Haini çok olan bir zaman diliminden geçiyoruz, hainin ev sahipliği yaptığı mekânlarda yaşıyoruz. Hainin itibar gördüğü bir dönemi iliklerimize kadar hep beraber yaşıyoruz.
Tarihin çöplükleri elbette hainler ile doludur. Ancak günümüzdeki gibi ekseri hainin belli bir zaman diliminde ve belli bir coğrafya parçasında belli bir yöntem ile eline yetki aldığına ve düşman ile işbirliği yaptığına şahitlik ettiğini söylemek pek mümkün değildir. Ve yine tarihin hiçbir sayfasında insanlık; Gazze’de yaşayan insanları yok etmek üzere vahşi İsrail’in pençesine terk ettiği gibi bir ihanete bir hainliğe rastladığını söylemek de pek mümkün olmasa gerek.
Allah’ım! Bu hainler ve işbirlikçileri nasıl bir sistem kurmuşlar, nasıl da teslim almışlar insanlarımızı? Nasıl da köleleştirmişler özgür geçinen köle ruhlu varlıkları? Nasıl da sömürmüşler bu toprakları? Her ne zaman iki kişi bir araya gelse üçüncüleri mutlaka hain çıkıyor.
Hani kölelik kaldırılmıştı? Hani insanlığın ruhuna tersti? Hani insanlar medenileştikleri oranda kölelik de yok olmuştu?
Gazze’de yaşanan vahşete kayıtsız kalmak İsrail; ABD ve Emperyal güçlere köle olmak manasına geldiğini söylemek yanlış olmasa gerek. Gazze olaylarına odaklandığımız zaman görülecektir ki; “Köleliği kaldırdık.” diyen insanların, tüm insanları kendilerine köleleştirmek için var gücüyle çalıştığına şahitlik edecektir. Köleleştirilen insanların çetelesini tuttuğumuz vakit karşımıza devlet başkanlarının ilk sırayı kaptıklarını söylememiz sakıncalı olmasa gerek. Hem devletin âli çıkarları diyerek halkı kandırmaya çalışacaklar hem de devleti tam anlamıyla başta İsrail olmak üzere ABD ve Emperyalist devletlere kul köle kılacaklar, emir eri yapacaklar. Bu pencereden baktığımız vakit Ortadoğuda yer alan devletlerin yüz yıldır kendi halklarının menfaatine olan işlere imza attıklarına şahitlik yaptığımızı söyleyemeyiz. İktidarları süresince ya kendi menfaatlerini kollamışlardır ya akrabalarına menfaat devşirmişlerdir ya da kendilerini koltukta oturmaya müsamaha gösteren civar devletlerin çıkarlarına hizmet etmişlerdir.
İsrail, Katar’a saldırıyor. Katar’da konuşlanmış olan İngiliz uçakları saldırıyı gerçekleştiren İsrail uçaklarına yakıt ikmali yapmak üzere havalanıyor. İsrail’e açık çek veren ABD, Katar’a bir daha bu tür bir saldırı olmayacağına dair güvence vermekle kalmıyor bu saldırıdan haberlerinin olduğunu da utanmadan ve arlanmadan itiraf ediyor. Türkiye’nin saldırıdan hemen önce Katar’ı bilgilendirdiği haberleri yayılıyor ortalıkta. Ancak dünyanın parasına, oldukça güçlü askeri silah ve teknolojisine sahip olan Katar, bu saldırıyı mevcut imkânlarıyla cevap veremediği gibi tespit bile edemediğini dile getirmek durumunda kalıyor. Hem de İsrail ile Hamas arasında barış görüşmelerine ev sahipliğini yaparken bu ihanet saldırısı gerçekleşmiş oluyor.
Müzakere yapmak üzere sahneye davet ettiği insanlara füze ile saldırıyor İsrail. Şahsen bu olayı tanımlayacak bir kelime bulamıyorum. İnsanlıktan nasibini almış bir varlığın böyle kötü bir işe tevessül edeceğini hafsalam almıyor. Hemen antiparantez ayı ayılığını yapacağını da vurgulamak zorundayım. Bunda bir kuşku da duymuyorum.
