İslam’da ibadetler niyet olmadan geçerlilik kazanmayacağını daha önce söyledik. Namaz, oruç, hac, zekât, tesettür, tilavet, cihat, nasihat, emr-i bil maruf ve nehyi anil münker gibi ibadetlerde niyet şarttır ve mutlaka olmalıdır. Kişi ifa ettiği ibadetleri niçin yaptığını bilmeli ve yerine göre niyetini açıkça gerekirse söz ile de ifade etmelidir.
Yüce Allah’a alenen asi olunan bir yerde bir Müslüman oturamaz. Bu kötü ortamda oturması sahip olduğu niyeti, kendisini temize çıkaramaz. Oradan hemen, oyalanmaya gerek duymadan ilk fırsatta kimin kızdığına veya darıldığına bakmadan uzaklaşmalıdır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisa/140) Şimdi Allah inkâr edildiği müddetçe kâfirler ile aynı ortamda, aynı istikamette oturulmaması gerektiğini vurgulayan bu ayeti kerime ortada dururken, hangi niyet inkâr ortamında vakit öldürmeyi, şen şakrak bir vaziyette eğlenmeyi temize çıkarabilir?
Bu konuyla alakalı olarak diğer bir ayet-i kerimede Yüce Allah: “Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.” (Enam/68) Yanlış yerde, yanlış zamanlarda, haram fiiller işlenirken bulunmak doğru değildir.
Allah’ın yasakladığı her çeşit günahın ve haramın işlendiği ortamlarda sergilenmesi gereken tavır budur. Bir Müslüman, haram ve günah işlerken veya işlenirken niyetinin iyi olması kendisini günahtan kurtarmayacaktır. Oradan uzaklaşması kaçınılmaz bir durumdur. Çünkü Allah’ın Resulü: “Allah’a ve ahiret gününe inanan asla içki içilen sofrada oturmasın!” (Ahmed b. Hanbel, 1/20) şeklinde bir emri bulunmaktadır. Haramların alenen işlendiği, teşvik edildiği veya haram olarak bakılmadığı ortamlar bir Müslümanın bulunacağı ortamlar değildir. Aynı şekilde tesettüre riayet edilmeyen ortamlar da Müslümanların bulunabileceği, keyiflerince eğlenebileceği ortamlar değildir.
Bu hadis bize içki içmiyor olsa dahi kişinin bulunduğu ortamda oturmasına devam etmemesi gerektiğini emrediyor. Tabi her konuda olduğu gibi bu konuda da zaruret durumu farklıdır. İçki içen kişinin niyeti ne olursa olsun sahibini temize çıkartmayacak, günahsız yapmayacaktır. İçki içmeyi masum göstermeyecektir.
Kumarda da durum böyledir. Niyeti ne olursa olsun kumar oynayan, oynanan, oynatılan, oyunu izleyen, kumardan gelen suyu, çayı ve kahveyi içen, kazananı alkışlayan kişinin günahsız olması düşünülemez. Oynanan kumarı izlemek ya da oynanan kumarın etrafında bağdaş kurup oturmak da kişiye günah olarak yeterli olacaktır. “Niyetim iyiydi. Kötü düşüncelere sahip değildim. Oynamıyordum.” diye kişi oynanan kumardan muaf olamaz, oynanan kumardan ortaya çıkan haramdan da yakasını yevmi'l kıyamette kurtaramaz.
Faiz de bundan farklı bir haram değildir. Hangi niyetle yapılırsa yapılsın faiz haramdır ve büyük günahlardan biridir. Allah ve Resulü (s.a.v.)’ne açılmış aleni bir savaştır: “Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.” (Bakara/279) Bu savaşta kişinin sahip olduğu niyet, faizi paklamaz, Allah ve Resulü (s.a.v.)’ne karşı girişilen savaşı hafifletmez ve oradan gelecek olan kazancı temize çıkarmaz. Resulüllah (s.a.v.) “Faiz yiyene, yedirene, kâtibine ve şahitlerine lanet etti.” (Müslim, Musakat 106) Hiçbir niyet, hiçbir görev, hiçbir iş, faizi Allah ve Resulü (s.a.v.)’ne açılmış bir savaş olmaktan beri kılamaz. Hiçbir niyet, aynı ortamı paylaşmak suretiyle Allah Resulü (s.a.v.)’nün okuduğu lanete uğramaktan kurtulamaz.
