes suspus olmuştu. En başta sınıf öğretmeni şaşırmıştı bu cevap karşısında. On iki yıllık zorunlu eğitimde böyle bir hedef konulmamıştı öğrencilerinin önüne. Herhangi bir derste bu konu konuşulmuş da değildi. Hatta konuşulması imkansızdı. Cennete çıkan tüm kapılar demirden mamul kapılar ile kapatılmıştı. Yıllık planlar, müfredatlar, ders kitapları, içerikler, programlar böyle bir şey söylemiyordu öğrencilere. Peki böyle bir hedefi ortaya kayan da kim? Hangi hakla böyle bir yönlendirme yapabilirdi. Öğrencileri oyalamanın manasını anlayabilmiş değildi sınıftakiler.
“Evladım! Bu hedef de nereden çıktı, bu hedefe yönelmen için daha erken değil mi? Allah senin gibi tertemiz olan öğrencileri cennetine almayacak da kimi alacak? Sen kazanman gereken hedeflerine odaklan. Senin Müslüman olduğunu söylemen cennete ulaşman için yeterli bir sebep, hatta en önemli sebep olduğunu düşünüyorum. Hem din; vicdan işi değil mi? Sen vicdanına bak. Ortalıkta bunu dile getirmeni anlayabilmiş değilim. Sen, gösteriş meraklısı olamazsın. Cennet senin ile Rabbin arasındaki olması gereken şey. Bize anlatman hiç doğru değil. Bunu burada dile getirdin ancak başka yerde dile getirmeni istemiyorum.”
“Erken olduğunu düşünmüyorum. Her an ölebilirim. Hepimiz ölecek yaştayız. Hangi ortamda ölürsek o ortamda diriltiliriz. Fakülte hedefine tüm benliğimle odaklanırken, cenneti ıskalayabilirim diye çok korkuyorum. Ölmeden evvel hazırlık yapmam lazım geldiği kararına vardım. Bunu iliklerime kadar hissediyorum. Tıp fakültesini veya diğer herhangi bir tercihi, beni cennet hedefinden alıkoymayacak şekilde revize etmeye çalışıyorum. Kazanacağım fakültelerin dinime, inancıma ve ahlakıma zarar vermeyecek şekilde olması gerektiğini titizlikle araştırıyorum. İmanımı ve ahlakımı elimden alacak bir fakülteye elimin tersiyle şimdiden bir sille vurdum. Bir tıp fakültesini kazanabilmek adına tüm değerlerimi harcamayacağım. Ben, ben olmaktan vazgeçemem. Cennete ulaşmak için ne gerekiyorsa, bu kazanacağım fakülte de olsa, onu harcamaktan çekinmeyeceğim.” diye de ilavede bulundu.
Öğretmen şaşırmıştı. Öğrenciler ne diyeceğini bilemez duruma evrilmişlerdi. Yanlış mı yapıyoruz diye tereddütler yaşayanlar da olmuştu. Ancak öğretmen, cennet tercihine yönelmemeleri için öğrencilerini motive etmesi gerekiyordu. Bu düşünceyi basite indirgemesi gerekiyordu. Yoksa on iki yıldır verilen emek boşa giderdi. Bunun için: “Evladım! Yüksek hedeflere ulaşmak ve yerleşmek cennete ulaşmaya ve yerleşmeye engel değil ki? Önce bir fakülteye yerleş, oku ve bir meslek sahibi ol. Sonra cenneti düşün.” dedi.
“Hocam! Tüm mesaimi bir fakülteyi kazanmak için harcayamam. İçinde Allah olmayan, Peygamber bulunmayan, ahireti hatırlatılmayan, Kur’an’dan bir nebzecik de olsa nemalanmayan bir bölüme gitmek istemiyorum. Dinimi, imanımı ve ahlakımı kaybedeceğim bir bölüme gideceğime hiç gitmemeyi yeğliyorum. Malumunuz ortam çok bozuk. Dini anlamda bir bilginiz yoksa, siz de hemen yok oluyorsunuz. Bu hiçbir fakülteyi tercih etmeyeceğim manasına yorumlamayın. Önceliğim Cennet. Cennet en büyük önceliğim. Bu önceliğimden hiç vazgeçmeyeceğim. Dünyayı yığsalar önüme cennete giden yoldan dönmeyeceğim. Şayet cenneti kazanırsam hiç gam yemem. Ancak cenneti kaybedecek olursam kazanacağım hiçbir fakülte beni temize çıkarmaz ve beni mutlu kılmaz.”
Kafasını kaşıyan öğrencilerin söyleyecek söz bulamamanın getirdiği endişeyi çalan zil giderdi.
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)