Yüreğime bir ok gibi saplanan asıl şeyin Katar ile beraber hareket etmesi gereken devletlerden yeri göğü inletecek bir sesin çıkmaması olduğunu söyleyebilirim. Kimselerin kılı kıpırdamadı desem doğru söylemiş olurum. Yaklaşık iki yıldır Dünyanın gözü önünde tarihin hiçbir sayfasında yer almayan Siyonist İsrail vahşetine kimselerin ses çıkarmayışı gibi bir durum… Satılmışlık mı dersiniz, ihanet mi dersiniz, teslimiyet mi dersiniz, ferasetten yoksunluk mu dersiniz, güçsüzlük mü, arsızlık mı, kepazelik mi, korkaklık mı, kölelik mi dersiniz, ne derseniz deyin sanırım her şey var bu olayda.
İsrail, Ortadoğu’da yer alan hemen her ülkeye hemen her gün açıkça meydan okuyarak; “Haydi karşıma çık, seni gidi korkak, seni gidi dazlak.” diyerek yumruk sallıyor, salya akıtıyor. Savurduğu yumruklardan kimisi hedefini buluyor kimisi haliyle ıskalıyor. Ancak yumruk yiyen ülkeler bu vahşi düşmana karşı ne birleşebiliyorlar ne de kendilerini savunmak için yumruklarını sıkabiliyorlar. Yapabildikleri tek şey zeytin dalı uzatmak... Ha haklarını yememek gerek, yaptıkları bir şey daha var. Kınamak, kınamak ve yine en üst perdeden kınama fırlatmak.
Doha’daki saldırı bize bir kez daha göstermiştir ki ithal ve ABD menşeli teknolojiler bize ait bir teknoloji değildir. Unutmamamız gereken en önemli şey; Vahşi Batı’nın defterinde Müslümanlara yardım etme sözcüğünün olmayışıdır. İstedikleri anda istedikleri silahı veya uçağı kilitleyerek diskalifiye etmekten çekinmezler. Parasını alarak sattıkları ürünlerin tahakkümünü de ellerinden bırakmazlar. İstedikleri anda tüm radarları, tüm uçakları ve tüm füzeleri devre dışı bırakabilirler.
Yine Doha’daki saldırı bize bir kez daha; “İsrail’in kalleşliğini, alenen sergilediği ahlaksızlığını ve sınır tanımayan zorbalığını; Hamas’ın ise insanlığını, masumluğunu, haklılığını, davasına bağlılığını ve İslami duruşunu.” ispatlamıştır. Dünya’nın hiçbir yerinde böyle kalleşçe ve böyle vahşice saldırılara rastlamak mümkün değildir. Tarihin hiçbir sayfasında böyle bir saldırıya şahitlik yapıldığını da söyleyemeyiz.
Siyonist İsrail dünyanın gözü önünde, hem de başka bir ülkede, bu kadar vahşileşebiliyorsa Gazze’de ki uygulamalarını da varın siz düşünün. Kim bilir nasıl bir vahşet sergiliyordur oralarda. İsrail Gazze’yi kendisi için bir tehlike olmaktan çıkarır, topraklarını Siyonistler arasında istimlak ederse civar ülkelere saldırmayacağının garantisini kim verebilir?
İsrail şimdilik çevre ülkeleri Hamas’ın terörist olduğunu söyleyerek kandırmaya çalıştı. Yarın Suudi Arabistan’a, Ürdün’e, Suriye’ye ve Lübnan’a terörist diyerek saldıracak olursa, söz konusu bu ülkeler terörist olmadıklarına kimleri hangi arğumanlar ile inandırmaya çalışacaklar?
Vay anam vay, vay babam vay!
Dört dörtlük bir terör devleti olan ve ulaşabildiği her yere kelimenin tam anlamıyla terör estiren / götüren Siyonist İsrail devleti kendisini medeniyetin beşiği olarak lanse etmeye çalışıyor. İsrail terör devleti olmaktan yakasını bu şekilde kurtardıktan sonra Hamas’a terörist diyiyor. Bu zokkayı da tüm hain devletler güzelcene yiyebiliyorlar. Ama bu söyleme göre de; Nefs-i Müdafaa yaparak kendilerini, insanlarını ve vatanlarını insanca ve sahip oldukları inanca göre üstüne üstlük mertçe savunan Hamas terör örgütü olabiliyor. İnanın ki şeytanın aklına bile bu kadar başarılı sergilenen hile ve desiseler gelmiyordur. Kesinlikle şeytan bugünlerde siyonist Yahudilere şapka çıkarıyordur, “Başaramadığımı sen başardın.” diyerek kıs kıs gülüyordur. Ama şeytan, her kanan ve Siyonistlerin borozanlığını meslek haline getiren civar ülkelerin liderlerini de inanın alkışsız bırakmiyordur.
