Her insanın sevmediği tarafları olur ya, benim de sevmediğim taraflarım var elbet.
Bunu iyi biliyorum.
Evet, yapmacık olan hiçbir şeyi sevmiyorum.
Sonradan olan suni iş ve işlemlere gıcık oluyorum. Mecrasından çıkarılan, farklı ve olmadık değerler atfedilen yapay ve düzme şeyler karşısında asabileşiyor, hırçınlaşıyor, tanınmayacak noktalara evriliyorum.
Renkten renge giriyorum. Terliyor biraz da sıkılıyorum. Kabullenemiyorum bu sahte ve süslü durumu.
Aynı kulvarda, yanyana yürümesi gereken insanoğlunun, farklı kulvarların insanları olduklarını ilan etmelerine sinir oluyorum. İçim dışıma çıkıyor adeta. Ters yüz oluyorum.
İnsanoğluna olması gerekenin fevkinde bir değer vermekten; hürmet, sevgi ve saygı göstermekten, karşısında el pençe divan durmaktan, yüceltmekten, ilahlık özellikleri vermekten, melekleştiğini kabul etmekten, Peygamberden bir nüve taşıdığına inanmaktan oldum olası işkilleniyorum.
Halbuki el üstünde taşınanların akıbetini görmek için ellerimizi bir an olsun geri çekmesini bilebilseydik.
Amma… Yapmıyoruz, yapamıyoruz.
İnsanoğlu, mutlaka bir insanın oğludur. İnsandan olmadır yani. Sülalesi insandır. Annesi-babası insandır. İnsan, insanoğludur. Geçmişi insana dayanaktadır.
İnsandan olan insanoğlu, kendisi gibi insanoğlu olan bir insandan üstün olabilir mi hiç? El üstünde taşınmaya layık olabilir mi hiç?
Farklı olmak ayrıdır, üstün olmak apayrıdır. İnsanoğlu birbirinden farklıdır, ancak takvanın dışında, Allah’tan korkmanın fevkinde hiçbir insan, diğer bir insandan üstün olmaz, olamaz. İlah olmanın, ilahlaşmanın bir tık ilerisi üstünlük nitelemelerinde gizlidir.
İlahlık özelliği olmayan, kendi kendine yetmeyen, içinde yaşadığı dünyanın dışına çıkmayan, yaşam şartlarını değiştirmeyen, dünü bilmeyen, içinde yaşadıklarını kavramayan, yarına hükmetmeyen basit, sıradan, mahdut, kıytırık bir varlıktır insanoğlu.
Babası, geçmişi, kabilesi, sülalesi kim olursa olsun; kariyeri, işi, statüsü, makamı ne olursa olsun bir insana ederinden fazla saygı göstermeyi zul görür, kula kul olmanın başka bir ifadesi olarak telakki ederim. Bu fikirlerimi kendime saklamasını da şimdiye kadar hiç beceremedim. Uluorta sayıklar dururum bu ve bu gibi meseleleri. Bu düşünceye nereden ulaştığımı söylemem amma kaynaklarımın sağlamlığına, delillerimin mükemmelliğine olan inancım tamdır.
Doğumu benden farklı olmayan insanoğlunun, benden farklı bir noktaya elbirliğiyle taşınmasını, nakaratlar eşliğinde oralarda tutulmaya çalışılmasını şimdiye kadar anlayamadım, sanırım bundan sonra ki hayatımda da anlayamayacağım.
İnsanoğlunun insanoğlundan farklılığı konusunda kulaklarım sağır, gözlerim kör, anlayışım kapalıdır, düşüncem ise stabildir.
O halde uluorta, herkesin duyabileceği bir ses tonuyla söyleyeceğim sözlerim şunlardır:
Olması gerekenin fevkinde bir değer vererek insanoğlunu yüceltmeyin. Bırakın kendi hallerinde kalsınlar, kendi yağlarında kavrulsunlar, kendi el emeklerini yesinler, kendi alın terlerini silsinler, kendi elbiselerini yıkasınlar, kendi ayakkabılarını boyasınlar, kendi sofralarını kendileri kursunlar ve yine kendileri toplasınlar. İçinde yemek yedikleri bulaşıklarını kendileri yıkasınlar. Çıkmayan yağları, silinmeyen pasları, gitmeyen kirleri çitilesinler elleriyle.
Nasırlaşsın, su toplasın elleri. İnsanlığını yaşasınlar.
Tozlu ve patika yollarda kendi ayakları üstünde yürüsünler. Olayları kendi gözleriyle görsünler, müşahede etsinler deveran eden iş ve işlemleri. İnsanoğlunun seyruseferine, nereden geldiklerine ve nereye evrildiklerine odaklansınlar. Düşüncelere dalsınlar. Doğumu ve ölümü müşahade etsinler. Kendi elleriyle taşısınlar eşyalarını. Spor salonlarında değil, tarla işlerinde, ameleliklerde pazularını şişirsinler.
Kendi işini görmekten aciz insanoğlu ilahlaşıyor zamanla, sonra da tepişiyor insanların tepelerinde. “Ben farklıyım, ben üstünüm, ben ayrıcalıklıyım” şiirlerini diziyor. “Kim olduğumu biliyor musun?” diye salvolar savuruyor çevreye. Şeytan’ın naralarına benzer naralar atıyor ortalığa. Boza pişirmeye çalışıyor hiç olmadık yerlerde, hiç olmadık meselelerde, hiç tanımadık enselerde.
Bir ego bin satıyor bit pazarında.
