DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nihat Güç
Nihat Güç
Giriş Tarihi : 30-08-2025 13:40

Yasaklanan İslam’dır.

Bu ülkede herkesin söz söyleme, istediği gibi davranma, dilediğini yapma hakkı vardır. Bu konuda sınırsız bir özgürlüğe de sahiptirler. Hemen herkes Yahudi, Hristiyan, Ateist, Mecusi veya Müşrik farketmeksizin hangi din olursa olsun tüm insanlara saygılıdırlar. Ama sıra Din-i İslam’a ve şanlı müntesipleri olan Müslümana gelince her şey alt üst olmaktadır. Kural ve kaidelere takla atmaktadırlar. Bu konuda hak, hukuk ve kadirşinastlık ayaklar altına almaktadırlar. Sadece bu ülkede değil tüm dünyada herkesin hakkı ve hukuku vardır amma Müslümanım diyen insanların hakkı, hukuku ve özgürlüğü yoktur.

Bir Müslüman, inancı gereği bu işi yapamam, şu ortama giremem, şu sözleri telaffuz edemem, bu davranışları sergileyemem, bu kurallar dinime ters, inancım ile uyuşmuyor deme hakkına da yetkisine de maalesef sahip değillerdir. Şunların da bir inancı var, bir dinleri var, bir yaşamları var, yerine getirmeleri gereken ibadetleri, sakınmaları gereken haramları var denilmiyor. O yüzdendir ki dünya arenasında özgürlük pervaneleri hiç bir zaman Müslümanlar için dönmedi.

Elbette her insanın sapıtma hakkı vardır. Bu hakkını dilediği konuda, dilediği zamanda, dilediği oranda ve dilediği şekilde kullanabilir. Kimseler buna engel olamaz. Zaten Yüce Allah da bu konuya engel koymuş değildir. Dünya imtihan arenasıdır. Dileyen dilediği gibi imtihanını sürdürebilir. Bu imtihanın sonucunu beklediğimiz gibi inanmayan insanların da beklemelerini diliyoruz. Evet, son gülen iyi güler demişler. Bizler de son gülenlerden olalım…

Çevremize baktığımız vakit kimi insan, bir partiyi bahane ederek sapıtabiliyor. Diğer bir insan, dini anlatan insanların konuşma stilini, anlatış tarzını, oturma şeklini, bıraktığı sakalını, sardığı sarığını bahane ederek yoldan çıkabiliyor. Bir diğeri dini bir konuyu tam anlamıyla çözemediğini, anlayamadığını dolayısıyla dinde sorunların var olduğunu ileri sürerek baş kaldırabiliyor kendisini yaratan Yaratıcıya. Bir başkası aklını ilahlaştırmak suretiyle inkâra kalkışabiliyor. Bir başkası da tarihte meydana gelen kimi olayları bayraklaştırarak yoldan uzaklaşabiliyor. Bir insan sapıtmak istiyorsa, ortam buna müsaittir. Sapıtmak için bahane bulmak da serbesttir. Hani şeytan; Hz. Âdem (a.s.)’in yaratılış nüvesinin yani mayasının toprak olduğunu ileri sürerek Allah’ın emirlerine karşı gelerek sapıttığı gibi.

Kimi insan var sapıtır ve bu sapıklığı kendisi ile sınırlı kalır. Köşesine çekilerek sessiz sedasız bir hayatı ölünceye kadar sürdürür. Ama kimi insan da vardır ki sapıklığını etrafına yaymak, doğru yolda olanları da kendisine benzetmek suretiyle sapıttırmak ister. Sanırım sapıklığın dehlizlerinde yalnız kalmak çok korkunç bir şey olsa gerek. O yüzdendir sapıtanlar, Şeytan’ın yaptığı gibi kendisini alkışlayan, yaptıklarını onaylayan taraftarlar bulmaya çalışıyorlar. Mesela son yıllarda; “Araplara benzemeyin!” diyerek şeytanın aklına gelmeyen bir taktiği, bir planı ustalıkla uygulamaya başladıkları gibi. Bu vesileyle Kur’an ve hadislerden bihaber yetişen gençleri İngilizlerin kucağına atmakla, Yunanlılara benzetmekle, Ruslar gibi yaşatmakla, Yahudilere özendirmekle kalmadılar tam anlamıyla bir dinsizleştirme, bir ateistleştirme projesini de hayata geçirdiler.

