İslam, kendisine inanan ve her çeşit emir ve yasaklarına riayete eden bir insan profilini ortaya koyar. Kendisine tabi olan insanları cennet, karşı çıkanları da cehennem ile müjdeler. Dünya hayatının devam ettiğini söylemekle beraber yaşama gözlerini açan her insanın bu imtihana tabi tutulduğunu da ilave eder. Dileyen Müslümanca bir hayat sürdürür dileyen de kendisince bir yaşam tasavvur eder. İnsanoğlu sonucuna katlanmak, müptela olacağı cehennem azabına razı olmak şartıyla tüm iş ve işlemlerinde serbest bırakılmıştır. Dilediği zaman dilediği işi yapabilir, dilediği fikri savunabilir…
Yüce Allah; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.” (Al-i İmran/102) diye ferman buyurmaktadır. Allah’a karşı gelmekten sakınmanın binbir yolu olduğunu söyleyebiliriz. İmtihanı başarıyla nihayete erdirmek adına bu yolların tamamı denenmelidir. Ancak ne pahasına olursa olsun isyan etmek, karşı çıkmak, alternatifler ortaya dökmek yok. Dinden uzaklaşmak, İslam’a karşı çıkmak da yok. Ölünceye kadar Müslüman olarak yaşamak gerektiği gibi Yahudi ve Hristiyanlardan uzak bir hayata razı olmak da kaçınılmazdır.
Allah muhafaza buyursun! İslam dini dışında başka bir din üzere ölmek bedbahtlıktan başka bir şey değildir. Bu ayete odaklandığımız zaman son derece önemli ve yerinde bir emirle karşı karşıya olduğumuzu görürürz. Bu emir “Müslüman olarak ölün.” emridir. Ne yaparsanız yapın, nasıl davranırsanız davranın, nereye göç ederseniz edin, hangi talime tabi tutulursanız tutulun illaki Müslüman olarak can verin. Başka türlü karşıma çıkmayın diyor Yüce Allah! Yahudilere özenerek Yahudiler gibi, Hristiyanlara bezenerek Hristiyanlar gibi, Müşriklere öykünerek Müşrikler gibi karşıma çıkmayın! Direnin, mücadelenizi verin ve Müslüman olarak karşıma çıkın!
Büyük bir temmbih, büyük bir uyarı, büyük bir nasihat. Sakın ola Müslüman olmadan veya Müslümanca bir yaşama, Müslümanca bir düşünceye, Müslümanca bir hayata sahip olmadan ölmeyin! Sonra pişman olur, bedhahtlar arasına katılırsınız.
Bu ayetler sarih bir şekilde ortada dururken günümüzde birçok insan; düşünce üreteceğim, ortama ayak uyduracağım, zamanın şartlarına göre bir hayat sürdüreceğim, bilim ve fene ayak uyduracağım, bana ait bir felsefem olsun diye İslam’ın şekillendirdiği bir yaşama ve dini düşünceye karşı çıkmaya veya alternatifler üretmeye kalkışması akıl kârı değildir. Akılsızlık da diyebilkirsiniz buna. Bazı fikirler, bazı alanlar vardır ki şeytandan mülhemdir. Yoksa Yüce Allah kendi kelamını bile okumaya başlayan insanlara; “Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl/98) der miydi? Var olan emirleri yanlış anlamaya, kendince yorumlamaya veya alternatifler üretmeye karşı en büyük kalkan kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınmanın gerekliliğini bilmemize rağmen; Yahudi, Hristiyan, Mecusi veya Putperestlerin ileri sürdüğü düşüncelere, hayat biçimine, felsefi yaklaşımlarına dört elle sarılıyor olmamız da neyin nesi?
Unutmayın! İslam dini; kendisine has bir düşünce, kendisine has bir yaşam biçimi, kendisine has helaller ve yine kendisine has haramlar ileri sürmüştür. Çünkü İslam’ın dışında hiçbir dinin cenneti yoktur. Şu emirleri yerine getirmeyi kabul ediyorum demesi gerektiği gibi şu haramlara karşı diklenmem gerektiğini de kabul etmiyorum demesi gerekir her Müslümanın. Yüce Allah Müslümanlardan günlük hayatta kullanmaları gereken kelimelerde bile hassasiyet göstermeleri gerektiğini şu örnek üzerinden bildirmektedir; “Ey iman edenler! “Râinâ!” demeyin; “unzurnâ” deyin ve iyi dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır.” (Bakara/104) Bir Müslüman için günlük hayatta kullanacağı kelimeleri düzenleyen Yüce Allah; insanlara alternatif bir düşünce, alternatif bir yaşam biçimi keşfedeceğim diye her türlü kof, atıl ve batıl düşünceyi serbest bırakacak hatta teşvik edecek, öyle mi?