Evet, aktiviteleri çok fazlaydı. Atik ve hareketliydi. Taktik sahibiydi. Sosyal medyayı iyi kullanır, sosyal aktivitelerden de geri kalmazdı. Sosyaldı. İzleyenleri hayran bırakırdı kendisine. “Okus pokus” demekten geri kalmazdı. Ön planda ve gözde olmayı severdi. İnsanoğlu tarafından alkışlanmaya bayılırdı. Kendisini her fırsatta alkışlayacak figuranlar bile tutardı. Her köşebaşında ve izbe sokakların metruk evlerinde para vermekten çekinmediği jilletçileri bile vardı. Kendisi için; “Ön parmağında on marifet” diye bir tag açmıştı. “Allah vergisi” der dururdu renkli ekranlarda. Renkli ekranların vazgeçilmeziydi. Afsunlu kitap sayfalarından da bir türlü koparamazlardı kendisini.
Biraz da cıvıktı. Suyunu çıkarırdı her şeyin. Sulanırdı her şeye.
Elindeki servete, içinde bulunduğu nimete, yüklendiği külfete, kullandığı yol ve yönteme gıpta ediyordu herkes. Özeniyorlardı kendisine. Yeni neslin idoluydu, sevgilisiydi, şakşakçısıydı. Parmakla gösteriliyordu cadde ve sokaklarda. Reklam panolarının vazgeçilmeziydi. Her ipte oynayan bir cambazdı adeta. Programların, aktivitelerin ana konuğu, ana konusu, gündem maddesi hep oydu.
Anlayacağınız her mekanın serdefteri, her cacığın salatalığı, her yemeğin maydanozuydu.
Yaşadığı zaman çizelgesinde bukalemun gibi rengarenk bir yapısı vardı.
Devamını getirme konusunda karamsarım. Yutkunuyorum çoğu zaman. Anlatırken biraz da çekiniyorum. Anlatayım mı, anlatmaktan vaz mı geçeyim…
Artı ve eksileri düşünüyorum. Boşa koyuyor dolmuyor, doluya koyuyor almıyor. Hangisi ağır basacak bilemiyorum. Fayda mı zarar mı şimdilik kestiremiyorum.
Yorgun muyum, dargın mıyım, şimdilik doktora gitmeyi düşünmüyorum.
Ancak zatı muhteremin hiçbir aktivitesinin Allah’ın tarif ettiği, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yerine getirdiği, Sahabelerin teşvik ettiği, İslam’ın öngördüğü bir aktivitesi olduğunu söyleyemem. Dilim varmaz buna. Kalemim bu konuda mürekkep dökmez, inatlaşır benimle.
“Kendi kurallarımı, kendi kanunlarımı kendim icat eder, kendim uygular, kendim yaşarım.” havasındaydı. “Yaptıklarıma kimse karışamaz, hayat benim hayatım, vücut benim vücudum, dünyaya bir daha mı gelmeyeceğim?” demekten de geri kalmazdı. Zevkine yaşardı her şeyi…
Çok kurnazdı. Bütün fakülteleri bitirmiş gibi bir bilgiye sahipti. Firavun’un ilahlığını ilan ettiği gibi aleni olarak “Ben sizin en büyük ilahınız değil miyim?” demiyordu ama modernliğini, dişiliğini, erilliğini, medeniliğini, cesurluğunu konuşturuyordu.
“Ben, ben, ben” demekten de geri kalmazdı.
Nihayet hak tecelli etti ve el etek topladı bu alemden…
Ne şanı kaldı bu dünyada, ne de malı…
Nasıl yani?
Öldü…
Toprağa gömüldü anlayacağınız…
Yani üzerindeki paha biçilmez elbiseler makasla kesildi ve dikişsiz bir elbise itinayla giydirildi… Ellerinde güç ve derman kalmazken gözleri de hep yana kayıyordu. Ayakları da tutmuyordu… Canlılıktan eser yoktu…
Ne olmuştu ki?
Gözlerinin feri, ellerindeki feneri, ipteki cevheri, ayaklarının takati, teknolojinin sihri kalmadı elinde…
Toprağa karıştı herşey… Toprak oldu şan ve şöhret… Toprakla yeksan oldu…
İlahlığının, şımarıklığının, beğenmişliğinin, böbürlenmişliğinin yerinde yeller esiyor şimdi. Kapılar, pencereler gıcırdıyor… Evin bacası duman tütmüyor… İncir ağaçları arzı endam ediyor malikanesinde… Baykuşlar inmiyor çatıdan…
O da Yüce Allah’ın insanoğlu için ortaya koyduğu kurallara tabi olmaktan kaçamadı, kurtaramadı yakasını. Teslim olmaktan başka bir çıkar yol da bulamadı.
İlahlığı; ilahlık yapamadı kendisine…
Hesap kitap işi mi? O da ne? Olacak mı bu dedikleriniz? Görmek için gitmek gerek. Ancak gidenlerden bir haber gelmiyor gördüklerinden, çektiklerinden…
Gidenler gördü, gitmeyenler de görüyorlar tek tek gidenleri.
Ancak….
İnanmayan yine inanmıyor olanlara ve olacaklara… İlahlaşıyor, ya da ilahlaştırıyor nefsini, çevresini, elindekilerini, kazandıklarını…
Allah muhafaza!
Seyfettin BUDAK
İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur?
Adnan ÖZ
Kupada iki de iki yaptık!
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Halil MERT
İki Farklı Kader, İki Farklı Devlet Aklı
Fatih ORUÇ
Abd-Cıa ve Darbeler
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)