Başarılı oldular mı? Evet, kısmen başarılı olduklarını itiraf edebilirim. Ama unutulmamalıdır ki şeytan ve avaneleri insan üzerinde baskıcı bir etkiye sahip değildir ve hiçbir zaman da olamadılar. Dileyen iman eder dileyen de inkâr eder. İnkâr da iman da tamamıyla kişinin hür iradesiyle, arzu ve istekleriyle gerçekleşen bir olaydır.

Şartsız ve ön yargısız bir şekilde Allah’a iman eden, Kur’an ile tanışan, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i tüm zamanlara ve tüm insanlığa gönderilmiş elçi olarak kabul eden insanlar, İslam’ın emirlerini hayatında uygulamaya çalışırlar. Bu vesileyle insanlar arasında doğulu veya batılı, güneyli veya kuzeyli, Kürt veya Türk, Arap veya Acem olmalarında bir farkı kalmamış oluyor. Haliyle aynı hedefe doğru ilerleyince aralarında var olan farklılıklar da birer birer ortadan kalkmış oluyor. Aynı yanlışa aynı tepkiyi veren insanların aynı doğruya aynı derecede aynı değeri vermeleri de kaçınılmaz oluyor. Ancak Kur’an’dan uzaklaşan, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e sırt dönen kişilerde de çok farklı refleksif hareketler ortaya çıkmaya başladığını söylemek durumundayım. O yüzden ışık bir, karanlıklar ise insan sayısıncadır. Doğru tek, yanlışlar da insanların sayısı kadardır. Çünkü bu gibi kişiler daha çok bölgesel değerler üzerinden düşünmeye, bölgesel doğruları savunmaya, kendisine göre bir değer oluşturmaya başlarlar.

Çok acı ve çok da garip bir durum!

Kalbi mutmain kılan, teskin eden, insana huzur ve mutluluk veren Yüce Allah’ın eşsiz kelamı olan Kur’an’dan uzaklaşan veya bir şekilde uzaklaştırılan insanlar abuk sabuk sözler ile huzur ve mutluluk aramaya başlıyorlar. Anlamsız, absurt, tiksindirici sözler ile şaha kalktığını sanıyorlar. Olmadık elbiseler içinde, olmadık hareketler sergileyerek kanatlanıp uçtuğunu düşünebiliyorlar.

O yüzden sadece dünyaya yönelik çalışmamalı insan. Yaptığı plan ve projelerinin tamamına ölümden sonrasını da ilave etmelidir. Çünkü her gün birileri ölüyor. Kabul etmemiz gereken gerçek bu. Kabul ve retlerini bu gerçek üzerinden düzenlemeli insanlar. Her şey ahirete geçişin dünyadan başladığına işaret ettiğine şahitlik etmekteyiz. Dünya bir köprü görevini üstlendiğini iyi biliyoruz. O yüzden kişinin dünyada yan yana dizdiği taşlar, üst üste koyduğu mallar, kazandığı makamlar ahirette sahibini mutlu kılmaya yönelik tasarlanması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Dünya’da kalacak tek taraflı bir mutluluk, tek taraflı bir meşguliyet, tek taraflı bir kazanç eninde sonunda pişmanlık doğuracaktır. Unutanlara hatırlatmak isterim.

Evet, o yüzden Allah’a inanmayan insanlar iman, cennet ve cehennem gibi meselelerin konuşulduğu veya anlatıldığı mekânları / kitapları hiç sevmezler. Bu konular kasvetli gelir kendilerine. Alabildiğine bu gibi konulardan uzak durmaya çalışırlar. Değinmek zorunda kaldıkları zamanlarda da birçok şeyin üstünü örterek değinirler ya da kendilerine göre yontarlar.

Aynı şekilde namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekât vermeyen insanlar da ibadetler ile ilgili bir konunun konuşulduğu veya anlatıldığı mekânları / kitapları hiç sevmezler. Bu gibi konular kendilerine hep itici, hep boş ve hep havasız bir ortam gibi algılanır.