Zinada da durum böyledir. Hangi niyet olursa olsun kişinin işlediği zina fiilini haram olmaktan kurtaramaz. Hangi niyet bu fiili temize çıkarabilir, masum gösterebilir ki? Bu fiili işleyen kişiyi sahip olduğu hangi niyet paklayabilir ki? İşlenen zina haramdır. “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsra/32)
Puta tapmak da haramdır, saygı duymak da haramdır. Puta tapmak İslam’ın yasakladığı, şirki mucip kılan, affedilmeyen en büyük günahtır. Puta tapan, onu tazim eden kişinin niyeti ne olursa olsun bu tapınma işini şirk olmaktan beri kılmaz. Yapılan fiili masum ve günahsız kılamaz.
Bir ibadeti yerine getirirken niyet son derece önemlidir. Niyet olmadan yerine getirilen ibadetlerin değer kazanmadığını biliyoruz. Ancak sahip olunan iyi niyet, bir haramı helal kılmayacağını da bilmemiz gerekir.
Şunu bir kez daha vurgulamakta fayda umuyorum: Haram kılınmış bir fiil terk edildiğinde niyet son derece önemlidir ve gereklidir. İçki, kumar, faiz, zina, rüşvet terk edildiğinde kişinin sahip olduğu niyete göre sevap kazanma durumu vardır.
Kişi bu haramları niçin terk etti?
Allah (c.c.) rızası için dokunmadı harama, yanaşmadı isyana, tevessül etmedi şirke.
İşte bu da büyük bir sevaptır. Yüce Allah: “Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.” (Rahman/46)O halde Yüce Allah’tan korkarak hayatımıza bir çeki düzen vereceğiz. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ashabına bildirdiği şu hususlarda hesaba çekilmekten çokça korkacağız: “Helak edici yedi şeyden kaçınınız.” buyurdu. Sahabiler: “Onlar nelerdir ya Rasulüllah?” diye sordular. Rasulüllah (s.a.v.): “Allah’a ortak koşmak, sihir yapmak, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş günü kaçmak, hiçbir şeyden haberdar olmayan mümin hanımlara iftira etmektir.” buyurdu.” (Buhari, Vesaya 23, Tıp 48, Hudud 44; Müslim, İman 144)
Bu ve diğer haramların tamamından kaçınacağız. Ebu Hureyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” (Buhari, İ’tisam 2; Müslim, Hac 412, Fezail 130-131) Emredilen ibadetler elimizden geldiği kadar yerine getirmek durumundayız. Ancak haram kılınan ve men edilen davranışlara (niyete bakılmaksızın) yaklaşmak yok. Haramlardan kesinkes, ne ad altında olursa olsun uzak durmak durumundayız iki cennete ulaşmak istiyorsak.
Haram ve günahlardan uzak duran kişinin bu davranışının sevaba dönüşmesi için sahip olduğu niyet son derece önemlidir ve gereklidir. Mesela içki içmeyen birisi, haram olduğu için değil de midesine dokunduğu ya da parası yetmediği için içki içmiyorsa, içki içmemesi kendisi için sevap olarak yazılmayacaktır. Ancak bir kişi içkiyi Yüce Allah (c.c.) haram kıldığı için terk ediyorsa sevap kazanacaktır. Faizde de durum böyledir, kumarda da durum böyledir, puta tapmaktan uzak durmakta da durum böyledir. Zinaya yaklaşmamak da böyledir. Tesettüre riayet etmek de böyledir.
Müslüman her nereye giderse gitsin Müslüman olarak gider, Müslüman olarak o ortamda bulunur ve Müslüman olarak da o ortamdan ayrılır. Şayet Müslüman olarak bir ortama gider de Müslüman olarak o ortamda barınamiyorsa büyük bir sorunun varlığına işarettir bu durum. Müslüman olarak orada bulunur da Müslüman olarak oradan çıkamıyorsa yine büyük bir sorunun varlığına delalettir. Müslüman her daim Müslümandır, her yerde Müslümandır, her yere Müslüman olarak gider ve her yerden Müslüman olarak da döner. Bundan başka bir şansı yoktur kişinin.
