İslam olmak, İslam’ı yaşamak ve İslam’da kalmak zor iş be usta… İslam’ı işlevsel hale getirmek daha da zor...
İslam olmakla ne sağa benziyorsunuz ne de sola… Ne örfe göre davranıyorsunuz ne de kanuna… Ne büyüklere özeniyorsunuz ne de küçüklere... Böyle bir isteğe sahip de değilsiniz… Dini kuralların dışında kalan hiç kimseye benzemek istememeniz son derece zor bir iştir.
Siz ve Yüce dininiz… Siz ve Peygamberiniz…
Sizi kendinize benzetmek isteyen tüm insanlara rağmen Kur’an’a sarılıyor ve ona göre bir yaşam sürdürüyorsunuz, sünnete göre bir hayatı dile getiriyorsunuz. İstekleriniz İslami olunca hemen herkes düşman kesiliyor size. Hemen herkes karşı çıkıyor yaptıklarınıza. Yuhalanmaktan da yakanızı kurtaramıyorsunuz. Hemen herkes bayağı görüyor söylemlerinizi, işlemlerinizi, anlatımlarınızı...
Olsun… Dünyanın da bir sonu var…
Gazze’de yaşayan insanlar gibi yanlış iş yaptığınızı, yanlış yerde ve yanlış mekânda durduğunuzu, yanlış düşmanı seçtiğinizi söyleyerek ölüme terk ediyorlar sizi. Umursamıyorlar feryadınızı… Duymuyorlar çığlıklarınızı… Hatta gözünüzün üstünde kaşınız, ağzınızın altında çeneniz var diyerek suçluyorlar, alkış tufanına tutuyorlar ve yuhalıyorlar sizi. Dedim ya İslam olmak, İslam’ı yaşamaya çalışmak, hakkı ve hakikati ortaya koymak hatta İslam’ı anlatmaya çalışmak en zor iş be usta.
Zaman mı değişti, insanlık mı çığırından çıktı? Yoksa insanlık, daha önce helak olan insanların ahlakına mı özendiler?
Niye böyle oldu? Neden bu duruma evrildik? Bu handikaplar ile amansızca karşılaşmamızın sebebi ne? Sonu gelmeyen karanlık tünellere niye mahpus kaldık?
Bu soruların tek bir cevabı var; o da İslam’ın devlet sisteminden uzaklaştırılmış olmasını cevap olarak verebilirim.
Sanırım rahatlık ve konfor toplum olarak yaşam alanımızın hemen her alanını çepeçevre kuşatınca olanlar oldu, kıyametler koptu. Bir elimiz balda diğer elimiz yağda olunca ibadetten, iyilikten, güzellikten, insanlığı aramaktan, insani değerlere ulaşma sevdasından, mazluma yandaş olmaktan ve en önemlisi de İslam’ı anlamaktan, yaşamaktan ve anlatmaktan vazgeçtik. Tart ettik her şeyi hayatımızdan. Düşmana benzedik, düşmanı yandaş belledik. Hatta ölümüne bağlı olduğumuz tüm değerlerimizi bir döner koltuğa feda ettik.
Biz haklıydık, haklı olan ancak biz olmalıydık. Hata ve kusur bizde olmazdı / olamazdı. Belki de bizler gökten zembille inmiştik. Bize hatamızı söyleyenlerin alnının ortasından vurmalıydık. O yüzden uydurduğumuz tüm bahaneleri, dile getirdiğimiz tüm yalanları, anlattığımız tüm gariplikleri kendimizi haklı görmenin en doğal sonucu olarak gördük. Durduğumuz yeri sabit, kendimizi haklı, söylemlerimizi ilahi birer emir görünce yapmayacağımız iş, çevirmeyeceğimiz filim, oynamayacağımız ip kalmadı ortada. Birer cambaz olarak kalakaldık ortalıkta.
Ancak unutulmamalıdır ki tabi olduğumuz, lider ve rehber olarak kabul ettiğimiz, kendisine özendiğimiz ve benzediğini iddia ettiğimiz Peygamber Efendimiz (s.a.) dini hükümleri yaşama, vaaz etme, ortaya koyma konusunda kâfirler ile müşrikler ile uzlaşmacı bir rol üstlenmedi. Böyle bir tiyatro sergilemiş de değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dini konuların bireysel ve toplumsal bazda uygulanması konularında uzlaşmaya yanaşmazken, bizler her çeşit kâfir ile uzlaşmak adına, daha uzun, daha şirin gözükmek adına dini tüm meselelerimizi, geçmişten gelen tüm değerlerimizi ayaklarımızın altına aldık. Kâfirlere şirin gözükmediğimiz gibi uzun bir boya da sahip olamadık.
Biz, biz olmalıydık. Biz, biz gibi yaşamalıydık. Biz, biz gibi davranmalıydık. Biz, biz gibi tepki vermeliydik yapılanlara.
Yavaş yavaş meydana geldi her şey. İlmik ilmik dokundu iliklerimize. Birden bire ani bir şey yok ortalıkta. Alışa alışa gelişti olaylar. Yapmadığımızı yok saydık, yaptıklarımızı da doğru kabul ettik.
