Allah ve Resu’lünü bilmeyen ve tanımayan kişiye cahil, Allah’ın ve Resulü’nün ortaya koyduğu kanun ve kuralllarının hükümran olmadığı döneme de cahiliye dönemi diyoruz.
Ancak bizim kafamızda yanlış bir bilginin ve olmaması gereken bir algının var olduğunu da söylemek durumundayım. Cahiliye döneminin Hz. Muhammed (s.a.v.) öncesi Mekke dönemi için kullanıldığını, diploma sahibi olup Allah ve Resulü’nden bihaber yaşayan insanların asla cahil ve cühela olamayacaklarını kabul ediyoruz. Büyük bir yanılgının tam merkezindeyiz.
Evet, cahiliye dönemi İslam’ın neşvünema bulmasıyla ortadan kalkmıştır. Ancak günümüze geldiğimizde İslam’ın medeniyeti inşa, cehaleti izale etme adına ortaya koyduğu kuralları rafa kaldırmak, pasifize etmek suretiyle cahiliye dönemine yeniden dönüldüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunu test etmek için uygulanmakta olan kanun ve kuralların kaynağının kim olduğuna, neye dayandığına bakmanız yeterli olacaktır. Bunu görmemek veya anlamamak İslam’ı bilmemek ile eşdeğer olduğunu da ilave edebilirim. Tarih çizgisi değişti, isimlendirmeler farklılaştı, cadde ve sokaklar renklendi, kalem yerine bilgisayar, kılıç yerine silah, deve yerine araba, idare lambası yerine ampul kullanıldı diye cahiliye döneminin artık geri gelmeyeceğini, insanın cahilleşemeyeceğini düşünmek, söylemek ve böylece hüküm ileri sürmek büyük bir gaflet olsa gerek.
Sahi cahil ve cahiliyeyi neye göre tarif ediyorduk?
Hem bireysel hem de toplumsal bazda her ne zaman Allah’tan ve Resulü’nden yani İslam’dan uzaklaşılmış ise, uzaklaşma oranına göre cahiliye döneminin geri gelmiş olduğunu söyleyebiliriz.
Çevrenizde nefes alıp veren kimi insanın gözüne odaklanın, yüzüne iyice bakın, davranışlarına dikkat edin; Ahiret, din, iman, hak ve hukuk gibi kavramların yer almadığını göreceksiniz. Ahiret çekincesi gibi bir emareye rastlamanız da pek mümkün olmayacaktır.
Elinde kocaman diplomaları olan insanların cahil olduklarını iddia etmeniz için kalbinde Allah’ın olmadığını söylemeniz yeterlidir. Bu tip insanlar; “Allah nasıl buyurmuş, Din ne der, Kur’an nasıl bakar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konunun neresinde?” diye bir düşünceye sahip olduklarını da göremezsiniz. Yine cahiliye döneminde yaşayan insanların helal, haram, sevap, günah, ceza mükafat diye bir çekinceye sahip olduklarını da şahitlik edemezsiniz. Küfre, Şirk’e düşer miyim, münafık olur muyum, Yahudi ve Hristiyanlara benzer miyim, cehenneme duçar kalır mıyım diye bir kaygıya da sahip olmadıklarını gözlemlemişsinizdir.
O yüzden günümüzün cahil insanları cahiliye döneminin dibini Cahiliye döneminde yaşayan insanlara taş çıkarırcasına dibini sıyırıyor. Hatta zirveyi yaşıyor.
Cahiliye sistemi veya düzeni her ne zaman hükümran olmuşsa ağını çok sık örmüştür. Kimsenin kurulan düzenden kaçışına izin ve imkân vermeyecek düzeyde dakiktir. Bekçileri ve koruyucuları da maalesef çoktur.
Geçmişinde dini bir kaygı taşıyan, dini bir müessesede çalışan, hasbelkader Kur’an ve Sünnet ile karşılaşmış, namaz kılmış, oruç tutmuş olan insanların yeri geldiğinde cahiliye düzenine ve kurgulanmış sistemine ayak uydurduklarını duyuyoruz ve görüyoruz. Bu durum bile insanların düştükleri kıskancın boyutunu ortaya sermeye yeterli bir sebeptir. Sistem namaz kılanın namazını devam etmesine, oruç tutanın oruçlu bir hayat sürdürmesine müsaade etmemiştir.
Acı bir durum.
Bu durumdan nemalanmak isteyen cahil insanlar, İslam Dini’nin basit ve sıradan bir din olduğunu ileri sürmeye gayret gösteriyorlar. Din Kültürü Öğretmeni, İmam-Hatip, Vakfın yöneticisi, namazında niyazında olan insan şunu yaptı diye yaygara kopardıklarını görüyoruz.
Şahsen bu gibi insanların günaha daldıklarını, dini kaygıulardan uzaklaştıklarını gördüğüm vakit günaha niye düştükleri ile ilgilenmiyorum. Şimdiye kadar günaha düşmemek için olağan üstü bir gayretle nasıl da direndiklerini söylüyorum. Bu kadar dayanabildiler, buraya kadar gelebildiler. Fakat cahiliyenin kollarında nefes alabiliyor olmaları buraya kadarmış. Bu durum kurulu olan cahiliye sisteminin Ebu Cehil’in sürdürdüğü sistemden daha güçlü, kuvvetli ve dirayetli olduğunu ispatlamak adına yeterli bir delildir.