Biz, Yüce İslam Dininin şekillendirdiği bir hayata talibiz. O yüzden her şeyin İslam’i olanını isteriz. İslam’ın emrettiklerini elimizden geldiği ölçüde yaşamak durumundayız. Çünkü biz Müslümanız, Allah’a teslim olmuş insanlarız. Müslüman olarak dünyaya gözlerimizi açtık, Müslüman olarak hayatımızı sürdürmek ve Müslüman olarak da son nefesimizi vermek zorundayız. Sahip olduğumuz niyet de bu minvalde cereyan etmelidir.
Yönetimin İslam’i olanını isteriz. Sistemin de devletin de İslam’i olanını isteriz. Eğitimin de ticaretin de muhakemenin de bireyin de toplumun da kuralın da kanunun da İslam’i olanını isteriz. Kazanmanın da yenilmenin de İslam’i olanına talibiz. Hatta Müslüman olarak ölmek en büyük arzumuzdur. Niyetimiz ve sahip olduğumuz çabamız bu yönde. Bu niyete sadakatle bağlıyız. Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.” (Al-i İmran/102) İman ettiğimize göre Yüce Allah’a karşı gelmekten de sakınmamız birinci ve öncelikli görevimizdir.
İslam, inansın inanmasın her insana, haramları alenileştirmediği müddetçe insanca yaşama hakkı tanıyan yegane dindir. Ancak bilerek yanlış yapanlara, toplumun huzurunu bozanlara, ahlaksızlığa pirim verenlere, haramdan para kazanmak isteyenlere da gerekli cezayı gözünün yaşına bakmadan veren bir dindir.
O yüzden sütü bozuk olan, ahlaksızlıktan kazanan, bozgunculuk çıkararak fitne ve fesattan nemalanan, harama dalan kişiler İslam’ın devlet bazında hükümran olmasını, insanları sevk ve idare etmesini, niyetlerinin İslami olmasını istemezler. Çünkü İslam sisteminde ahlaksızlara yer yoktur.
Gün gelecek hesabı olacak her şeyin. Yaptıklarımızın da düşündüklerimizin de. Sahip olduğumuz niyetin de…
Gün gelecek, gerçek ortaya dökülecek yaptığımız tüm iş ve işlemlerin.
Gün gelecek gizli kapaklı bir şey kalmayacak ortada. Kimin hangi işe hangi amaçla, hangi niyetle el attığı, karşı çıktığı veya canı pahasına da olsa savunduğu ortaya çıkacak.
Gün gelecek kimin, neyi, niçin yaptığı, amacının ve niyetinin ne olduğu, neye matuf olduğu açıklığa kavuşacak. Ben sen bilmezsek de bu gerçek günün birinde mutlaka ortaya çıkacaktır.
Sen, yanlış yapma yeter.
Sen, yanlışı düşünme, yanlış bir niyete sahip olma, haramları ileri sürme yeter.
Sen, yanlışa sahip çıkma, iyi niyetini her daim koru yeter.
Dünya bir imtihan alanıdır. Kimisi imtihanı kazanmak için çalışır kimisi de imtihanı umursamadan bir hayat sürdürür.
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Mehmet Nuri BİNGÖL
Nur Dersine Gidişim
Hasan KARADEMİR
Pireye Kizip Yorgan Yakmak
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Songül KARAMAN
Dergah-ı Mevlânada
Ömer Naci Yılmaz
Demokrasi Rezaletleri
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Halil MERT
Milli Savunma Sanayii’nin Görünmeyen Cephesi
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Seyfettin BUDAK
Yorgun olan insan mı, yoksa içinde yaşadığı sistem mi?
Adnan ÖZ
Dünya kupasında hüsran yaşadık!
Recep YAZGAN
Akışa yön veren gençlik nasıl yükselecek!
Öztürk Samuk
Son Yüzyılın Etkili Liderleri
Eyüphan KAYA
Kürtler Ülkemizin Sigortasıdır
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
Kadir Erol
İnsanı İzlemek!
Hüseyin KURT
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Özlem Gürbüz
Adalet Ve Sorumluluk Dengesi
Ravza ZEYBEK
Zehirli Baldır Söyleme
Ahmet SAĞLAM
Birlik Ve Beraberlik
Aydın BENLİ
ANTİMADDE
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)