Nasıl bir kurgu, nasıl bir sihir, nasıl bir okus pokus, nasıl bir Firavunluk şahsen anlayabilmiş değilim. O yüzden henüz tarifini de yapabilmiş değilim. Fitne ve fesadın bundan başka bir şey olduğunu da kabul etmiyorum.
İhanet şebekesinin yürüttüğü bu hainlik sürdürülebilir bir politika değildir. Bu ihanet her zaman yutulacak bir zokka da değildir. Bir yerlerden patlak vermesi gerektiğini düşünüyorum. Eli kulağında. Dünya çapında her an her şey olabileceğini sezinliyorum. Gazze’de iki yıldır devam eden bu katliamlar inansın inanmasın ben insanım diyen hemen her insanın yüreğinde kin ve öfkenin birikmesine yol açtığını görebiliyoruz. İşlenen bu akıl almaz katliamlar karşısında başta Müslüman halkların çok öfkelendiklerini, sinelerinin fokur fokur kaynadığını da söyleyebiliriz. Başta vahşi ABD olmak üzere Siyonist İsrail ve diğer tüm yandaşlarına yönelik önü alınamayan bir volkanın patlamak üzere olduğunu söylemek felaket tellallığı yapmak demek değildir.
Fokur fokur kaynamakta olan söz konusu bu volkan patlayacak olursa hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmayacaktır. İşte o zaman yüz yıldır süren esaret son bulacaktır. Müslümanları yok saymak üzere yüzyıl öncesinden örülen kalın duvarlar; bu vahşet, bu dehşet ve bu korkunç katliamlar karşısında dayanamayacaktır.
Ayaklarını betona gömen ana unsurların farkına vardı Müslümanlar. Kulakları ve gözleri açıldı. Değil sahnelenen olayları, perdenin arkasında çevrilen dolapları görmeye başladı, sahnenin arkasında yer alan hainleri de tek tek tanımaya başladılar. Yahudilerin hainliğine ve vahşiliğine bizzat şahit oldular. Hemen her ülkenin başına bela olan Yahudilerin temsilcilerini tanımaya başladılar. Hantallaşan sistemlerin nedenlerini kavradılar. Evet, devlet yönetim sisteminden yoksun bırakılan Müslümanlar; bu çağın en zayıf, en güçsüz, en dağınık insanları olduklarının farkına vardılar. Çünkü Müslümanların ellerinde kendi işlerini gördürecek, hainleri diskalifiye edecek, sadık fedaileri bir araya toplayıp sevk ve idare ettirecek, en önemlisi de kafirlere meydan okuyacak bir devlet aygıtından yoksun kaldıklarını öğrendiler. Ama bu deneyim sanırım çok acı oldu.
İsrail’in Müslümanların tam ortasında pervasızca davranarak bu kadar vahşi cinayetler ve eşine daha önce rastlanmayan bir soykırım işleyebiliyor olmasının en önemli nedeni yüz yıl önce Müslümanlara zoraki olarak dayatılan laik ve demokratik yönetim biçimleri olduğunu kavradılar. Bu yönetim biçimi aradan geçen bunca zamana rağmen dertlerine derman olamadığını da anlaşılmış oldular. Müslümanlara ait olan yönetim biçimi tüm inananları bir sancak altında toplayan, bir ve beraber hareket etmelerini sağlayan hilafet olduğunu da kavramış oldular. Hilafet yönetiminin dünyanın hiçbir yerinde kâfirler tarafından Müslümanların hunharca öldürülmesine, soykırıma uğratılmasına müsaade etmeyen, bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı ortadan kaldıran bir sistem olduğunu da artık deklare etmeye başladılar.
Hainlere inat, inananların zafere ulaşacağı, bütün Müslümanların dertlerine İslam’ın öngördüğü bir yönetim ile koşacakları bir zaman diliminden geçiyoruz. Rabbim! Kolaylaştır, zorlaştırma. Hayırla tamamla!
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Adnan ÖZ
Şimdi Sıra Trabzonspor Maçında!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Fatih ORUÇ
Amerika’nın Hiroşima ve Nagasaki Katliamları
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Bülent ERTEKİN
Bir Direk, Bir Kurşun, Bir Devlet İradesi
Önder GÜZELARSLAN
Gaziantep’te Bir Dulkadiroğlu Eseri: Alaüddevle Camisi
Seyfettin BUDAK
Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi?
Songül KARAMAN
Hoşgeldin Ya Resül
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)