Büyümek... Olgunlaşmak... Yaşlanmak... Ölmek... İman etmek... İnkâra kalkışmak... Şirk koşmak… Münafıklaşmak… Dinden uzaklaşmak… Dine yaklaşmak… Cennete gitmek… Cehenneme düşmek… Evlenmek... Boşanmak... İş sahibi olmak… İşsiz kalmak… Savaşmak… Barışa ulaşmak…
Bir süreçtir hayat. İnsanoğlu hayatta ya basamak basamak yukarı çıkar ya da basamak basamak aşağı iner. Hayat serüveni içinde ya yakınlaşır hedeflerine ya da azar azar uzaklaşır. Ayağıyla bastığı her basamak kendisinden sonraki basamağın zorunlu bir öncülü, kendisinden önceki basamağın da zorunlu bir sonucudur. Hiçbir bir basamak diğer bir basamaktan hali olmadı şimdiye kadar. Birdenbire, aniden, öncesi ve sonrası olmadan, pat diyerek meydana gelen şeyleri pek bilmiyorum.
O yüzden hakkın ve hakikatin yolcusu ve savunucusu hep azdır. Hak ve hakikat her zaman üstünken savunucularının az olması düşündürmüştür beni. Çünkü hakkın ve hakikatin savunucusu olduğunu söyleyen bazı kişiler; hakkı ve hakikati değil, kendisine ait olan, bireysel haklarını korumak ve savunmak için bu basamakta durduğunu söyleyebiliriz.
Ne yazık ki insanlarımızın ekseriyeti, hakkın ve hakikatin yanında değil de çoğunluğun yanında, arzu ve isteklerin arkasında yer almaktadırlar. Yine ne yazık ki bu durum, haramı savunmak ve yanlışı anlatmak zorunluluğunu da ortaya çıkarmaktadır. Durduğumuz yerin kime göre doğru olduğuna karar vermemiz gereken bir noktadayız.
İslam; bireysel bazda, sınırlı bir şekilde yaşanabilecek bir din değildir. Vicdana hapis edilemeyen, ilerleyen zamanlarda bakarım denilebilecek bir din de değildir. İnsan ölümlü bir varlıktır. Her an ölebilir, geri dönüşü olmayan yolculuğa her an çıkabilir. Hazır olmalı, hazırlıklarını bir an önce tamamlamalı...
İslam; toplum halinde, hep beraber, insanın olduğu her yerde, her zaman ve her şartta uygulanması gereken, uyulaması için mücadele verilmesi gereken bir dindir. İnsanı ilgilendiren her yer buna dâhildir. Evde, çarşıda, parkta, panayırda, mecliste, kütüphanede, okulda, bakanlar kurulunda, mahkeme salonlarında, askeri ocaklarda, spor müsabakalarında, karakol nöbetlerinde, işte, güçte, ticarette, bankada, fabrikada uyulması ve uygulanması gereken yüce bir dindir. Yüce dinimizi bireysele indirgediğimiz vakit kellesi kesilmiş, ayaklarına pranga vurulmuş, kanatları koparılmış, her tarafına ağ ipleri dolanmış bir kuşa indirgemiş oluruz ki bu durumdaki bir kuş uçamaz.
İslam’ın elini kolunu bağladığımız vakit işlevsel olma özelliğini de elinden almış oluruz. İşlevsel olmayan İslam’dan kimler korkar ve çekinir?
Gazze’de olduğu gibi Yüce İslam Dininin müntesiplerini gece gündüz öldürmeye ve sürgüne göndermeye kalkışmaktan çekinmiyorlar.
Neden? Çünkü İslam Dini, devlet nezdinde işlevsel değil de ondan. Hiçbir devlet İslam’a göre harekete geçmiyor da ondan.
Kâfirler, Müşrikler, Münafıklar, Hristiyanlar özellikle de Yahudiler İslam Dininin devlet nezdinde uygulanmasından korktukları kadar başka hiçbir şeyden korkmazlar. İslam’ın devlet nezdinde temsil edilmesi konusu onlara, rüyalarında kâbusu yaşatmaktadır. Bundan emin olabilirsiniz. Laiklik sistemi müslüman olmayan kişiler için bulunmaz bir hint kumaşıdır. Müslümanların elinin kolunun bağlandığı, kâfirlerin ise ellerine her türlü güç ve kuvvetin tutuşturulduğu bir sistem olarak tarif edebiliriz. Tıpkı İsrail’in Gazzeyi ablukaya aldığı durum gibi... Laiklik ve demokrasiyi savunanlar, İslam’ın bireysel bazda, cami köşelerinde, ara sokaklarda, merdiven altlarında kısmen idrakine de karışı çıkmazlar.
Eğer Müslümanlar; Yahudilerin özellikle Gazze’de yaptıkları zulme, işledikleri vahşete, gece gündüz gerçekleştirdikleri soykırıma çözüm bulmaları için Hristiyan âleminden medet bekliyorlarsa kıyamet kopmuş, insanlık kalmamış, hak, hukuk ve adalet rafa kalkmış demektir. Ya da en kestirme yoluyla Müslümanların İslam dinini henüz anlayamadıklarını söyleyebilirim.
İslam bu değildir. Bu İslam değildir.
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Hamdi TEMEL
Susuzluğun Ayak Sesleri: Hepimizin Sınavı
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)