Evet, cahiliye sisteminin kurduğu kıskaç çok fena işliyor. Kendisine ayak uyduramayanı, farklı düşüneni ve farklı yaşamak isteyeni, hele hele İslam’ı savunanı çok fena öğütüyor. Dört bir yandan saldırıyor. Ahtapot gibi sarıp sarmalıyor ve kaçacak hiçbir yer bırakmıyor kendisine. İnsan direnmek istiyor ilk etapta. Kısa bir süre de direniyor. Ancak örülen ağlara, kurulan tuzaklara, yapılan tehditlere ve şantajlara takılmadan akşamı getiremiyor. Bir direniyor, iki direniyor, üç direniyor, bakıyor olmuyor, pes ediyor. İşler istediği gibi yürümüyor. İç ve dış baskılar haddinden fazla. Dayanamıyor sisteme veya gücü yetmiyor kurulu düzene.
İnsan zayıf yaratılmıştır. Takviyesi yeterli olmadığı zamanlarda ve mekanlarda cahili düzene yenilmesi çok çabuk gerçekleşebilmektedir. Çünkü yola dizilen tuzaklardan kaçması, patlayan mayınlardan sağ salim kurtulması imkânsız hale getirilmiştir adeta. Direnci her geçen gün biraz daha azalan insan, teslim olmaktan başka bir çıkış kapısının olmadığına inanmaya başlamaktadır. Çünkü yirmi dört saatin her dakikası kıskanç altında geçiyor.
Okyanusun ortasından kıyıya doğru yüzerek kurtulmak isteyen bir insan gibi... Yol uzun, dalgalar yüksek, sürekli ve kuvvetli. Güç ve takat ise sınırlı… İçine düştüğü suyun cazibesi ve albenisi çok yüksek… Verilmesi gereken mücadele bir gün değil, iki gün değil, bir ömür boyu sürdürmesi gerekiyor. Dalgalara, baskılara, şantajlara, bel altı kıroşelere direnmek elbette kolay olmayacak insan için. İmanı zayıf olan ya da günlük takviyesini Kur’an ve Sünnet ile yapmayan insanların eninde sonunda teslim olduklarına şahit oluyoruz. Pes ediyorlar. Ne olacaksa olsun deyiveriyorlar, koyuveriyorlar kendini. Tutundukları dalı da ellerinden bırakınca okyanusun ortasında... Kalakalıyorlar ortalıkta. Olanlar oluyor işte.
İnsanlar günümüzde kurulu düzene iyi kötü, doğru yanlış, helal haram, isyan itaat demeden ayak uydurmak zorunda bırakılmışlardır. Ayak uydurmayanların da ayağına sıkmışlardır. Direnebilmek, direnç gösterebilmek, yapmıyorum diye itiraz etmek için her gün yerli yerince yenilenmek gerek. Yeniden yenilenmek gerek.
Bu soruna bir de şuradan bakmamız lazım diye düşünüyorum. Cahiliye düzenine ve sistemine direnen insanların zayıf oldukları manasında yorumlamıyorum ben. Ben bu durumu cahiliye sisteminin insanları öğütmek ve yoldan çıkarmak için ahtapotun kolları gibi çok güçlü olduğunu ve her platformda çok organize çalıştığını ileri sürüyorum.
İnsanların sıkıştıkları vakit sığınabilecekleri İslam’a ait bir şemsiyeleri, bir kalkanları veya bir kaleleri de yok ortada. Hangi odaya girseler, hangi sokakta yürüseler, hangi meseleye el atsalar, hangi iş ile karşılaşsalar, hangi insan ile tokalaşsalar cahiliyenin asık suratıyla ile karşılaşıyorlar. Hatta her düzenek, insanları cahiliye sistemine ayak uydurması için de kırbaç sallıyor.
O Yüzden insanlar çabuk kanabiliyor. Çabuk yol değiştirebiliyor. Çabuk günaha saplanabiliyor. Çabuk yön değiştirebiliyor. Bu da cennetin kolay olmadığını ispatlıyor.
İslam’ın günaha giden tüm yolları kapattığını biliyoruz. Kazaen düşen olursa da elinden tuttuğuna da şahidiz, isteyeni bataklıktan çıkardığına da...
Cahiliye düzeni ise insanların günaha düşmesi için her türlü hile ve desiseyi kurguladığını, yollarda ve caddelerde tuzaklar kurguladığını görüyoruz. Hatta insanların günaha düşmeleri için zor kullandığını da bizzat yaşıyoruz. Gerekirse şiddete bile başvuruyorlar. Yeter ki insan günah işlesin. Yeter ki insan günahta yüzsün. Yeter ki insan Allah’a isyan etsin.
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Seyfettin BUDAK
Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında
Songül KARAMAN
Oruç İbadetinin Faydaları
Halil MERT
İslam Dünyası Neden Paramparça?
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Eyüphan KAYA
Bir İslam Toplumunun devleti laik olamaz!
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Adnan ÖZ
Samsunspor böyle oynarsa önümüz açık!
Fatih ORUÇ
ABD-IRAK savaşı veya I. Körfez savaşı
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
Hamdi TEMEL
Ramazan’da Baş Ağrısı ve Böbrekler
Özlem Gürbüz
Evren tek mi?
Nihat Güç
Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı
Ravza ZEYBEK
Ramazan Ayı Özgürlüktür
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Fatma Saçak Akbulut
Sevmek
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
İsa ÇOLAKER
Şiirin Gürültülü Sessizliği
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)