Allah’a isyanı alenen vurgulamak üzere açık seçik giyinen insanlar tesettür konusunun işlendiği, anlatıldığı veya dile getirildiği mekânlardan / kitaplardan da yaban eşeklerinin aslandan kaçtıkları gibi kaçarlar. Bu gibi konuların konuşulduğu ortamlarda suda boğulan bir insan gibi hissederler kendilerini. Nefesleri daralır, ruhu sıkılır onların. Ortamı veya konuyu değiştirmek için sabırsızlanırlar. Yüzlerinde beliren hoşnutsuzluğu uzaktan okuyabilirsiniz.

Din ile ilişiğini kesmiş rasyonalist düşünen insanlar da kendilerini kafese konulmuş, özgürlüğü kısıtlanmış bir kuş gibi hissederler dini bir konu açıldığında veya dini bir kitabı eline aldıklarında. Kendileriyle yüzleşmek, hatalarını bilmek istemezler. Hep bahane bulurlar, hep bahane ararlar. Hep başkalarını suçlarlar. Hep eksiklik yapanları canlandırırlar gözlerinde, sözlerinde, hayallerinde...

Nerede olursanız olun, kiminle konuşursanız konuşun anlattığınız ilahi kelamdan esinlenen bir hüzme, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ağzından dökülen hikmetli bir söz, sosyal hayatı düzenleyen bir ibadet veya kaçınılması gereken bir haram ise birileri mutlaka karşı çıkacaktır. Öfkelenecek, bağıracak, çağıracak ve karşınıza diklenecektir. “Bu çağda bu zihniyet olmaz olsun.” diyeceklerdir. Bu ister eğitimin yapıldığı bir sınıf ortamı olsun, ister hastaların muayene edildiği bir muayenehane alanı olsun, ister ticaret yapılan çarşı pazarlar olsun, isterse de bir caminin minberi, kürsüsü olsun, hiç fark etmez onlar için. Anlatılan ayetler ve hadisler birilerini mutlaka rahatsız edecektir. Rahatsızlık vermiyorsa ya ayetleri bağlamından koparmışsınız ya da hadisleri. Karşı çıkan insanlar için mekânın ve dini anlatan şahsın hiçbir önemi yoktur. Yeter ki anlatılan şey Kur’an olsun, İslam olsun din ve iman olsun. Doktor, Öğretmen, Esnaf veya İmam Hatip olmaları karşı çıkma durumunu değiştirmeyecektir. Onların tek bir istekleri vardır, o da hak ve hakikatin dile getirilmememesidir. Yoksa eksiklik, yanlışlık veya üslup bahane, Müslümanları ve dile getirdikleri hakkı ve hakikatı bir kaşık suda boğmak ise şahane...

