Bu ülkede herkesin söz söyleme, istediği gibi davranma, dilediğini yapma hakkı vardır. Bu konuda sınırsız bir özgürlüğe de sahiptirler. Hemen herkes Yahudi, Hristiyan, Ateist, Mecusi veya Müşrik farketmeksizin hangi din olursa olsun tüm insanlara saygılıdırlar. Ama sıra Din-i İslam’a ve şanlı müntesipleri olan Müslümana gelince her şey alt üst olmaktadır. Kural ve kaidelere takla atmaktadırlar. Bu konuda hak, hukuk ve kadirşinastlık ayaklar altına almaktadırlar. Sadece bu ülkede değil tüm dünyada herkesin hakkı ve hukuku vardır amma Müslümanım diyen insanların hakkı, hukuku ve özgürlüğü yoktur.
Bir Müslüman, inancı gereği bu işi yapamam, şu ortama giremem, şu sözleri telaffuz edemem, bu davranışları sergileyemem, bu kurallar dinime ters, inancım ile uyuşmuyor deme hakkına da yetkisine de maalesef sahip değillerdir. Şunların da bir inancı var, bir dinleri var, bir yaşamları var, yerine getirmeleri gereken ibadetleri, sakınmaları gereken haramları var denilmiyor. O yüzdendir ki dünya arenasında özgürlük pervaneleri hiç bir zaman Müslümanlar için dönmedi.
Elbette her insanın sapıtma hakkı vardır. Bu hakkını dilediği konuda, dilediği zamanda, dilediği oranda ve dilediği şekilde kullanabilir. Kimseler buna engel olamaz. Zaten Yüce Allah da bu konuya engel koymuş değildir. Dünya imtihan arenasıdır. Dileyen dilediği gibi imtihanını sürdürebilir. Bu imtihanın sonucunu beklediğimiz gibi inanmayan insanların da beklemelerini diliyoruz. Evet, son gülen iyi güler demişler. Bizler de son gülenlerden olalım…
Çevremize baktığımız vakit kimi insan, bir partiyi bahane ederek sapıtabiliyor. Diğer bir insan, dini anlatan insanların konuşma stilini, anlatış tarzını, oturma şeklini, bıraktığı sakalını, sardığı sarığını bahane ederek yoldan çıkabiliyor. Bir diğeri dini bir konuyu tam anlamıyla çözemediğini, anlayamadığını dolayısıyla dinde sorunların var olduğunu ileri sürerek baş kaldırabiliyor kendisini yaratan Yaratıcıya. Bir başkası aklını ilahlaştırmak suretiyle inkâra kalkışabiliyor. Bir başkası da tarihte meydana gelen kimi olayları bayraklaştırarak yoldan uzaklaşabiliyor. Bir insan sapıtmak istiyorsa, ortam buna müsaittir. Sapıtmak için bahane bulmak da serbesttir. Hani şeytan; Hz. Âdem (a.s.)’in yaratılış nüvesinin yani mayasının toprak olduğunu ileri sürerek Allah’ın emirlerine karşı gelerek sapıttığı gibi.
Kimi insan var sapıtır ve bu sapıklığı kendisi ile sınırlı kalır. Köşesine çekilerek sessiz sedasız bir hayatı ölünceye kadar sürdürür. Ama kimi insan da vardır ki sapıklığını etrafına yaymak, doğru yolda olanları da kendisine benzetmek suretiyle sapıttırmak ister. Sanırım sapıklığın dehlizlerinde yalnız kalmak çok korkunç bir şey olsa gerek. O yüzdendir sapıtanlar, Şeytan’ın yaptığı gibi kendisini alkışlayan, yaptıklarını onaylayan taraftarlar bulmaya çalışıyorlar. Mesela son yıllarda; “Araplara benzemeyin!” diyerek şeytanın aklına gelmeyen bir taktiği, bir planı ustalıkla uygulamaya başladıkları gibi. Bu vesileyle Kur’an ve hadislerden bihaber yetişen gençleri İngilizlerin kucağına atmakla, Yunanlılara benzetmekle, Ruslar gibi yaşatmakla, Yahudilere özendirmekle kalmadılar tam anlamıyla bir dinsizleştirme, bir ateistleştirme projesini de hayata geçirdiler.
Başarılı oldular mı? Evet, kısmen başarılı olduklarını itiraf edebilirim. Ama unutulmamalıdır ki şeytan ve avaneleri insan üzerinde baskıcı bir etkiye sahip değildir ve hiçbir zaman da olamadılar. Dileyen iman eder dileyen de inkâr eder. İnkâr da iman da tamamıyla kişinin hür iradesiyle, arzu ve istekleriyle gerçekleşen bir olaydır.
Şartsız ve ön yargısız bir şekilde Allah’a iman eden, Kur’an ile tanışan, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i tüm zamanlara ve tüm insanlığa gönderilmiş elçi olarak kabul eden insanlar, İslam’ın emirlerini hayatında uygulamaya çalışırlar. Bu vesileyle insanlar arasında doğulu veya batılı, güneyli veya kuzeyli, Kürt veya Türk, Arap veya Acem olmalarında bir farkı kalmamış oluyor. Haliyle aynı hedefe doğru ilerleyince aralarında var olan farklılıklar da birer birer ortadan kalkmış oluyor. Aynı yanlışa aynı tepkiyi veren insanların aynı doğruya aynı derecede aynı değeri vermeleri de kaçınılmaz oluyor. Ancak Kur’an’dan uzaklaşan, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e sırt dönen kişilerde de çok farklı refleksif hareketler ortaya çıkmaya başladığını söylemek durumundayım. O yüzden ışık bir, karanlıklar ise insan sayısıncadır. Doğru tek, yanlışlar da insanların sayısı kadardır. Çünkü bu gibi kişiler daha çok bölgesel değerler üzerinden düşünmeye, bölgesel doğruları savunmaya, kendisine göre bir değer oluşturmaya başlarlar.