İslam; kuralını ortaya koymadığı, şekil ve ebâtını belirlemediği, kılık kıyafetini düzenlemediği, hakemliğini yapmadığı mekânlarda, cennet ile mükâfatlandırmadığı iş ve işlemlerde asla top çevirmez. Böyle bir niyete sahibi de değildir. İslam; hangi şart altında olursa olsun, ister yöneten ister yönetilen şahıslar açısından olsun ortaklığı kabul etmiş değildir. Başka dinlerin ileri sürdüğü fikirlere onay vermiş de değildir.
İnsan bu, hayat boyu düşe kalka yürür, yalfa yapar durur. Yaşadığı hayat, bir öyle bir böyle süre gider. Kişinin günahlara yatkınlığı arttıkça dinden uzaklaşma, ibadetlere içten gelen samimi duygularla bağlandıkça da dine yakınlaşma yani Müslümanlaşma devam eder.
Yüce Allah bizlerden işlenen her günahtan sonra pişmanlık duymayı ve olması gereken Sırat-ı Müstakim’e geri dönmeyi istemektedir. Nitekim bizler de günde kırk sefer namazda Fatiha’yı okuyarak bunu dilemekteyiz. Haftanın yedi günü, günün de yirmi dört saatini istikamet üzere, dosdoğru yürümede zorlanabilir, zikzaklar çizebilir, şeytan ve avanelerine zaman zaman aldanabilir, ayağı sürçerek kayabiliriz. Asıl olan işlenen günahlardan sonra da olsa istikamet üzere yürümeye gayret göstermektir. Sırat-ı Müstakim’den her ne zaman uzaklaştıysa insan, geri dönmeyi başarması, günaha düştükçe tevbe etmesi, ibadetlere yeniden sarılması istenmektedir. Müslüman olmak demek; Allah’a bağlanmakla beraber ibadetler ile bezenmiş, tevbe ve istiğfar eşliğinde istikrarlı bir hayat sürdürebilmek demektir. Yoksa günaha düşmeyen, haram işlemeyen, yanlış yapmayan insan yoktur bu dünyada. Neye mal olursa olsun son nefes Müslüman olarak verilmesi gerektiğini unutamayız. Yoksa kurtuluş söz konusu değildir bizim için.
Entel takılmak veya fikir üretmek için olmadık yerlere olmadık şekilde dalan insan her an kendisini kaybederek yoldan sapabilir. Yahudi ve Hıristiyanların yanında şan ve şeref aramak da Müslümanlara ait bir özellik değildir. Allah’a ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’e iman eden bir insan; Yahudiler ile Hristiyanlar ile Ateist, Mecusi veya Putperest insanlar ile yol yürüyemez, onlar ile arkadaşlık kuramaz, kendilerinden medet dilenemez, düşünceleri orijinal diye kabullenemez. Çünkü Yüce Allah; “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Maide/51) buyurmaktadır. İstikamet üzere bulunmanın ve zalimlerden farklı olmanın tek yolu Yahudi ve Hritiyanları dostluktan tart etmekle mümkün olduğunu bilmek durumundayız. Çünkü Müslümanlarda var olan veya var olması gereken şan ve şerefin tamamı İslam’dan kaynaklanmaktadır. Şan ve şeref, şan ve şerefin yeğane sahibi olan Yüce Allah’a aittir. “Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir...” (Fatır/10) Kur’an’a bağlandıkça, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e benzedikçe, İslam’ın emir ve yasaklarına riayet ettikçe şan ve şerefi artar Müslümanın. Dinden ve imandan uzaklaştıkça da kişi, şan ve şereften mahrum kalır. Ancak şan ve şeref sandığı badirelerde oyalanıp durur ölünceye kadar.
Allah’ın rızası doğrultusunda olmadıktan sonra insanın ürettiği düşüncenin, eriştiği makamın, yaşadığı hayatın, verdiği savaşın, aldığı nefesin, sergilediği mücadelenin, elde ettiği kazancın, biriktirdiği servetin, konakladığı mekânın, okuduğu kitabın, elde ettiği diplomanın, yetiştirdiği insanın, büyüttüğü evladın, yetiştirdiği fidanın ne önemi kalır?
Bir insanın; başta Yahudi ve Hristiyanlar olmak üzere bilumum diğer dinlere mensup insanlara benzedikten sonra, onlar gibi bir düşünceyi savunduktan sonra Müslümanım demesinin bir önemi kalıyor mu? Şimdiye kadar anlattıklarımızı özetleyen Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır; “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebu Davud, Libas, 4/4031)
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)