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Nihat Güç

Nihat Güç

DİĞER YAZILARI Kur’an’dan Birkaç Mesaj Ana Eksenimiz Ne? Gittikçe Bunalıma Batıyoruz Müslüman Ve Kâfir Güvenlik Gerekçesi İman Etmek veya Küfre Düşmek Sumud Filosu Haini Çok Olan Bir Coğrafyada Yaşıyoruz İslam Ve İnsan İbadetlerde Özgürlük, Haramlarda Tutsaklık Laik Ortam Ve Müslümanlar Gündem Gazze! Dua ve Savaş Yahudileşmek Ya Da Hamas Silah Bıraksın Demek İsrail’e Askeri Müdahale Şart Suriye Ve Durziler Meselesi Şaşkın İnsan Diyanet İşleri Başkanlığı Müslümanlar Ve Kâfirler İsrail İran Savaşı Gazzeli Mücahitler Dünya Müslümanlarının Lokomotifi Oldular İşlevsel İslam Akıllı Olan Müslümandır Müslüman Olan Akıllıdır Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -2- Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -1- Adil Olmak Veya Zulmetmek İnsanların Hedefleri ve Başarıları Sûni Sınırlar Aşılmadan Gazze Kurtulamaz İslam’a Tabi Olmak Değişimi Iskalamak Si(s)temsel Bir Eleştiri İsimlendirmeleri Yeniden Yapalım Gündemi Değerlendirme Biçimi Bir Filistin Yazısı Daha Hesabı Da Unutmayın! Ardımızdan Ağlayanımız Olacak Mı? Kurtuluş Noktası GAZZE Takva Elbisesi Ve Tesettür Ayak Uyduramıyorum İslam ve Beşeri Sistemler Her İnsanın Bir Karnesi Vardır Gazze’de Ateşkes Uygulanmaya Başlandı Sünnettüllah Niyet -2- Niyet -1- Suriye Meselesi -3- Suriye Meselesi -2- Suriye Meselesi Tesettür Üzerine -3- Bir Oku Bin Düşün Tesettür Üzerine -2- Tesettür Üzerine -1- Biz, Bize Benzemek Zorundayız Bahaneleri Çok Kime Göre Neye Göre Şahidimiz Bedenimizdir Bir Ayetin Düşündürdükleri 7 Ekim El-Aksa Tufanı Cahiliye Dönemi Anatomisi Gazze ve Biz Sitem ve Sistem Yasin suresi 14. Ayetin düşündürdükleri Sürü Psikolojisi -5- Sürü Psikolojisi -4- Sürü Psikolojisi -3- Sürü Psikolojisi -2- Sürü Psikolojisi -1- Şeriat’a Karşıyım İbadetlere İlavelerde Bulunmak -5- İbadetlere İlavelerde Bulunmak -4- İbadetlere İlavelerde Bulunmak -3- Filistin ve Biz İbadetlere İlavelerde Bulunmak -2- Bangladeş’te Kıyam İsmail Haniye İbadetlere İlavelerde Bulunmak -1- Elleri Kuruyasıcalar! Dileyen İnkar Eder Dileyen De İman Eder İlahlaşmak Yapacağınız Tercihlere Dikkat Edin Futbol En Büyük Afyondur 7 Ekim Geç Kalınmış Bir Tarihtir Kültürel Emperyalizm Suçun Şahsiliği Esastır Hz. Aişe (r.ah.)’nin Yaşı İsteyenin İnandığı Bir Sistemden İsteyenin İnkâr Ettiği Bir Sisteme Aman ha! Gazze Mektebi Bizleri Eğitmeye Devam Ediyor Arkası Gelmeyen Sorular Ah! Gazze ah! Serap Hakikat Değildir Hakikat Tektir, O Da Kur’an ve Sünnettir Doğruluk İspat Gerektirir Batı(L) Ülkeleri İman Hakikati Şehit Hasan Saklanan Filistin Okumaları Ne Dersiniz? Bitmeyen İmtihanımız Filistin Seçim Analizi Filistin Meselesinin Neresinde Duruyoruz Her İnsan Ölecek Yaştadır Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri -2- Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri Kime Göre Doğru, Kime Göre Yanlış Zaman Üstü Bir Zaman -6- Zaman Üstü Bir Zaman -5- Zaman Üstü Bir Zaman -4- Zaman Üstü Bir Zaman -3- Zaman Üstü Bir Zaman -2- Ramazan Hoca’nın Şehadeti Zaman Üstü Bir Zaman -1- Sorular Tek Bir Kitaptan Gelecek PUT -3- PUT -2- Put- 1- Vazgeçilmezler ve Dokunulmazlar Farklı Bir Bakış Açısı İle Filistin Evvet, oyun süperdi! Filistini Konuşmak -13- Filistin'i Konuşmak-12- Filistin'i Konuşmak -11- Filistini Konuşmak -10 Filistini Konuşmak -9- Filistin’i Konuşmak -7- Filistini Konuşmak -8- Filistin’i Konuşmak -6- Filistin’i Konuşmak- 5- Filistini Konuşmak-4- Filistini Konuşmak -3- Filistini Konuşmak -2- Filistin’i Konuşmak -1- İstişare Müminlerin Yapacakları, Yapmayacakları -3- Mü’minlerin Yapacakları, Yapmayacakları -2- Ne Yapalım, Ne Yapmayalım 1 Bizler, bizlere ait olacağız Bizler, bize ait işler yapacağız Kötü Kokan Bataklık Kurutulmadan Güzel Kokan Gül Yetişmez İbadetlerin alternatifi var mıdır! Tüm bunları namazın mı emrediyor? İnsanoğlu bu… Huyum batsın. Hz. Ömer mi Dediniz Kendimizi Unutmayalım! Nasıl Bir Doğru! Siz Ne Dersiniz, Bilmem Aynanın Karşısındayım
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • Turkey Hair Transplant Packages Eşya depolama