Çok acı ve çok da garip bir durum!
Kalbi mutmain kılan, teskin eden, insana huzur ve mutluluk veren Yüce Allah’ın eşsiz kelamı olan Kur’an’dan uzaklaşan veya bir şekilde uzaklaştırılan insanlar abuk sabuk sözler ile huzur ve mutluluk aramaya başlıyorlar. Anlamsız, absurt, tiksindirici sözler ile şaha kalktığını sanıyorlar. Olmadık elbiseler içinde, olmadık hareketler sergileyerek kanatlanıp uçtuğunu düşünebiliyorlar.
O yüzden sadece dünyaya yönelik çalışmamalı insan. Yaptığı plan ve projelerinin tamamına ölümden sonrasını da ilave etmelidir. Çünkü her gün birileri ölüyor. Kabul etmemiz gereken gerçek bu. Kabul ve retlerini bu gerçek üzerinden düzenlemeli insanlar. Her şey ahirete geçişin dünyadan başladığına işaret ettiğine şahitlik etmekteyiz. Dünya bir köprü görevini üstlendiğini iyi biliyoruz. O yüzden kişinin dünyada yan yana dizdiği taşlar, üst üste koyduğu mallar, kazandığı makamlar ahirette sahibini mutlu kılmaya yönelik tasarlanması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Dünya’da kalacak tek taraflı bir mutluluk, tek taraflı bir meşguliyet, tek taraflı bir kazanç eninde sonunda pişmanlık doğuracaktır. Unutanlara hatırlatmak isterim.
Evet, o yüzden Allah’a inanmayan insanlar iman, cennet ve cehennem gibi meselelerin konuşulduğu veya anlatıldığı mekânları / kitapları hiç sevmezler. Bu konular kasvetli gelir kendilerine. Alabildiğine bu gibi konulardan uzak durmaya çalışırlar. Değinmek zorunda kaldıkları zamanlarda da birçok şeyin üstünü örterek değinirler ya da kendilerine göre yontarlar.
Aynı şekilde namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekât vermeyen insanlar da ibadetler ile ilgili bir konunun konuşulduğu veya anlatıldığı mekânları / kitapları hiç sevmezler. Bu gibi konular kendilerine hep itici, hep boş ve hep havasız bir ortam gibi algılanır.
Allah’a isyanı alenen vurgulamak üzere açık seçik giyinen insanlar tesettür konusunun işlendiği, anlatıldığı veya dile getirildiği mekânlardan / kitaplardan da yaban eşeklerinin aslandan kaçtıkları gibi kaçarlar. Bu gibi konuların konuşulduğu ortamlarda suda boğulan bir insan gibi hissederler kendilerini. Nefesleri daralır, ruhu sıkılır onların. Ortamı veya konuyu değiştirmek için sabırsızlanırlar. Yüzlerinde beliren hoşnutsuzluğu uzaktan okuyabilirsiniz.
Din ile ilişiğini kesmiş rasyonalist düşünen insanlar da kendilerini kafese konulmuş, özgürlüğü kısıtlanmış bir kuş gibi hissederler dini bir konu açıldığında veya dini bir kitabı eline aldıklarında. Kendileriyle yüzleşmek, hatalarını bilmek istemezler. Hep bahane bulurlar, hep bahane ararlar. Hep başkalarını suçlarlar. Hep eksiklik yapanları canlandırırlar gözlerinde, sözlerinde, hayallerinde...
Nerede olursanız olun, kiminle konuşursanız konuşun anlattığınız ilahi kelamdan esinlenen bir hüzme, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ağzından dökülen hikmetli bir söz, sosyal hayatı düzenleyen bir ibadet veya kaçınılması gereken bir haram ise birileri mutlaka karşı çıkacaktır. Öfkelenecek, bağıracak, çağıracak ve karşınıza diklenecektir. “Bu çağda bu zihniyet olmaz olsun.” diyeceklerdir. Bu ister eğitimin yapıldığı bir sınıf ortamı olsun, ister hastaların muayene edildiği bir muayenehane alanı olsun, ister ticaret yapılan çarşı pazarlar olsun, isterse de bir caminin minberi, kürsüsü olsun, hiç fark etmez onlar için. Anlatılan ayetler ve hadisler birilerini mutlaka rahatsız edecektir. Rahatsızlık vermiyorsa ya ayetleri bağlamından koparmışsınız ya da hadisleri. Karşı çıkan insanlar için mekânın ve dini anlatan şahsın hiçbir önemi yoktur. Yeter ki anlatılan şey Kur’an olsun, İslam olsun din ve iman olsun. Doktor, Öğretmen, Esnaf veya İmam Hatip olmaları karşı çıkma durumunu değiştirmeyecektir. Onların tek bir istekleri vardır, o da hak ve hakikatin dile getirilmememesidir. Yoksa eksiklik, yanlışlık veya üslup bahane, Müslümanları ve dile getirdikleri hakkı ve hakikatı bir kaşık suda boğmak ise şahane...
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)